İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 NİSAN 2021

KÜRESEL GÜNDEM: Ukrayna Gerilimi Karadeniz`de Tansiyonu Yükseltiyor

Ukrayna Gerilimi Karadeniz'de Tansiyonu Yükseltiyor

Hibrit savaş stratejisi yeni bir kavram olmanın verdiği muğlaklığa rağmen özü itibarıyla açık savaş ilanının yapılmadığı, konvansiyonel olmayan araçların da kullanıldığı, paralı askerlerden terör gruplarına, propagandadan istihbarat operasyonlarına kadar bir çok dolaylı-dolaysız müdahale şeklini içeren bir mücadele türüdür. Rusya’nın yaklaşık yedi yıldır Ukrayna’da pasaport dağıtıp, paralı asker toplaması, ayrılıkçı güçleri silahlandırması ve bu doğrultuda propaganda yapması Rusya-Ukrayna çatışmasını Rusya’nın yürüttüğü bir hibrit savaş modeli olarak ifade etmeyi mümkün kılıyor. Ukrayna öncelikle önemli bir Rus azınlığa sahip olduğu için Rusya açısından önemli.Ayrıca Ukrayna, Avrupa ve Balkanlara açılan kapı konumunda ve bu durum Ukrayna’yı Rusya’nın stratejik savunma bölgesi haline getiriyor. Dolayısıyla Rusya için jeopolitik ve tarihi öneme sahip olan Ukrayna’nın NATO’ya üyeliğinin sürekli gündeme gelmesi ve Ukrayna’daki siyasi karar alıcıların AB yanlısı olmaları ve Ukrayna’nın son zamanlarda batı yanlısı bir duruş sergilemesi Kremlin’in agresif tavırlarının nedenleri olarak gösteriliyor.

Rusya’nın yıllardır Ukrayna’daki ayrılıkçı milisleri destekleyerek örtülü bir müdahale gerçekleştirdiği yorumları bir hayli yaygın. Sözde halk oylamalarıyla Mayıs 2014'te Ukrayna'nın doğusundaki Donbass bölgesinde bağımsızlığını ilan eden Rusya yanlısı  ayrılıkçı Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Lugansk Halk Cumhuriyeti ile Kiev yönetimi arasında 2014'ten bu yana binlerce kişinin yaşamını yitirdiği sıcak çatışmalar yaşanıyor. Donbass bölgesindeki krizin çözümüne ilişkin Rusya, Ukrayna ve AGİT'ten oluşan Üçlü Temas Grubu Temmuz 2020'de kapsamlı ateşkes kararı almasına rağmen 2021 başından itibaren ateşkes ihlal edildi ve bölgede askeri hareketler tekrar başladı. Ukrayna, Donbass’ta Rus yanlısı ayrılıkçıların açtığı çatışma sonrasında 26 Mart’ta dört, 6 Nisan’da da iki Ukrayna askerinin yaşamını yitirdiğini bildirdi. Ukrayna Genelkurmay Başkanı Ruslan Homçak, Rusya’nın askeri tatbikat bahanesine sığınarak Ukrayna sınırları yakınlarına askeri birlik sevkiyatı yaptığını belirtti. Buna cevaben Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya'nın kendi toprakları içinde silahlı kuvvetlerini kendi isteği doğrultusunda hareket ettirdiğini ve bunun herhangi bir tehdit anlamına gelmediğini ifade etti. Bu açıklamalardan sonra hem Moskova hem de Kiev Donbass çevresine askeri sevkiyatı artırdı. Öte yandan, Rusya'nın Kırım'ı ilhak ettiği 2014'ten bu yana Ukrayna sınırında bu kadar fazla sayıda asker ve askeri teçhizat konuşlandırmadığı yorumları da yapılıyor. Durumun ciddiyetinin bir başka işareti olarak, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelensky çatışma hattını görmek ve bölgedeki askerlere birlik mesajı vermek adına Donbass’ı ziyaret etti.

Hatırlanacağı üzere 2020 yazındaki ateşkes kararından önce Rus yanlısı ayrılıkçı milis güçlerle Kiev yönetimi arasında 2014 ve 2015’te Minsk Anlaşmaları imzalanmıştı. Anlaşmalara göre, Ukrayna ademimerkeziyetçi davranarak yerel yönetimlerin yetkilerini artıracak ve Donbass’a özel bir statü veren anayasa değişikliği yapılacaktı. Ayrılıkçı güçler ise sınırın kontrolünü Ukrayna’ya bırakacak ve ateşkes sağlanacaktı. Ancak ilgili anlaşmalar ateşkes ihlali ve karşılıklı güven inşasının sağlanamaması sebepleriyle yürürlüğe girmedi. Ayrıca, Donbass’a özel statü sağlayacak anayasa değişikliğinin ülkenin toprak bütünlüğünü tehlikeye atacağını düşünen Kiev yönetimi bu değişikliğe sıcak bakmıyor. Öte yandan Moskova, ayrılıkçı güçleri örtülü biçimde destekleyerek Ukrayna’nın olası bir “eksen kayması” yaşamasının önüne geçmeye çalışıyor. Öyle ki Rusya, Ukrayna'nın ayrılıkçılara karşı topyekûn bir saldırı başlatması halinde Moskova'nın bölgedeki Rusça konuşan sakinlere yardım etmek için müdahale edebileceğini belirtti.

