İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 TEMMUZ 2021

AB GÜNDEMİ: İklim Değişikliğinde İddialı Adımlar: 55’e Uygun Paketi ve COP26 İklim Bakanları Toplantısı

İklim Değişikliğinde İddialı Adımlar: 55’e Uygun Paketi ve COP26 İklim Bakanları Toplantısı

Merkezinde Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın bulunduğu politik rehber ilkelerini ortaya koymasından iki sene sonra von der Leyen Komisyonu, 14 Temmuz 2021 kapsamlı ve dört gözle beklenen 55’e Uygun Paketi’ni (Fit for 55 Package) kamuoyuyla paylaştı. 2050 yılına kadar Avrupa’nın iklim nötr bir kıta hâline gelmesini amaçlayan von der Leyen Komisyonu, mevcut 2030 iklim hedefini, küresel sıcaklık artışını 2100 yılına kadar 1.5°C ile sınırlandırmak için yeterli olmadığı gerekçesiyle, daha iddialı olacak şekilde, %40’tan %55’e yükseltme kararı almıştı. Ancak, 2030 yılına kadar AB’de sera gazı emisyonlarının 1990 yılına kıyasla %55 oranda azaltılabilmesi için, inovasyonu ve temiz enerjiyi ön plana çıkaran, döngüsel ekonomiyi teşvik eden ve fosil yakıtlara bağlılığı azaltmayı hedefleyen bir şekilde sanayi stratejilerinin ve ticaretin dönüşümünün gerçekleştirilmesi gerekiyor. 55’e Uygun Paketi de tam bu noktada devreye giriyor. 

55’e Uygun Paketi, 2030 iklim ve enerji yasasını, %55 sera gazı emisyonu azaltım hedefini yansıtacak bir şekilde güncelleştirmeyi amaçlıyor. 13 yasa teklifinden oluşan pakette, bir yanda daha önceden kabul edilmiş AB yasalarının bir kısmı revize edilmiş bir hâlde sunulurken, diğer yanda da ilk defa tanıtılan yasa teklifleri bulunuyor. Bu kapsamda temel olarak, emisyon ticaretinin kapsamının başka sektörleri de içine alacak şekilde genişletilmesi ve mevcut Emisyon Ticaret Sistemi’nin kurallarının sıkılaştırılması; yenilenebilir enerjinin daha fazla kullanılması; enerji verimliliğinin artırılması; düşük emisyonlu taşımacılığın ve buna ilişkin altyapının ve yakıtların önceliklendirilmesi; vergilendirme politikalarının Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleri ile uyumlu hâle getirilmesi; karbon sızıntısının önlenmesi ve doğal karbon yutaklarının korunması ve çoğalması için araçların ortaya koyulması amaçlanıyor.

Fiyatlandırma

Hedefler

Kurallar

  • Havacılık sektörünü de kapsayacak şekilde daha güçlü bir AB ETS
  • Emisyon ticaretinin denizcilik, kara taşımacılığı ve binalara genişletilmesi
  • Güncellenmiş Enerji Vergilendirme Yönergesi
  • Yeni Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması
  • Güncellenmiş Çaba Paylaşma Düzenlemesi
  • Güncellenmiş Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık Düzenlemesi
  • Güncellenmiş Yenilenebilir Enerji Direktifi
  • Güncellenmiş Enerji Verimliliği Direktifi
  • Otomotivler ve kamyonetler için daha katı CO2 emisyon standartları
  • Alternatif Yakıtlar için yeni altyapı
  • FuelEU Maritime – daha temiz denizcilik yakıtları
  • ReFuelEU Aviation – daha sürdürülebilir havacılık yakıtları

 

Destekleyici Tedbirler

  • Başta yeni Sosyal İklim Fonu ve iyileştirilmiş Modernizasyon ve İnovasyon Fonları (Modernisation and Innovation Funds) aracılığıyla, inovasyonu teşvik etmek, dayanışma sağlamak ve savunmasız toplumlar için olumsuz etkileri azaltmak amaçları doğrultusunda gelirlerin ve hukuki düzenlemelerin kullanılması.

