İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-30 EKİM 2020

AB GÜNDEMİ: Toksik Maddelerden Arındırılmış Çevreye Doğru: Sürdürülebilirlik İçin AB Kimyasallar Stratejisi

Toksik Maddelerden Arındırılmış Çevreye Doğru: Sürdürülebilirlik İçin AB Kimyasallar Stratejisi

Kimya sektörünün AB pazarında çok büyük bir önemi bulunuyor. Öyle ki AB, 2018 yılında dünyanın ikinci en büyük kimyasal üreticisiydi. Ayrıca, AB’nin dördüncü en büyük endüstrisi olan kimyasal üretimi alanında faaliyet gösteren 30 bin şirket bulunuyor ve bu sektör doğrudan yaklaşık 1,2 milyon, dolaylı olarak da 3,6 milyon istihdam yaratıyor. Üretilen kimyasalların %59’u sağlık, inşaat, otomotiv, elektronik ve tekstil başta olmak üzere, birçok sektöre doğrudan arz ediliyor. Bunların yanı sıra, küresel kimyasal üretiminin 2030 yılına kadar iki katına çıkması bekleniyor ve tüketici ürünleri başta olmak üzere hâlihazırda geniş çapta kullanılan kimyasalların kullanımında da aynı şekilde artış öngörülüyor.

Kimyasallar, günlük yaşamda sayısız alanda fayda sağlasa da, birçoğu çevreyi ve insan sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Bu kimyasallar ekosistemleri bozabiliyor, insanların dirençliliğini ve aşıların etkisini zayıflatabiliyor. AB'deki biyolojik izleme çalışmaları, insan kanında ve vücut dokusunda artan sayıda pestisitler, biyositler, tıbbi ürünler, ağır metaller, plastikleştiriciler ve alev geciktiriciler dâhil olmak üzere farklı tehlikeli kimyasallar olduğuna işaret ediyor.

AB, neredeyse 20 yıldır kimyasalların yönetimine ilişkin stratejik bir yaklaşımda bulunuyor. Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Tüzüğü (Regulation on Registration, Evaluation, Authorisation and Restriction of Chemicals - REACH) ve Tehlikeli Maddelerin Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması Tüzüğü’nün (Regulation on the Classification, Labelling and Packaging of hazardous substances - CLP) yanı sıra oyuncakların, kozmetiklerin, biyositlerin, bitki koruma ürünlerinin, gıdaların güvenliğini ele alan mevzuatlar da dâhil olmak üzere, AB yaklaşık 40 yasama aracından oluşan kapsamlı bir çerçeveye sahip. Ancak hayatın her alanında kullanımı daha da yaygınlaşan kimyasallar aynı zamanda Avrupa vatandaşlarını endişeye sokabiliyor. Eurobarometre’nin Mart 2020’de yayımladığı “Avrupa vatandaşlarının çevreye yönelik tutumları” başlıklı kamuoyu araştırmasına göre, Avrupalıların %84’ü günlük yaşamlarında kullandıkları ürünlerde bulunan kimyasalların kendi sağlıkları üzerindeki, %90’ı ise çevre üzerindeki etkisi konusunda endişeleniyor.

En son bilimsel keşifler ve vatandaşların endişeleri de göze alındığında, AB’nin yeni bir uzun vadeli kimyasal politikası vizyonu oluşturma ihtiyacı günden güne göze çarpmaktaydı. Yeşil Mutabakat’ın duyurulmasıyla birlikte, kimyasalların, gezegene, şimdiki ve gelecek nesillere zarar vermekten kaçınarak topluma katkılarını en üst düzeye çıkaracak şekilde üretilmesi ve kullanılması AB’nin en büyük önceliklerinden biri hâline geldi. Toksik maddelerden arınmış bir çevre için sıfır kirlilik, Avrupa Komisyonunun Yeşil Mutabakatı’nın önceliklerinden biri oldu. Komisyon, 14 Ekim 2020 tarihinde bu yönde bir adım atarak “Sürdürülebilirlik İçin AB Kimyasallar Stratejisi”ni kabul etti.

AB’den Kimyasallar Politikası İçin Yeni Bir Uzun Vadeli Vizyon

Çevrenin ve insan sağlığının, özellikle de savunmasız grupların, korunmasını sağlayan yeşil ve dijital dönüşümleri mümkün kılan sürdürülebilir kimyasalların geliştirilmesi ve yayılması için, kimya endüstrisinin ve değer zincirlerinin yeşil dönüşümüne yönelik inovasyonun hızlandırılması gerekiyor. Bununla birlikte, mevcut AB kimyasallar politikasının geliştirilmesi ve tehlikeli kimyasalların oluşturduğu sorunlara daha hızlı ve etkili bir şekilde yanıt verilmesi gerekiyor. Bu nedenle de, Sürdürülebilirlik İçin AB Kimyasallar Stratejisi ile güvenli ve sürdürülebilir kimyasallar için inovasyonun desteklenmesi ve insan ve çevre sağlığının tehlikeli kimyasallara karşı korunmasının artırılması planlanıyor. Bunun için:

-Kullanımlarının toplum için faydalı olduğu kanıtlanmadığı sürece, endokrin bozucu, bağışıklık ve solunum sistemlerini etkileyen kimyasallar, per- ve polifloroalkil maddeler (PFAS) ve benzeri zararlı maddeleri içeren oyuncaklar, çocuk bakım eşyaları, kozmetikler, deterjanlar, gıdaya temas eden malzemeler ve tekstiller gibi tüketici ürünlerinin aşamalı olarak kullanımdan kaldırılması;

-Tüm ürünlerde endişe yaratan maddelerin varlığının mümkün olduğunca en aza indirilmesi ve ikame edilmesi;

-Kimyasalların karışımının yarattığı etkilerin ele alınması (kokteyl etkisi);

-Sürdürülebilir Ürün Politikası İnisiyatifi bağlamında üreticilere ve tüketicilere gerekli bilgilerin verilmesiyle, kimyasal içeriklere ve güvenli kullanımlarına ilişkin erişimlerinin sağlanması amaçlanıyor.

