İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-31 AĞUSTOS 2021

KÜRESEL GÜNDEM: ABD`nin Çekilmesi Sonrası Afganistan’daki Gelişmeler

ABD'nin Çekilmesi Sonrası Afganistan’daki Gelişmeler 

ABD ve NATO güçlerinin çekilme kararı ve ülkede yaşanan son gelişmeler Afganistan’ı bir anda küresel gündemin en üst sıralarına taşırken ülkeyi terk etmeye çalışan insanların görüntüleri de hafızalara kazındı. Bundan 20 yıl önce 11 Eylül saldırıları sonrası Afganistan’a askeri operasyon başlatan ABD bu yıl 11 Eylül tarihinde ülkeden tamamen çekileceğini ilan etmişti. Ancak temmuz ayında çekilme tarihini öne çektiğini açıklayan ABD başkanı Biden 31 Ağustos’ta tüm ABD güçlerinin çekilmesinin tamamlanacağını duyurdu. Ancak ABD askerinin çekilmesiyle birlikte Taliban güçleri hızla ilerlemeye başladı, Afganistan Cumhurbaşkanıo Eşref Gani’nin yurtdışına çıkmasının ardından da başkent Kabil Taliban kontrolü altına girdi. 70 bin kişiden oluşan Taliban, 330 bin kişiden oluşan Afgan ordusu karşısında neredeyse hiçbir direnişle karşılaşmadan Kabil ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı ele geçirerek ülkenin yakın bir zamanda “Afganistan İslam Emirliği” olacağını ilan etti. Taliban’ın Kabil’i kontrolü altına almasıyla birçok insanın ülkeyi terk etmek amacıyla otobanlara ve havaalanlarına gitmesi sebebiyle izdiham yaşandı. İnsanların uçakların kanat ve tekerlek kısımlarına tutunarak ülkeyi terk etmeye çalışması ve bebeklerin anne babaları tarafından dikenli teller üzerinden yabancı askerlere verilmesi gibi olaylar Taliban’ın beraberinde getirdiği endişe ve korkuyu gözler önüne seriyor.

26 Ağustos 2021 tarihinde de Kabil Havaalanı’nda IŞİD’in üstlendiği intihar saldırıları gerçekleşti. Saldırılarda 72 sivil ve 13 ABD askeri hayatını kaybederken, 18 asker de yaralandı. ABD’nin ülkeden çekileceğini bildirdiği  31 Ağustos tarihine kadar saldırıda bulunmama sözü veren Taliban, yapılan saldırıda kendilerinin bir rolü olmadığını iddia etti. Taliban daha önceden verilen tarihe kadar çekilme olmadığı takdirde saldırı yapacağına dair uyarıda bulunmuştu. Saldırılardan sonra tahliye işlemlerine devam edilmeye başlandı.

Afganistan Bu Noktaya Nasıl Geldi?

Afganistan 1930'larda Muhammed Zahir Şah tarafından yönetilen bir monarşiye sahipti. Ancak 1973'te Zahir Şah, kuzeni Muhammed Davud Han tarafından ülkedeki monarşiyi demokrasiyle değiştirme ve Afganistan'ı Sovyetler Birliği'nden uzaklaştırmak hedefiyle bir darbe sonucu devrildi.

Davud Han, 1978'de komünist siyasi parti Afganistan Demokratik Halk Partisi'nin Afganistan'da yönetimi ele geçirmesi sırasında bir darbede öldürüldü. Darbe, komünist parti lideri Nur Muhammed Taraki'nin iktidara gelmesiyle Saur Devrimi olarak tanındı.

24 Aralık 1979 tarihinde ise Sovyetler, Afganistan'a asker göndererek ülkeyi işgal etti ve ülkedeki komünist parti gruplarından birinin sürgündeki lideri olan Babrak Karmal'ı Afganistan'a liderlik etmesi için atadı. Tüm bunlar soğuk savaş döneminde yaşandığı için dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter da Sovyetler Birliği'ne karşı savaşan isyancı Afganları destekledi.