2030 iklim hedeflerine ulaşma yolunda AB’nin ekonomi genelinde sistemik dönüşümler gerçekleştirmesi gerekiyor. 55’e Uygun Paketi’ne ilişkin teklifler de sanayiden ulaşıma, binalardan enerjiye birçok alanda çeşitli eylemler öngörüyor. Paket kapsamındaki teklifler, insan davranışları, teknolojik inovasyon, kalkınma ve yeni altyapı gibi birçok alanda değişikliklerin ivme kazanmasını hedefliyor. Paketin en önemli unsurlarından biri, AB Emisyon Ticaret Sistemi’nin (AB ETS) başarısına dayanıyor olması. Geçen 16 yılda enerji üretimi ve enerji yoğun sanayilerde emisyonların %42,8 oranında azalmasına yardımcı olan AB ETS’nin, 2030 hedeflerine ulaşmak için güçlendirilmesi ve yeni sektörleri kapsayacak şekilde kapsamının genişletilmesi gerekiyor. Komisyon da bu paketle, AB ETS’nin revize edilmiş hâlini kamuoyuyla paylaşıyor. Revize edilmiş AB ETS teklifinde, emisyon üst sınırının olabildiğince düşürülmesi ve yıllık tahsisat azaltım oranının artırılmasının yanı sıra, denizcilik sektörünün de AB ETS kapsamının içine alınması ve ayrıca havacılık sektöründe de ücretsiz emisyon tahsisatlarının da aşamalı olarak azaltılması öngörülüyor. Yıllık tahsisat azaltım oranının 2026 itibarıyla %2,5’e yükseltilmesi beklenirken, ücretsiz emisyon tahsisatlarının da daha katı kurallara ve şartlara bağlanacağı belirtiliyor. Bununla birlikte, kara taşımacılığı ve binalar için de farklı fakat tamamlayıcı bir emisyon ticareti sisteminin kurulması ve bu sistemin 2026 yılı itibarıyla hayata geçirilmesi teklif ediliyor. Bu sistemin işlevselliğinden emin olunduğu takdirde, birkaç yıl içinde mevcut AB ETS ile birleştirilmesinin de mümkün olduğu belirtiliyor. Pakette, emisyon ticaretinden kaynaklanan gelirlerin hepsinin iklim ve enerji ile alakalı projeler için kullanılması gerekliliğinin de altı çiziliyor.

Rekabetçi Bir Dönüşüm: Endüstriyel ve Sektörel Değişimlerin Getirdiği Yeni Fırsatlar

Diğer yandan Komisyon, binalar ile ulaştırma, tarım, atık ve küçük sanayi sektörlerinden kaynaklanan emisyonlarla başa çıkmak için atacakları ulusal adımlarda Üye Devletleri desteklemek amacıyla Çaba Paylaşma Tüzüğü’nü (Effort Sharing Regulation -ESR) de revize ediyor. Her Üye Devletin başlama noktasının ve kapasitesinin farklı olduğunu kabul eden bu teklifte, ülkelerin kişi başına GSYH’leri ile doğrultulu olarak ulusal hedefler ortaya koyması gerektiği ve ulusal koşullar, uygun maliyetler ve ülkelerin emisyon azaltımı potansiyelleri göz önünde bulundurularak bazı ayarlamaların yapılabileceği belirtiliyor. Bu teklif, Çaba Paylaşma Tüzüğü’nün kapsadığı sektörlerdeki emisyonların AB çapında 2030 yılında 2005 yılına kıyasla %40 oranında azaltılmasına vesile olacağını öngörüyor.

Endüstriyel Dönüşüm Gölgesinde Karbon Fiyatlandırması

55’e Uygun Paketi, yeni temiz teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanılmasına yönelik mekanizmaların kurulmasıyla, AB sanayisini karbonsuzlaştırma yolunda adımlar atmayı hedefliyor. Hâlihazırda işletmelerin ve KOBİ’lerin temiz enerjiye yatırımlarını destekleyen İnovasyon Fonu’nun, sanayiyi karbonsuzlaştırma yolunda inovatif projeler ve altyapılar için finansmanları artırması bekleniyor.

Üçüncü ülkelerin AB ile benzer şekilde iddialı iklim hedefleri ortaya koymadığı takdirde yaşanması olası olan “karbon sızıntısı” riskiyle başa çıkmak amacıyla da AB ile bir “Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması” (Carbon Border Adjustment Mechanism - CBAM) teklifinde bulunuyor.

