İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 MART 2017

AB GÜNDEMİ: 50’nci Madde Devrede: Brexit Sürecine Dair Bilinmesi Gerekenler

50’nci Madde Devrede: Brexit Sürecine Dair Bilinmesi Gerekenler

Lordlar Kamarası, Britanya’nın AB’den ayrılmasını resmen başlatmaya izin veren tasarıyı 13 Mart 2017 tarihinde onaylamıştı. Böylece Britanya Hükümeti, Lizbon Anlaşması'nın 50’nci Maddesi’nin öngördüğü şekilde AB’ye ayrılık niyetini bildirme yetkisine sahip oldu. Tasarının onaylanmasıyla birlikte Başbakan Theresa May gerçekten de hızlı hareket ederek süreci başlattı. Britanya Başbakanı Theresa May tarafından imzalanan AB’den ayrılma mektubu 29 Mart 2017 tarihinde resmen AB Konsey Başkanı Donald Tusk’a sunuldu. Her şey takvime uygun şekilde ilerlerse, müzakerelerin iki yıl sürmesi ve Britanya’nın Mart 2019'da birlikten ayrılması bekleniyor. Ancak, bu sürenin uzaması da muhtemel. Her iki tarafı da zorlu bir mücadele süreci bekliyor.

Britanya AB’den Ayrılma Başvurusunu Resmen Yaptı

Hatırlanacağı üzere, Britanya’da geçtiğimiz haziran ayında yapılan referandum sonucu halkın yüzde 52’si AB’den ayrılma yönünde oy kullanmıştı. Brexit referandumu sonrası önce Yüksek Mahkeme Brexit yasa taslağının Parlamentonun onayından geçmesine karar vermiş, ardından tasarı Parlamentonun üst kanadı olan Lordlar Kamarası'nda iki farklı değişikliğe uğramıştı. Lordlar Kamarası, Brexit kararını ilk sunulduğu haliyle onaylamamış ve değişiklik yapılması için Parlamentoya göndermişti. İsteği Britanya’daki AB vatandaşlarının oturma haklarının güvence altına alınmasıydı. Bununla beraber Lordlar Kamarası’nda yapılan bir diğer oylamada Britanya ile AB arasında varılacak anlaşmanın son halinin Parlamentonun onayına sunulmasına karar verilmişti. Bu değişikliğe göre Başbakan Theresa May’in Brexit müzakerelerinin ardından AB ile yapacağı anlaşmayı Britanya Parlamentosunun her iki kanadında da onaylatması gerekiyordu. Parlamentonun alt kanadı ise bu değişiklikleri kabul etmemişti. Bunun üzerine Lordlar Kamarası, değişiklik olmaksızın, AB'den ayrılmayı sağlayacak nihai kararı onayladı. Tasarı, 13 Mart 2017 tarihinde genel kurulda oylamaya sunularak 118'e karşı 274 oyla kabul edildi.

Lordlar Kamarası tarafından, Britanya’nın AB’den ayrılma sürecini resmen başlatmaya izin veren tasarının onaylanmasıyla birlikte hükümet, Lizbon Anlaşması'nın 50’nci Maddesi’nin öngördüğü şekilde AB’ye ayrılık niyetini bildirme yetkisine sahip oldu. Nitekim Başbakan Theresa May’in imzası ile üyelikten ayrılık sürecini başlatan mektup AB Konseyi Başkanı Tusk’a 29 Mart tarihinde sunuldu. Mektubun Tusk'a iletilmesinden kısa bir süre sonra Başbakan May Britanya Parlamentosunun alt kanadı Avam Kamarasına gelerek, 50’nci Madde’nin işletildiği yönünde milletvekillerini bilgilendirdi. Sürecin 2 yıl sürmesi bekleniyor ancak bu sürenin uzaması da muhtemel. Tarafları çetin bir müzakere süreci bekliyor.

Brexit Müzakerelerine Dair Bilinmesi Gerekenler

Talebin iletilmesi üzerine, AB Zirvesi’nin, Britanya’nın katılımı olmadan toplanarak, oybirliğiyle ayrılma anlaşması müzakereleri için kılavuz ilkeler belirlemesi gerekiyor. Müzakere süreci, Avrupa Komisyonunun tavsiye kararı ile başlatılıyor. 50’nci Madde’ de AB üyeliğinden ayrılma müzakerelerinin süresi, AB Konseyi ve Üye Devletler uzatma kararı almadığı takdirde, iki yıl olarak belirleniyor. Anlaşma, iki yıl içerisinde akdedilemezse, AB Konseyi ve diğer Üye Devletlerin bu süreyi uzatma kararı almaması halinde, söz konusu devletin AB üyeliği otomatikman sona eriyor. Bu takvime göre, Nisan 2017'de AB Konseyi Başkanı Tusk’un Komisyona müzakereleri yürütmesi için yetki vermeleri için 27 üye ülkeyi acil zirveye çağırması bekleniyor. Zirveden sonra Avrupa Komisyonu, liderlerin verdiği yetkiye dayanarak müzakerelerin prensipleri üzerine bir rehber yayınlaması gerekiyor.