Sovyetler ve Afgan isyancıları arasındaki gerilla savaşı ve Soğuk Savaş’ın etkileri nedeniyle Kızıl Ordu yenildi ve Sovyetler ülkeden çekilmek zorunda kaldı. Bunun üzerine 14 Nisan 1988 tarihinde BM’nin Cenevre'deki merkezinde Afganistan ile Pakistan arasında, ABD ile Sovyetler Birliği'nin garantörlüğünde Cenevre Anlaşması imzalandı. Her ne kadar Sovyetler ve ABD’nin yapılan anlaşmaya göre Afganistan ve Pakistan'ın bağımsızlığına ve egemenliğine saygı duymaları ve müdahale etmekten kaçınmaları gerekse de Sovyetler 1992 yılına kadar Afganistan'daki komünist hükümeti desteklemeye devam etti.

Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından desteklenen radikal grup Taliban, Eylül 1996'da Kabil'i ele geçirdi. Taliban yönetimi altında kadınların ve kızların okula ve işe girmesi yasaklanarak, yanlarında bir erkek olmadan evden çıkmalarına veya vücutlarının herhangi bir kısmının açıkta olmasına izin verilmedi. Taliban ayrıca kendisi gibi başka bir radikal grup olan El Kaide ve lideri Usame bin Ladin'in Afganistan'da faaliyet göstermesine izin verdi. BM Güvenlik Konseyi, 1999 yılında Taliban'a, grubun kendilerine Bin Ladin'i teslim etmesi konusunda talepte bulunarak silah ambargosu uyguladı.

11 Eylül 2001 tarihinde düzenlenen saldırılarda yaklaşık 3 bin kişi ölürken, saldırıdan birkaç gün sonra dönemin ABD Başkanı George Bush, saldırılardan sorumlu tutulan Taliban’a yönelik karşı saldırıya izin verdi. ABD ve Birleşik Krallık güçlerinin hava saldırıları 7 Ekim 2001'de başladı ve ağırlıklı olarak Taliban'ı hedef aldı. Saldırılar sonucunda Aralık 2001'de ülkedeki güvenliği sağlamak amacıyla uluslararası bir barış gücüyle Kabil'de yeni bir hükümet kuruldu. Taliban rejimi, grubun Kandahar'dan kaçmasının ardından Aralık 2001'de sona erdi.

Taliban’ın faaliyetlerin son bulmasıyla 2002 yılında ABD Başkanı Bush, Afganistan'da Marshall Planı benzeri bir yeniden yapılanma girişiminde bulundu ve 2004 yılında yapılan seçimlerle ülkede Hamid Karzai başkanlığında bir geçiş hükümeti kuruldu. NATO, ülke genelinde güvenliği sağlamak amacıyla Afganistan'daki Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü'nü (ISAF) 11 Ağustos 2003 tarihinde devraldı.

İlerleyen yıllarda Obama’nın göreve gelmesi ve ABD kuvvetlerinin Pakistan'da saklanan Usame bin Ladin'i 2011 yılının Mayıs ayında öldürmesi sonucu ABD’nin Afganistan'daki askeri varlığının gerekliliği konusunda büyük tartışmaların yaşanmasına sebebiyet verdi. Obama, 2011 yılının Haziran ayından sonra Afganistan’daki ABD’li askerleri geri çekmeyi planladığını ifade edip 2014 yılına kadar birlikleri geri çekmeye çalışsa da, bölgede güvenlik durumunun istikrarsızlığı nedeniyle ülkede binlerce askerin kalacağını belirtti. Obama’dan sonra görevi devralan Trump da 2020 yılında Taliban ile ABD birliklerinin geri çekilmesine ve mahkûm takaslarına olanak sağlayan bir barış anlaşması imzaladı. Trump’tan sonra göreve gelen son ABD Başkanı Joe Biden ise en geç 31 Ağustos 2021 tarihine kadar ABD güçlerinin Afganistan’dan tamamen geri çekileceğini duyurdu.