2026 yılında tam anlamıyla yürürlüğe girmesi beklenen Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması’nın uygulanacağı sektörlerin başlangıçta çimento, gübre, demir ve çelik, alüminyum ve elektrik üretimi olması bekleniyor. Bu mekanizmaya göre, AB’de konumlanan ithalatçılar ithal ettikleri ürünler için, AB karbon fiyatlandırma kurallarına bağlı üretim yapmaları halinde ödemeleri gereken karbon fiyatına uygun düşen, karbon sertifikaları almak zorunda kalacak. Ancak AB’deki ithalatçıların, Birlik dışındaki bir üreticinin üçüncü ülkede üretilen mallar için hâlihazırda bir karbon fiyatlandırılmasına tabii olduğunu kanıtladıkları takdirde, buna denk düşen maliyeti tamamen düşebilecekleri belirtiliyor. Karbon sertifikalarının fiyatlandırmasının haftalık olarak hesaplanan ortalama açık arttırma fiyatlarını yansıtacağı da ortaya koyuluyor.

Diğer yandan Komisyon, ithal edilen ve Birlik içinde üretilen ürünler için eşit oranda karbon ücretlendirmesi yaparak karbon sızıntısı riskini ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Bunun için de Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması kapsamındaki sektörler için AB ETS kapsamında verilen ücretsiz tahsisatların aşamalı olarak kaldırılmasına ve Birlik içinde üretilen ürünlerin lehine bir muamele gösterilmemesine özellikle dikkat edileceği belirtiliyor. Bu mekanizmanın DTÖ kuralları ve diğer uluslararası yükümlülüklere uyumlu olarak tasarlandığı yasa teklifinde özellikle vurgulanıyor. Düzenlemenin, üçüncü ülkelerden ithal edilen ürünlerin Birliğin gümrük bölgesine girdiği takdirde - üretim sırasında AB ETS’ye tabii olduğu durumlar haricinde- üçüncü ülkelere ve bölgelere uygulanacağı belirtiliyor. Ancak Norveç, İzlanda, Lihtenştayn ve İsviçre gibi AB ile gümrük birliği ve ETS içinde olan ülkelerin bu düzenlemeden muaf olduğu görülüyor. Komisyon, bu yeni mekanizmadan etkilenmesi beklenen üçüncü ülkelerle diyalog ve iş birliği fırsatlarını keşfetmek için yakından çalışmayı amaçlıyor. Bu ülkelerin kendi karbon fiyatlandırma mekanizmalarını dikkate almak amacıyla anlaşma akdetme imkânlarını keşfetmeyi de hedefliyor. Bununla birlikte, Birliğin daha az gelişmiş ülkelere düzenlemeden doğan sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için gerekli teknik yardımı sağlaması da bekleniyor.

Daha Temiz Hareketlilik ve Ulaştırma Yakıtları Standartları

AB’nin toplam sera gazı emisyonlarının neredeyse çeyreğinin ulaştırma sektörü kaynaklı olması“sıfır emisyon” hedefine ulaşmak için bu sektörde de temiz ve sürdürülebilir bir dönüşümün gerçekleştirilmesini gerektiriyor. Buna yönelik olarak 55’e Uygun Paketi, nötr teknoloji yaklaşımı doğrultusunda daha temiz araçlar ve yakıtları teşvik etmek amacıyla dört kanun teklifi ortaya koyuyor.

Bunlardan ilki ile yeni otomobiller ve kamyonetler için CO2 emisyonu standartlarının revize edilerek bu araçların sebep olduğu sera gazı emisyonlarının daha da azaltılmasının sağlanması amaçlanıyor. Komisyon 2021 yılına kıyasla, yeni otomotivlerin ortalama emisyonlarının 2030 yılında %55, 2035 yılında ise %100 azaltılmasını şart koşarak sıfır emisyonlu bir hareketlilik modeline dönüşümü desteklemeyi amaçlıyor.