Nisan veya Mayıs 2017'de ise fiili müzakerelerin başlaması bekleniyor. 50’nci Madde ’ye göre, müzakere süreci boyunca Britanya, AB kurumları ve karar alma süreçlerine katılımını sürdürebiliyor ama AB Konseyi ve AB Liderler Zirvesi’nde AB’den ayrılma sürecine ilişkin tartışmalarda söz sahibi olamıyor. Hukuki açıdan anlaşmanın yürürlüğe girmesine kadar Britanya’nın, AB’nin, Brexit ile ilgili konular dışındaki tüm faaliyetlerine katılabileceği belirtiliyor. Bununla beraber AB’den ayrılacak olan bir devletin AB politikalarında söz sahibi olmasının diğer Üye Devletlerin muhalefetiyle karşılaşabileceği ihtimali göz ardı edilmemeli.

Takvimin Ekim 2018’de müzakerelerin sona ermesi, Mart 2019’a kadar geçen sürede Britanya Parlamentosunun, AB Konseyi’nin ve Avrupa Parlamentosunun yapılan anlaşma üzerinde oylama yapması ile süreceği öngörülüyor. Müzakereler sonunda varılacak anlaşmanın AB tarafından kabul edilmesi için AB üyesi ülkelerin yüzde 72'sinin onayı gerekecek. Onay veren ülkelerin AB nüfusunun yüzde 65'ini temsil etmesi gerekiyor.

Her şey takvime uygun şekilde ilerlerse, müzakerelerin iki yıl sürmesi ve Britanya'nın Mart 2019'da birlikten ayrılması bekleniyor. Müzakerelerin iki yılda bitirilememesi durumunda tüm AB ülkelerinin rızasıyla müzakereler bir yıllığına uzatılabiliyor. Britanya ve AB'nin iki yıl içinde bir anlaşma üzerinde uzlaşamaması ve tek bir AB ülkesinin bile müzakereleri uzatmama yönünde karar alması durumunda Britanya AB ile hiçbir anlaşma yapamadan Birlik’ten ayrılabiliyor. Bununla beraber Britanya Hükümetinin müzakerelerin herhangi bir noktasında fikrini değiştirme ve ayrılıktan vazgeçme ihtimali bulunuyor. Eğer ayrılık gerçekleşirse, Britanya AB'ye tekrar üye olmak istemesi durumunda diğer aday ülkeler gibi tekrar başvuru sürecinden geçmek zorunda.

Tarafların Brexit Müzakerelerindeki Öncelikleri

AB, Britanya ile yapılacak ayrılık müzakerelerindeki önceliklerini belirledi. Yapılacak müzakerelerde öncelikle vatandaşlarının haklarına, paranın serbest dolaşımına ve sınırlar konusunda anlaşmaya varılmasını hedefliyor. AB'nin Brexit Başmüzakerecisi Michel Barnier, Britanya ile müzakerelerin AB yasalarında öngörüldüğü gibi 2 yılda tamamlanması için konuların doğru bir düzende müzakere edilmesi gerektiğini daha önce bir çok farklı platformlarda ifade etmişti. Barnier, Mart 2019 sonuna kadar tamamlanması gerekecek müzakerelerde bir anlaşmaya varılamamasının hiç kimsenin çıkarına olmayacağını da vurgulamıştı. Britanya ile müzakerelerin başarısının ilk şartının 27 AB üyesi hükümetin bir arada durmaları ve müzakerelerin şeffaflığı olduğunu ifade eden Barnier, ikinci şartın ise sayıları 4,5 milyonu bulan AB'deki İngilizlerin ve Britanya'da yaşayan AB vatandaşlarının gelecekleri konusunda belirsizliğin bir an önce ortadan kaldırılması olduğunu belirtmişti.

Hatırlanacağı üzere, AB'den ayrılma sürecinin başlatılmasına yönelik yasanın görüşmeleri Avam Kamarası'nda başlarken Britanya Hükümeti de Brexit'e yönelik strateji belgesini yayımlamıştı. Strateji, AB ile müzakerelerde ulaşılması amaçlanan 12 hedeften oluşuyor. Bu hedefler arasında İngiltere ve İrlanda arasındaki ortak seyahat alanını korumak, ortak pazardan çıkarak AB ile tarife dışı ticaret ve gümrük anlaşması yapmak, Avrupa’yla emniyet ve istihbarat paylaşımını sürdürmek ve İngiltere’deki AB vatandaşlarının göçmenlik haklarıyla, AB içindeki İngiltere vatandaşlarının göçmenlik haklarını kontrol etmek bulunuyor. Strateji belgesi Britanya’nın ne tür bir Brexit anlaşması yapılacağının açıklığa kavuşması açısından önem taşıyor.

