İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 KASIM 2020

AB GÜNDEMİ: AB Bütçesinde Hukukun Üstünlüğü Vurgusu: Temel Değerler Geleceğe Taşınıyor

AB Bütçesinde Hukukun Üstünlüğü Vurgusu: Temel Değerler Geleceğe Taşınıyor

5 Kasım 2020 tarihinde AP ve  AB Konseyi Başkanlığı temsilcileri arasında üye ülkelerin hukukun üstünlüğü ilkesine uymamaları halinde onlara ayrılan bütçe paylarında kesinti yapılabilmesine olanak sağlayan mekanizma üzerinde uzlaşmaya varıldı. Söz konusu uzlaşı, hukukun üstünlüğü ilkesini bütçesel harcamaların temel şartlarından biri haline getirmek için bugüne kadar atılmış en önemli adım. Her ne kadar hem AP hem de AB Konseyi nezdinde bu kararın resmi olarak onaylanması gerekse ve henüz son sözü söyleyebilmek için erken olsa da 2018 yılından bu yana tartışılan bu konuda belirgin ilerleme sağlandığını kabul etmek gerekiyor.

Son zamanlarda COVID-19, Yeşil Düzen, komşuluk bölgesindeki gerilimler başta olmak üzere farklı politika alanlarında alınması gereken kararlar nedeniyle sıklıkla bir araya gelen AB liderleri, aynı zamanda 2021-2027 AB bütçesine son rötuşları vermek için uğraşıyor. Her ne kadar her seferinde bir sonraki aşamada karara varılacağı algısı yaratılsa da yeni yedi yıllık bütçenin birçok politika alanındaki dönüşüm hedeflerine doğrudan dokunması, son karar anına gelinmesini uzun bir zamana yayıyor.

ABde Temel Değerlere Dönüş: Hukukun Üstünlüğü, Yeşil Düzenle Buluşursa

20 Temmuz 2020 tarihinde gerçekleşen Liderler Zirvesi’nde hem AB bütçesinin hem de COVID-19’un olumsuz etkilerini giderme amacıyla ortaya koyulan kurtarma paketinin kullanımında hukukun üstünlüğü ilkesine uyumun bir şart olarak getirilmesi gerektiği vurgulanmıştı. 30 Eylül 2020’de AB bütçesinin kullanımında temel değerleri koruyan bir koşulluluk ilkesinin getirilmesi gerektiğine dair bir sonuç bildirgesi kabul edildi. 

Aslında bütçesel harcamaların ve ulaşılması hedeflenen değişimlerin üye ülkelerin hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı faaliyetlerine karşı korunması fikri, Juncker Komisyonu’nun mirası olarak günümüze taşındı. 3 Mayıs 2018 tarihinde teklif edilen Çok Yıllı Mali Çerçevede AB’nin İşleyişine Dair Antlaşma’nın 322’nci Maddesi’ne dayandırılan öneri, Birliğin harcamalarında hukukun üstünlüğüne aykırı faaliyet ve politik kararlarının göz önüne alınmasını söylüyor. Bu öneriye göre hukukun üstünlüğü ihlalleri tespit edildiğinde Avrupa Komisyonu, ilgili üye ülkenin bütçeden aldığı payı azaltma veya tamamen kesme hakkına sahip olabilir. Hukukun üstünlüğü ihlalleri bu kapsamda yargı bağımsızlığını zedeleme, kamu kurumlarının tek taraflı ve hukukun üstünlüğünü hiçe sayan faaliyetlerini engelleme, düzeltme veya cezalandırma konusunda başarısız olma ve yasal hakların aranmasında kısıtlamalar görülmesi temelinde tanımlanmaktadır. AB Konseyi’nin nitelikli çoğunluk ile aldığı karar çerçevesinde onaylanan veya veto edilen Komisyon kararında AP’nin ise söz hakkı olmayacağı belirtiliyor. 

