İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 TEMMUZ 2021

AB GÜNDEMİ: Sekizinci Yılında Berlin Süreci ve Batı Balkanların AB Perspektifi

Sekizinci Yılında Berlin Süreci ve Batı Balkanların AB Perspektifi

Batı Balkan ülkelerinin liderleri ve sekiz AB üyesi ülke (Almanya, Avusturya, Bulgaristan Fransa, Hırvatistan, İtalya, Polonya, Slovenya) ile Birleşik Krallık’tan mevkidaşları ve üst düzey AB yetkilileri, 5 Temmuz 2021 tarihinde Berlin Süreci çerçevesinde sekizinci kez bir araya geldi. Bölgesel işbirliği, ekonomi yönetişimi, bağlantısallık ve altyapı gibi alanlara odaklanan Berlin Süreci’nin tarihi 2014’e uzanıyor. Ağustos 2014’te, Avrupa Komisyonu Başkanı seçilen Jean-Claude Juncker’in “Beş yıl boyunca yeni bir genişleme olmayacak” sözlerinin AB’ye üye olmayı bekleyen ülkelerde yarattığı hayal kırıklığı sürerken, Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in öncülüğünde bölgesel işbirliğini artırmak ve Batı Balkan ülkelerini AB’nin yörüngesinde tutmak amacıyla harekete geçirildi. Genişleme sürecini tamamlayacak bir mekanizma olarak tasarlanan Berlin Süreci’nin, bölge ülkeleri arasında işbirliğini ve uzlaşı kültürünü geliştirirken aynı zamanda bölgede sürdürülebilir ekonomik büyümenin sağlanması ve bölge ülkelerinin işleyen piyasa ekonomisine dönüşmelerini teşvik etmesi hedefleniyordu. Bölge ülkelerinin ve sürece dâhil olan AB ülkelerinin liderlerini yıllık zirvelerde buluşturan Berlin Süreci aslında beş yıllık bir girişim olarak ortaya koyulsa da, 2014’teki Berlin Zirvesi ile başlayan bu süreç; Viyana, Paris, Trieste ve Londra Zirvelerini takiben 2019 Poznan ve 2020 Sofya Zirveleri ile süreklilik kazandı. Liderler düzeyindeki zirvelere paralel olarak sivil toplum, gençlik ve iş dünyası kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen forumlarda bölge ülkeleri arasında farklı alanlarda birlikte çalışma kültürünün geliştirilmesi hedefi benimsendi.

Berlin Süreci’nden Somut Kazanımlar

Berlin Süreci kapsamındaki zirveler dizisinin bu yılki durağı, bu girişimin başlangıç noktası olan Berlin, ev sahibi ise girişimin fikir babası ve en büyük destekçisi Merkel idi. Sonbaharda siyaset sahnesine veda etmeye hazırlanan Almanya Şansölyesi Merkel, dış politika mirasının köşe taşlarından biri kabul edilen Berlin Süreci Zirvesi’ne başkanlık etti.

Berlin Süreci çerçevesinde hayata geçirilen girişimlerin uygulanmasında kaydedilen ilerlemelerin değerlendirildiği ve sonraki adımların görüşüldüğü Zirve’de, bölgesel işbirliğinin artırılması ve koronavirüs salgınının sosyoekonomik etkilerinin ele alınması amacıyla Berlin Süreci’nin, Merkel sonrası dönemde de sürdürülmesi gerektiği mesajı öne çıktı.

Bu kapsamda, AB’nin geçen yıl koronavirüs krizinin acil etkilerinin ele alınması için sağladığı 3,3 milyar avroluk mali destekle bölge ülkeleriyle benzeri görülmemiş bir dayanışma gösterdiği hatırlatıldı. AB’nin 2020 Genişleme Paketi ile eşzamanlı olarak açıkladığı 9 milyar avroluk Batı Balkanlar Ekonomi ve Yatırım Planı’nın ve bölgenin AB Tek Pazarı’na uyumunu artırmak üzere 2020 Sofya Zirvesi’nde ortaya koyulan Ortak Bölgesel Pazar eylem planının uygulanması değerlendirildi. Hatırlanacağı üzere, Batı Balkan ülkelerinin liderleri, geçen yıl Sofya’da bir araya geldiklerinde tarihi bir karara imza atmış ve aralarında bir ortak pazar oluşturarak Avrupa bütünleşmesinin temelindeki dört özgürlük olan; malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımını 2024’e kadar sağlama sözü vermişlerdi. Ortak Bölgesel Pazar girişimi, bölgede bugüne dek atılan en iddialı bütünleşme adımı olarak görülüyor. Ekonomik bölünmüşlük ve gelişmemiş altyapı bağlantıları ile karakterize edilen Batı Balkanlarda 20 milyon nüfusu kapsayacak bir ortak pazarın oluşturularak; malların, hizmetlerin, kişilerin ve sermayenin serbest dolaşımı önündeki engellerin kaldırılmasının, bölgenin rekabet gücünü artırması ve yatırımcılar nezdindeki cazibesini artırması bekleniyor. Böylece, bölge ile AB’nin gelişmişlik düzeyi arasındaki uçurumun azaltılacağı ve bölgenin AB’ye yakınlaşacağı düşünülüyor.

