İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-30 EYLÜL 2020

AB GÜNDEMİ: Birliğin Durumu: Avrupa için Yeni Bir Yol

Birliğin Durumu: Avrupa İçin Yeni Bir Yol

2010’dan itibaren her yıl gerçekleşen Birliğin Durumu konuşması bu yıl 16 Eylül 2020 tarihinde Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından Avrupa Parlamentosuna hitaben yapıldı. Halen devam etmekte olan COVID-19 salgınının ve bu salgının tetiklediği ve yaşamın her alanında kendisini hissettiren bir krizin ortasında yapılmış olması bu konuşmaya ayrı bir anlam ve önem yüklüyor. Von der Leyen’in Komisyon Başkanı görevine gelmesinden itibaren geçen bir yıl içinde yapılanları değerlendirdiği ve önümüzdeki dönemde neler yapmak istediğini anlattığı 80 dakika süren konuşması, AB tarihindeki en uzun Birliğin Durumu konuşması oldu. Von der Leyen konuşmasında, bazılarına sadece değindiği bazılarına da daha fazla ağırlık verdiği, AB ve dünya gündemindeki birçok konuya yer verdi.

Komisyon Başkanı von der Leyen’in ileriye dönük görüş, plan ve önerilere ilişkin konuşmasında ağırlıkla üzerinde durduğu konulara bakıldığında COVID-19 krizi, iklim değişikliği ve dijital inovasyon ve teknoloji, göç, Brexit, AB’nin etkileşim içinde bulunduğu ülkelerle olan ilişkiler, çok taraflılık, temel hak ve özgürlükler ve hukukun üstünlüğü, ırkçılık ve ayrımcılığın ön plana çıktığı görülüyor. Üzerinde durduğu öncelikli politikalar ve bu çerçevede Komisyonun ileriye dönük plan ve önerilerine bakmak AB’nin gideceği yönün belirtilmesi açısından oldukça aydınlatıcı.

COVID-19 ve Avrupa Sağlık Birliği Hedefi                                                                              

Von der Leyen konuşmasına koronavirüs salgınının insan sağlığı, sağlık sistemleri ve yaşamın her alanı üzerindeki olumsuz etkisine atıfta bulunarak başladı. Sağlık çalışanlarının yaşadığı deneyimlerin önemi üzerinde durmak suretiyle güçlü bir Avrupa Sağlık Birliği kurmanın gerekliliğine vurgu yaparak, önceliğin salgında yaşananlardan ders almak olduğuna işaret eden von der Leyen, geleceğe yönelik politikalarda bu temanın etkisinin hissedileceği mesajını da vermiş oldu. Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz temmuz ayında AB Çok Yıllı Mali Çerçevesi ve Gelecek Nesil AB olarak adlandırılan kurtarma fonu üzerinde uzlaşıya varmalarından önce yapılan görüşmeler sırasında Üye Devletler’in sağlık harcamalarına ilişkin onayladığı tutarın Komisyonun önerdiği tutarın çok altında kalmasını AP ile birlikte şiddetle eleştiren von der Leyen, kamu sağlığı konusundaki yetkilerin Avrupa’nın Geleceği Konferansı’nda tartışılması konusunu gündeme getirdi. 2021 yılında İtalya’da Küresel Sağlık Zirvesi yapılacağını açıklaması ise COVID-19 krizinin sonuçlarını en ağır yaşayan ülke olması nedeniyle anlamlı. Avrupa İlaç Ajansı ve Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi yetkilerinin artırılarak bu kurumların güçlendirileceği ve ABD’de bulunan Biyomedikal İleri Araştırma ve Geliştirme Kurumunun (Biomedical Advanced Research and Development Authority- BARDA) bir benzerinin Avrupa’da kurulması yönündeki açıklamaları ise Komisyon Başkanının AB’nin sağlık konusunu gündemde tutma kararlılığını gösteriyor. 

