İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 OCAK 2017

AB GÜNDEMİ: AB Konseyinin Başında Malta: Dönem Başkanlığı Öncelikleri ve Türkiye

AB Konseyinin Başında Malta: Dönem Başkanlığı Öncelikleri ve Türkiye

1 Ocak 2017 tarihinde Malta, AB Konseyi dönem başkanlığını Slovakya’dan devraldı. 2004 yılında AB üyesi olan, 2007 yılında Schengen Alanı’na, 2008 yılında ise Avro Alanı’na dâhil olan Malta, AB Konseyi dönem başkanlığını ilk kez üstleniyor. 420 bin kişilik nüfusu ile AB’nin en küçük üye ülkesi olan Malta, Kuzey Afrika’dan AB’ye giden göç akınlarının kontrol edilmesi açısından önemli bir geçiş merkezi konumunda. Malta Dönem Başkanlığı,  Hollanda ve Slovakya’nın da yer aldığı Üçlü Başkanlığın (Trio) son halkasını oluşturuyor. AB dönem başkanlığını altı ay süreyle yürütecek olan Malta, bu görevi 1 Temmuz 2017 tarihinde Estonya’ya devredecek.

Malta’nın 2017 Dönem Başkanlığı’nın Öncelikleri

Malta, AB’nin sürücü koltuğunda bulunacağı altı aylık süre için göç krizi, Tek Pazar, güvenlik, sosyal içerme, AB’ye komşu bölgeler ve denizcilik alanlarında bir dizi öncelik belirledi.

Göç krizi

Göç krizinin ele alınması konusunda, Malta’nın başlıca önceliğini halen üye ülkeler tarafından kabul edilen düzenlemelerin yürürlüğe koyulması oluşturuyor. Maltalı yetkililer bu çerçevede, AB vatandaşların isteklerinin dikkate alınması ve AB’nin bu konuya acilen odaklanması gerektiğini vurguluyor. Bu bağlamda, Ortak Avrupa İltica Sistemi’nin güçlendirilmesi ve sığınmacıların üye ülkeler arasında paylaşımının daha adil bir şekilde yönetilmesi gerektiği belirtiliyor. Aynı zamanda, üye ülkelerin Dublin düzenlemeleri kapsamında sorumluluklarının yeniden masaya yatırılmasının da diğer bir gündem maddesi olacağı söylenebilir. Bu alanda Malta’nın Slovakya Dönem Başkanlığı’nın çalışmalarını devam ettirmesi öngörülüyor. Avrupa İltica Destek Ofisi’nin işlevsel bir Avrupa ajansına dönüştürülmesi ve Ortak Avrupa İltica Sistemi’nin reforme edilmesi de Malta’nın bu alandaki hedefleri arasında. AB’ye göç akınlarındaki son gelişmeler dikkate alınarak, halen AB’de bulunan 160 bin sığınmacının yeniden yerleştirilmesine ilişkin kuralların yürürlüğe koyulması öngörülüyor.

Tek Pazar

Tek Pazar’ın Avrupa projesinin en önemli getirilerinden biri olduğunu görüşünden hareketle, Malta’nın bu alandaki dönem başkanlığı önceliklerini Dijital Tek Pazar’ın geliştirilmesi ve enerji iç pazarının tamamlanması oluşturuyor. Söz konusu çalışmaların gerçekleştirilmesi durumunda AB ekonomileri, şirketleri ve hane halklarına önemli faydaların sağlanabileceği ifade ediliyor.  Malta ayrıca, dönem başkanlığı süresince Sermaye Piyasaları Birliği’ne daha fazla odaklanacağının sinyallerini veriyor.

Malta, dijital alanda Avrupa çapında dolaşım ücretlerinin kaldırılması ve AB’nin tüm köy, şehir ve bölgelerine ücretsiz kablosuz internet bağlantısının sağlanması gibi birtakım öncelikli hedefler belirlemiş durumda. Bunlara ek olarak, diğer bir AB ülkesinden ürün ve hizmet satın alan tüketicilerin herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmaması için çalışmaların yapılması öngörülüyor. Görüldüğü gibi, tüketici haklarının korunması, Malta Dönem Başkanlığı’nın önem verdiği bir alan olarak dikkat çekiyor. AB’de reel ekonomiye en çok katkı sağlayan KOBİ’lere daha fazla desteğin sağlanması ve özellikle Sermaye Piyasaları Birliği kapsamındaki fon kaynaklarından yararlanılması da altı çizilen konular arasında. Önceki dönem başkanlıkları gibi büyüme ve istihdamın sağlanmasının da tüm AB üye ülkeleri halen önemli bir öncelik olduğu ifade ediliyor. Bu çerçevede Stratejik Yatırım için Avrupa Fonu’nun fon kapasitesinin artırılması öngörülüyor.

