İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 MART 2021

AB GÜNDEMİ: AB Stratejik Özerkliğinde Yeni Bir Adım: Avrupa Barış Aracı

AB Stratejik Özerkliğinde Yeni Bir Adım: Avrupa Barış Aracı

22 Mart 2021 günü yayımlanan basın açıklamasıyla Avrupa Barış Aracı’nın yürürlüğe girdiğini duyuran AB Konseyi, yeni mekanizmanın 2021- 2027 dönemindeki AB bütçesinden ayrı olarak 5 milyar avroluk bir kaynağa sahip olacağını açıkladı. 2004 yılından bu yana uygulanan Athena mekanizması ve Afrika Barış Aracı’nın yerine coğrafi kapsamının ve müdahale kapasitesinin genişletildiği bir mekanizma olarak getirilen Avrupa Barış Aracı, Birliğin ortak ülkelerle olan askeri ve savunmaya ilişkin iş birliğini geliştirme gayesi güdüyor.

Mogherini’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası’na Bıraktığı Miras

2014-2019 yıllarında AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi olarak görev alan Federica Mogherini, Konsey’e 13 Haziran 2018 tarihinde sunduğu önerisiyle Birliğin barışı koruma ve küresel güvenliği temin edebilme konusunda daha fazla yetkiye ve esnekliğe ihtiyaç duyduğunu vurguladı. AB Antlaşması’nın 21’inci Maddesi’nde belirlenen hedefler doğrultusunda teklif edilen Barış Aracı ile Birliğin ortak dış politikasında daha etkili ve etkin sonuçlar alınacağını dile getiren Mogherini, mevcut mekanizmaların 3 ana başlıkta sınırlı bir kapasiteye sahip olduğunu belirtti:

1-AB askeri operasyonları

2-Üçüncü ülkelerdeki barışı sağlama operasyonlarının desteklenmesi

3-Askeri veya savunma odaklı faaliyetlerde etkin rol alınabilmesi

Üçüncü ülkelerle iş birliklerini derinleştirmesi ve güvenlik odaklı sınamalarda AB’nin yönlendirici bir aktör olabilmesinin önünü açma amacı taşıyan Araç, Birliğin stratejik özerkliğini ve bir “barış gücü” olarak etkisini pekiştirecek bir mekanizma olarak görülüyor. Mogherini’nin teklif ettiği ve AB kurumlarının büyük bir hevesle benimsediği Avrupa Barış Aracı fikri, 2020 yılının son günlerinde onaylanarak Birliğin yeni 7 yıllık ajandasının getirdiği yenilikler arasındaki yerini almayı başardı.

AB’nin üçüncü ülkelere yönelik politikalarında ve bütçe yönetiminde ortak amaç çerçevesinde daha derli toplu bir görüntü elde edilmesi ve finansmanın daha verimli yapılması için programların tek çatı altında toplanmasına yönelik çabalar dikkat çekiyor. Bu sebeple tematik ve coğrafi sütunlar kapsamında oluşturulan Komşuluk, Kalkınma ve Uluslararası İş Birliği Aracı’nın (NDICI) bir yan ögesi olarak konumlanan Avrupa Barış Aracı, askeri destek ve kapasite geliştirme başlıklarının tanımını genişleterek Birliğe hem daha esnek olma hem de daha fazla yetki imkânı verecek. Ancak Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA)’nın da altında yer aldığı NDICI gibi AB bütçesi ile finanse edilemeyecek olan Avrupa Barış Aracı’nın üçüncü ülkelere sağlayacağı teçhizat, altyapı ve teknik desteği üye ülkeler tarafından ödenecek.