AB ve ABD’nin Taliban’a Olan Yaklaşımı

AB Dış ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Taliban’ın Afganistan'ı ele geçirmesini istihbarat konusunda yaşanan yetersizliğe bağlayarak ülkede yaşananları felaket olarak nitelendirdi. Borell, AB’nin yürüttüğü çalışmalarla Afganistan’daki  100 AB personeli ve AB ile çalışan 400 Afgan ve bu kişilerin ailelerinin tahliyesinin başarı ile sağlandığını bildirdi. Fakat halen 300 Afgan’ın durumunun kritik olduğunu belirten Borell, geriye kalanların da ülkeden çıkarılmaya çalışıldığını açıkladı.. Borell tüm bu hedeflerine rağmen Afganistan’da kendileri için çalışmış herkesi kurtarmanın mümkün gözükmediğini de sözlerine ekledi.

Avrupa Komisyonu Afganistan’da yönetimi silah zoruyla ele geçiren Taliban örgütünü tanımadıklarını ve bu örgüt ile siyasi amaçlı herhangi bir temaslarının olmadığını ifade etti.

Taliban'ı dinleyebileceklerini ama her şeyden önce Taliban’ın davranışlarına ve yaptıklarına dikkat edeceklerini belirten Komisyon Başkanıvon der Leyen, çocukların ve kadınların önemine vurgu yaparak, bu kişilerin haklarını inkâr eden bir rejime bir avro dahi yardımda bulunulmayacağını kaydetti. Von der Leyen ayrıca, Afganistan’dan tahliye edilen Afgan mülteciler için tüm Üye Devletlerden kapasiteleri oranında kota belirlemelerini ve Komisyon olarak bu konuda yardımcı olacak üye ülkelere gerekli maddi yardımları da yapmaya hazır olduklarını ekleyerek yardım çağrısında bulundu.

AB Konseyi Başkanı Michel ise uluslararası toplumun, sahip olduğu temel ilkeleri Afganistan'da savunmaya devam etmesi gerektiğini ve bu zamana kadar elde edilen kazanımların yitirilmemesi için ellerinden geleni yapacaklarını ifade etti.

Ülkelerin Afgan Mülteciler Konusundaki Duruşları Nasıl?

AB İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre, son 10 yılda yaklaşık 630 bin Afgan AB ülkelerinde sığınma başvurusunda bulundu. Birlik içinde en çok sığınma başvurusu alan ülkeler ise Almanya, Macaristan, Yunanistan ve İsveç oldu. Taliban’ın ülkenin kontrolünü ele geçirmesiyle de bu sayının artması bekleniyor.

Birleşik Krallık, önümüzdeki beş yıl içinde kadınlara, çocuklara ve zulme maruz kalanlara öncelik verilecek şekilde olmak üzere 20 bin Afgan'ı ülkesine kabul etme sözü verdi. Almanya Başbakanı Angela Merkel, Almanya’nın Alman ordusuyla birlikte çalışan yaklaşık 10 bin Afgan'a sığınma hakkı vereceğini kaydetti. Bunun haricinde ABD’nin 10 bin ve Kanada’nın da 20 bin Afgan mülteci alması bekleniyor. Macaristan ise kendi silahlı kuvvetlerine yardım eden Afganları ve ailelerini ülkesine kabul edeceğini ama çok fazla sayıda mülteci almayacaklarını belirtti. Başkan Viktor Orban, Afganlar hakkında verdiği bir demeçte “Afganistan’a yardım gönderelim ama Macaristan’a sorun getirmeyelim” gibi tartışmalı ifadeler kullandı.

