İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-28 ŞUBAT 2017

AB GÜNDEMİ:AB Ekonomisi Çalkantılı Denizlerde Seyrine Devam Ediyor

2017 Kış Ekonomik Tahmin Raporu:  AB Çalkantılı Denizlerde Seyrine Devam Ediyor

AB ekonomisi halen dalgalı sularda seyretmesine rağmen geçtiğimiz yıl yaşadığı birçok zorluğa göğüs germeyi başardı. AB 2016’nın ikinci yarısında beklenenden daha yüksek bir performans sergileyerek 2017’ye güçlü bir başlangıç yaptı.  AB’nin geçen yıl gösterdiği ekonomik performans gelecek dönem beklentilerini de olumlu yönde etkiliyor. Avrupa Komisyonu AB’nin başta büyüme olmak üzere geçen yılki performansını göz önüne alarak önümüzdeki döneme ilişkin büyüme tahminlerini hem Avro Alanı hem de AB için sonbahar dönemindeki tahminlerine kıyasla yükseltti.

Bütün Üye Ülkelerin Ekonomileri Büyüyor

Avrupa Komisyonunun yayımladığı 13 Şubat 2017 tarihli Kış Dönemi Ekonomik Tahmin Raporu’nda belirtildiği gibi,  AB geçen yıl olumsuz küresel gelişmelere karşı dayanıklılık gösterdi. AB’de ekonomik toparlanmanın bu yıl ve önümüzdeki yıl da sürmesi bekleniyor. Avrupa Komisyonunun tahminine göre Avro Alanı GSYH’sinin 2017’de yüzde 1,6 ve 2018’de yüzde 1,8 artması öngörülüyor. Kasım ayında yayımlanan Sonbahar Dönemi Ekonomik Tahmin Raporu’na göre AB’nin büyüme tahminlerinin 2017’de yüzde 1,5,  2018’de yüzde 1,7 olduğu göz önüne alındığında yeni tahminlerin biraz daha iyimser olduğu izleniyor.

Enflasyonun, son 2 yıldır çok düşük düzeyde seyrederken son dönemde Avro Alanı’nda artış gösterdikten sonra bu yıl ve gelecek yıl yükselmesi bekleniyor. Ancak bu artış henüz hedef seviye olan orta vadede yüzde 2’ye yakın düzeye ulaşmadı. Oynak seyreden enerji fiyatları haricindeki çekirdek enflasyonun sadece kademeli olarak artacağı tahmin ediliyor.  Genel olarak Avro Alanı’nda enflasyonun 2016’da yüzde 0,2’den 2017’de yüzde 1,7’ye ve 2018’de ise yüzde 1,4. AB’de ise 2016’da yüzde 0,3’ten 2017’de yüzde 1,8’e ve 2018’de yüzde 1,7’ye yükseleceği tahmin ediliyor. 

Özel tüketimin, istihdamda sağlanan artışın da desteğiyle, büyümenin temel itici gücü olmayı sürdürmesi bekleniyor. Bununla birlikte artan enflasyonun hane halkının satın alma gücünü sınırlaması nedeniyle gelecek yıl özel tüketimin azalması öngörülüyor.

Yatırımlarda da artış bekleniyor, ancak bunun yavaş bir şekilde, düşük finansman maliyetleri ve güçlenen küresel ekonomik faaliyetler gibi birçok faktörün etkisiyle gerçekleşmesi bekleniyor. Avrupa Yatırım Planı kapsamında desteklenen projelerin de onay sürecinden geçip uygulamaya girmesiyle birlikte kamu ve özel sektör yatırımlarını desteklenmesi öngörülüyor. Genel olarak, Avro Alanı’nda yatırımların bu yıl yüzde 2,9 iken gelecek yıl yüzde 3,4’e yükseleceği tahmin ediliyor. AB’de ise bu oranların 2017 ve 2018’de sırasıyla yüzde 2,9 ve yüzde 3,1 düzeyinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Buna rağmen 2000-2005 döneminde yüzde 22 olan yatırımların GSYH’ye oranının 2016’da yüzde 20 düzeyinde olduğu düşünüldüğünde bu oranın olması gereken değerin altında kaldığı görülüyor. Yatırmalardaki süregelen zayıflık toparlanmanın ve ekonomik büyümenin sürekliliği konusunda şüphe yaratıyor.

