İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-30 HAZİRAN 2021

AB GÜNDEMİ: Europol 2021 Terör Raporu: Pandemi Yılının Şiddet Karnesi

Europol 2021 Terör Raporu: Pandemi Yılının Şiddet Karnesi

AB Polis Teşkilatı’nın (Europol) her yıl yayımladığı AB Terörizm Durumu ve Trendi Raporu, AB üye ülkelerindeki terör saldırılarının ve terörle bağlantılı soruşturmaların genel çerçevesini çizerek, yıllar içindeki değişimleri göz önüne seriyor. 22 Haziran 2021 tarihinde yayımlanan en son rapor, COVID-19 salgınının damga vurduğu 2020 yılında gerçekleşen veya engellenen terör saldırıları hakkındaki detayları içeriyor. Teröristlerin küresel sağlık krizinin tetiklediği korku, devlete karşı artan güvensizlik, paranoya ve panik duygularını kendi lehine kullanmaya çalıştığını vurgulayan rapora göre COVID-19’un artırdığı kırılganlık ve kutuplaşma, bireyleri şiddete itme eğilimi gösteriyor. Buna rağmen 27 AB üye ülkesinde toplam 57 terör saldırısının (gerçekleşen, yarıda kalan veya önlenen) kayıt altına alındığı; tutuklu sayısında ise önceki yıllara kıyasla belirgin bir düşüş yaşandığı ortaya koyuluyor. Salgınla mücadele kapsamında uygulanan seyahat kısıtlamaları, test zorunluluğu ve sokağa çıkma yasaklarının tutuklama sayısının azalmasında etkili olduğu dile getirilse de bu durumun terör faaliyetlerindeki azalmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı sorgulanıyor. Nitekim uygulanan kısıtlamaların kamu kurumlarının operasyonel faaliyetlerini sınırlandıran bir etki yaratması nedeniyle terör faaliyetlerinde bir düşüş yaşandığına dair kesin bir yorum yapılamıyor.

Kara para aklama faaliyetlerinin de terörü finanse etmede büyük önem taşıdığı belirtilen raporda 2020 yılında farklı şehirlerde gerçekleşen operasyonlarda ele geçirilen teröristlerin şiddet eylemlerinin yanı sıra kara para akladığı ve farklı bölgelerdeki terör eylemlerini finanse ettiği de ortaya çıkarıldı. Bu konuyla ilgili olarak 28 Haziran 2021 tarihinde Avrupa Sayıştayı, “AB'nin bankacılık sektöründe parçalı kara para aklamayla mücadele çabaları ve yetersiz uygulamaları” başlığını taşıyan özel bir rapor yayımladı. Europol’ün verilerine referans vererek yüz milyonlarca avronun “kaybolduğu” bilgisini paylaşan Avrupa Sayıştayı, AB genelinde kara para aklamayla mücadelenin zayıfladığını ve üye ülkeler arasında “beceriksizce” koordine edildiğini aktarıyor. 1991 yılından bu yana yürütülen mücadelenin başarısız olduğunu dile getiren Avrupa Sayıştayının bulguları, AB içerisinde ve üçüncü ülkelerde gerçekleşen terör eylemlerine milyonlarca avronun aktarıldığı gerçeğini öne çıkarıyor.

2020 Terör Trendleri: Çevrimiçi Nefret Söylemi ve Kutuplaşma Riski

Üye ülkelerin iç mevzuatındaki terör tanımına uygun olan eylem ve faaliyetleri belirleyen AB Terörizm Durumu ve Trendi Raporu, bu anlamda üye ülkelerin iç mevzuatında terörizm altında yer alan tüm şiddet eylemlerini içeriğine dâhil ediyor. AB’de terörle mücadelenin yasal çerçevesini 2017/541 sayılı Yönerge oluşturuyor. 8 Eylül 2018 tarihinde üye ülkelerin iç mevzuatına aktardığı Yönerge’nin içeriği, dolayısıyla terörle mücadelenin temellerini oluşturuyor. Üye ülkelerin içeriğini genişletebildiği Terörle Mücadele Yönergesi üç amaç ekseninde planlanan veya gerçekleştirilen eylemleri terör kapsamına alıyor:

1-Vatandaşları ciddi bir şekilde korkutmak;

2-Bir hükümeti veya uluslararası örgütü belli bir şekilde hareket etmeye veya aksiyon almamaya zorlamak;

3-Bir ülkenin veya uluslararası örgütün temel siyasi, anayasal, ekonomik veya sosyal yapılarındaki istikrarı bozmak veya yok etmek.

