İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 MART 2017

AB GÜNDEMİ: AB, Emisyon Ticaretinde Sınıfı Geçti mi?

AB, Emisyon Ticaretinde Sınıfı Geçti mi?

15 Şubat 2017 tarihinde AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)’nin 2021-2030 uygulama dönemine ilişkin reformlar kabul edildi. AB ETS üzerine getirilen yeni reformlar üretimi en fazla fosil yakıta dayalı olan AB üye ülkesi Polonya’nın itirazına rağmen onaylandı. Bilindiği üzere, karbon kullanımı üzerine fiyat koyma çalışmaları, Kyoto Protokolü kapsamında uygulanmaya başlandı. Dünya Bankası verilerine göre, küresel çapta yaklaşık 40 ülke ve 20’den fazla şehirde emisyon ticareti ya da karbon vergisi gibi farklı türde uygulamalar kullanılıyor. Mevcut haliyle uygulanmakta olan ETS’ler ve karbon vergisi uygulamaları, toplam küresel emisyonların yüzde 13’ünü (7Gt karbondioksit eşdeğeri) oluşturuyor. Aynı şekilde, Paris Anlaşması’nın uygulanmasına yönelik ülkelerin sunduğu ulusal katkıların ya da INDC’lerin (Intended Nationally Determined Contribution) 101 tanesinde karbon fiyatlandırma uygulamalarına rastlanmakta ve bu çalışmalar küresel emisyonların yüzde 53’ünü oluşturuyor.

2005 yılında faaliyete geçen AB ETS ise uygulama alanı bakımından dünyadaki emisyon ticaret sistemlerinin en büyüğü olma özelliğini taşıyor. Genel tanımda; AB ETS’nin işleyişini şu şekilde özetlemek mümkün. Sisteme dahil olan sanayi tesisleri ve enerjiyi yoğun kullanan tesisler için azami emisyon izinleri bulunuyor. AB üyesi ülkeler, ülke içindeki ilgili tesislere emisyon hakkı (allowance) veriyor. Sistemin temel ilkesini oluşturan kısımda ise, yıl sonunda bu izinleri aşmayan tesisler, aşan tesislere, artakalan emisyon miktarlarını satabiliyor. Yine genel bir tanımda; karbon fiyatlandırması, o yılki pazardaki arz-talebe göre değişebiliyor. Karbon vergisi uygulamasını ise doğrudan fosil yakıt kullanım miktarına göre ton başına ödenen vergi olarak tanımlayabiliriz.

AB ETS, aynı zamanda Avrupa Komisyonu tarafından iklim değişikliği ile mücadele politikasının temel çalışma alanı olarak açıklanıyor. 4 Kasım 2016 tarihinde yürürlüğe giren Paris Anlaşması için sunulan, 1990 yılına kıyasla 2030 yılında emisyonlarda yüzde 40 oranındaki azalma hedefine ulaşılması için de AB ETS önemli bir hareket alanı olarak karşımızda.

Komisyonun Ocak 2014 Önerileri ve Reform Süreci

AB ETS reformunun hayata geçirilme nedenlerinin başında, 2008 yılı kriziyle beraber, AB ETS’de arzın artması ve böylelikle karbon fiyatlarının düşmesi geliyordu. Başka bir ifadeyle, karbon fiyatının düşmesiyle, tesis sahipleri kotalara uymak yerine emisyonları artırıcı seçeneklere doğru yönelmişti. Ekonomik ve mali kriz ile birlikte gelişen karbon fiyatlarındaki dengesiz seyirlerin ve ülkelerin ekonomik krizle beraber oluşan kırmızı hatlarının belirginleşmeye başladığı dönemde Komisyon tarafından ek tedbirler gündeme alındı.  

Avrupa Komisyonunun soruna yönelik ilk adımı aslında 12 Kasım 2012 tarihinde AB ETS’nin üçüncü uygulama dönemi olan 2013-2020 döneminde değişikliğe gidilmesi talebi ile, 900 milyon ton emisyon izninin 2019-2020 dönem aralığına erteleyen ve böylece karbon fiyatlarını yukarı çekme hedefiyle hazırlanmış “Geri Çekme” (Back-Loading) taslağı ile atılmıştı. Bu reform pek etkili olmadı. Avrupa karbon pazarındaki fiyat dengesizliğini çözüme kavuşturma ile yakından ilgili ikinci girişim, Komisyonun 2014 yılının başında “22 Ocak önerileri” içinde belirlenmişti. Öneriler, “Geri Çekme” modeli gibi kısa vadeli bir çözümden ziyade uzun vadeli yapısal reform paketi niteliğinde gündeme alındı. 22 Ocak’taki öneri içinde Pazar İstikrar Rezervi (Market Stability Reserve, MSR) ile beraber 2030 İklim ve Enerji Paketi (1990 yılına göre emisyonlarda yüzde 40 azaltım) açıklandı.