İstihdam artışı gücünü sürdürürken işsizlik oranı da kriz öncesi dönemdeki seviyeleri yakalayamamasına rağmen azalmaya devam ediyor. Birçok üye ülkede gerçekleştirilen geniş kapsamlı yapısal reformlar sayesinde ekonominin iyiye gitmesinin işgücü piyasaları üzerinde güçlü bir şekilde olumlu etkisinin olması bekleniyor. İstihdam oranındaki artışın güçlü, ancak 2017 ve 2018’de 2016’da olduğundan daha az dinamik olması bekleniyor. Avro Alanı’nda işsizlik oranının daha fazla azalması ve 2016’da yüzde 10’dan bu yıl yüzde 9,6’ya ve 2018’de yüzde 9,1’e inmesi bekleniyor. AB’de ise işsizliğin 2016’da yüzde 8,5 iken 2017’de yüzde 8,1’e ve gelecek yıl da yüzde 7,8’e düşeceği tahmin ediliyor. Söz konusu oranlar 2009’dan beri kaydedilen en düşük seviyeler ancak yine de kriz öncesi düzeylerin üzerinde seyrediyor.

Bütçe açığı ve kamu borcunun GSYH’ye oranının 2017 ve 2018’de azalması bekleniyor. Avro Alanı kamu açığının geçen yıl GSYH’nin yüzde 1,7’sinden bu yıl ve gelecek yıl GSYH’nin yüzde 1,4’üne ineceği tahmin ediliyor. Kamu borcunun GSYH’ye oranının aşamalı olarak 2016’da yüzde 91,5’ten 2017’de yüzde 90,4’ne ve 2018’de ise yüzde 89,2’ye inmesi bekleniyor.

Her ne kadar AB’de büyümenin devam edeceği beklentisi yüksek ise de başta yeni ABD yönetiminden kaynaklanabilecek olağanüstü riskler de varlığını hissettiriyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve gelmesiyle ülkedeki yeni yönetimin temel politika alanlarındaki hedeflerinin neler olacağına ilişkin yüksek belirsizlik hâkim. Britanya’nın AB’den ayrılma süreci de diğer bir belirsizlik unsuru. Britanya ve ABD’den kaynaklanan belirsizliklerden başka, Avrupa’da çeşitli ülkelerde yapılacak seçimler, Yunanistan’ı kurtarma programı ve İtalyan bankalarının mali durumuna ilişkin belirsizlikler de AB ekonomisi için riskler olarak varlığını sürdürüyor.

Avrupa Komisyonunun Mali İstikrar, Mali Hizmetler ve Sermaye Piyasalarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis ekonomik iyileşmenin art arda 5 yıldır sürdüğüne işaret ederek, bu belirsizlik dönemlerinde AB ekonomilerinin rekabet güçlerini sürdürebilmelerinin ve değişen koşullara uyum sağlayabilmelerinin önemine vurgu yaparak bunun için sürekli olarak yapısal reformların gerçekleştirilmesinin gerektiğini belirtti. Kapsayıcı büyümenin önemine de işaret eden Dombrovskis büyümenin toplumun her kesimi tarafından hissedilmesinin sağlanması gerektiğini belirtti. Dombrovskis ayrıca düşük seyreden enflasyon oranındaki artışla birlikte mevcut parasal politikayla sağlanan itici gücün sürmesinin beklenemeyeceğini, yüksek kamu açıkları ve kamu borçları olan ülkelerin ekonomik şoklara dayanıklı hale gelebilmeleri için bunları aşağı çekmeleri gerektiğini ifade etti.

