İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-30 EYLÜL 2021

AB GÜNDEMİ: Merkel Sonrası Dönem Başladı: Almanya Federal Seçimleri

Merkel Sonrası Dönem Başladı: Almanya Federal Seçimleri

26 Eylül 2021 tarihinde Almanya’da 60 milyon seçmen sandık başına giderek hükümetin hangi partilerden oluşacağını ve başbakanın kim olacağını belirlemek için oy kullandı. 16 yıldır aralıksız olarak Almanya’yı yöneten Başbakan Merkel tekrar aday olmayarak seçim sonrası aktif siyaseti bıraktı. 2002 seçimlerinden beri en çekişmeli geçen seçimlerde Olaf Scholz liderliğindeki Sosyal Demokrat Parti (SPD) oyların %25,7'sini alarak seçimin galibi oldu. Armin Laschet liderliğindeki Hıristiyan Birlik Partileri (CDU-CSU) ise %24,1 oy alarak ikinci sırayı aldı. Merkel sonrası kan kaybetmesi beklenen CDU böylece II. Dünya Savaşı sonrası dönemin en kötü sonucunu almış oldu. Yeşiller %14,3 oyla parti tarihinin en yüksek oyunu alarak üçüncü olurken, Hür Demokrat Parti (FDP) %11,5, aşırı sağ Almanya için Alternatif Partisi (AfD) %10,3 ve Sol Parti %4,9 oy aldı. Seçime katılım oranı da 2017 yılındaki seçimlere kıyasla artış göstererek %76,6 oldu.

Seçim Sonuçları SPD ve CDU İçin Ne Anlama Geliyor?

Seçimin galibi SPD parlamentoda 206 sandalye kazandı ancak bu sayı tek başına hükümet kurması için yeterli olmadığından koalisyon görüşmelerine girmesi gerekiyor.  Seçimin, partisi SPD’ye Almanya için iyi bir pragmatik hükümeti bir araya getirebilmesi için çok net bir yetki verdiğini ifade eden Scholz, Yeşiller ve FDP ile "trafik lambası" olarak adlandırılan koalisyonu kurmayı istiyor. Scholz, bu üç partinin de oylarını 2017 seçimlerine kıyasla arttırdığını ve seçmenlerin oylarıyla bir sonraki hükümetin bu partiler tarafından kurulması gerektiğini çok net ifade ettiğini vurguluyor. Her ne kadar ağustos ayından beri anketlerde önde gözükse de, SPD’nin seçimlerde gösterdiği bu başarı partinin 2020 yılında CDU ve Yeşiller'den daha az popüler olduğu düşünüldüğünde birçok analisti şaşırttı.

CDU da “Türk Armin” lakaplı Laschet, destekçilerine CDU/CSU liderliğinde bir hükümet kurmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını çünkü artık Almanya'nın ülkeyi modernk bir geleceğe taşıyacak bir koalisyona ihtiyacı olduğunu belirtti. Laschet Almanya’nın 2022'de G7 dönem başkanlığını devralacak olmasının altını çizerek yeni bir hükümetin hızlı bir şekilde kurulmasını istiyor. Hem SPD hem de merkez sağ CDU/CSU Noel’den önce bir sonuca varmayı hedefliyor.

Laschet her ne kadar olumlu mesajlar vermeye çalışsa da seçimlerdeki yenilgiden dolayı başta kendi partisi olmak üzere birçok kesim tarafından eleştiriye maruz kaldı. CDU kökenli Ekonomi Bakanı Peter Altmaier, içerik ve diğer açılardan CDU'nun yeniden düzenlenmesi gerektiğini ve partisinin seçim sonucunu en kötü kabuslarında dahi hayal bile edemeyeceğini ifade etti. Altmaier, ayrıca CDU’nun kararsız seçmenlerin büyük bir kısmına hitap edemediğinin de altını çizdi.