Diğer yandan Strateji’de yeni kimyasalların ve materyallerin tasarlanma aşamasında güvenli ve sürdürülebilir olmasına da büyük bir önem atfediliyor. Bunun, kimyasalların zararlı etkilerini önleyebileceği ve iklim, kaynak kullanımı, ekosistem ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkiyi en aza indirebileceği belirtiliyor. Strateji, AB sanayisinin sürdürülebilir kimyasalların üretimi ve kullanımında küresel bir rekabetçi aktör olacağını öngörüyor. Öyle ki Strateji’de ortaya koyulan eylemlerin, endüstriyel inovasyonu desteklemesinin ardından, bu çeşit kimyasalların AB pazarında ve hatta dünya çapında bir mihenk taşı hâline geleceği açıklanıyor. Bunun şu eylemlerle gerçekleştirilmesi planlanıyor:

-Tasarımda güvenli ve sürdürülebilir kriterlerin geliştirilmesi ve güvenli ve sürdürülebilir kimyasalların teşvik edilmesi ve ticarileştirilmesi için mali desteklerin sağlanması,

-Tasarımları itibarıyla güvenli ve sürdürülebilir maddelerin, materyallerin ve ürünlerin AB fonları ve yatırım araçları ile kamu-özel ortaklıkları aracılığıyla teşvik edilmesi ve geliştirilmesi,

-AB kurallarının sınırlarda ve Tek Pazar’da uygulanması konusunda çabaların artırılması,

-Kimyasalların etkisi hakkındaki bilgi boşluklarını doldurmak, inovasyonu teşvik etmek ve hayvanlar üzerinde yapılan testlerden kaçınmak için AB araştırma ve inovasyon gündeminin oluşturulması,

-“Tek madde tek değerlendirme” (One substance one assessment) sürecinin tanıtılmasıyla AB hukuki çerçevesinin daha basitleştirilmesi ve sağlamlaştırılması, “veri yoksa pazar da yok” (no data, no market) prensiplerinin güçlendirilmesi ve REACH Tüzüğü ve sektörel mevzuata yönelik daha önceden belirlenmiş iyileştirilmeler yapılması.

Tüm bunlarla beraber Strateji’de, COVID-19 salgınının da etkisiyle temel toplumsal uygulamalarda kullanılan bazı kimyasallar için sınırlı sayıda tedarikçinin olmasının birtakım riskler (örn. ilaçların bulunabilirliği ve AB'nin sağlık krizlerine yanıt verme kapasitesi gibi konularda) oluşturabileceğinin altı çiziliyor. AB, bu gibi durumları göz önünde bulundurarak açık stratejik özerkliğini korumayı amaçlıyor. Bunun için:

-AB Konseyi’nin Ekim 2020 tarihli sonuçları ve güncellenmiş Sanayi Politikası Tebliği doğrultusunda stratejik bağımlılıkların saptanması ve bu bağımlılıkların azaltılması için tedbirlerin önerilmesi,

-Özellikle yeşil ve dijital dönüşümle ilgili teknolojiler ve uygulamalar için önemli yapı taşları olan kritik kimyasalların stratejik değer zincirlerinin belirlenmesi,

-Birliğin kimyasallar konusundaki stratejik öngörüsünü artırmak için paydaşlarla etkileşim kurulması,

-Ortak yatırım projelerinin gelişiminin hızlandırılması için akıllı uzmanlaşma yoluyla sürdürülebilir kimyasal değer zincirleri boyunca bölgeler arası iş birliğinin teşvik edilmesi,

-AB’de toplum için temel uygulamalarda kullanılan kimyasalların, AB finansmanı ve yatırım mekanizmaları aracılığıyla, tedariki ve sürdürülebilirliği konusundaki direncinin teşvik edilmesi amaçlanıyor.

Sonuç olarak, AB Kimyasallar Stratejisi, kimyasalların toplumsal değerini insan sağlığı ve gezegene ilişkin kısıtlarla uzlaştırmanın yanı sıra güvenli ve sürdürülebilir kimyasallar üretmede sanayiyi desteklemek için bir fırsat olarak görülüyor. Aynı zamanda, AB vatandaşlarının tehlikeli kimyasallardan yüksek düzeyde korunmasının sağlanması amaçlanırken, güvenli ve sürdürülebilir kimyasalların üretiminde ve kullanımında AB sanayisinin küresel bir öncü olmasını teşvik edeceği de bekleniyor. Strateji, AB’nin “sıfır kirlilik” hedefini yerine getirme yolunda ilk adım olarak nitelendirilirken, bu doğrultuda yeni mevzuatların da ortaya koyulması bekleniyor.

Melis Bostanoğlu, İKV Uzman Yardımcısı