İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 TEMMUZ 2021

TÜRKİYE-AB GÜNDEMİ: AB - Türkiye Mülteci Aracı Ara Dönem Değerlendirme Raporu

AB - Türkiye Mülteci Aracı Ara Dönem Değerlendirme Raporu

Türkiye, dünyanın en büyük mülteci topluluğu olan yaklaşık 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu rakamın 3,6 milyonu kayıtlı Suriyeli mültecilerden ve geriye kalan 330 binlik kısmı ise ağırlıklı olarak Afganistan, Irak, İran ve Somali gibi ülkelerden gelen mültecilerden oluşuyor. Mülteci konusu günümüzde Türkiye-AB ilişkilerinde belki de en önemli konu olma özelliğini taşıyor. Bu nedenden ötürü de AB, Türkiye’deki mültecilere yönelik mali yardım aracının bugüne kadar olan performansının genel bir değerlendirmesini yapmak, mevcut ve gelecekteki eylemleri ve stratejiyi iyileştirerek öneriler sunmak için bir ara değerlendirme raporu hazırladı. Rapor, Haziran 2021’de “AB-Türkiye Mülteci Aracı Ara Dönem Değerlendirme Raporu” adıyla yayımlandı.

Raporda 18 Mart 2016 tarihli Türkiye-AB Mutabakatı’nda AB’nin, Türkiye'deki mülteciler için Mali Yardım Aracı aracılığıyla 6 milyar avro tutarında finansal yardımda bulunduğu ve AB'nin Türkiye'deki mültecilere verdiği desteği önemli ölçüde artırdığı ifade ediliyor. 3 milyar avro tutarındaki ilk dilimin 2016-2017 yılları arasında, ikincisinin ise 2018-2019 yılları arasında uygulamaya koyulduğu belirtiliyor. 2016 yılından itibaren AB’nin, Türkiye'de 100'den fazla mülteci projesini uygulamak için Türkiye’deki bakanlıklar, AB üye ülkelerinin kalkınma bankaları, uluslararası finans kuruluşları, BM kuruluşları ve STK'larla birlikte çalıştığı vurgusu yapılırken, yapılan yardımlara ilişkin olarak da 6 milyar avronun tamamının sözleşmeye bağlandığı ve 4,1 milyar avrodan fazlasının ödendiği belirtiliyor. Fonların geri kalanının çoğu 2022 ve 2023 yıllarında ve bir kısmı da 2025 yılında olmak üzere projelerin tamamlanmasına kadar dağıtılmaya devam edecek. Zaten AB Konseyi de 24-25 Haziran 2021 tarihli Zirve’de, 2021-2023 yılları için Türkiye'deki mültecilere 3 milyar avro ve buna ek olarak insani yardımın devamı için 2020'de ayrılan 535 milyon avro tahsis etmeyi kabul etmişti.

Raporda Vurgulanan Olumlu Noktalar

Raporda, Türkiye’de mültecilere yönelik mali yardım aracınınsağlık, eğitim, koruma ve sosyo-ekonomik destek gibi alanlarda Suriyelilerin ve bölgedeki çatışmalardan kaçan diğer mülteci gruplarının refahına yönelik önemli katkılarda bulunduğunun altı çiziliyor. Dünyanın en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülkesi olan Türkiye için bu aracın, dayanışma ve desteğin bir simgesi olduğu ve mültecilerin ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşıladığı belirtiliyor.

Mali aracın, hem sağlık hem de eğitim alanında, Türk devlet kurumlarının hizmetleri ve AB'nin temel insani ve kalkınma politikası çerçeveleriyle genel olarak uyumlu olduğu ve mültecilerin özellikle SUY kapsamında, eğitim ve sağlıkta sunulan hizmetlerden çok memnun oldukları raporda ifade edilen olumlu konular arasında yer alıyor. 2020 yılının başlarında mültecilerle yapılan ankete katılan hanelerin %90’nı da ihtiyaç duydukları ancak erişemedikleri herhangi bir hizmet olmadığını belirtmişti. Yine de Türkiye’deki mültecilerin sayısı ve özellikle COVID-19 dönemi de göz önüne alındığında bir takım eksiklikler halen bulunuyor ve mültecilerin karşılaştıkları sorunların giderilebilmesi ve entegrasyonlarının sağlanabilmesi için bu eksik konular üzerine çalışmalar yapılması gerekiyor.