CDU’nun Sağlık Bakanı Jens Spahn da seçim fiyaskosunun ardından partisinde bir nesil değişikliği çağrısında bulundu. Spahn, Angela Merkel'den sonraki neslin partinin önümüzdeki on yıllık süreçte eski gücünü bulmasını mutlak surette sağlaması gerektiğini ifade etti.  

Oylarını Arttıran Yeşiller ve FDP Nasıl Bir Rol Oynayacak?

Yeşiller, 2017 seçimlerindeki %8,9 oy oranını bu seçimlerde %14,3’e çıkarmayı başararak seçimlerde en çok oy alan üçüncü parti oldu. Ancak Yeşiller her ne kadar oylarını arttırsa da bu sonuç parti için birkaç soru işaretini beraberinde getirdi. Seçimden önceki son anketlerde çevre ve iklim konuları birçok kez seçmenler tarafından en çok önem verilen konular olarak nitelendirilmişti. Çevre ve iklim konularına bu kadar önem veren ve ana seçim konusu yapan bir partinin daha fazla oy alması bekleniyordu.

Oylarını az da olsa artıran FDP ise geldiği konumdan memnun görünüyor. Parti lideri Christian Lindner, Armin Laschet liderliğindeki “Jamaika koalisyonuna” katılmak istiyor. FDP’nin Yeşiller ile birlikte kurulacak koalisyonlarda önemli rol oynaması bekleniyor.

Oynayacakları kilit rolden dolayı Yeşiller ve FDP merkez sağ ve sol partileri yerine önce birbirleriyle iletişime geçtiler. Yeşiller Meclis Grubu Başkanı Anton Hofreiter, FDP ile küçük bir görüşme yaptığını ve bu görüşmenin devamının geleceğini duyurdu. FDP ve Yeşiller arasında iklim değişikliği, ekonomik ve finansal politika söz konusu olduğunda bir takım "temel farklılıklar" bulunuyor. Yeşiller için devleti modernize etmek ve Paris İklim Anlaşması’na uymak hayati önem taşıdığı için her iki partinin de bu konuda uzlaşıya varması gerekiyor.

Olası Koalisyon Senaryoları Neler?

Seçimlerde hiçbir partinin tek başına çoğunluğa ulaşamaması nedeniyle koalisyon hükümeti kurulması gerekecek. CDU ve SPD arasındaki "büyük koalisyon" dışındaki herhangi bir koalisyonun üç siyasi partiden oluşması gerekiyor. Merkel'in 16 yıllık iktidarının 12 yılında Almanya'yı yöneten CDU/CSU ve SPD’nin “büyük koalisyonu” yıllarca süren hükümet çekişmelerinden dolayı çoğu kişi tarafından arzu edilmiyor. Laschet de Almanya’nın yeni bir başlangıca ihtiyacı olduğunu ve hangi partinin bir numara olduğuna bakılmaksızın bu büyük koalisyonun gelecek için umut verici olmadığını belirterek CDU’nun bu konudaki isteksizliğini vurguladı. Hatırlanacağı üzere "Büyük koalisyon" 2017 seçimlerinden sonra altı ay sürmüş ve Almanya'da özellikle Avrupa meselelerinde siyasi felce yol açmıştı.

Gerçekçi olarak bakıldığında iki  farklı  koalisyon olası görünüyor. Bu koalisyonlarda partilerin renklerinden dolayı “Trafik Lambası” ve “Jamaika” olarak adlandırılıyor. Trafik lambası koalisyonu SPD, Yeşiller, ve FDP partilerini içeriyor ve bu partileri temsil eden kırmızı, yeşil ve sarı renklerinden oluşuyor. Jamaika koalisyonu ise siyah, yeşil ve sarıdan oluşan Jamaika bayrağına atıfta bulunuyor ve sırasıyla CDU, Yeşiller ve FDP’den oluşuyor.

Bir koalisyon hükümeti kurmayı ümit eden Sosyal Demokratlar ve Yeşiller. birlikte yeterli sandalyeye sahip olamadıklarından dolayı Yeşillerle kurulacak herhangi bir koalisyonun aynı zamanda FDP’yi de içermesi gerekiyor. FDP'nin CDU ile ve Yeşillerin de SPD ile koalisyon kurmayı tercih etmesi bekleniyor.