Altı Batı Balkan ülkesi arasındaki mobil dolaşım (roaming) ücretlerinin tümüyle kaldırılmasından yalnızca birkaç gün sonra gerçekleşen Berlin Zirvesi’nde, Batı Balkanların dolaşım ücretlerinden arındırılmış bölge haline gelmesi büyük bir başarı olarak nitelendirildi. Nisan 2019’da dolaşım ücretlerini kademeli olarak kaldırılması konusunda anlaşan Batı Balkan ülkeleri, Temmuz 2019 itibarıyla mobil dolaşıma uygulanan ücretlerde %80’in üzerinde azaltıma gitmişlerdi. Avrupa Komisyonunun tam destek verdiği bu girişim, aynı zamanda bölgenin AB Dijital Tek Pazarı ilke ve uygulamalarına uyumu açısından büyük öneme sahip. Vatandaşların, bölgedeki başka bir ülkeye seyahatlerindeki cep telefonu kullanımlarında mevcut tarifeleri üzerinden ücretlendirilmeye devam etmesini öngören uygulamanın 1 Temmuz 2021 tarihinde tam anlamıyla yürürlüğe girmesinden sonra şimdi hedefte Batı Balkan ülkeleri ile AB arasındaki dolaşım ücretlerinin kademeli şekilde kaldırılması için bir yol haritası belirlenmesi var.

Zirvede ayrıca 2020 ilkbaharında koronavirüs salgının akut safhasında temel ürünlerin sınırlardan engelsiz geçişi için kurulan “yeşil koridorların” genişletilmesi gündeme geldi. Yunanistan’ın girişimiyle yeşil koridorların komşu olduğu Batı Balkan ülkeleri; Arnavutluk ve Kuzey Makedonya ile sınır geçiş noktalarına kurulması söz konusu. Avrupa Komisyonunun Genişleme ve Komşuluk Bölgesinden Sorumlu Üyesi Olivér Várhelyi’ye göre, bu adım yeşil koridorların AB ile bölge arasında uygulanmasının pilot çalışması niteliğinde.

Bunların yanında, Avrupa Komisyonu, altı Batı Balkan ülkesinin AB’nin seyahat kısıtlamalarını kaldıracağı ülkeler kapsamında değerlendirilmesi kararına ek olarak, bölge ve AB ülkeleri arasındaki seyahatin kolaylaştırılması amacıyla Batı Balkan ülkelerinin AB’de uygulanmakta olan Dijital COVID-19 Sertifikasına katılımının sağlanması için bir mali ve teknik destek paketi hazırlayacağını açıkladı. Zirvede ayrıca Avrupa Komisyonunun Batı Balkanlar Ekonomi ve Yatırım Planı kapsamında 2021 yılında, yeşil ve dijital dönüşümü destekleyen projelerde kullanılmak üzere 500 milyon avroluk bir yatırım paketi sunmaya hazırlandığı duyuruldu.

Genişleme Sürecinde İvme Kaybı

Teknik konularda atılan bu pratik adımlar, AB’nin Batı Balkan ülkelerine verdiği önemin göstergesi niteliğinde. Öte yandan, zirveye katılan liderler tarafından genişleme sürecinin AB açısından stratejik önemine yapılan vurguya rağmen, bu teknik adımların canlı bir AB perspektifi ile desteklendiğini söylemek güç. AB başkentleri, Merkel’in de zirvede belirttiği gibi genişleme sürecinin ilerletilmesinin AB’nin kendi çıkarına olduğu hususunda prensipte hemfikir olmalarına karşın, genişlemenin zamanlaması ve AB’ye katılmayı bekleyen ülkelerin hazırlık düzeyi konularında ciddi görüş ayrılıklarına sahipler. Bu da barış, demokrasi, refah, güvenlik ve istikrara yapılan bir yatırım olarak görülen genişleme sürecinin, pratikte somut eylemlerle desteklenmesini zorlaştırıyor. Genişleme sürecinde yukarıda bahsedilen sebeplerin yol açtığı ivme kaybı, yaygın veto kullanımı nedeniyle sürecin sık sık felce uğramasıyla daha da akut hale gelmiş durumda. Kuzey Makedonya ve Arnavutluk ile müzakerelere başlanamaması, genişleme sürecinin içerisinde bulunduğu vahim durumu betimleyen en güncel örnek.