AB Tarafından Koşulların Düzeltilmesi İçin Verilen Tavsiyeler

Raporda mültecilerin koşullarının iyileştirilmesi için Türkiye’ye bir takım önerilerde bulunuluyor. Bu önerilere göre, mültecilerin hizmetlere erişiminin artırılması ve artan sosyal gerilimlerin mülteciler üzerindeki etkisinin azaltılmasının önemine değiniliyor. Raporda cinsiyet eşitliği konusu da oldukça önemli bir yer tutuyor. Türkiye'deki mültecilere yönelik belirli bir toplumsal cinsiyet stratejisi geliştirilmesi ve mevcut AB çerçevelerine dayanarak daha fazla toplumsal cinsiyet eğitiminin ve bilinçlendirmenin desteklenmesi isteniyor.

Cinsiyet eşitliğinden sonra mülteci nüfusunun eğilimleri, ihtiyaçları ve kırılganlıkları hakkında veri elde edilebilmesi ve elde edilen bu verilerle de sorunların tespit edilebilmesi için hükümetin, bilgi ve veri koruma yasalarına saygılı bir şekilde bu temel verileri kullanıma sunmaya devam etmesinin önemi vurgulanıyor.

Halen 400 bin mülteci çocuğun eğitim görmekten mahrum kalması sebebiyle mülteci çocukların eğitim konusu da raporda öne çıkan konular arasında yer alıyor. Özellikle mülteci öğrencilerin okudukları sınıfa entegrasyonuna yönelik çalışmaların artırılması gerektiğinin altı çiziliyor. Mülteci entegrasyonunu desteklemek için anadili Türkçe olmayan öğrencilere Türkçe öğretim sağlanması, farklı köken, dil, yaş ve yeteneklere sahip öğrencilere yine buna yönelik eğitim verilmesi ve son olarak da çatışma ve yerinden edilme gibi ciddi sorunlardan etkilenen çocuklara psikososyal ve duygusal öğrenme desteği verilmesinin gerekliliği vurgulanıyor.

Eğitim gibi sağlık ve çalışma şartları da mülteciler açısından büyük bir önem arz ediyor. Sağlık konusunda öncelik olarak mülteci sağlık hizmetlerinin Türkiye’deki ana akım sağlık sistemine entegre edilmesi gerektiği belirtiliyor. Mültecilerin istihdamı için ise ekonomik destek programlarının mevcut ekonomik ve işgücü piyasası gerçeklerine uyacak şekilde ele alınmasını ve mültecilerin istihdamını iyileştirmek için çalışma izni prosedürlerinin daha kolay bir hale getirilmesini içeren yeni programlar ve politikalar öneriliyor. Mülteciler tarafından işletilen küçük işletmelere verilen desteğin hızlandırılıp büyütülmesi tavsiye ediliyor. Raporda son olarak savunmasız durumda bulunan mültecilere daha fazla odaklanılması ve temel ihtiyaçlarının karşılanması için nakit desteğinin mutlaka sürdürülmesi gereği vurgulanıyor.

AB’den Rapora Yönelik Gelen Olumlu Tepkiler

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen AB’nin, 2021-2023 döneminde 3 milyar avro sağlayarak Türkiye'deki mülteciler ve ev sahibi topluluklarla devam eden dayanışmasını gösterdiğini belirtti. Suriye iç savaşının üzerinden on yıl gibi uzun bir süre geçmesine rağmen, Türkiye’nin halen yükün büyük bir kısmını taşıdığını ve mültecileri korumanın ve ev sahiplerine destek olmanın AB ile ortak mücadeleleri olduğunun altını çizdi.

Komisyonun Komşuluk ve Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olivér Várhelyi ise raporun, AB'nin Türkiye'deki mülteciler için mali yardımı ile ilgili değerli bir bilgi kaynağı olduğunu, AB bütçesinden mültecilere sağlanan 3 milyar avro tutarındaki ek sosyoekonomik desteğin mültecilerin kendi yaşamlarını kurabilmeleri için önemli olduğunu ve bu yardımın mültecilerin gelecekleri ve bölgenin istikrarı için büyük bir yatırım olduğunu ifade etti.  Várhelyi ayrıca bu ortak çabada AB’nin Türkiye ile iyi işbirliğini sürdürmeyi umduğunu vurguladı.

AB tarafından hazırlanan ara raporda genel olarak dünyada en çok mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye’nin mültecilere verdiği destek takdir ediliyor ve AB’nin sağladığı mali yardımlar belirtilerek mültecilerin eğitim, sağlık ve çalışma hakları gibi temel konularda yaşadığı eksikliklerin giderilmesi için bir takım önerilerde bulunuluyor. Gelecekte raporun Türkiye’deki mültecilerin durumunun iyileştirilmesi açısından ne kadar katkı sağlayacağı ve göç konusu üzerinden Türkiye-AB ilişkilerine olası etkisi merakla bekleniyor.

Zafer Can Dartan, İKV Uzman Yardımcısı