İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 OCAK 2021

KÜRESEL GÜNDEM: ABD’de Biden Dönemi: Çok Taraflılığın Yeniden İnşası

ABD’de Biden Dönemi: Çok Taraflılığın Yeniden İnşası

Kasım 2020’de ABD’deki başkanlık seçimini kazanan ve ABD siyasi mecralarında yaklaşık yarım asırdır aktif olan Biden, gerek özel yaşamı gerekse de siyasi kariyerinde sahip olduğu bir takım farklılıklarla ön plana çıkıyor. 78 yaşında olan Biden, ABD’nin en yaşlı başkanı olduğu gibi aynı zamanda ABD tarihinin en çok oy alarak seçilmiş başkanı. Ayrıca Biden, Delaware eyaletine seçilen en genç senatör olmanın yanında burada en uzun süre görev yapan senatör olma unvanlarını da koruyor. Biden’ın uzun siyasi kariyeri boyunca sahip olduğu başarıların aslında, kademeli reformlar aramak, koalisyonlar inşa etmek veya bir devrim peşinde koşmak yerine iki partili bir uzlaşmayı hedeflemenin sonucu olduğunu söylemek mümkün. Demokratik ilkeleri sürekli vurgulayan ve yönetimi sırasında Amerikan iç ve dış politikasını bu ilkeler temelinde yürüteceğini belirten Biden’ı geçtiğimiz dört yılda ciddi derecede zarar görmüş olan Amerika'nın itibarını  düzeltmek gibi önemli bir görev bekliyor. Demokratik ve çok taraflı politikalara olan ihtiyacın farkında olan Biden, 20 Ocak’taki yemin töreninin hemen ardından Oval Ofis’e geçerek Cumhuriyetçi selefi Donald Trump tarafından son dönemde alınan kararların önemli bir kısmını iptal etti ve salgın ve iklim değişikliğine ilişkin bir takım önemli başkanlık  kararlarını imzaladı.

İç Politikada İyileştirme Adımları

Biden’ın kullandığı “iyileşme zamanı" sloganı, iç politikada koronavirüs salgınıyla başa çıkmak, ABD ekonomisini yeniden canlandırmak ve sistemik ırkçılık ve ekonomik eşitsizlikle mücadele etmek etrafında şekillendi. Biden yaptığı seçim konuşmalarında salgının etkilerini azaltıp ekonomiyi canlandırma hedefine yönelik atacağı ilk adımın 1,9 trilyon dolarlık bir kurtarma planı olacağını belirtmişti. Tam da beklendiği üzere, yaşanılan kaotik ortama ve salgının olumsuz sonuçlarına yönelik “biz bu değiliz” diyen Biden, göreve başlar başlamaz imzalamış olduğu talimatlarla COVID-19 salgınına yönelik acil alınması gereken önlemlere ilişkin adım attı. Uluslararası sağlık örgütleriyle yakın çalışma ve bu doğrultuda Trump’ın başlattığı Uluslararası Sağlık Örgütü’nden geri çekilme sürecini durdurma, kaynakların toplumun tamamına eşit dağılması için bir ekibin kurulması, işyerleri, okullar için yeni kılavuzlar oluşturulması, koronavirüsü ile ilgili ulusal veri bankasının geliştirilmesi, aşı ve malzeme üretiminin artırılması ve Ulusal Muhafızların aşı dağıtımında kullanılması durumunda eyaletlere maddi destek verilmesi konuları salgının olumsuz sonuçlarıyla mücadele için belirlenen kararlar arasında yer alıyor. Ayrıca Biden'ın imzaladığı yeni karar uyarınca tüm ulusal ve uluslararası ulaşım araçlarında maske kullanımı zorunlu hale getirilirken, yurtdışından ABD'ye gelecek yolculara negatif test sonucunu kanıtlayan belge zorunluluğu da getiriliyor.

Biden’ın göreve gelir gelmez imza attığı kararlar arasında Trump döneminde Meksika’dan göçün durdurulması için sınırda duvar inşasının durdurulması ve  ve bazı Müslüman ülkelere uygulanmaya başlanan seyahat yasağının kaldırılması da yer alıyor. Seçim döneminde ülkenin ‘iyileştirilebilmesi’ için gerekli olduğu sıkça belirtilen ceza adalet sistemi reformu ve sosyal politikalar da Biden yönetiminin ilk 100 gün içerisinde adım atmasının beklendiği alanlar. Bilindiği gibi Biden, geçtiğimiz yıl ABD’yi sarsan ırkçılık karşıtı protestolarının ardından, ABD'de ırkçılığın var olduğuna ve azınlıkları desteklemek için geniş ekonomik ve sosyal programların ele alınması gerektiğine inandığını belirtti. Bu doğrultuda Biden, 30 milyar dolarlık bir yatırım fonu aracılığıyla azınlıklar için gerekli sosyo-ekonomik yatırım desteğinin sağlanmasını öngörüyor.