COVID-19 krizi sırasında aşı milliyetçiliğinin insan hayatına mal olduğuna, gelir düzeyi düşük ülkelere aşı ulaştırabilmenin gerekliliğine dikkat çeken von der Leyen, AB’nin bu konuda liderlik konumunu üstlenip özellikle aşı işbirliği konusunda diğer ülkelere yardım amacıyla Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) öncülüğünde başlatılan Koronavirüs Küresel Girişimi (Coronavirus Global Response ) çerçevesinde sivil toplum, diğer ülke ve kuruluşlarla bir araya gelerek 16 milyar avro tutarında para toplanmasına olan katkısından söz etti. Tüm dünyanın aşıya erişimini sağlamayı hedefleyen COVAX’a 400 milyon avro katkıda bulunduğunu da açıkladı.

”Kırılganlıktan canlılığa” von der Leyen’in kullandığı sloganlardan biri oldu. Salgınla birlikte dünyada ve hatta Birlik içinde değerlerin ne kadar kırılgan olduğunun ortaya çıktığına değinerek kırılganlıktan canlılığa söylemiyle Avrupa’nın öncülük etmesinin zamanı geldiğine vurgu yaptı. İnsanı temel alan ekonomisiyle Avrupa sisteminin yaşamın risklerine karşı koruma, istikrar sağlama ve fırsat yaratma vaatlerinin önemine değindi. COVID-19 krizi sonucu ortaya çıkan ekonomik zorluklar ve belirsizlikler karşısında Komisyon tarafından yaratılan SURE Programı çerçevesinde kısa çalışma planı aracılığıyla Avrupa vatandaşlarının Avrupa dayanışmasının bir örneğini gördüklerini söyleyerek ileride herkesin asgari ücret alabilmesine olanak tanıyacak bir öneriyi sunacaklarını açıkladı. Avrupa fonları ve devlet yardımları konusundaki kuralların esnetilmesi suretiyle ekonomide istikrar sağlanırken Gelecek Nesil AB (Next Generation EU) kurtarma fonu ile geleceğe dönük yatırım ve bütçe konularında hızlı gelişmeler kaydettiklerine de değindi. Bunun arkasındaki siyasi iradeyi kullanarak Sermaye Piyasaları ve Bankacılık alanında yapısal reformlar yaparak AB’nin yetki alanını genişletmek için çağrıda bulundu. Salgının ilk günlerinde sekteye uğrayan Tek Pazar ve temelindeki dört özgürlüğün daha özenle korunması gerektiğine de vurgu yaptı.

Yeşil Dönüşüm ve Dijital Çağ

Yeşil ve dijital dönüşüm Komisyon Başkanının Birliğin Durumu konuşmasında ağırlıkla üzerinde durduğu konulardan. Nitekim Gelecek Nesil AB’nin sırasıyla %37 ve %20’sinin ise Avrupa’nın geleceği için hayati önem taşıyan Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Dijital Avrupa programları için ayrılacağı açıklandı. Yeşil dönüşüm çerçevesinde Birliğin gaz emisyonlarını 2030 yılına kadar 1990’lardaki seviyelerden %55 oranında azaltmayı amaçladıklarını açıkladı ki bu bir önceki hedef olan %40 oranındaki azaltma hedefine göre oldukça iddialı. Aynı şekilde von der Leyen’in konuşmasında açıkladığı bir diğer iddialı hedef de 750 milyar avroluk Gelecek Nesil AB fonunun %30’unun yeşil bonolardan karşılanması hedefi.

Dijital dönüşüm konusunda AB’nin veri, teknoloji ve özellikle yapay zekâ ve altyapı konularında atılacak adımlar üzerine yoğunlaşması gerektiği, bu yöndeki gelişmelerin Avrupa gizlilik ilkelerini göz önünde bulunduran düzenleyici kurallarla desteklenmesinin önemini vurguladı konuşmasında von der Leyen. Gelecek Nesil AB kapsamında yeni nesil süper bilgisayarlara 8 milyar avro yatırım yapılacağı da dijital alanda yapılması planlananlardan. Ekonominin itici gücü niteliğindeki sanayinin yeşil ve dijital dönüşüm için önemini vurgularken, Komisyonun sanayiyi bir yanda kabul edilen yeni sanayi stratejisi diğer yanda da değişen küresel rekabet ortamını temel alarak planlanacak olan yeni rekabet politikası ile destekleme girişimlerine değindi.