Olası Koalisyondaki Partilerin Türkiye’ye Bakış Açıları Nasıl?

Seçimin galibi SPD, parti programında Türkiye’nin iç ve dış politikasındaki gelişmeleri kaygıyla izlediklerini ve Türkiye’nin hukukun üstünlüğü, demokrasi ve uluslararası hukuk ilkelerine saygı göstermesi gerektiğini ifade ediyor. SPD ayrıca bu konuların eleştirel bir şekilde ele alınabilmesi için AB ile Türkiye arasındaki diyaloğun acil bir şekilde yoğunlaştırılması gerektiğini vurguluyor.

CDU da kendi programında "Türkiye ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesi" başlıklı bir bölüm ayırarak, Türkiye'nin Almanya ve AB için stratejik ve ekonomik açıdan öneminin büyük olduğunu, ayrıca Türkiye ile Almanya'nın insani temaslar nedeniyle de yakın bir bağa sahip olduğunu ifade ediyor. Ancak CDU yine de Türkiye'nin demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı gibi AB'nin siyasi üyelik kriterleri hedefinden uzaklaştığını da gözlemlediklerini belirtmekten geri kalmıyor. Türkiye ile ilişkilerde yeni perspektiflere ihtiyaç duyulduğunu ve Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin CDU tarafından desteklenmeyeceği belirtiliyor. Parti programında Türkiye ile tam üyelik yerine yakın bir ortaklık istendiği, yeniden yakınlaşma yolunda ilk adım olarak ortak çıkarların tanımlanması ve bunların hayata geçirilmesi için sözleşmeyle karara bağlanması gerektiği vurgulanıyor.

Yeşiller Partisi de Türkiye’ye karşı sert bir duruş sergiliyor. Yeşiller de parti programında Türkiye’nin AB üyeliği için görüşmelerin yeniden başlatılması gerektiğini ama bunun ancak Türkiye demokrasi ve hukuk devletine geri dönüş sağlayabildiği takdirde mümkün olacağını vurguluyor. "Türkiye ile AB'yi birbirinden ayıran gerekçelerden çok birbirine bağlayan nedenler var" tespitine yer verilen programda, Türkiye-Almanya ilişkilerinin ortak göç tarihi nedeniyle "yakın ve çok yönlü" olduğu ifade ediliyor. Yeşiller ayrıca 18 Mart Göç Mutabakatı’nın, uluslararası sığınma hukukunu baltaladığını ve feshedilmesi gerektiğini düşünüyor. Demokrasi ve insan hakları gibi temel konulara oldukça önem veren Yeşiller, Türkiye'de son dönemde hukuk devleti ve insan hakları alanındaki gelişmelerin endişeyle takip edildiğini ve Türkiye'de demokrasi ve hukuk devleti, eşitlik ve insan hakları için mücadele edenlerin yanında durulduğu mesajını veriyor. Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çıkma kararını iptal etmesi de beklentiler arasında yer alıyor.

FDP’nin bu yılki parti programında ise, 2017 yılında olduğu gibi, katılım müzakerelerinin sona ermesi gerektiği düşüncesi ağır basıyor. 18 Mart Mutabakatı’nın, uluslararası sığınma hukukunu baltaladığı ve feshedilmesi gerektiğini savunan FDP, demokrasi konusunda sıkıntılar yaşayan bir  Türkiye’nin üyeliğinin mümkün olamayacağı belirtiyor.

Merkel sonrası bir geçiş dönemine girecek olan Almanya’da kurulacak koalisyon sadece ülkenin kendisi için değil, aynı zamanda AB ve Türkiye açısından da büyük bir önem arz ediyor. Önümüzdeki süreçte hangi koalisyonun ne kadar sürede kurulacağı ve yeni hükümetin AB ve Türkiye politikaları merakla bekleniyor.

Zafer Can Dartan, İKV Uzman Yardımcısı