İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 ŞUBAT 2021

AB GÜNDEMİ: AB-Rusya İlişkilerinde Aleksey Navalni Krizi

AB-Rusya İlişkilerinde Aleksey Navalni Krizi

Rus muhalefet lideri ve Putin’in en büyük rakibi olarak görülen Aleksey Navalni 2020 yılının Ağustos ayında Sibirya’dan Rusya’ya giderken sinir sistemlerine etki eden Noviçok ile zehirlenmiş ve Almanya’nın başkenti Berlin’de aylarca yoğun bakımda kalmıştı. Uzun süren tedavisinin ardından iyileşmeyi başaran Navalni, 17 Ocak 2021 tarihinde Moskova’ya geri dönmüş ve hakkındaki suçlamalar nedeniyle havaalanında tutuklanarak Moskova mahkemesi tarafından iki yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı. Alınan bu karar Navalni’nin, Rusya’da 2024 yılında yapılacak Başkanlık seçiminden kısa bir süre öncesine kadar hapiste kalacağı anlamına geliyor. Putin’in Navalni’yi bir tehdit olarak görmeye devam ettiği sürece de Navalni’nin hapis süresinin uzamasından endişe ediliyor. Navalni’nin tutuklanması Moskova ve ülke genelinde yüzbinlerce kişinin sokaklara çıkarak protesto etmesine neden oldu. Protestolarda, polisler göstericilere oldukça sert bir şekilde müdahale ederken, 1000'den fazla protestocu ve birçok gazeteci tutuklandı.

Josep Borrell’in Moskova Ziyareti

Yaşanan bu gelişmeler üzerine 5 Şubat 2021 tarihinde Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı/ Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Navalni’nin tutuklanması ve Rusya-AB ilişkileri konularını görüşmek üzere Rusya’nın başkenti Moskova’ya resmi bir ziyarette bulundu. Borrell, Moskova ziyareti sırasında Navalni'nin serbest bırakılması gerektiğini belirterek, AB ile Rusya arasındaki ilişkilerin daha fazla bozulmasına karşı uyarıda bulundu. Borrell ayrıca Navalni davasının ilişkilerde yeni bir gerilemeye yol açtığını, AB'nin Rusya'nın en önemli ticaret ortağı ve en büyük doğrudan yabancı yatırım kaynağı olduğunun altını çizdi. Navalni davasındaki gelişmeler nedeniyle olası yeni AB yaptırımları sorulduğunda ise Borrell, 22 Şubat 2021 tarihindeki dışişleri bakanları toplantısında olası başka önlemlerin tartışılması gerektiğini ve devlet ve hükümet başkanlarının 25-26 Mart 2021 AB Zirvesi’nde Rusya ile ilişkileri ele almak istediklerini ifade etti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ise Borrell ile birlikte yaptığı açıklamada, AB'nin son zamanlarda giderek ABD gibi davranmaya başladığını ve ülkelere tek taraflı yaptırımlar uyguladığını belirtti. Rusya ve AB’nin birçok konuda anlaşmazlık içinde olduğunu belirten Lavrov, ilişkilerde daha fazla bozulmanın öngörülemeyen sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Rus Bakan, Borrell’in yanında AB'yi "güvenilmez ortak" olarak nitelendirip, Avrupalı liderleri Navalni'nin zehirlenmesi hakkında yalan söylemekle suçladı. Lavrov tarafından yapılan bu açıklamalar, AB tarafında Borrell’in basın toplantısında etkisiz kaldığı gerekçesiyle eleştirilmesine sebep oldu. Bu konuyla ilişkili olarak Borrell'in en sert eleştirmenleri ise Birliğin Baltık üyeleri ve Polonya oldu. AP Üyesi Leh siyasetçi Anna Fotyga, Almanya ve Fransa’yı ima ederek Borrell'in Moskova ziyaretinde nüfuzlu üye ülke ve danışmanlarının etkisinde kaldığını ve Doğu Avrupa ülkelerinin tavsiyelerine karşı Lavrov'un tuzağına düştüğünü ifade etti.  Borrell’in bu şekilde davranmakla seçimlerden önce Rus hükümetinin elini güçlendirdiğini ve bununla da kalmayarak Rus muhalefetine de darbe vurduğunu belirtti.

Eski Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski ise Borrell’in ziyaretinin bir hata olduğunu ve Borrell’in konuyu Lavrov ile başka bir platformda özel olarak görüşmesi gerektiğini vurguladı. Belçikalı Liberal AP Üyesi Hilde Vautmans da Borrell’in, elinde yaptırım veya başka bir koz olmaksızın Moskova’ya gittiğini ve çok kötü geçen ziyaretin hem kendisine hem de AB'ye zarar verdiğini belirtti. Vaumans ayrıca, ziyaretin AB’nin zayıf ve aciz görünmesine sebep olduğunu sözlerine ekledi.

