İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-30 NİSAN 2017

AB`nin Geleceği: Brexit Özel Zirvesi: AB’nin Temel Müzakere İlkeleri

Brexit Özel Zirvesi: AB’nin Temel Müzakere İlkeleri

AB liderleri, Britanya’nın katılmadığı özel bir zirvede bu ülkenin Birlik üyeliğinden ayrılmasına ilişkin genel hatları belirlemek ve müzakerelerdeki çizgisini netleştirmek için 29 Nisan 2017 tarihinde Brüksel’de bir araya geldi. Zirvede Britanya’nın AB’den çıkış müzakerelerinin ana hatları belirlendi. Brexit konusunda AB’nin en önemli önceliklerinden birini müzakerelerde ortak bir cephe olarak hareket edebilmek oluşturuyor. Zirvenin ana amaçlarından biri de bu ortak cephenin temellerini sağlam şekilde atabilmek. Peki, bundan sonraki süreçte AB müzakerelerde Britanya karşısında ortak hareket edebilecek mi?

AB’nin Temel Müzakere İlkeleri

Hatırlanacağı üzere, Britanya’da geçtiğimiz haziran ayında yapılan referandum sonucu halkın yüzde 52’si AB’den ayrılma yönünde oy kullanmıştı. Brexit referandumu sonrası Yüksek Mahkeme Brexit yasa taslağının Parlamentonun onayından geçmesine karar vermişti. Zorlu bir Parlamento sürecinin ardından Lordlar Kamarası tarafından, Britanya’nın AB’den ayrılma sürecini resmen başlatmaya izin veren tasarının onaylanmasıyla birlikte hükümet, Lizbon Anlaşması'nın 50’nci Maddesi’nin öngördüğü şekilde AB’ye ayrılık niyetini bildirme yetkisine sahip olmuştu. Nitekim Başbakan Theresa May’in imzası ile üyelikten ayrılık sürecini başlatan mektup AB Konseyi Başkanı Tusk’a 29 Mart tarihinde sunulmuştu.

AB ülkelerinin devlet ve hükümet başkanları, Britanya’nın ayrılık sürecini resmen başlatmasından bir ay sonra AB'nin Brexit müzakere ilkelerini görüşmek ve karara bağlamak üzere olağanüstü bir zirvede bir araya geldi. Beklenenden kısa süren zirvede, liderler AB’nin müzakere ilkelerini içeren kılavuzu oy birliğiyle kabul etti. Kabul edilen kılavuzla, AB'nin Brexit stratejisi ilkeleri belirlendi. Müzakereler boyunca AB'nin, bütün Üye Devletler için adil ve hakkaniyetli bir sonuç elde etmek için vatandaşlarının çıkarları doğrultusunda birlik ve beraberlik içinde hareket edeceği belirtilen metinde, ayrılık müzakerelerinin 29 Mart 2019'da sona ereceği kaydediliyor.

İlkelerde öncellikle, AB’nin Britanya ile ticaret anlaşmasına ilişkin çalışma yapmaya hazır olduğu, ancak bunun ayrılıktan sonra tamamlanacağı ifade ediliyor. Başka bir deyişle AB yetkilileri ve liderler, Britanya ile Brexit sonrası ticari ilişkilere dair müzakerelerin ancak Brexit müzakerelerinde gözle görülür ilerleme kaydettikten sonra başlayabileceğini belirtiyor. AB, müzakerelerde ilerleme kaydedilmeden herhangi bir ticaret anlaşması görüşmesine karşıyken, Britanya ikisinin aynı anda yürütülmesini istiyor. Hükümet, Avrupa ile kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasını hedefliyor. Britanya’nın bu kararının altında ise iki temel sebep yatıyor, öncelikle Britanya, söz hakkına sahip olmadığı bir AB’nin hazırladığı ortak pazara ilişkin düzenlemelerin bir parçası olmak istemiyor. Kısaca AB’nin ticari ve ekonomik düzenlemelerinden ve kısıtlamalarından muaf olmak istiyor. Dahası küresel ekonomik büyüme içerisindeki payını giderek artıran gelişmekte olan piyasa ekonomileriyle bağımsız karşılıklı serbest ticaret anlaşmaları imzalayabilmek istiyor. Çünkü mevcut AB ortak pazar düzenlemeleri, üye ülkelere münferit üçüncü ülkelerle karşılıklı serbest ticaret anlaşması imzalama hakkı tanımıyor. Britanya AB ile serbest ticaret anlaşması imzalamaması halinde, AB ile güvenlik konularında işbirliğini azaltabileceğinin sinyalini veriyor. Theresa May, Brüksel'e gönderdiği ayrılık mektubunda da AB ile ekonomi ve güvenlik işbirliğinde derin ve özel bir ortaklık istediklerini söylüyor.