AB Antlaşması’nın 21’nci Maddesi çerçevesinde AB Ortak Dış ve Güvenlik Politikası eylemleri, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, ekonomik, sosyal ve çevresel kalkınma ve yoksullukla mücadele temelli olmalıdır. Bu anlamda entegrasyon projesinin bir “barış projesi” olarak kalabilmesi için AB Antlaşması’nın 41’inci Maddesi “askeri veya savunma temelli operasyonlardan kaynaklanan harcamaların Birlik bütçesinden karşılanamayacağını” belirtir. Ancak hem AB’nin hareket alanını genişletebilme hem de Antlaşma’ya ters düşmeyecek şekilde demokrasi ve barış temelli politikaları destekleyebilme adına önemli bir ihtiyaç haline gelen askeri ve savunma temelli harcamalar, AB kurumlarının yeni çözümler aradığı stratejik özerkliğin kilit unsuru haline geldi. Bu doğrultuda “bütçe-dışı” bir mekanizma olarak kurgulanan ve antlaşmaların sınırlayıcı kapsamından çıkarılan Barış Aracı, üye ülkelerin üçüncü ülkelere askeri teçhizat, askeri eğitim veya gerekli görülen altyapı destekleri verebilmesini sağlayacak.

Barışı Sağlayabilme Hedefinin Arkasındakiler ve Kör Noktalar

Dış eylemlerinde daha etkili rol alabilme ihtiyacı hisseden AB’nin güvenlik odaklı atılımlarının güncel gelişmelerin gerisinde kalmama amacı taşıdığını da belirtmek gerekiyor. AB içerisinde yasal, stratejik ve normatif tartışmaların kritik bir parçası olarak büyüyen bir kapsam kazanan askeri operasyonlar ve savunma politikaları, farklı küresel aktörlerin güç kazanma stratejileri ekseninde güncelleniyor. Nitekim son yıllarda Rusya’nın Orta Afrika Cumhuriyeti’nde artırdığı askeri varlığın AB’nin elinin ne derece sınırlı olduğunu göstermesi, Birliğin askeri odaklı atılımlarını teşvik eden bir etki yaratmış gibi görünüyor.

Güncel küresel konjonktür çerçevesinde özellikle Afrika ve Komşuluk Bölgesi’nde nokta atışı askeri ve savunma odaklı destekler verilmesi gerekliliği, savunma ve güvenlik politikalarının normatif gücün önemli bir alt başlığı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Rusya’nın da varlığını sürekli hissettirdiği söz konusu bu iki bölge, aynı zamanda ABD-AB iş birliğinin güçlendirilmek istendiği temel başlıkların arasında yer alıyor. Nitekim insan haklarına saygı ve demokrasi ilkelerini destekleyecek şeffaf mekanizmaların gelişmesine sağlam bir zemin hazırlayabileceği düşünülen Avrupa Barış Aracı’nın transatlantik diyaloğun güçlü bir ögesi olabilmesi, AB’nin küresel aktör olarak normatif etkisini artırma isteğinin hemen yanında konumlanıyor. Dolayısıyla büyük umutlar atfedilen Barış Aracı’nın Birliğin politikalarında gerçekleştirdiği dönüşümün başarılı çıktılarından olması için ciddi bir çaba harcanması gerekiyor.

Ne var ki askeri teçhizat ve teknik destek konusunda sınırların net olmadığı görüşünü savunan bazı üye ülkeler ile sivil toplum kuruluşları, insan hakları ihlallerine olanak verilebileceğinden endişe ediyor. Endişeleri giderme adına çabalayan AB kurumları, Barış Aracı’nın kalkınma ve barışa hizmet etmesi için gerekli kontrol ve izleme mekanizmalarına sahip olacağını vurguluyor. Her ne kadar barışı temin etmek, iyi niyetin ötesinde AB’nin normatif etkisini ve küresel aktör olarak varlığını kanıtlama isteğiyle birebir bağlantılı olsa da öne sürülen mekanizmanın başarısı büyük ölçüde yeni mekanizmanın üçüncü ülkelerdeki güvenlik sorunlarına odaklanmasına bağlı kalacak. Zira analizlere göre yeni mekanizmaya dair en büyük riskin, Avrupa Barış Aracı’nın üçüncü ülkelerdeki sorunlardan ziyade AB’nin kendi içinde yaşadığı güvenlik sorunlarını çözmek için kullanılması olacağı vurgulanıyor.

Selvi Eren, İKV Uzman Yardımcısı