Çok Taraflılık ve Dış İlişkiler

Von der Leyen’in konuşmasında özellikle ABD’nin uluslararası konjonktürde arka planda kalması sonrası AB olarak daha aktif bir tutum benimsemesine işaret edebilecek bir açıklama da yer aldı. Bu kapsamda von der Leyen, çok taraflılık kavramının günümüz şartlarına cevap verecek şekilde yeniden ele alınmasının ve uluslararası örgütler olan BM, DTÖ ve DSÖ gibi kuruluşların reforme edilmesinin gerekliliği üzerinde durdu.

AB’nin etkileşim içinde bulunduğu ülkelerden stratejik öneme sahip Çin ile aralarındaki, başta insan hakları olmak üzere çeşitli uyuşmazlıklara değinip, Belarus’taki özgür ve adil olmayan seçim sonrası ortaya çıkan demokrasi taraftarı  protestoları desteklediklerini, Doğu Akdeniz’deki gerginlik nedeniyle AB üyesi Yunanistan ve GKRY’nin yasal egemenlik haklarını savunmak konusunda her zaman dayanışma içinde olacaklarını vurguladı. Türkiye’nin önemli bir komşu olduğu ve her zaman da olacağına ancak ”harita üzerinde yakın olmakla birlikte aradaki mesafenin giderek daha da arttığına" dikkat çekti. Von der Leyen, Türkiye’nin sorunlu bir bölgede olduğu ve mültecileri ülkesine kabul ettiği gerçeğini takdir etmekle birlikte AB’nin bu konudaki katkılarını dile getirdi. Ancak bunun komşularına karşı olan tutumu için geçerli bir gerekçe olamayacağını dile getirdi. AB’nin yaptırımlar konusunda yavaş hareket ettiği şeklinde eleştiri yönelten Üye Devletler’e ise oybirliği yerine ağırlıklı çoğunlukla oylama sistemine geçilmesi çağrısında bulundu.

ABD ile ilişkiler konusunda seçim sonucu ne olursa   olsun ABD ile yeni bir ilişki kurmak için hazır olduklarını belirten Ursula von der Leyen, Brexit ile ilgili son gelişmeler ışığında Birleşik Krallık ile AB arasında imzalanan anlaşmadan tek taraflı olarak geri çekilmenin olası olmadığı, bu durumun hukuki bir konu olduğu ve güven ve iyi niyet üzerine dayandığı şeklinde sert bir açıklamada bulundu. Eski Başbakan Margaret Thatcher’ın “Birleşik Krallık antlaşmaları iptal etmez. Böyle bir durum Birleşik Krallık için gerek küresel ilişkileri ve gerek gelecekte oluşturulacak bir ticaret anlaşması açısından kötü sonuçlar doğurur” sözünü hatırlatmadan geçmedi.

Batı Balkanlar ile paylaşılan ”tarih” ve “kader”e ve Doğu Ortaklığı ve Afrika ile ilişkilerin geliştirilmesinin AB gündeminde yer aldığına kısaca değindi.

Avrupa Sorunu Olan Göç ve Yeni Anlaşma

Göç konusuyla ilgili olarak ise 2015 göç krizinin Avrupa içinde yarattığı çok derin fikir ayrılıklarının giderilmesi gerektiğini söylediği konuşmada von der Leyen, göçün bir Avrupa sorunu olduğuna ve dolayısıyla tüm Avrupa’nın üzerine düşeni yapması gerektiğini söyleyerek güvenin yeniden inşa edilerek ileriye doğru gitmenin önemine değindi. Bunun için de Avrupa’nın insanca ve insancıl bir yaklaşım içinde olacağına vurgu yaptı. Nitekim von der Leyen’in konuşmasından bir hafta sonra 23 Eylül 2020 tarihinde Avrupa Komisyonu Göç ve İlticaya İlişkinYeni Uzlaşı yayımladı.

