İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 NİSAN 2021

AB GÜNDEMİ: Hellimin AB Nezdinde Tescili ve Yeşil Hat Tüzüğü Değişikliği

Hellimin AB Nezdinde Tescili ve Yeşil Hat Tüzüğü Değişikliği

“Kıbrıs’ın beyaz altını” olarak bilinen hellim peyniri, 12 Nisan 2021 tarihinde “Halloumi/Hellim” adıyla menşe adı korumalı ürün (Protected Designation of Origin – PDO) olarak AB nezdinde tescillendi. 13 Nisan 2021 tarihinde AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanan uygulama tüzüğüne göre, yalnızca Kıbrıs’ta geleneksel tarifine uygun şekilde üretilen hellim peyniri, Türkçe “Hellim”, Rumca “Χαλλούμι” ve Latin harfleriyle “Halloumi” isimleriyle AB’de tüketime sunulabilecek. Hellim peynirinin Kıbrıs’a özgü bir ürün olarak tescil edilerek üretiminin coğrafi açıdan Kıbrıs adası ile sınırlanmasıyla, başka bir yerde bu adla üretim yapılmasının önüne geçilerek, ürün taklitlerine karşı korunmuş olacak.

Hellimin tesciline ilişkin uygulama tüzüğü ile eş zamanlı olarak, adanın kuzey ve güneyi arasında kişilerin, malların ve hizmetlerin dolaşımını düzenleyen (AB Konseyi’nin 866/2004 sayılı ve 29 Nisan 2004 tarihli) Yeşil Hat Tüzüğü’nün KKTC’de üretilen hellim peynirinin AB pazarına erişiminin önünü açacak şekilde değiştirilmesini öngören düzenleme de kabul edildi. Yeşil Hat Tüzüğü’nde yapılan değişiklikle, KKTC’de üretilen hellim peynirinin adanın güneyine, oradan da AB’ye ihraç edilmesi mümkün olacak. Söz konusu iki düzenlemenin 1 Ekim 2021 tarihinde yürürlüğe girmesi bekleniyor.

Hellime ilişkin söz konusu iki düzenlemeden oluşan paket kapsamında, ada genelinde hellimin tesciline yönelik denetimleri gerçekleştirmek üzere uluslararası akreditasyona sahip bir denetim kuruluşu atanması öngörülüyor. Komisyona göre, bu kuruluşun temel görevi, hellimin geleneksel tarifine uygun şekilde üretildiğini denetlemek olacak. Tescile yönelik kontrollerin ada genelinde etkili şekilde gerçekleştirilmesinin sağlanması amacıyla uygulanabilir bir düzenlemeye gidileceği ifade ediliyor. Buna ek olarak, KKTC’deki çiftlik ve mandıralarda gerekli AB sağlık ve hijyen kurallarına uyulmasını temin etmek üzere kontrolleri gerçekleştirecek özel bir denetim kuruluşu atanması öngörülüyor. Pakette, belirli hayvansal ürünlerin geçişine yönelik kısıtlamaları kaldıran ve bunların geçişine ilişkin kriterler getiren önleme de yer veriliyor. Paket kapsamında ayrıca, düzenlemelerin uygulanmasını gözden geçirmek üzere Komisyon başkanlığında adadaki iki toplumun temsilcilerinden oluşacak bir Hellim Çalışma Grubu’nun kurulacağı telaffuz ediliyor.

Komisyon tarafından yapılan açıklamada, Halloumi/Hellim’in menşe adı korumalı ürün olarak tescili, adadaki iki toplumu birbirine yaklaştıracak ve güven inşasına katkı sunacak sembolik bir adım olarak nitelendirildi. Kıbrıs Türk süt ürünleri sektörünün AB havyan ve halk sağlığı standartlarına en kısa sürede uyumunun sağlanması için destek sözü veren Avrupa Komisyonu, Kıbrıs Türk toplumuna yönelik AB Yardım Programı kapsamında süt ürünleri sektörüne desteğin artırılacağını duyurdu.