Alternatif Yakıtlar Altyapı Tüzüğü ile AB çapında daha temiz araçların yeniden şarjı ve yakıt ikmali için birlikte çalışabilir ve kullanımı kolay altyapıların artırılması da hedefler arasında yer alıyor. Burada başlıca amacın sıfır emisyonlu araçların satışlarıyla doğru orantılı olarak şarj etme kapasitesinin artırılması olduğu görülüyor. Bu durumda en önemli otobanlarda her 60 kilometreye elektrik şarj ünitesi her 150 kilometreye de hidrojen yakıt ikmali ünitesi kurulması amaçlanıyor.

Paket kapsamında Komisyon ayrıca, havacılık ve denizcilik sektörlerindeki ETS kurallarını tamamlayıcı nitelikte olarak, ReFuelEU Aviation ve FuelEU Maritime düzenlemeleriyle havacılık ve denizcilik sektörlerinde sürdürülebilir yakıtların kullanımını teşvik etmeyi amaçlıyor.

Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliğinde Atılımlar

AB’nin sera gazı emisyonlarının %75’i enerji kullanımından kaynaklandığı için AB’nin iklim hedeflerine ulaşma yolunda yapacağı eylemlerin merkezinde enerji sisteminde yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğine teşvik yer alıyor.

2030 enerji hedeflerine ulaşmak için güncellenmiş Yenilenebilir Enerji Yönergesi yenilenebilir enerjinin, enerji karması içindeki oranını %32’den %40’a yükseltmeyi amaçlıyor. Diğer yandan, Enerji Verimliliği Yönergesi, AB nezdinde enerji verimliliği hedefini yükseltmeyi ve bu hedefleri bağlayıcı hâle getirmeyi hedefliyor. Bunun, 2030 yılına kadar enerji tüketimini referans senaryoya oranla %9 azalmasıyla sonuçlanacağı öngörülüyor. Bununla birlikte, yılın sonlarına doğru yayımlanması öngörülen Binaların Enerji Performansı Yönergesi’nin binaların renovasyon hızını artırarak enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji ile binalarda sera gazı azaltımı hedeflerine katkıda bulunacağı düşünülüyor.

Diğer yandan, enerji ürünlerine ilişkin vergilendirme sistemi, doğru teşvikler ile iç pazarı korumak ve yeşil dönüşümü desteklemek konusunda büyük önem arz ediyor. Bu duruma istinaden Komisyon, Enerji Vergilendirme Yönergesi’ni revize ederek ısınma ve ulaştırma yakıtlarına ilişkin asgari vergi oranlarını AB’nin iklim ve çevre hedefleri ile uyumlaştırmayı ve bu durumdan doğan sosyal etkileri de azaltmayı taahhüt ediyor. Bu durumda, temiz teknolojilerin desteklenmesi ve fosil yakıtların kullanımını teşvik eden muafiyetlerin ve düşük vergi oranlarının kaldırılması amaçlanıyor.

İyileştirilmiş ve Sayısı Artmış Karbon Yutaklarına Doğru

Bilindiği üzere AB, İklim Yasası’nı kabul ettiğinde, Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık (AKAKDO) sektörünün 2030 hedefinin yerine getirilmesindeki önemi vurgulamıştı. Bu doğrultuda Komisyon, 55’e Uygun Paketi kapsamında AKAKDO sektörünü iyileştirmeye yönelik bazı adımlar atıyor. Komisyon, güncellenmiş mevzuatında AKAKDO sektöründe daha katı tedbirler öngörürken, bunun yanı sıra, tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan CO2 haricindeki sera gazı emisyonlarını, arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık sektörü ile birleştirerek arazi sektörünün hukuken düzenlenmesi konusunda iyileştirmeler yapıyor. Komisyonun sunduğu yasa revizyon teklifine göre, 2030 yılına kadar AKAKDO sektöründe 310 milyon ton CO2 eş değerinde net sera gazı emisyonu giderilmesi; Üye Devletlerin arazi sektörüne ilişkin bütüncül hafifletme planlarının sunulması ve dijital teknolojilerle gerekliliklerin denetlenmesi; hedeflerin ilgili biyoçeşitlilik ve biyoenerji politika girişimleriyle uyumlaştırılması; arazi sektöründe 2035 yılında iklim nötrlüğün elde edilmesi hedefleri ortaya koyuluyor. Bununla birlikte, Komisyon, 2025 yılına kadar 2035 yılı ulusal katkıları için bir teklif hazırlama taahhüdünde bulunuyor. Bu ulusal katkılar, AB’nin karbon yutaklarının artırılması ve iyileştirilmesi açısından büyük önem taşıyor.