Hukukun Üstünlüğü ve Temel Hak ve Özgürlükler

Von der Leyen, Birlik içinde Üye Devletler   arasında yer alan karşılıklı güven temelinde kurucu değerler, demokrasi ve kanunlardan oluşan bir sistemin olduğunun altını çizdikten sonra hukukun üstünlüğü ve temel hak ve özgürlüklerin önemine değindi. Bu alanda son yıllarda bazı gerilemeler olduğunu belirten von der Leyen, bu durumun giderilmesi için Komisyonun yeni girişimi olan ilk Hukukun Üstünlüğü Yıllık Raporu’nun ay sonundan önce kabul edileceğini söyledi. Tüm Üye Devletler’i kapsayacak olan söz konusu rapor Komisyonun AB içinde hukukun üstünlüğüne ilişkin ortaya çıkmış olan sorunlarla ilgili uygulamaya koyduğu bir gözetim mekanizması niteliği taşıyor.  Hatırlanacağı üzere, Komisyon bütçe ve Avrupa fonlarından faydalanabilmenin ön şartı olarak Avrupa değerleri olan hukukun üstünlüğü ve temel hak ve özgürlüklere bağlı olma şartını getirmek istemiş ancak özellikle Macaristan ve Polonya’nın karşı çıkması sonucu o dönemde geri adım atılmıştı. Bütçenin ve Gelecek Nesil AB’nin korunabilmesinin Komisyon için öncelik teşkil ettiğini, hukukun üstünlüğünden taviz verilmeyeceğini ve bunun kesinlikle pazarlığa tabi olmadığını da sözlerine ekleyen von der Leyen, bu konunun peşini bırakmayacağı mesajını vermiş oldu.

Irkçılık ve Ayrımcılık

Konuşmasının sonunda Komisyon Başkanı, AB içinde farklılığın hoş görüldüğü ve ırkçılığın olmadığı bir düzen yaratabilmek için Komisyonun bir plan oluşturacağını ve bunun bir parçası olarak da ırk, din, cinsiyet veya cinsel yönelim kaynaklı nefret suçu sayılabilecek eylemlerin kapsamını genişletmek için çalışmalar yapılacağını duyurdu. Anti-Semitik, Roman ve LGBQTI karşıtı davranış ve uygulamalar olduğuna dikkat çeken Ursula von der Leyen, konuyu gündemde tutmak amacıyla ve doğrudan insanlar, kurumlar ve sivil toplum kuruluşları ile çalışabilmek için Komisyon tarihinde ilk olarak bir ırkçılık karşıtı koordinatörü   atanacağını ve LGBQTI haklarının tüm Birlik içinde korunabilmesi için bir strateji hazırlayacağını da duyurdu.

Sonuç

İlk kadın Komisyon Başkanı ve aynı zamanda devlet başkanı ya da başbakan olmayan ilk Komisyon Başkanı olan Ursula von der Leyen’in 2020 Yılı Birliğin Durumu Konuşması ilgiyle izlendi, analiz edildi ve eleştirildi. Bazı konulara sadece dokunarak geçtiği, hiç detay vermediği, bazı ülkelere diğerlerinden fazla yüklendiği ve yine bazı politikalara yeterli vurguyu yapmadığı şeklinde çok yorum yapıldı. Bu kadar kapsamlı bir konuşmada her görüşten insanı tatmin etmenin olası olmadığı düşünüldüğünde bazı gerçekler üzerinde durarak konuyu değerlendirmek yerinde olacak. Politico yazarı David Herszenhorn, von der Leyen’in, son zamanlarda Avrupa federalizmi ve Birliği bir arada tutmak yönündeki en büyük başarıyı arkasına almış bir Komisyon Başkanı olarak bu konuşmayı yapmış olduğuna işaret ediyor.

Ursula von der Leyen, Avrupa Komisyonunun yeni başkanı olarak geçen yıl sonu görevi devralırken belirttiği hedeflerin yanı sıra Birliğin Durumu konuşmasında COVID-19 krizine ve Birlik içinde ve uluslararası platformdaki gelişmelere cevap olarak Birliğin yetki alanlarını artırmaya ve karar alma mekanizmalarını değiştirmeye yönelik plan ve önerileriyle daha dirençli, daha güçlü, daha rekabetçi ve değerlerine sahip çıkan bir Avrupa hedefini ortaya koydu. Avrupa’nın bu yeni yolda ilerleyip ilerlemeyeceği ise Üye Devletler’in tutumuna ve gelişmelere bağlı olacak gibi görünüyor.

Şehnaz Dölen, İKV Kıdemli Uzmanı