Malta Dönem Başkanlığı’nın enerji alanındaki öncelikli hedefleri arasında enerji verimliliği paketinin gözden geçirilmesi ve tüm AB vatandaşlarının enerji kaynaklarına eşit şekilde erişiminin sağlanması bulunuyor.

Güvenlik

AB’de son zamanlarda yaşanan terör saldırıları, Malta Dönem Başkanlığı’nın güvenlik alanındaki önceliklerinin tonunu büyük ölçüde belirlemiş durumda. Terör saldırılarında görülen artış nedeniyle güvenlik konusunda yapılacak çalışmaların dönem başkanlığının mesainin önemli bir bölümünü alabileceği söylenebilir. Bu çerçevede vatandaşların etkin güvenliğinin sağlanmasının AB’nin öncelikleri arasında yer aldığına dikkat çekiliyor. Bunun yanında Malta Dönem Başkanlığı’nın, bir yandan AB’nin temelinde yer alan değerleri teşvik ederken bir yandan da küresel ve bölgesel zorlukların ele alınması için somut öneriler geliştirilmesine katkıda bulunacağı mesajı veriliyor. Bu kapsamda Avrupa Dış İlişkiler Servisi ile yakın işbirliği içerisinde, etkin bir diplomasinin geliştirilmesi öngörülüyor. Bu çerçevede, özellikle Fransa ve Almanya’nın desteğiyle küresel teröre karşı etkin bir mücadelenin gerekliliğine dikkat çekiliyor. Buna ek olarak, AB Seyahat Bilgi ve İzin Sistemi (ETIAS) ve AB Kamu Savcılığı girişimlerinin ilerletilmesi öngörülüyor.

Sosyal içerme

Sosyal politika, Malta Dönem Başkanlığı’nın öncelikli olarak odaklanacağı alanlardan bir diğeri. Malta Dönem Başkanlığı’nın bu çerçevedeki öncelikleri kapsamında , sosyal ortaklar, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar ile çalışmaların yürütüleceği; toplumsal cinsiyet eşitliği, azınlıklar ve diğer hassas grupların hakları alanlarında ilerleme kaydedilmesi için gerekli adımların atılacağı belirtiliyor.  Kadın hakları alanında, kadınların istihdama katılımın artırılması ve borsalarda işlem gören şirketlerin üst kademe yönetiminin toplumsal cinsiyet eşitliğini yansıtan şekilde düzenlenmesi dikkat çeken hedefler arasında. AB’de LGBTİ hakları alanındaki gelişmeler ışığında ise bakanlar düzeyinde bir konferansın düzenlenmesi öngörülüyor.

AB’ye komşu bölgeler

AB’nin güvenliği ve iktisadi gelişiminin, komşu olduğu bölgedeki gelişmelere bağlı olduğunu vurgulayan Malta Dönem Başkanlığı, Akdeniz’in güneyindeki ülkelerin silahlı çatışma, terör, siyasi istikrarsızlık ve radikalleşme gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya olduklarına dikkat çekiyor.  Bu kapsamda Malta Dönem Başkanlığı’nın AB’ye komşu bölgelerde istikrarın pekiştirilmesine yönelik çalışacağı ve AB Küresel Stratejisi’nin AB’nin etkili bir küresel aktör olması için önemli bir referans kaynağı olacağı kaydediliyor.

Malta’nın coğrafi konumu gereği önümüzdeki altı aylık süreçte AB’nin güneyindeki komşularına; özellikle Akdeniz’in güneyinde ülkelere odaklanması öngörülüyor. Bu alandaki hedefler arasında; AB’nin Libya’nın istikrarın, Tunus’ta ise demokratik geçiş sürecinin sağlanmasına destek vermesi bulunuyor. İsrail ve Filistin arasındaki Orta Doğu Barış Süreci konusunda da gerek AB tarafından gerek uluslararası kamuoyu çerçevesinde yürütülen çabaların destekleneceği açık bir dille ifade ediliyor. Göç akınları ve mülteci krizi ile adeta özdeşleşen Suriye krizi konusunda ise uluslararası çabaların destekleneceği kaydediliyor. Bu alanda üye ülkeler arasında ortak bir görüşün oluştuğu söylenebilir. Terör örgütü IŞİD ile mücadele ve Suriye’de kalıcı bir siyasi çözümün sağlanabileceği belirtiliyor. AB’nin doğusunda yer alan komşularından Ukrayna’da süregelen krize de değinen Malta Dönem Başkanlığı, gerek Rusya gerek Ukrayna ile diplomatik istişarelerin devam edeceğine işaret ediyor. Buna karşılık Rusya’ya yönelik nasıl bir tutum sergileneceği, özellikle yaptırımların devam edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Denizcilik

