İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 TEMMUZ 2017

AB`NİN GELECEĞİ: AB’nin Gelecekteki Bütçesi Nasıl Şekillenmeli?

AB’nin Gelecekteki Bütçesi Nasıl Şekillenmeli?

Avrupa Komisyonunun 28 Haziran 2017 tarihinde yayımladığı AB’nin Finansmanının Geleceğine İlişkin Düşünce Belgesi, AB’nin gelecekteki finansman imkânları ve bütçesinin şekillendirilmesine dair önerileri içeren bir yol haritası ortaya koyuyor. Bu belge, Avrupa Komisyonunun 1 Mart 2017 tarihinde yayımladığı Avrupa’nın Geleceğine Dair Beyaz Kitap’tan sonra temel alanlarda AB’nin geleceğine ilişkin düşünce ve tartışmaları başlatması ve bir yol haritası ortaya koyması amacıyla hazırlanan düşünce belgeleri serisinin 5’incisi olma özelliğini taşıyor.

İçinde bulunduğumuz dönemde, AB geleceğine karar verirken amaçlarına uygun ve her kuruşunun bütün vatandaşların yararına kullanıldığı bir bütçeye ihtiyaç duyuyor. Bu durumda AB bütçesi az kaynakla daha fazla alanı finanse etmek zorunda kalıyor. AB’nin göç, iç ve dış güvenlik ve savunma gibi yeni alanlarda daha önemli roller üstlenmesi bekleniyor. Aynı zamanda insani ve kalkınmaya yönelik yardımlarda en büyük bağışçı ve iklim değişikliği ile mücadelede öncü rol oynayarak küresel arenadaki görevini de sürdürmesi gerekiyor. Tüm bunların Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasından sonra daha da küçülecek olan AB bütçesiyle gerçekleştirileceği göz önüne alındığında önümüzdeki dönemde ortaya çıkacak zorluklar daha da belirgin hale geliyor.

Söz konusu düşünce belgesi bütün bu konuları ve zorlukları ele alıyor ve bunları AB’nin Geleceğine İlişkin Beyaz Kitap’ta yer alan beş senaryo kapsamında masaya yatırıyor. Bu çerçevede, “Aynı şekilde devam”, “Yalnızca Tek Pazar”, “Birden çok gönüllüler koalisyonu”, “Daha az alanda daha etkin bir AB” ve “Hep birlikte daha fazla bütünleşme” senaryoları kapsamında AB’nin gelecekteki bütçesinin de alternatifleri değerlendiriliyor. Bu alternatifler, mevcut politikalar için harcamaların azaltılmasından gelirlerin artırılmasına kadar uzanıyor ve her birinin farklı sonuçlar doğurması öngörülüyor. Bu sonuçlar, hangi amaç için ne kadar harcanacağının yanı sıra gerekli finansal kaynağın nereden sağlanacağının belirlenmesi konusunda da önem taşıyor.

Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasıyla AB bütçesinde ortaya çıkacak mali boşluğun ve yeni finansman gereksinimlerinin net bir şekilde belirlenmesi gerekiyor. Gelecekte göç yönetimi, iç ve dış sınırların kontrolü, terörizmle mücadele ve savunma konularının daha uzun vadeli bir perspektif doğrultusunda bütçelendirilmesi ve üye ülkelerde istikrar ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemeye yönelik yatırımların sürdürülmesi de büyük önem teşkil ediyor.

Diğer yandan, gelecekteki AB bütçesinin ölçeği, yapısı ve kapsamı AB’nin kendisi için belirleyeceği politika hedeflerine karşılık gelmeli. Bunun için AB’nin geleceğine dair beş seçenekten hangisinin geçerli olacağı konusunda ciddi kararlar verilmesi gerekecek. AB daralan bütçesiyle mevcut ve yeni önceliklerini karşılayabilecek mi? Eğer bu mümkün olmayacaksa, hangi alanlarda kesintiye gidilmesi gerekecek? Ya da ortaya çıkan finansman açığı 27 üye ülkenin ilave katkılarıyla mı yoksa her iki olasılık kapsamında mı karşılanacak? Sonuç ne olursa olsun, uygulanacak politikaların kaynaklarla uyumlaştırılması gerekliliği her zaman önemini koruyacak gibi görünüyor.    

Gelecekteki AB Bütçesi Nelere Odaklanacak?