Paketten birkaç gün sonra, 16 Temmuz 2021tarihinde yayımlanan yeni 2030 AB Orman Stratejisi de benzer bir şekilde AB’nin karbon yutaklarının iyileştirilmesi ve sayısının artırılması hedefine hizmet ediyor.

Kimseyi Arkada Bırakmayan Bir Dönüşüm

İddialı iklim eylemleri almanın önemi tartışılamazken, bu iddialı eylemlerin savunmasız toplumlar ve topluluklar için olumsuz etkiler yaratabileceğini de unutmamak gerekiyor. Fransa’daki Sarı Yelekler örneğinden de görülebileceği gibi, savunmasız grupların yaşam koşulları göz önüne alınmadan alınan radikal tedbirler ekonomik ve sosyal eşitsizlikleri derinleştirebiliyor ve bu gruplar arasında huzursuzluk yaratabiliyor. 55’e Uygun Paketi, her ne kadar uzun vadede bu savunmasız grupları iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden koruyacak şekilde tasarlanmış olsa da, özellikle  enerji vergilendirmesi ve kapsamı genişleyen ETS gibi düzenlemeler nedeniyle kısa vadede kırılganlıkları artırma potansiyelini bulunduruyor. Üye Devletler, kırsal ve kentsel alanlar, toplulukların farklı kesimleri ve hatta nesiller arasındaki farklılıkları göz önünde bulunduran “dayanışma” kavramı, bu noktada devreye giriyor. Komisyon, Adil Dönüşüm Mekanizması’nın yanı sıra bu paketten etkilenmesi muhtemel gruplar için bir sosyal fon da ortaya koyuyor. Bu çerçevede kurulan “Sosyal İklim Fonu”, kara taşımacılığı ve binaların da AB ETS kapsamına alınmasıyla hâlihazırda enerji ve ulaştırma yoksulluğu yaşayan veya yaşama potansiyeli olan Avrupa vatandaşlarını desteklemek amacıyla Üye Devletlere finansman sağlamayı amaçlıyor. ETS’nin kapsamının genişletilmesi sonucunda kazanılan gelirlerin %25’i bu fon için  kaynak oluşturacak. Bu kapsamda, 2025-2032 döneminde 72,2 milyar avro sağlanması öngörülüyor.

COP26’ya Aylar Kala Güncel Gelişmeler

Temmuz ayında iklim eylemi konusunda atılan adımlar 55’e Uygun Paketi ile sınırlı kalmadı. AB’nin iklim hedeflerine uyum sağlamak amacıyla 16 Temmuz 2021 tarihinde Türkiye’nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı ile aynı başlıklı genelgenin yayımlanmasının yanı sıra, ayrıca bir de çalışma grubu  kuruldu.

İtalya’da 23-25 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen G20 İklim ve Enerji Bakanları Toplantısı sonrasında biyoçeşitliliğin, denizlerin ve okyanusların korunması, sürdürülebilir ve döngüsel ekonomi ve kaynak kullanımı, sürdürülebilir şehirler, eğitim ve sürdürülebilir finansman konularını kapsayan 25 maddelik bir sonuç bildirgesi yayımlandı.

Bunlara ek olarak, 26’ncı Taraflar Konferansı (Conference of the Parties –COP26) öncesinde, son durumu gözden geçirmek ve COP26 önceliklerine katkıda bulunmak amacıyla, COP26 Başkanı Alok Sharma liderliğinde çevre ve iklim bakanlarını bir araya getiren bir toplantı  25-26 Temmuz 2021 tarihlerinde gerçekleştirildi.