İkinci olarak ilkeler, Britanya AB vatandaşlarının hakları konusunda yeterli teminat verene kadar iki taraf arasında gelecekteki ilişkilerin görüşülmemesini öngörüyor. AB Britanya'da yaşayan 3 milyon vatandaşının haklarının korunması için Britanya'dan daha fazla garanti istiyor. Britanya hükümeti ise Brexit müzakerelerinde AB ülkelerinden bu ülkeye gelen göçmenlerin sayısının kontrol altına alınmasını hedefliyor. Son dönemde AB ülkelerinde göçün rekor seviyede arttığı vurgusunu yapan hükümet, göçmenlerin kamu hizmetlerinin bile aksamasına neden olduğunu söylüyor. Britanya’daki AB’den çıkış referandumunda üzerinde en fazla durulan ve tepki çeken konulardan biri Britanya’da yaşayan ve çalışan çoğu Doğu Avrupa kökenli 3,2 milyon AB vatandaşı olmuştu. Özellikle Nigel Farage gibi aşırı sağ politikacılar “Hayır” kampanyasında bu konuyu gündeme taşımış ve AB kökenli göçmenlerin sınırlandırılması gerektiğini ileri sürmüştü.

İlkeler ayrıca, Britanya'nın AB'ye ne kadar borcu olduğu tespit edilene ve Britanya ile İrlanda arasındaki sınır sorunu çözülene kadar iki taraf arasında gelecekteki ilişkilerin görüşülmemesini öngörüyor. Bu minvalde liderler, ayıca Britanya'nın tepkisini çekecek önemli bir kararda aldı. Britanya’nın parçası olan Kuzey İrlanda'nın AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmesi durumunda birliğe kabul edileceği belirtildi.

AB, Müzakerelerde Britanya Karşısında Ortak Hareket Edebilecek mi?

Tarafların, 8 Haziran'da yapılacak Britanya'daki erken genel seçimin ardından müzakerelere başlaması ve sürecin iki yıl içinde tamamlanması bekleniyor. Hatırlanacağı üzere Britanya Başbakanı Theresa May kısa bir sürece önce sürpriz bir açıklama yaparak muhalefetin Brexit sürecinde elini zayıflattığı gerekçesiyle erken seçim çağrısı yapmıştı. Bununla beraber ayrılık sürecinin zor ve karmaşık bir süreç olacağını herkes kabul ediyor. Entegre olmuş yapıları birbirinden ayırmak, bunu yaparken çıkarları dengelemeye çalışmak kolay değil. Nitekim AB liderlerinin Brexit gündemli toplantısından sonra yaptığı açıklamada müzakerelerinin zorlu olacağını Theresa May de kabul etti.

Özetle, yukarıda belirtilen ilkelere bakıldığında zorlu geçecek başlıklıları şimdiden öngörmek mümkün. Öncelikle AB, müzakerelerde ilerleme kaydedilmeden herhangi bir ticaret anlaşması görüşmesine karşıyken, Britanya ikisinin aynı anda yürütülmesini istiyor. AB müzakereleri iki aşamada tamamlamak istiyor. Önce çıkışa dair sorunların yeterince açıklığa kavuşturulması ardından AB’nin Britanya ile gelecekteki işbirliğini müzakere etmesi hedefleniyor. Britanya'da yaşayan AB vatandaşları ile AB ülkelerinde yaşayan Britanya vatandaşlarının durumu ve Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınır da müzakereleri zorlayacak gibi görünüyor. Britanya’nın AB’ye vermiş olduğu sözler karşılığında ödemesi gereken fatura da müzakerelerin bir diğer sıkı pazarlık konusu olacak. AB Londra’dan AB vatandaşlığından doğan tüm mali yükümlülüklerini yerine getirmesini istiyor. Ayrılma sürecinde çetin konulardan birini bu oluşturacak, zira Brüksel’in bu alanda Londra’dan 60 milyar avro talep edeceği tahmin ediliyor.

Son olarak Brexit konusunda AB’nin en önemli önceliklerinden birini müzakerelerde ortak bir cephe olarak hareket edebilmek oluşturuyorsa da Britanya karşısındaki bu beraberliğin ne kadar süreceği belirsizliğini koruyor. Basında yer alan haberlere göre AB 27, Britanya karşısında müzakerelerde birlik ve beraberliğe güvense de vatandaşların hakları konusunda ülkeler farklı değerlendirmelere sahip. Emekli İngilizlerin yaşamayı tercih ettiği Malta ve İspanya gibi ülkeler, sağlık ve diğer hizmetlerden gelen paraya önem veriyor. Polonya ve Litvanya ise, Britanya'da çalışan ve ülkelerine para gönderen kendi vatandaşlarının durumunu ön planda tutuyor. Belçika ve Hollanda, kısa sürede Britanya ile bir ticaret anlaşması imzalanmasını isterken, Almanya ve Fransa ise Britanya'nın ortak pazardan ayrılacak olmasının ekonomik etkileri ile karşı karşıya olmanın hesabını yapıyor.

Emre Ataç, İKV Uzman Yardımcısı