Öncelikle, AB bütçesinin önümüzdeki yıllarda bir yandan AB’yi şekillendirecek eğilimler üzerinde durması öte yandan kendisini bugünden daha fazla meşgul edecek yeni sorunlarla da karşı karşıya kalması bekleniyor. Bunların başında düzensiz göçün ve mültecilerin yönetimi, dış sınırların entegrasyonu ve kontrolü, güvenlik, siber güvenlik, terörizmle mücadele ve ortak savunma geliyor. Tam istihdam ve sosyal gelişmeyi sağlayan rekabet gücü yüksek piyasa ekonomisini amaçlayan AB için üye ülkeler arasındaki ekonomik ve sosyal farklılıkların azaltılması da son derece önemli. Aksi takdirde, orta vadede üye ülkeler arasındaki ekonomik ve sosyal farklılıklar Ekonomik ve Parasal Birliğin (EPB) sürdürülebilir bir şekilde gelişmesinin önünde engel oluşturabilir. 

İkinci olarak, AB’nin savunmasına ilişkin kaynaklar Üye Devletlerin bütçelerinden gelmeye devam etmekle birlikte bu alanda ortak hareket edilmesine ihtiyaç duyuluyor. Örneğin, savunma alanında Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi ve Avrupa sanayisinin rekabet gücünün artırılmasına yönelik olarak; AB’nin, Avrupa Savunma Fonu’nu (EDF) finanse etmesi gerektiğine dair ortak bir görüş oluşmuş durumda. Aynı zamanda, AB bütçesi kapsamında AB ile ortaklık ilişkisi bulunan ülkelere savunma alanında verilen kapasite geliştirme desteğinin artırılması da önem taşıyor. Genel olarak savunma alanındaki bu yeni politika 2020’den sonra güçlü mali kaynaklar gerektirecek. AB bütçesine EDF kapsamında yılda 1,5 milyar avro ayrılması ve kalkınma projelerine üye ülkelerin katkıları ile birlikte savunma alanında araştırma ve kapasite geliştirme için 2020’den sonra yılda 5,5 milyar avro tutarında kaynağın harekete geçirilmesi bekleniyor.

Üçüncü olarak, Komisyon EPB’nin derinleştirilmesine ilişkin düşünce belgesinde yapısal reformlara destek sağlanması gerektiğini ortaya koymuştu. Bu destek uyum politikası kapsamında ya da tamamen yeni kurulacak bir fon ile sağlanabilir. Bilindiği üzere AB politikaları oluşturulurken AB’nin temel değerleri esas alınıyor. Üye ülkelerde AB bütçesinden gelen mali kaynak dağıtılırken hukukun üstünlüğü ilkesinin gözetilmesi gittikçe önem kazanıyor. Hukukun üstünlüğünün iş dünyasındaki yenilikleri ve yatırımları doğrudan etkilediği biliniyor, nitekim Birliğin ortak değerlerinin gözetildiği ülkelerde yatırımlar artıyor. Bu bağlamda, AB bütçesinin desteklediği kamu ve özel sektör yatırımları ile hukukun üsütünlüğü ilkesi arasında sıkı bir ilişki bulunduğunu söylemek mümkün.

Dördüncü olarak, gelecekte AB bütçesinin bazı istikrar fonksiyonlarını da üstlenip üstlenemeyeceğine yoğunlaşılıyor. EPB’nin derinleştirmesine ilişkin düşünce belgesinde bir makroekonomik istikrar fonksiyonunun gelecek dönemki AB Çok Yıllı Mali Çerçevesi’nde belirlenmesi, böylece büyük ekonomik ve mali şoklara karşı korunma sağlanması gerekliliğinin altı çizilmişti. Bu mekanizmanın sadece Avro Alanı’na odaklanan yeni bir mali kaynakla mı işletileceği, yoksa Avro Alanı’nın AB GSYH’sinin yüzde 85’ini oluşturması itibarıyla AB bütçesinden mi karşılanacağı ise merak konusu.    

Beşinci olarak, ekonomik, sosyal ve çevresel faktörleri dikkate alan bütüncül bir yaklaşımla yeni ve sürdürülebilir büyüme modellerine geçilmesi gerekiyor. Bu geçişin başarılı olabilmesi ilgili yatırım olanaklarının geniş olmasına bağlı. Söz konusu yatırımların büyük bölümünü düşük karbon enerjisine yönelik altyapı yatırımları oluşturuyor. AB’nin enerji ve iklim hedeflerini karşılayabilmesi için elektrik üretiminde 2030’a kadar yenilenebilir enerji kaynaklarını iki katına çıkarması gerekiyor.