Avustralya’da ise Başkan Scott Morrison, ülkeye yasadışı olarak girenlere karşı sert bir tavır alacağını ve mültecilerin ancak resmi kanallardan gelebileceğini vurguladı. Morrison, ülkesinin 20 bin mülteciyi kabul edeceğine dair söylentiler için ise bu konuda net bir plan olmadığını ifade etti. Doğu Afrika ülkesi Uganda da ABD’nin baskıları doğrultusunda 2 bin Afgan’ı ülkesine kabul etti. Uganda böylece Afrika'daki en fazla mülteciye sahip ülke haline geldi. Bu ülkeler haricinde İspanya’nın bin, Estonya’nın otuz ve Slovakya da toplamda on mülteciye kapılarını açması bekleniyor.

Öte yandan Avusturya gibi üye ülkeler ise Afgan mültecileri almayı reddediyor. Başbakan Sebastian Kurz, artık gönüllü olarak daha fazla insanı kabul etmeye açıkça karşı olduğunu ve mültecileri kabul etmek yerine Afganistan'daki durumu iyileştirmek için ellerinden gelen her şeyi yapmaları gerektiğini belirtti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkenin insan hakları avukatları, gazeteciler ve aktivistler de dâhil olmak üzere bazı Afganların yeniden yerleştirilmesine yardım edeceğini belirtti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de sığınmacı kılığına giren militanlarla uğraşmak istemediğini belirterek, ülkesi Rusya’nın da hiçbir Afgan mülteciyi kabul etmeyeceğini ifade etti.

Afganistan Üzerine Acil G7 Zirvesi

24 Ağustos 2021 tarihinde Afganistan’da yaşanan insanlık dramı üzerine G7 liderleri video konferans aracılığıyla bir görüşme gerçekleştirdi. Normalde Almanya, ABD, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada’dan oluşan G7’ye, bu ülkelerin liderlerinin yanı sıra BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de katıldı. Liderler, Afganistan'da yaşananlarla ilgili ciddi endişe duyduklarını ifade ederek, başta ülkedeki Afganların ve uluslararası vatandaşların güvenliği, emniyeti olmak üzere yaşanan insani krizin önlenmesini sağlamak için çağrıda bulundu. Liderler ayrıca BM Güvenlik Konseyi'nin 16 Ağustos 2021 tarihli bildirisini desteklediklerini ifade ederek Afganistan halkına olan bağlılıklarını dile getirdiler.

Bildiride, Afganistan’da önümüzdeki süreçte kurulacak hükümetin, ülkenin uluslararası yükümlülüklerine uyması, terörizme karşı koruma sağlaması vurgulanırken aynı zamanda başta kadınlar, çocuklar, etnik ve dini azınlıklar olmak üzere tüm Afganların insan haklarını güvence altına alması gerektiği belirtildi.  Bildiride ayrıca ülkede hukukun üstünlüğünün uygulanması ve korunması, insani erişime kati surette izin verilmesi, insan ve uyuşturucu kaçakçılığına karşı mücadele edilmesinin gerekliliğine vurgu yapıldı.Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, Zirve’den sonra yaptığı açıklamada, G7'nin Afganistan'daki insanlara yardım etmeyi ve yaşanan insani krizi engellemeyi amaçladığını vurgulayarak, Birleşik Krallık’ın 24 Ağustos 2021’e kadar toplamda 9 bin kişiyi tahliye etmeyi başardığını ve daha binlerce kişiyi ülkeden çıkarabileceklerini ifade etti. Johnson ayrıca, G7'nin 31 Ağustos 2021 tarihinden sonra Afganistan'dan ayrılmak isteyen insanların güvenli geçişi konusunda ısrarcı olacağını vurguladı.

Kabil’in düşmesiyle birlikte Afganistan’ı ele geçiren Taliban’ın eylemlerinin başta kadın ve çocuklar olmak üzere insanları nasıl etkileyeceği, ülkeden kaçabilen Afganların akıbetinin ne olacağı ve ABD, NATO ve AB gibi küresel güçlerin önümüzdeki süreçte Taliban’a karşı olan politikalarının dünya gündemini uzun bir süre meşgul etmesi bekleniyor.

Zafer Can Dartan, İKV Uzman Yardımcısı