Şüphesiz ki, hükümetin açıkladığı 12 maddelik AB’den ayrılma stratejisinin ana eksenini AB üyeliği ile birlikte ortak pazardan da çıkılması oluşturuyor. Geçen yılın haziran ayında AB referandumundan çıkan ayrılık kararını uygulamak konusunda kararlı olduğunu belirten hükümet, Avrupa ile kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasını hedefliyor. Britanya’nın bu kararının altında ise iki temel sebep yatıyor, öncelikle Britanya, içerisinde söz hakkı olmayan bir birliğin hazırladığı ortak pazara ilişkin düzenlemelerin bir parçası olmak istemiyor. AB’nin ticari ve ekonomik düzenlemelerinden ve kısıtlamalarından muaf olmak istiyor. Dahası küresel ekonomik büyüme içerisindeki payını giderek artıran gelişmekte olan piyasa ekonomileriyle bağımsız karşılıklı serbest ticaret anlaşmaları imzalayabilmek istiyor. Çünkü mevcut AB ortak pazar düzenlemeleri, üye ülkelere münferit üçüncü ülkelerle karşılıklı serbest ticaret anlaşması imzalama hakkı tanımıyor.

Bir diğer önemli konu ise, referandum öncesinde ayrılmak yönünde kampanya yürütenlerin sıklıkla dile getirdikleri serbest dolaşımın kısıtlanması isteği. Strateji belgesinde açıkça ifade edildiği üzere, hükümet Brexit müzakerelerinde AB ülkelerinden bu ülkeye gelen göçmenlerin sayısının kontrol altına alınmasını hedefliyor. Son dönemde AB ülkelerinde göçün rekor seviyede arttığı vurgusunu yapan hükümet, göçmenlerin kamu hizmetlerinin bile aksamasına neden olduğunu söylüyor.

Britanya’nın AB’den Ayrılma Başvurusu Ne Anlama Geliyor?

Ayrılık sürecinin zor ve karmaşık bir süreç olacağını herkes kabul ediyor. Entegre olmuş yapıları birbirinden ayırmak, bunu yaparken çıkarları dengelemeye çalışmak kolay değil. Her ne kadar ortak pazardan ayrılmanın avantajları olsa da, hem Britanya hem AB açısından çok sayıda risk ve belirsizliği de içerisinde barındırıyor. Britanya için ekonomisinin en önemli unsurlarından finans sektörünün Avrupa piyasalarına erişimi son derece hayati önem taşıyor. Özellikle Britanya’nın Avrupa piyasalarına erişimin kesintiye uğraması çok sayıda şirketin ülkeyi terk etmesine neden olabilir. Serbest ticaret görüşmeleri, Brexit için öngörülen 2 yıldan uzun sürebilir. AB bazı sektörleri ya da ürünleri olası ticaret anlaşması dışında tutabilir. Ülkenin ortak pazardan ayrılması ve serbest ticaret anlaşmasının iki yıl içerisinde tamamlanamaması halinde, birçok sektörde Avrupa ile ticaret yapan şirketlerin farklı gümrük tarifeleri ile karşılaşması olası. Bunun uzun vadede ürün ve hizmet maliyetlerine yansımasından ve Britanya’nın uluslararası rekabet gücünün azalmasından endişe ediliyor.

Brexit’in Britanya’nın birliği açısından ciddi sorunlar doğuracağı malum. Kuzey İrlanda bağlamında zorluklar yaşanacak. İskoçya’nın Britanya içinde kalması zorlaşacak. İskoç Ulusal Partisi (SNP) lideri Nicola Sturgeon, Britanya’dan ayrılmak için gelecek yılın sonbaharında ikinci kez referandum yapılabileceğini açıkladı. Böylesi bir referandumda büyük olasılıkla İskoçlar ayrılmadan yana oy kullanacak çünkü AB içinde olmak istiyorlar. Hatırlanacağı üzere Britanya’dan ayrılmayı 2014'te referanduma götüren ancak bağımsızlık için yeterli çoğunluğu sağlayamayan İskoçya, Brexit oylamasının ardından ikinci bir bağımsızlık referandumunu gündeme almış ve yeni bir halk oylaması tasarısını tartışmaya açmıştı. Britanya bu sorunlarla nasıl baş edecek? Belli değil.

Emre Ataç, İKV Uzman Yardımcısı