Avrupa Komisyonunun genişleme metodolojisini güncelleyerek Fransa’nın çekincelerini gidermesiyle Mart 2020’de katılım müzakerelerine başlamak için AB Konseyi’nin onayını almalarına rağmen, iki ülkenin müzakere süreci bu kez de Bulgaristan’ın, Kuzey Makedonya’nın dilinin kökeni, azınlıklar ve tarihsel olaylara ilişkin görüş ayrılıklarını gerekçe göstererek, Komisyonun Temmuz 2020’de sunduğu müzakere çerçeve belgesini veto etmesi nedeniyle tıkanmış durumda. Bu durumun, ikili anlaşmazlıkların, AB ile bütünleşme sürecinde veto aracı olarak kullanılmaması yönünde Ağustos 2015’te Berlin Süreci Viyana Zirvesi’nde verilen söze rağmen sürdüğünün altını çizmekte yarar var. Üsküp ve Tiran’ın AB ile bütünleşme sürecinde yaşanan bu tıkanıklık, AB’nin imajını ve inandırıcılığını zedeleyerek, Rusya ve Çin gibi aktörlere alan sağladığı için yoğun şekilde eleştiriliyor.

Diğer bölge ülkelerindeki durumun da iyimser bir görünüme sahip olduğunu söylemek zor. AB ile bütünleşme sürecinin en ileri safhasında yer alan Karadağ, 2012’de başladığı müzakerelerde 33 teknik faslın tamamını açmasına rağmen sadece üç faslı geçici olarak kapatabilmiş durumda. Komisyonun 2018 tarihli Batı Balkanlar Stratejisi’nde Karadağ ile birlikte AB’ye 2025’e kadar üye olabileceği telaffuz edilen Sırbistan ise, 2014 yılında başladığı müzakerelerde 2019’dan beri yeni fasıl açamadığı gibi, mayıs ayında yeni genişleme metodolojisi kapsamına alındıktan sonra da hedeflediği politika kümelerinde müzakerelere başlama konusunda AB başkentlerinden aradığı destek bulamadı. Ayrıca, AB’nin Belgrad’dan Kosova ile ilişkilerin sürdürülebilir şekilde normalleştirilmesine yönelik hukuken bağlayıcı bir anlaşmaya varılması yönündeki temel beklentisi geçerliliğini koruyor. AB’nin koşulluluk politikasını gözden geçirerek sosyoekonomik reformların ağırlığını artırması sonucu Şubat 2016’da üyelik başvurusunu iletmesinin ardından, 2019’da Komisyondan müzakerelere başlayabilmesi için 14 maddeli bir yol haritası alan Bosna-Hersek’te siyasi durum kırılgan seyretmeye devam ediyor. Potansiyel aday ülke Kosova ise beş Üye Devlet tarafından tanınmamanın gölgesinde, Temmuz 2018’den bu yana AB Konseyi’nin vize serbestisi için yeşil ışık yakmasını bekliyor.

Zirvede, Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen’in genişleme sürecinin ivme kazanması gerektiği yönündeki çağrısının, AB başkentlerinde karşılık bulup bulmayacağı merakla bekleniyor. Genişlemeden önce AB’nin kurumsal reformunu tamamlaması gerektiğini savunan ve 2019’da genişleme metodolojisi reformunu şart koşarak, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk ile müzakerelere başlanmasını veto eden Fransa’da 2022 ilkbaharında gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken, genişleme politikasında büyük bir atılım yaşanması gerçekçi bir ihtimal olarak değerlendirilmiyor.

Batı Balkan altılısı ile AB arasında bir sonraki buluşma, AB Konseyi Dönem Başkanı Slovenya’nın ev sahipliğinde, 6 Ekim 2021 tarihindeki AB-Batı Balkanlar Zirvesi’nde gerçekleşecek. Batı Balkanların üyelik sürecinin canlandırılmasını öncelik olarak belirleyen Slovenya, Konsey Dönem Başkanlığı sırasında Bulgaristan’ın Kuzey Makedonya’nın müzakere çerçevesi üzerindeki vetosunun kaldırması için yoğun mesai harcayacak. Sofya’nın vetosunun AB-Batı Balkanlar Zirvesi’ne kadar aşılması ve Kuzey Makedonya ve Arnavutluk ile müzakerelere resmen başlanması, Slovenya Dönem Başkanlığı için büyük başarı olacak.

Yeliz Şahin, İKV Kıdemli Uzmanı