AB ETS Reformu (MSR) Neler Getiriyor?

Reformlarla AB ETS dâhilindeki kirletme izinlerine ilişkin fiyatların aşırı oranda düşmesine ve fiyat dengesizliğine yol açan fazla izinlerin, MSR havuzunda toplanması amaçlanıyor. 2021-2030 döneminde uygulanacak reformlar kapsamında, MSR’de toplanan karbon ödenek sayısı iki katına çıkarılıyor ve belli bir sınıra ulaşmasının ardından otomatik olarak belli miktardaki ödenekler iptal ediliyor. Ayrıca yıllık açık artırmada karbon kredisi 2021 yılından itibaren yüzde 2,2’ye çekiliyor.

Söz konusu reform çalışmasının, 2008 yılından itibaren devam eden AB ETS’ye yönelik eleştirilerin yumuşatılması açısından ne derece etkili olacağı, uluslararası ortamda olduğu kadar Brüksel’de de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Nitekim havacılık sektöründeki sektörel reaksiyonların dışında, AB ETS’nin Paris Anlaşması’nın uygulanmasında yetersiz bir plan çizdiğini düşünen kesimin mesajları hissedilir boyutta. Mevcut süreçte, sistemin daha etkin kılınması ve özellikle karbon fiyatlarının istenilen seviyeye çekilmesi amacıyla yapılan reform çalışmasının AB Liderler Zirvesi’nde ele alınması bekleniyor. Fiyat dengesizliklerinin giderilmesinde MSR gibi mekanizmaların işleyişinin sürdürülebilir kılınmasının ötesinde, pazardaki güven ortamının oluşturulması en önemli öncelik.

Havacılık sektörünün geleceği ise AB ETS dâhilinde ele alınması gereken bir diğer önemli konu. Havacılık sektörü ve AB ETS dâhilindeki tartışmalar Avrupa Komisyonunun 2012 yılının başında büyük tartışmalara neden olan bir değişiklik önerisiyle gündeme gelmişti. Bilindiği üzere, 1 Ocak 2012 tarihi itibarıyla AB hava sahasını kullanan havayolu şirketleri, AB ETS dâhilinde emisyonlarından sorumlu tutulmuştu. Ancak Avrupa Komisyonunun bu teklifi, özellikle havayolu şirketlerinin baskısı ile uzun sürmedi ve emisyonları belli bir süre erteleyen “Stop the Clock” düzenlemesi ile uluslararası eleştiri ortamını yumuşatma kararı alınmıştı. 4 Ekim 2013 tarihinde Uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonunun (International Civil Aviation Organization, ICAO) arabuluculuğunda 2016 yılına kadar kabul edilip, 2020 yılında uygulamaya geçecek “küresel bir mekanizmanın” oluşturulması kararı alınmıştı. Nitekim geçtiğimiz yıl yapılan ICAO’nun 39’uncu Genel Kurulu’nda bu tür bir mekanizmaya imkân verecek küresel bir anlaşma kabul edildi. Anlaşma, küresel anlamda ilk havacılık anlaşması olarak hayata geçecek. Anlaşma ile Küresel Piyasa Temelli Tedbir (Global Market Based Measure) başlığı altında bir mekanizma kurulacak. İlk pilot uygulamanın 2021 yılında, ilk uygulamanın ise 2024 yılında başlatılması planlanıyor. Türkiye de anlaşma kapsamına giren ülkelerden biri olacak.

Türkiye AB ETS’ye Paralel Gidiyor

Türkiye, henüz AB üyesi olmadığı için AB ETS uygulamalarına tabi olan bir ülke değil. Mevcut süreçte, Türkiye’de işleyebilen tek mekanizma olan gönüllü karbon piyasası kapsamında yürütülen projelerle toplam 20 milyon ton CO2 eşdeğeri azaltım yapıldığı açıklandı. Ancak Türkiye’de Dünya Bankası ile ortak bir çalışma etrafında yürütülen Karbon Piyasalarına Hazırlık Ortaklığı Projesi (Partnership for Market Readiness, PMR) çerçevesinde ulusal karbon pazarının oluşturulması çalışmalarının ilk adımı atıldı. Hatta karbon pazarının oluşturulması hedefi AB ETS’ye uyum kapsamında ele alınıp ve ilk ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı içinde belirlenen bir hedef olarak sunuluyor. PMR Projesi dâhilinde belirlenen 3 pilot sektör (çimento, rafineri ve elektrik) üzerinden Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik’in uygulanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor. Yönetmeliğin aynı zamanda AB ETS sektörlerini de içerdiğini ekleyelim.

Türkiye’de AB ETS’ye uyum çalışmaları sektörel boyutta devam ederken, havacılık sektörü de Türkiye adına AB’ye uyum kapsamında ele alınması gereken sektörlerden biri. Bu noktada özellikle AB-ICAO hattında alınan kararların takip edilmesi önemli.

İlge Kıvılcım, İKV Uzmanı