Her yıl iddialı iklim hedeflerinin duyurulmasının beklendiği COP26 toplantısının,  geçen sene COVID-19 salgını nedeniyle gerçekleştirilememiş olmasına rağmen, AB başta olmak üzere birçok ülke iddialı iklim hedefleri ortaya koymaya devam etti. Bu yıl, 1- 12 Kasım 2021 tarihleri arasında Glasgow’da gerçekleştirilmesi beklenen COP26’ya yalnızca aylar kala, fosil yakıtlardan temiz enerjiye geçilmesi, gelişmekte olan ülkelere iklim finansmanının artırılması, mevcut iklim çabalarının değerlendirilmesi ve daha iddialı iklim hedeflerinin belirlenmesi gibi birçok alanda daha iddialı eylemlerin alınmasına yönelik baskılar devam ediyor.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (Intergovernmental Panel on Climate Change – IPCC) Altıncı Değerlendirme Raporu’nun hazırlanması ve COP26’da bu raporun yayımlanması için de çalışmalara devam ediliyor. 2014 yılında yayımlanan Beşinci Değerlendirme Raporu’nun ardından iklim değişikliğinin etkilerini değerlendiren yeni bilimsel raporun COP26 müzakerelerinden önce ele alınması, bu raporun çıktılarına göre iklim eylemlerinde verilen taahhütlerin iyileştirilmesine yönelik daha emin müzakere pozisyonları alınmasına imkan tanıması nedeniyle, büyük önem arz ediyor.

COP26’ya yaklaşırken Birleşik Krallık’ta düzenlenen İklim Bakanları Toplantısı’nda, iklim risklerine uyum çabaları ve 1,5°C hedefini tutturmak için alınabilecek eylemler ile iklim finansmanı gibi kritik konuları ele almak amacıyla 50’den fazla ülkenin bakanları bir araya geldi. Bu toplantıda sadece sözlerin yeterli olmadığı konusunda hemfikir olan bakanlar, daha fazla eylem alınması gerektiğinin altını çizdi. Birçok bakan kömür santrallerinin, kömür finansmanının ve fosil yakıt teşviklerinin sonlandırılması gerekliliğini vurgularken, 30-31 Ekim 2021 tarihlerinde gerçekleşecek olan G20 Zirvesi’nin iklim eylemleri konusunda büyük bir rol oynaması yönündeki beklentilerini dile getirdi. Toplantının en önemli sonuçlarından biri, her yıl gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere sağlanması gereken 100 milyar avroluk iklim finansmanının harekete geçirilmesindeki sorunları çözmek için Almanya ve Kanada’nın bir yol haritası hazırlama taahhüdünde bulunmasıydı. Toplantıya Türkiye’den de katılım oldu. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum toplantıda, “ülkelerin, ekonomik, sosyal ve çevresel boyutları da göz önünde bulundurarak hazırlanacak iklim değişikliğine uyum eylemlerini hayata geçirmesinin zaruri olduğunu” dile getirerek, iklim değişikliği ile mücadelede yerel seviyede oluşturulan iklim planlarının önemine ve bunların uygulanmasında yerel yönetimlerin rolüne vurgu yaptı. Bakan Kurum, Fransa Ekolojik Geçiş Bakanı Barbara Pompili ve Almanya Çevre, Doğa Koruma ve Nükleer Güvenlik Bakan Yardımcısı Jochen Flasbarth ile toplantı kapsamında bir araya gelerek iklim değişikliği ile mücadelede ortak çalışma ve iş birliğini artırmak adına istişarelerde bulunduklarını ifade etti.

Son dönemde Türkiye’de ve tüm dünyada daha fazla görülen ve etkisini hissettiren aşırı sıcaklar ve aşırı hava olayları, küresel çapta daha fazla eylem alınması gerekliliğini ortaya koyuyor. AB’nin iddialı 55’e Uygun Paketi, Türkiye’nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve çok yakında gerçekleştirilecek olan COP26 Zirvesi, bu eylemlerin tartışılması, müzakere edilmesi ve baskı unsurlarının ve iş birliklerinin oluşturulması açısından çok büyük önem arz ediyor.  Tüm dünyanın iklim değişikliği tehlikesini daha iyi anlamaya başladığı günümüzde, politikacılar üzerinde de iddialı iklim politikaları oluşturulması için baskı oluşturuluyor. Bu kapsamda COP26’ya yönelik yüksek beklentilerin boşa çıkıp çıkmayacağını 1–12 Kasım 2021 tarihleri arasında Glasgow’da gerçekleşmesi beklenen toplantı sonrasında göreceğiz.

N. Melis Bostanoğlu, İKV Uzmanı