Ceza adalet sistemi reformuna yönelik olarak Biden, hapis cezalarının azaltmak, adalet sistemindeki ırk, cinsiyet ve gelir eşitsizliklerini ortadan kaldırmak ve serbest bırakılan mahkûmları rehabilite edip topluma geri kazandırılmalarını sağlamak için çeşitli politikaların oluşturulmasını önerdi. Bu politikaların desteklenmesi adına da 20 milyar dolarlık bir hibe programının oluşturulmasının gerekliliğini belirtti. Bu program özellikle, eyaletleri hapis cezalarını azaltmaya teşvik etmeyi, zorunlu asgari cezaları ortadan kaldırmayı ve idam cezasını sona erdirmeyi kapsıyor.

Ekonomik cephede ise Biden, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinden tahliyelerle ilgili bir moratoryumun mart ayı sonuna kadar uzatılmasını ve Eğitim Bakanlığı'ndan da öğrenci kredisi ödemelerini eylül ayı sonuna kadar askıya alınmasını istedi. Federal asgari ücretin saatte 15 dolara -güncel olanın iki katına- yükseltilmesini destekleyen Biden, Amerikan mallarının satın alınmasını desteklemek adına uygulamaya koymayı taahhüt ettiği 400 milyar dolarlık bir yatırımın da hayata geçmesini destekliyor. Ayrıca, yeşil üretimi artırmanın ve yeşil enerjiye yatırım yapmanın, ilgili işlerin çoğunu yapan işçi sınıfına etkisinin daha fazla olacağı düşüncesinden hareketle Biden, işçi sendikalarının durumunu da göz önüne alarak yeşil enerjiye 2 trilyon dolarlık bir yatırım yapmayı istiyor.?

Öngörülebilir ve Taktiksel Yöntemlerle Dış Politika

Trump yönetimindeki ABD’nin uluslararası sistemde güç kaybettiği, dolayısıyla ABD’nin etkinliğinin önemli derecede sarsıldığı ve mutlak güç olma konumunun giderek kaybolduğu görüşü son yıllarda hatırı sayılır şekilde artış gösterdi. Nitekim çekişmeli geçen seçimi ABD’nin uluslararası sisteme geri dönmesinin bir gereklilik olduğunu belirten demokrat Biden’ın kazanması bir noktada Amerikan halkının da aynı görüşleri paylaştığının göstergesi. Biden, Ocak 2020’de Foreign Affairs dergisinde kaleme aldığı “Neden Amerika Yeniden Liderlik Etmeli?” başlıklı makalesinde ABD’nin bir ulus olarak yeniden liderlik etmeye hazır olduğunu ve liderliği bir güç örneği olarak değil ama örnek olmanın gücüyle sağlayabileceğini belirtmişti. Aynı doğrultuda, Biden’in kabinesi için seçmiş olduğu kişilerin geleneksel Amerikan dış politikasına, daha spesifik bir deyişle, ABD’nin uluslararası liberal düzen koruyucu düsturuna sahip kişiler oldukları da biliniyor. Söylemlerinde çok taraflılığı, demokrasiyi ve bu ilkelerin dış politikadaki uygulama alanlarını sağlayan uluslararası anlaşmaları ve organizasyonları olumlu sinyallerle vurgulayan Biden, göreve geldiğinde  ABD’nin siyasi, askeri ve ticari ortaklıklarını yeniden canlandıracağının sözünü vermişti. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, akıllarda Biden yönetiminin uygulamada üçüncü bir Obama dönemi şeklinde olup olmayacağı sorusu beliriyor. Bu soruya cevaben Biden, geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda kendi yönetiminin Obama'nın üçüncü dönemi olmayacağını çünkü şu an tamamen farklı bir dünyayla karşı karşıya kalındığını ve nihayetinde “önce Amerika”dan “yalnız Amerika”ya varılmış bir durumun söz konusu olduğunu belirtti. Çok taraflılığın sıkı bir destekçisi olan Biden’ın bu duruşa ne dereceye kadar sahip olduğunu anlamak adına hâlihazırdaki bazı politikalarına yakından bakmak gerekiyor.

-Paris İklim Anlaşmasına ve Dünya Sağlık Örgütüne yeniden katılma:

İklim değişikliğini varoluşsal bir tehdit olarak nitelendiren Biden, Paris İklim Anlaşması’na yeniden katılarak emisyon salınımını engellemek için daha hızlı hareket etmek gerektiğini ve bu doğrultuda dünyanın geri kalanıyla bir araya gelinmesinin önemini belirtti. Trump’ın geri çekildiği, 2025 yılına kadar ABD’deki sera gazı seviyesini %28’e düşürmeyi taahhüt eden Paris İklim Anlaşması’na geri dönülmesini öngören bir belgeyi ofisindeki ilk gününde imzalayan Biden böylece sözünde durduğunu gösterdi. İmzalanan belgenin yürürlüğe girmesinin olağan koşullarda bir ay süreceği ve mart ayına kadar ABD’nin Anlaşmaya tekrar taraf olacağı belirtiliyor. Bu durumda ABD’nin Paris İklim Anlaşması’na tekrar taraf olmasıyla iklim değişikliği ile mücadele küresel düzeyde ivmr kazanabilecek. Bunun yanında ABD’nin Dünya Sağlık Örgütünden (DSÖ) çekilmesinin durudulması yönündeki kararsalgının olumsuz sonuçlarının asgari düzeye indirilmesine ve küresel düzeyde daha iyi sağlık düzenlemelerinin oluşturulmasına hizmet edecek. Bu npoktada DSÖ’nün en büyük fon sağlayıcısının ABD olduğunu hatırlamak ve önümüzdeki günlerde salgının kökenleri hakkında sağlam ve şeffaf soruşturmanın sonuçlarını beklemek gerekiyor.

-Rusya, İran ve Çin’e yönelik muhtemel yaklaşımlar:

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Biden’in, Rusya’yla Obama döneminde imzalanmış olan Yeni Stratejik Silahları Azaltma Antlaşması'nı (New START) 5 yıl daha uzatma niyetinde olduğunu belirtti. Trump yönetiminin karşı çıktığı ve tekrar seçilmesi durumunda yenilemeyeceğini belirttiği anlaşmanın süresinin uzatılması yönündeki niyetin hem Rusya’yı hem de NATO’yu memnun edeceği ifade ediliyor. Rusya ve ABD’nin konuşlu nükleer silah başlık sayısını 1.550’ye indirmesini şart koşan Anlaşma, Rusya’nın nükleer gücünü kısıtlaması sebebiyle ABD’nin ulusal güvenlik çıkarına uygun bulunuyor.

Biden’ın ABD tarafından haydut devlet olarak tanımlanan İran ile ilgili nasıl bir politika belirleyeceği ise diğer bir gündem maddesini oluşturuyor.  Bu alanda önemli bir adım olarak Biden, İran ile 2015 yılında imzalanan ve İran'ın nükleer programını kısıtlayan Ortak Kapsamlı Eylem Planı’na (JCPOA) yeniden katılma sözü verdi. Bundan 2018 yılında çekilen Trump yönetimi aynı zamanda İran’a yeni yaptırımlar da uygulamıştı. İran’ın bu yaptırımlara cevabı ise belirlenen nükleer program üzerindeki sınırlamaları kademeli olarak aşarak yaptığı düşük zenginleştirilmiş uranyum stokuna yönelik uygulamalar oldu. Konuya  ilişkin yapılan son açıklamada Biden’ın Dışişleri Bakanı Antony Blinken İran’ın bahsi geçen plana sıkı sıkıya uyması durumunda aynı adımın ABD’den de geleceğini vurguladı.

Trump yönetimiyle had safhada gergin ilişkiler içinde olan Çin hükümetiyle geliştirilecek ilişkiler de Biden’ın gündemindeki önemli dosyalardan biri. Ticaret savaşı, salgın, Güney Çin Denizi’ndeki faaliyetler ve Pekin'in Uygur politikaları güncel ABD-Çin hattındaki gerginliğin başlıca sebeplerini oluşturuyor. Öte yandan, iklim değişikliği, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve salgın iki ülkenin çatışmasından ziyade  işbirliğini gerektiren konular. Bu durumun farkında olan Pekin, her iki tarafın ortak çabalarıyla olumsuz havanın  aşılabileceğinin altını çizerek, Çin’i “en büyük düşman” olarak tanımlayan Biden’a  ilişkilerde yeni bir sayfanın açılabileceğinin sinyalini verdi.

-Transatlantik ilişkiler:

Uluslararası sistemde güvenilirliği ve öngörülebilirliği yeniden inşa etme hedefini taşıyan Biden, bu hedefin gerçekleşmesi için daha fazla işbirliğinin gerekli olduğunu her fırsatta dile getiriyor. AB Konseyi Başkanı Charles Michel, Biden yönetimini tebrik ettiği video mesajında ABD-AB ikilisinin özellikle üzerinde durması gerektiği beş konudan bahsetti: Çok taraflı işbirliğini teşvik etmek, ekonomilerin yeniden inşası, COVID-19 ve iklim değişikliğiyle mücadele, adil ticareti sağlamak ve dijital dönüşümü teşvik etmek. Aslında bu konular Biden’ın hedef belirlediği dış politika atılımlarıyla bir hayli benzerlik taşıyor. Öyle ki Biden, seçilmesinden hemen sonra, önce AB liderleriyle telefon görüşmeleri gerçekleştirerek AB’nin ve NATO’nun ne derece önemli olduğunu da belirtmiş oldu. Dolayısıyla benzer gündemleri taşıyan Biden yönetimindeki ABD ile AB’nin ilişki dinamiklerinin aynı eksende olması çok da sürpriz olmayacak.

Bilge Kırca, İKV Uzman Yardımcısı