Arka Plan

GKRY, Temmuz 2009’da hellim peynirinin “Halloumi” adıyla menşe adı korumalı ürün olarak tescillenmesi için tek yanlı olarak başvuruda bulunmuştu. GKRY’nin, adadaki iki toplumun ortak zenginliği ve KKTC ekonomisi açısından kritik önemdeki bu ürünün tescillini alma yönündeki tek yönlü hamlesi, Türk tarafında büyük endişeye neden olmuştu. Kıbrıs Türk tarafının yürüttüğü kararlı mücadele neticesinde, Rum üreticilerin hellimin içermesi gereken süt karışım oranıyla ilgili itirazlarının da etkisiyle, GKRY tek yanlı başvurusunu Nisan 2012’de geri çekmek zorunda kalmıştı.

GKRY, hellim peyniri için yaptığı tescil başvurusunu 17 Temmuz 2014 tarihinde “Halloumi/Hellim” adıyla yeniledi. Söz konusu ikinci başvuruda, GKRY Tarım Bakanlığının bu konuda yetkili makam olarak tanımlanması, Kıbrıs Türk tarafında endişeye neden olmuştu. Kıbrıs Türk tarafı, başvuruda adanın kuzeyinde üretilen hellimin etkili ve tarafsız denetimi için bir mekanizma önerilmemesi nedeniyle Kıbrıslı Türkleri hellimin tescilinin olası getirilerinden mahrum bırakacağı endişesini dile getirmişti. 16-17 Temmuz 2015 tarihlerinde dönemin Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında, dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile GKRY lideri Nikos Anastasiadis arasında hellimin tescili konusunda mutabakata varıldığı duyurulmuş; bu mutabakat Juncker tarafından somut bir güven artırıcı önlem olarak memnuniyetle karşılanmıştı.

Mutabakata göre, uluslararası akreditasyona sahip “Bureau Veritas”, Tarım Ürünleri ve Gıda Maddelerinde Kalite Düzenlemelerine İlişkin 1151/2021 Sayılı AB Tüzüğü uyarınca hellimin tesciline ilişkin kontrolleri gerçekleştirecek denetim merci olarak atanırken; Avrupa Komisyonu, Bureau Veritas’ın üstleneceği kontrol görevlerini detaylandırmakla, Bureau Veritas ise Komisyona ve GKRY’ye rapor sunmakla görevlendirilmişti. Son olarak, hellim peynirinin “Halloumi/Hellim” adıyla AB tarafından tescillendiği gün, Komisyonun Yeşil Hat Tüzüğü’nün ticareti kolaylaştıracak şekilde değiştirilmesini tavsiye eden bir teklif kabul etmesi öngörülmüştü.

Tescil ve Hellim Ekonomisi

Hellim peyniri, adadaki her iki tarafın ekonomisinde önemli bir yere sahip.  Koronavirüs salgını ticarette bozulmalara neden olmadan önce, hellim peyniri 33 milyon dolar değerindeki %40,1’lik ihracat payı ile 2019 yılında KKTC’nin en önemli ihracat ürünü konumundaydı. Aynı yıl 224 milyon avro tutarında ihracat ve %17,36’lık ihracat payı ile hellim peyniri, GKRY’nin ihracat ürünleri arasında ikinci sırada bulunuyordu. Adanın güneyinde 13 bin aileye istihdam sağlayan hellim sektörü, kuzeyde 17 bin kişiyi doğrudan 50 binden fazla kişiyi ise dolaylı yoldan etkiliyor. Orta Doğu ülkeleri ve Türkiye, KKTC’de üretilen hellim peynirinin başlıca ihracat pazarlarını oluşturuyor. Birleşik Krallık, İsveç, Almanya ve Yunanistan ise GKRY’nin bu üründeki başlıca ihracat pazarı konumunda bulunuyor.

Hellim peynirine yönelik talebin yaygınlaşan sağlıklı yaşam alışkanlıklarına paralel olarak daha da artması bekleniyor. Tescilin getireceği markalaşmayla birlikte ürünün fiyatının ve dolayısıyla kârlılığının artacağı öngörülüyor. Aynı zamanda, tescille birlikte uyulması gerekecek sağlık ve hijyen standartlarının üreticileri yüksek kalitede üretime teşvik edeceği düşünülüyor.