Avrupa Komisyonunun Ekonomik ve Mali İşler, Vergilendirme ve Gümrüklerden Sorumlu Üyesi Pierre Moscovici de AB ekonomisinin birçok kere şoklara karşı dayanıklı olduğunu ifade etti. Büyümede artış kaydedilmeye devam edildiğini belirten Moscovici, işsizliğin ve bütçe açığının azalma eğilimde olduğunu, buna karşın belirsizliğin yüksek olması nedeniyle her zamankinden daha fazla, büyümeyi destekleyecek bütün politika araçlarının kullanılması gerektiğine işaret etti. Üye ülke liderlerine seslenen Moscovici, başta yüksek kamu açığı ve kamu borcu bulunan ülkeler olmak üzere ülkelerin ekonomik şoklara dayanıklı olmak amacıyla rekabet güçlerini korumalarının ve değişen koşullara uyum sağlamalarının önemine işaret etti.

Türkiye Ekonomisine İlişkin Tahminler

Avrupa Komisyonunun 2017 tahmin raporunda aday ülkeler bölümünde Türkiye’ye ilişkin değerlendirmelere de yer veriliyor.

Raporda, 2016’nın üçüncü çeyreğinde Türkiye ekonomisinin son yedi yıldır ilk defa olarak küçüldüğü belirtiliyor. Büyümenin 2016’da yüzde 2,2 oranında gerçekleştiği tahmin edilirken, 2017’de yüzde 2,8 ve 2018’de ise yüzde 3,2 oranında büyüme bekleniyor. Türk Lirasının değer kaybetmesinin ihracatta artış sağlanmasına katkı sağladığı belirtiliyor. Buna karşın TL’nin kontrolsüz olarak değer kaybetmesinin ekonomik risk yaratması ihtimali bulunduğuna dikkat çekiliyor. 

Türkiye’de 2016 yılı üçüncü çeyrekte kamu harcamaları büyümeye katkı yapan tek harcama kategorisini teşkil etti.  Tüketici güveni geçen yıl Ağustos ayından bu yana azalarak düşük seviyelere ulaştı. İş dünyasına güven ise 2016’da düşmeye devam ederek gözlemlenen tüketim harcamalarındaki geçen yılın sonundaki azalışı doğrular nitelikte gelişti. 

Yükselen ekonomilerdeki belirsizlik ortamı yatırımlara da olumsuz yansıyor. AB’nin ekonomik tahmin raporunda bu durumun etkisi özellikle güvenlik sorunları, siyasi belirsizlik ve düşük tasarruf oranlarına sahip bulunan Türkiye’yi de etkilediğine dikkat çekiliyor. Bunun sonucunda gayrisafi sabit sermaye oluşumunun 2017’de GSYH artışında en önemli faktör olması bekleniyor. 2017’de başkanlık sistemine ilişkin referandumla birlikte bu yılın ortasında siyasi belirsizliğin azalması sonucunda iç piyasada özel tüketimin yavaş bir şekilde artması ve bunun gelir artışını desteklemesi bekleniyor. Enflasyonun ise TL’nin değer kaybetmesinin etkisiyle artacağı tahmin ediliyor. 2016’da asgari ücrette sağlanan artışın ise büyümede artış yerine enflasyonu beslediğine dikkat çekiliyor. 

Genişleyici makroekonomik politikalar ve kamu finansmanındaki artış eğilimi nedeniyle kamu harcamalarının da artacağı tahmin ediliyor. Vergilendirmede yeniden yapılandırmanın etkisiyle geçen yıl kamu açığında çok fazla artış kaydedilmedi. Hükümetin yeni bütçede kamu açığını 2016’da GSYİH’nin yüzde 1,1’i, 2017’de yüzde 2’si  oranında öngördüğüne işaret edilerek, genişlemeci politikalara karşılık kamu gelirinin düşük olması nedeniyle ekonominin canlandırılması amacıyla hükümet tarafından daha fazla teşvik sağlanmasının beklendiği belirtiliyor.

Sema Gencay Çapanoğlu, İKV Kıdemli Uzmanı