Bir ada ülkesi olarak Malta, son öncelik alanını denizcilik olarak belirledi. Malta’nın dönem başkanlığı öncelikleri arasında, AB’nin önümüzdeki dönemde deniz ve okyanuslara daha da bağımlı olacağından hareketle, AB Entegre Denizcilik Politikası çerçevesinde denizcilik sektörünün sürdürülebilirliği ve gelişmesinin önemi üzerinde duruluyor. Mavi Büyüme Girişimi (Blue Growth Initiative)  kapsamında yüksek değerli istihdam olanaklarının sağlanmasının büyümeye ve rekabet gücüne katkıda bulunabileceği belirtiliyor.

Bu çerçevede, Uluslararası Okyanus Yönetişimi kapsamında uluslararası okyanus yönetişim çerçevesi ve okyanusların sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla daha etkin, kapsamlı ve uyumlu bir AB politikasının geliştirilmesinin gerektiğinin altı çiziliyor. Buna ek olarak, Batı Akdeniz Havza Girişimi’nin başlatılması da diğer bir hedef olarak yer alıyor. Malta’nın son derece önemli bir deniz filosunun olduğunu da bu aşamada belirtmek gerekir.

Malta Dönem Başkanlığı’nda Türkiye’yi Neler Bekliyor?

Malta, Türkiye’nin AB üyelik perspektifine destek veren ülkeler arasında. Malta Başbakanı Joseph Muscat, Aralık 2015’de yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin AB için bir “stratejik ortak” olduğunu belirterek, Malta’nın Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediğini belirtmiş ancak üyelik müzakereleri çerçevesinde bulunan tüm kriterlerin yerine getirilmesinin önemine işaret etmişti. Maltalı yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda, Malta’nın 2017 yılının ilk yarısında sürdüreceği dönem başkanlığı sırasında Türkiye’nin katılım müzakerelerinde yeni fasılların açılmasını olası görmediklerini dile getirmeleri dikkat çekiyor. Bunların yanında, Kıbrıs’ta çözüme destek veren Malta, BM gözetiminde sürdürülen müzakere sürecinin başarıyla sonuçlanması halinde, gerekli hazırlıkların yapılması için çalışmaya hazır olduğunu dile getiriyor. Malta Dönem Başkanlığı sırasında mülteci uzlaşısının sürdürülmesinin ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelere başlanmasının Türkiye-AB ilişkileri açısından en önemli gündem maddelerini oluşturması beklenebilir.

Gümrük Birliği müzakereleri çerçevesinde atılacak adımların Türkiye ile AB arasındaki ticari ilişkilere olumlu bir şekilde yansıyacağı bilinmekle beraber, taşımacılık kotaları gibi süregelen sorunların aşılması için dikkate alınması gereken bir fırsat olarak görüldüğü söylenebilir. Bu çerçevede Dünya Bankası ve Avrupa Komisyonu tarafından yapılan araştırmalara göre Gümrük Birliği’nin geliştirilmesinin aynı zamanda taraflara yeni istihdam olanakları sunacağı da belirtiliyor. Dolayısıyla, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi alanında yaşanacak ilerlemelerin de Türkiye-AB ilişkilerinin 2017 yılında yeniden canlanmasına yardımcı olabileceği söylenebilir.

Diğer önemli bir işbirliği konusu ise mülteci krizi olarak görülüyor. Bu alanda taraflar arasında Mart 2016’da varılan mutabakatın devam edeceği ve pekiştirilmesi için yeni alanların inceleneceği ifade ediliyor. Söz konusu alanda kalıcı ve daha kapsamlı bir işbirliğinin sağlanmasının göç akınlarını daha iyi yönetmekte yararlı olacağını hatırlatmak gerekir. Hızla değişen bir dünyada, bu alanda ve diğer alanlarda da görüldüğü gibi işbirliğinin geliştirilmesi ve karşılıklı güvenin sağlanmasının gerek AB gerek Türk vatandaşlarının da yararına olacağı ifade edilebilir.

Deniz Servantie, İKV Uzman Yardımcısı