Hellim peynirinin Kıbrıs’a özgü bir ürün olarak AB koruması altına alınması ve KKTC’de üretilen hellimin 450 milyon nüfuslu AB piyasasına ihracat imkanının doğması olumlu bir gelişme olarak görülse de, Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden ticarette karşılaşılan engellemeler ve uygulamaya yönelik soru işaretleri, bu konuda iyimser olmayı zorlaştırıyor.

Yeşil Hat Tüzüğü’nün Sorunlu Uygulama Karnesi ve Soru İşaretleri

Bilindiği üzere, AB uluslararası hukuka ve kendi ilkelerine aykırı şekilde, Annan Planı’nı %76 çoğunlukla reddetmesine rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni “tüm adanın meşru temsilcisi” iddiasıyla üyeliğe kabul etti. Annan Planı’na %65 ile “evet” diyerek AB üyeliği ve çözüm yönünde güçlü bir irade ortaya koyan Kıbrıs Türk halkı ise AB üyeliğinin nimetlerinden mahrum bırakıldı. GKRY'nin Kıbrıs meselesi çözüme kavuşmadan gerçekleşen tek yanlı üyeliği sonucu adanın tamamı AB toprağı sayılmasına karşın, AB’nin “GKRY Hükümeti’nin etkili kontrolü dışındaki bölgeler” olarak nitelendirdiği KKTC’de, AB müktesebatının uygulanması GKRY’nin AB Katılım Antlaşması’na Ek 10 Numaralı Protokol ile askıya alınmış durumda.

Avrupa Komisyonunun Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı izolasyonların sonlandırılması ve ekonomik gelişiminin sağlanması amacıyla sunduğu girişimlerden Doğrudan Ticaret Tüzüğü, Rum tarafının vetosu ve yasal zemin tartışması nedeniyle halen yürürlüğe girebilmiş değil. 2004’te yürürlüğe giren Yeşil Hat Tüzüğü çerçevesinde ise Rum tarafının engellemeleri ve tüzüğün dar kapsamı nedeniyle kayda değer ticaret yapılamıyor. Kuzeyden gelen işlenmiş gıda ürünlerinin Rum tarafının engellemelerine maruz kaldığı; Rum tarafının ticari araçların geçişini engellediği, ürünlerin satışı ve pazarlanması konusunda zorluklar çıkardığı biliniyor. Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın verilerine göre, tüzük kapsamında KKTC’den adanın güneyine yapılan ihracatın değeri 2019 yılında 5,364 milyon avro, 2020’de ise 4,604 milyon avro düzeyindeydi.

Yeşil Hat Tüzüğü’nün sorunlu uygulama karnesi, hellimin tescilinin Kıbrıs Türk halkı açısından yaratacağı olası kazanımlar konusunda fazla iyimser olmayı zorlaştırıyor. Halihazırda zeytinyağı, helva, tahin gibi işlenmiş ürünlerin ihracatına, gerekli uluslararası standartları karşılamalarına rağmen gıda güvenliğini gerekçe gösteren Rum makamlarınca izin verilmiyor. Rum tarafının bu adaletsiz tutumu, Avrupa Komisyonunun, tüzüğün uygulanmasını değerlendiren yıllık raporlarında dile getirdiği itirazlara rağmen sürüyor. Hellimin tesciliyle eş zamanlı olarak kabul edilen ikinci düzenleme, Yeşil Hat Tüzüğü’nün süt ürünlerinin geçişine imkan verecek şekilde tadil edilmesini öngörüyor. Buna karşın Rum tarafının pek çok üründeki keyfi ve adaletsiz uygulamalarını hellimde de sürdürmesi tehlikesi, tescilin Türk tarafı açısından olası getirilerini riske atıyor.

KKTC Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, tescilin onay sürecinde 2015 tarihli mutabakata göre tescilin denetimi için bağımsız bir merci olarak belirlenen Bureau Veritas’ın kontrolleri pratikte nasıl gerçekleştireceği ve Yeşil Hat üzerinden ihraç edilecek hellimin sağlık kontrollerini yapacak kurumun belirlenmesinde KKTC makamlarıyla işbirliği konuları netlik kazanmamış durumdaydı. Açıklamada, hellimin tesciline ve Yeşil Hat Tüzüğü’nün tadiline ilişkin düzenlemelerin nihai hallerinin Kıbrıs Türk tarafı ile paylaşılmadığı ve Kıbrıs Türk tarafının uygulamaya yönelik belirsizliklerin giderilmesi konusundaki taleplerine cevap verilmediği ifade ediliyordu.