Batı Denklemin Neresinde?

Batı, Rusya’nın 2014’ten beri Ukrayna’da devam eden hibrit savaşına karşı farklı tutum sergilemeye devam ediyor. Örneğin, AB, ABD ve Birleşik Krallık Rusya’ya  karşı enerji ve bankacılık sektörlerini hedef alan yaptırımlar uyguladı. Her ne kadar Kremlin bu yaptırımların caydırıcı olmadığını iddia etse de eldeki verilere göre Rusya ekonomisi önceki dönemlere göre durgunluk dönemine girdi. Ayrıca bazı Batılı yetkililer ek önlemlerin alınmasının gerekliliğini de vurguluyor. Askeri açıdan ise, Ukrayna’nın NATO’ya üyeliğinin gündeme getirilmesinin Rusya’yı caydırmaktan ziyade tahrik edebileceği görüşleri de ağırlık kazanıyor. Konuya yönelik olarak, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rusya'nın Ukrayna'daki askeri eylemleri hakkında Cumhurbaşkanı Zelenskiy ile görüşerek ittifakın Ukrayna'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediğini ifade etti. Ayrıca, NATO Askeri Komite Başkanı Orgeneral Stuart Peach Ukrayna'ya gelerek Cumhurbaşkanı Zelenskiy ve Genelkurmay Başkanı Homçak ile görüştü. Cumhurbaşkanı Zelenskiy, NATO üye ülkelerini Karadeniz'deki varlıklarını artırmaya çağırdı ve ülkesine NATO Üyeliği Hareket Planı verilmesinin önemine değindi. Zelenskiy ayrıca, ordu ve savunma sektöründe reform yapılacağının altını çizerek NATO üyeliğinin bölgedeki gerilimi durdurmanın tek yol olduğunu da vurguladı. 2020'de “NATO genişletilmiş fırsatlar ortağı” statüsünü alan Ukrayna, yaşanan çatışmaların çözümü için NATO Üyelik Hareket Planı’nı da alarak üyelik müzakerelerini başlatmak istiyor. Bu konuya yönelik Kremlin Sözcüsü  Peskov  ise  ABD ve NATO’nun Ukrayna’ya olası askeri  desteğine karşı Rusya'nın kendi güvenliğini sağlamak için ilave önlemler alacağını ifade etti. ABD Başkanı Joe Biden, Cumhurbaşkanı Zelenskiy ile görüşerek Rusya'nın Donbass ve Kırım'daki saldırgan tavırları karşısında ABD'nin Ukrayna'ya “sarsılmaz desteğinin” süreceğini belirtirken, yine aynı doğrultuda, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de sınırda olan hareketlilikten endişe duyduklarını ve Ukrayna'ya desteklerinin süreceğini dile getirdi.

Pentagon yetkilisinin yaptığı açıklamada, ABD'nin önümüzdeki haftalarda Karadeniz'e savaş gemileri göndermeyi planladığı belirtildi. Yetkili, ABD donanmasının Karadeniz'de rutin olarak faaliyet gösterdiğini, ancak savaş gemilerinin konuşlandırılmasının Moskova'ya ABD'nin bölgeyi yakından izlediğine dair özel bir mesaj göndereceğini ifade etti. ABD'nin, Montrö Antlaşması uyarınca Türkiye'ye Karadeniz'e girme niyetini 14 gün önceden haber vermesi gerekiyordu Nitekim çok geçmeden Türkiye tarafından yapılan açıklamada, ABD’ye ait iki savaş gemisinin Karadeniz’e geçeceği ve gemilerin 4 Mayıs’a kadar bölgede konuşlanacağı bilgisi verildi. Ancak 13 Nisan 2021 tarihinde ABD Başkanı Biden ile Rusya devlet Başkanı Putin arasında  gerçekleştirilen telefon görüşmesinde Ukrayna’daki mevcut durum ele alındı ve görüşmenin ardından söz konusu iki ABD savaş gemisinin Karadeniz’e geçişinin iptal edildiği açıklandı.

Ukrayna’da yapılacak askeri reformun NATO standartları etrafında şekillenmesi ve NATO’nun bölgedeki herhangi bir çatışmaya dâhil olması senaryosu Ukrayna ve Rusya arasında yaşanan gerilimin önemini gözler önüne seriyor. Rusya’nın ifade etmekten çekinmediği gibi, NATO’nun Ukrayna’ya yönelik askeri bir desteği Rusya’nın kırmızı çizgisi. Güvenlik ikileminin açıkça okunabildiği son olaylardan da anlaşılacağı üzere,  Kiev ve Moskova sıcak çatışma ihtimalinden çekinmiyor. Öyle ki Rusya, Ukrayna’nın provoke edici davranışlara devam etmesi ve Donbass’ta bir çatışmanın yaşanması halinde Ukrayna’nın bölünebileceği hatta yıkıma uğrayabileceği yönünde açıklamalar yaptı. Askeri gelişmelerden ve karşılıklı diskurlardan da anlaşılacağı üzere, Ukrayna önümüzdeki dönemin en sıcak gündem maddelerinden biri haline gelecek gibi görünüyor.

Bilge KIRCA, İKV Uzman Yardımcısı