Raporun basın açıklamasında Komisyonun İç İşlerinden Sorumlu Üyesi Ylva Johansson sağlık krizinin çevrimiçi platformlara taşıdığı pek çok alan arasında nefret söylemi ve kutuplaşmanın da yer aldığını ifade etti. Dijitalleşen dünyada terör ve şiddet propagandalarının da daha kolay yaygınlaşma riski olduğunu söyleyen Europol Direktörü Catherine De Bolle bununla mücadele edebilmek için gerçek zamanlı bilgi paylaşımı ve veri korumayı güçlendiren mevzuatlara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Özellikle aşırı sağı temsil eden propagandaların çevrimiçi platformlardaki gruplarda diğer tüm ekstrem görüşlerden daha fazla yayıldığını ortaya koyan rapor, kırılgan bireylere alternatif bir gerçeklik gibi sunulan kutuplaştırıcı söylemlerin giderek artan bir tehdit olacağı uyarısında bulunuyor. Bu bağlamda koronavirüs salgınının insanların hayatına teknolojik araçları ve çevrimiçi uygulamaları katlanan bir ivmeyle dâhil ettiği gerçeğinin yasal düzenlemelerde dikkate alınması gerekiyor. Raporda öne çıkan analizler arasında da yerini alan bu vurgu, AB üye ülkeleri arasında terörle mücadele mevzuatlarının uyumlaştırılması ve dayanışmanın artırılmasının önemine dikkat çekiyor.

2020 yılında cihatçı terör eylemlerinin arkasında gruplardan ziyade bireylerin yer aldığını ortaya koyan rapora göre düzenlenen saldırıların arkasında radikal fikirler ile akıl sağlığı sorunlarının birleşimi yer alıyor. Öte yandan sol ve anarşist kanatta yer alan ekstrem ve terör odaklı görüşlerin COVID-19 ekseninde yeni söylemler edindiği gözlemleniyor. Teknolojik ve bilimsel gelişmeler konusunda şüphecilik, COVID-19 önlemleri hakkında komplo teorileri, iklim krizine inanmama şeklinde özetlenebilecek yeni söylemleri kapsamına dâhil eden sol radikal söylemlerin tetiklediği terör eylemleri İtalya başta olmak üzere birçok AB üye ülkesinde kamu düzenini ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor.

Ek olarak COVID-19 nedeniyle kalabalık ortamların olmaması, terör eylemlerinde bıçaklama, araba ile çarpma veya kundaklama yöntemlerini ön plana çıkardığından bahsedilirken; patlayıcı yapım ve kullanımının belirgin ölçüde azaldığına da dikkat çekiliyor.

Terör örgütlerinin AB üye ülkelerinde tespit edilen faaliyetlerine de ayrıca yer veren ve önceki yıllara göre nasıl değişimler yaşandığını betimleyen rapor, PKK’nın faaliyetlerinde bir azalma olduğunu ortaya koyuyor. Salgın nedeniyle getirilen sokağa çıkma ve seyahat yasaklarının azalan terör eylemlerinde birincil faktör olduğu söylenen rapora göre pek çok AB ülke vatandaşı Suriye ve Irak’taki Kürt güçlerine katıldı. Sonuç olarak, Birleşik Krallık da dâhil edildiğinde 2020 yılında toplam 16 kişinin, bazıları sonradan geri gelse de, Suriye ve Irak’taki terör gruplarına katıldığı tespit edildi. Ancak yine de söz konusu ülkelerdeki çatışma bölgelerinde bulunan AB vatandaşlarının net sayısı hakkında bir bilgiye sahip olunmadığı belirtiliyor.

Selvi Eren, İKV Uzman Yardımcısı