KKTC Cumhurbaşkanlığı tarafından telaffuz edilen bu eksikliklere ek olarak, hellimin sağlık ve hijyen kontrollerini gerçekleştirecek kuruluşu yetkilendirme görevinin GKRY’ye verilmesi, AB’ye hellim ihracatının Rum tarafının insafına bırakılacağı yönünde endişelere yol açıyor.

Bir diğer konu ise, hellim peynirinin ihtiva ettiği küçükbaş-büyük hayvan süt oranıyla ilgili. AB tarafından kabul edilen spesifikasyona göre, tescille birlikte Halloumi/Hellim’in içeriğindeki inek sütü oranının, keçi ve koyun sütü karışımından düşük olması şartı getirilecek. Hellim peynirinin %51 oranında keçi ve koyun sütü karışımı içermesi şartı, her iki tarafta da inek sütü ağırlıklı olarak üretim yapan hellim üreticilerinin tepkisini çekmiş durumda. Hellim içeriğindeki keçi ve koyun sütü oranı, hâlihazırda KKTC’de %11-12, GKRY’de ise %15-20 düzeyinde. Bu durum, özellikle KKTC’de küçükbaş hayvan besiciliği kapasitesinin artırılmasını zorunlu kılıyor. Rum tarafının tescil başvurusundan beri bu konuda çalışmalar yürüttüğü ve bu alana 75 milyon avro ayırdığı biliniyor. KKTC de bu yıl AB gıda güvenliği standartlarının karşılanması için 3,2 milyon avroluk bir projenin başlatılacağını açıkladı.

Her ne kadar büyükbaş-küçükbaş süt karışımı oranındaki geçişin kademeli yapılacağı ifade edilse de, KKTC’de AB standartlarında üretim için gerekli dönüşümün sağlanmasının 10-15 yıl alabileceği düşünülüyor. Bu nedenle, Kıbrıslı Türk üreticiler, 2024’te sona ermesi öngörülen geçiş döneminin 2034’e kadar uzatılmasını talep ediyor. Kıbrıslı Türk üreticilerin AB standartlarında üretim yapabilmeleri için AB’nin somut teknik ve mali destek vermesi büyük önem taşıyor.

Hellimin AB nezdindeki tescili konusundaki gelişmeler, Kıbrıs meselesinin uluslararası gündemin üst sıralarında yer aldığı bir döneme rastlıyor. Bilindiği üzere, Kıbrıslı iki toplum ile garantör devletler; Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın temsilcileri 27-29 Nisan 2021 tarihlerinde BM Genel Sekreteri’nin himayesinde Cenevre’de bir araya gelmeye hazırlanıyor. Müzakerelerin Rum tarafının tutumu nedeniyle Crans Montana’da kritik bir aşamada çökmesinden dört yıl sonra taraflar arasında çözüme yönelik ortak bir zeminin bulunup bulunamayacağının yoklanacağı bu toplantı öncesinde hellimin tescili, görüşmelere gözlemci olarak katılacak AB tarafından güven artırıcı bir önlem olarak görülüyor. Hellimin Yeşil Hat üzerinden AB’ye ihraç edilmesi, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in, 25-26 Mart tarihli AB Zirvesi’nde Türkiye-AB ilişkilerinin tüm boyutlarına ilişkin sunduğu ortak raporda da Kıbrıslı taraflar arasında karşılıklı güven ortamının yaratılmasına katkıda bulunabilecek somut bir adım olarak telaffuz ediliyordu. Gelinen noktada, hellimin tescilinin, Yüksek Temsilci Borrell’in raporunda belirttiği işlevi görebilmesi için Türk tarafının endişelerinin ele alınması ve uygulamaya yönelik belirsizliklerin giderilmesi büyük önem taşıyor.

Yeliz Şahin, İKV Kıdemli Uzmanı