Altıncı olarak, mevcut tüm araçların gözden geçirilmesi ve sağladıkları katma değer açısından yapılacak değerlendirmenin sonuncunda, bazı programların kapatılması veya birleştirilmesi hususlarının araştırılması önem taşıyor. Örneğin, KOBİ’lerin finansmanında aynı faydalanıcı işletmenin COSME, Horizon 2020, EFSI gibi farklı programlar altındaki araçlardan ya da üye ülkeler tarafından uyum politikası kapsamında yürütülen birçok araçtan yararlanma imkânına sahip olması, kaynakların mükerrer şekilde kullanılmasına ve karışıklığa yol açıyor. Bu nedenle uyum politikası kapsamında uygulanan kurallar ve şartların düzenlenmesi gerekiyor.

AB politikalarının etkili bir şekilde uygulanması, güçlü ve etkili kamu hizmetlerinin varlığı ile yakından ilişkili. 2013’ten beri AB kurumları personel sayılarını azaltıyor. Bu çalışma, kurumların mülteci krizi ve güvenlik tehditleri gibi sorunların çözümlenmesine yönelik yeni sorumluklar üstlenmesine rağmen sürdürülüyor. Gelecekteki AB bütçesinin de AB kamu hizmetinin Birliğin genelinde genç yetenekler için cazip olmasını sürdürecek şekilde tasarlanması önem taşıyor. Bu nedenle geleceğin politikaları ve uygulama araçları tasarlanırken insan kaynağının etkisinin göz ardı edilmemesi önem taşıyor.

Ortak Tarım Politikası’nın modernizasyonu uzun zamandır üzerinde çalışılan bir konu. Söz konusu politikanın modernizasyonu ve sadeleştirilmesi faaliyetlerine ilişkin olarak, AB genelinde çiftçilerin gelirlerinin artırılması amacıyla doğrudan ödemelerin daha etkili hale getirilmesi ve daha düşük gelir seviyesine sahip bölgelerin hedeflenmesi söz konusu. Uyum politikasının reforme edilmesi kapsamında kullanılmayan kapasitenin, yeni gelişmelere ve sorunlara yönelik harekete geçirilerek daha esnek hale getirilmesi öneriliyor.

Bütçenin Gelirleri

Bütçenin harcamalar bölümünün yanı sıra gelirler bölümünün de gözden geçirilmesi gerekiyor. Bunun için de mevcut öz kaynaklar sisteminin incelenerek gelecekte daha etkili hale getirilmesi ve uygulanacak politikaların desteklenmesi için nasıl düzenleneceği önem taşıyor. Bütçenin mevcut finansman sisteminin karmaşık, yeterince şeffaf olmayan yapıda olduğu ve karışık telafi mekanizmalarıyla yıprandığı gözlemleniyor. AB bütçesinin finansman olarak kullanabileceği çok sayıda kaynağın AB’nin gelecek senaryoları doğrultusunda şekillendirilmesi gerekiyor.

Gelecekteki AB Bütçesi Nasıl İşlemeli?

Sayılan hedefler ve öneriler doğrultusunda, gelecekteki AB bütçesinin şu ilkeleri gözetmesi öneriliyor:

-Daha yüksek katma değer sağlayan alanlara odaklanması,

-Bütçenin hesap verilebilirliğinin gözetilmesi,

-İstikrarlı bir çerçeve içinde daha öngörülebilir bir bütçe,

- Daha sade kurallar.

Sonuç olarak, AB bütçesinin yeni gelişmeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden şekillendirilmesi gerektiği görülüyor. Bütçenin daha basit ve esnek hale getirilmesinin yanı sıra AB’nin daha hızlı büyümesi ve kapsayıcı bir biçimde küresel ekonomide yerini almasını sağlayacak güçlü bir araç haline getirilmesi, AB’yi ileri taşıyacak sağlam bir bütçe yapısının oluşturulması, AB’nin geleceğinin de temel direğini oluşturuyor.

Sema Gençay Çapanoğlu, İKV Kıdemli Uzmanı