Von der Leyen Komisyonu’nun selefinin yapmaya çalıştıklarını bir adım öteye taşımaya karar verdiği önerilerden birisi olan hukukun üstünlüğü-AB bütçesi ilişkisine dair yapılan yorumlarda genel itibarıyla AB’nin sadece üye ülkeler için değil üçüncü ülkelere ayırdığı fonlarda da bu prensip ekseninde hareket etmesi gerektiği görüşü güç kazanıyor. Aynı zamanda 2018’de yayımlandığı andan itibaren Komisyonun Polonya ve Macaristan’ı cezalandırmak amacıyla önerdiği bir kriter olduğu iddiasıyla Polonya ve Macaristan hükümetleri tarafından eleştirildiğini hatırlatmak gerekiyor. Zira hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı politikaları nedeniyle AB Anlaşması’nın 7’nci Maddesi’nin uygulanması tavsiye edilen her iki ülke ile Birlik arasında ulusal çıkarlar ve entegrasyon değerleri ekseninde ideolojik tartışmalar yaşanıyor. Yine de hukukun üstünlüğünü ihlal ettiğini asla kabul etmeyen iki ülke yöneticilerinin bütçesel harcamalarda getirilmek istenen hukukun üstünlüğü ilkesine en fazla karşı çıkanlar  olması, ironik bir tablo oluşturuyor. 

Söz konusu ülke hükümetlerinin AB ile olan tartışmalarını, iç işlerine karışıldığı ve ulusal çıkarların Birliğin dayattığı bazı kurallardan önce geldiği algısını oluşturarak oy oranlarını artırmada kullanmayı başardığı bir gerçek. Öte yandan asimetrik ilişkinin ötesine geçerek eşit taraflar olarak girilen mücadelede AB’nin normatif yumuşak gücünün azaldığı görülüyor. Bu yönüyle asimetrik gücünü yeniden hatırlamak isteyen Komisyon son zamanlardaki adımlarını, Yeşil Düzen gibi yeni hedeflerin yanı sıra entegrasyon projesinin üzerine kurulduğu temelleri mali altyapısına dahil etmeye yönelik atıyor. Böylesi bir stratejik değişikliğin arkasında ise AB’ye hem temel değerler çerçevesindeki normatif gücünü hem de yeşil ve dijital gayeler eksenindeki liderliğini pekiştirme arzusunun yer aldığını söylemek mümkün. Ayrıca söz konusu stratejik değişikliğin gelecekte belirgin bir şekilde görüleceğine dair birçok sinyal mevcut: 30 Eylül günü yayımlanan hukukun üstünlüğü raporları, bütçe tartışmalarında yeşil hedeflerin belirleyici olması ve hukukun üstünlüğü kriterine uyumun bütçe kullanımı kriterlerine dahil edilmek istenmesi bu sinyallerin başında geliyor. 

Her ne kadar Polonya ve Macaristan dışında diğer Üye Devletler tarafından desteklenen bir öneri olsa da hukukun üstünlüğü kriterinin AB Konseyi’nde nitelikli çoğunluğa ulaşabileceği konusunda soru işaretleri mevcut. Aynı şekilde Konsey’de onaylansa bile uygulama aşamasında AB Antlaşması’nın 7’nci Maddesi ve AB’nin İşleyişine Dair Antlaşma’nın 258’inci Maddesi’ndeki yaptırımlar gibi görünmeyen duvarlarla karşılaşabileceği gerçeğini göz ardı etmemek gerekiyor. Diğer yandan bu riskin farkında olarak Konsey’deki oy birliği şartını nitelikli çoğunluk şeklinde değiştirme isteğini ifade eden Komisyon Başkanı von der Leyen’in arzusunu gerçeğe dönüştürmesi halinde, farklı bir senaryodan bahsetmek mümkün olabilir.

Avrupa Komisyonu, Yeşil Düzen etrafında yeniden kurgulanan politikalarla entegrasyon projesine iklim odaklı temel bir değer ekleme yolunda ilerliyor. Yeni normların eskiler ile entegre şekilde ortaya koyulması ve aralarında kopmaz bağlar oluşturulmak istenmesi ise bu çabanın en değerli noktasını oluşturuyor. Tüm bu gelişmeler, üye ülkelerin yanı sıra katılım müzakereleri yürüten aday ülkeler başta olmak üzere üçüncü ülkelerin de doğrudan takip etmesi ve uyum sağlaması gereken başlıkların başında yer alıyor. Nitekim bütçe yönetimi, yeşil ve dijital politikalar ile hukukun üstünlüğü üçgeninde ilerleyen dönüşüm fikirleri, yavaş fakat emin adımlarla AB’nin geleceğini şekillendiriyor.

Selvi Eren, İKV Uzman Yardımcısı