Yaşanan Gelişmeler Üzerine Her İki Taraftan Gelen Diplomatik Hamleler

Rusya, 23 Ocak 2021 tarihinde Navalni’nin tutuklanması nedeniyle hükümeti eleştiren protestolara Alman, İsveçli ve Leh olmak üzere üç AB diplomatının katıldığını tespit ettiklerini bildirdi. Rus Dışişleri Bakanlığı, Almanya, İsveç ve Polonya'dan gelen büyükelçilik personellerinin Rusya’da "istenmeyen kişiler" olarak ilan edildiklerini ve Petersburg'daki İsveç ve Polonya Konsoloslukları’nda çalışan diplomatların ve Moskova'daki Almanya Büyükelçiliği çalışanının izinsiz olarak protestolara katılmış olmalarından ötürü sınır dışı edildiklerini ifade etti. Rusya alınan karara gerekçe olarak bu tür eylemlerin diplomatik statü ile bağdaşmadığını vurguladı.  Rusya’nın Birlik üyesi Alman, İsveçli ve Leh diplomatları sınır dışı etmesi ise AB’de tepkiyle karşılandı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel Rusya'nın, muhalefet lideri Aleksey Navalni’nin tutuklanmasına karşı olan protestolara katılmaları nedeniyle İsveç, Almanya ve Polonya'daki diplomatları sınır dışı etme kararını kınadılar. Macron, Navalni'nin zehirlenmesinden, diplomatların sınır dışı edilmesine kadar bu süreçte yaşanan her şeyi başından sonuna kadar kınadığının altını çizdi. Macron ayrıca, diplomatik gerilimlerin bu şekilde çözülemeyeceğini vurguladı. Macron, Moskova ile diyaloğun Avrupa’da "barış, güvenlik ve istikrar” için hala önemli olduğunu da sözlerine ekledi.

Putin'in yaptığı son hamleler, gözlerin Almanya’nın, ABD ve Fransa dâhil olmak üzere bir dizi müttefiki tarafından eleştirilen, Nord Stream 2 doğalgaz boru hattı projesine çevrilmesine sebep oldu. Konu üzerine Merkel, hükümetinin pozisyonunun şimdilik değişmediğini ancak Rusya'ya enerji konusunda tek taraflı olarak bağımlı hale gelmemeleri gerektiği fikrini paylaştıklarını vurguladı. Merkel ayrıca Moskova ile konuşmaya devam etmenin "stratejik olarak zorunlu" olduğunu düşündüğünü ve aynı zamanda iklim sorunlarını da hesaba katan bir Avrupa enerji stratejisi geliştirmek ve enerji konusunda da Rusya ile stratejik bir alışveriş yapmak için birlikte çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ise Alman diplomatın protestoya katılarak yalnızca Viyana Sözleşmesi uyarınca gelişmeler hakkında yasal yollarla bilgi edinme görevini yerine getirdiğini ve kararın Avrupa ile ilişkileri daha fazla zedelediğini söyleyerek sınır dışı edilmeleri kınadı. Almanya her ne kadar Rusya’yı kınayıp, ikili ilişkilerin bozulmasından kaçınmaya yönelik bir izlenim verdiyse de Rusya’ya misilleme yapmaktan geri kalmadı. Berlin’deki bir Rus diplomatı “istenmeyen kişi ilan ederek” sınır dışı etti. Polonya Dışişleri Bakanlığı da diplomatlarının Rusya’daki yolsuzluğu protesto ettiğini ve Aleksey Navalni’ye destek verdiğini ifade etti. Polonya kararın tersine çevrilmemesi durumunda Rusya’ya karşı gereken adımların atılacağını belirten bir açıklama yaptı. İsveç de Rus bir diplomatın İsveç’ten çıkışını yasaklayarak diplomatik bir karşılıkta bulundu. Yapılan tüm bu karşılıklı diplomatik hamleler Rusya-AB ilişkilerinin daha da gerilmesine ve gözlerin 25-26 Mart AB Liderleri Zirvesi’ne çevrilmesine sebep oldu. Borrell’in Moskova ziyaretinden boş ellerle dönmesinin de Rusya’ya yaptırım çerçevesinde AB Liderleri Zirvesi’ndeki ana konulardan biri olacağına inanılıyor.

Ülkesindeki yolsuzlukları kınayan ve bu yolda önce zehirlenen sonra da tutuklanan Navalni’nin akıbetinin ne olacağı, Borrell’in başarısız Moskova ziyaretinin etkileri ve Rusya-AB ilişkilerinin önümüzdeki süreçte nasıl bir yolda ilerleyeceği önümüzdeki dönemde gündemi belirlemeye devam edecek.

Zafer Can Dartan, İKV Uzman Yardımcısı