İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

AB GÜNDEMİ: ABAD’ın “Koşulluluk Mekanizması” Kararı ve Yansımaları

ABAD’ın, AB fonlarının kullanımıyla ilgili koşulluluk mekanizması kararına Polonya ve Macaristan’ın itirazını reddetmesi, Birlik içinde tartışmaları beraberinde getirdi.
AB GÜNDEMİ: ABAD’ın “Koşulluluk Mekanizması” Kararı ve Yansımaları

ABAD’ın “Koşulluluk Mekanizması” Kararı ve Yansımaları

Polonya ve Macaristan’ın eylemlerinin AB yasalarına aykırı olduğu tartışmaları uzun süredir Avrupa gündemini meşgul ediyordu. Özellikle Polonya, yargının siyasallaştığı ve hükümetin yargı sistemi üzerindeki etkisinin arttığı eleştirilerine tabi tutuluyor. Polonya Anayasa Mahkemesinin geçtiğimiz aylardaki “ulusal yasaların AB hukukundan üstün olduğuna” yönelik kararı da oldukça sert tepkiyle karşılanmıştı. Macaristan ise yolsuzlukla mücadele konusunda AB’nin eleştirilerine maruz kalıyor. Bunun yanı sıra ülkede medya çoğulculuğu konusunda sorunlar yaşandığı ve basın özgürlüğü konusunda gerilemenin söz konusu olduğu belirtiliyor. Aynı zamanda iki ülke LGBTİ haklarına saygı göstermedikleri gerekçesiyle de AB tarafından yasal sürece tabi tutulmuştu. Özellikle Macaristan’da geçtiğimiz yıl kabul edilen eşcinselliğin reşit olmayanlara özendirilmesini yasaklayan Çocuk Koruma Yasası, AB tarafından ciddi şekilde eleştirildi. Ayrıca iki ülkede sivil toplumun alanının daraltıldığına dair AB tarafından yöneltilen suçlamalar mevcut.

Süregelen Tartışmalar ve Yargı Süreci

Macaristan ve Polonya’da temel haklar alanında yaşanan gerileme üzerine  bu ülkelerin AB fonlarından yararlanmasını engellemeye yönelik adımlar atılacağı basına yansıdı. AP, 29 Ekim 2021 tarihinde “hukukun üstünlüğü” ilkesini ihlal eden Polonya ve Macaristan’ın ortak bütçeden fon almasını engellemediği gerekçesiyle Avrupa Komisyonundan davacı olmuştu. ABAD Savcısı 2 Aralık 2021 tarihinde yayımladığı yazılı mütalaasında, AB’nin Polonya ve Macaristan’a yapılacak mali yardımların askıya alınması yönünde görüş belirtmişti. ABAD, 16 Şubat 2022 tarihinde kararını vererek Polonya ve Macaristan’ın itirazını reddetti ve düzenlemenin AB hukukuna uygun olduğunu belirtti.

Mahkemenin kararına yönelik tepkilere ve kararın önemine değinmeden önce koşulluluk mekanizmasının ne olduğunu ve neler getirdiğini kısaca açıklamak gerekiyor. ABAD söz konusu kararı koşulluluk mekanizmasına karşı açılan davalara yönelik verdi. Polonya ve Macaristan 11 Mart 2021 tarihinde söz konusu mekanizmanın iptali için ABAD’a başvurmuştu. AB liderleri, Aralık 2020’de AB fonlarının koşulluluk mekanizmasına bağlanması üzerinde anlaşmış, Birlik bütçesinin korunması için koşulluluk genel rejimi hakkında 2020/2092 sayılı Tüzük 1 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe girmişti. 2021-2027 yılları için 1 trilyon 800 milyar avro olarak belirlenen AB bütçesinin bu koşulluluk mekanizması dahilinde kullandırılacağı ifade ediliyor.

Karara Yönelik Tepkiler ve Açıklamalar

ABAD’ın kararı kısa sürede Avrupa kamuoyunda geniş yankı buldu. Karara yönelik Brüksel cephesinden destekleyici açıklamalar yapıldı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “Bugünkü karar doğru yolda ilerlediğimizi teyit etti” ifadelerini kullanarak ABAD’ın kararının arkasında olduklarını gösterdi.

Macaristan ve Polonya’dan gelen açıklamalar ise oldukça sert tonlu oldu. Polonya Adalet Bakan Yardımcısı Sebastian Kaleta, bu karardan sonra tüm Üye Devletler’in vereceği kararların Brüksel tarafından “mali şantaja” tabi tutulacağı yorumunu yaptı. Bu bakımdan ABAD’ın kararını “yasallaştırılmış mali şantaj” şeklinde nitelendirdi. Polonya Başbakanı Morawiecki de kararı eleştirdi ve AB’nin yetkilerinin merkezileşmesi sorunuyla karşı karşıya olduklarını belirtti. Başbakan Morawiecki açıklamalarında Polonya’nın “merkeziyetçiliğin, bürokratik merkeziyetçiliğin, federalizasyonun tehlikeli bir süreç olduğuna” inandığını belirtti.

Macaristan Adalet Bakanı ise karara yönelik olarak “Brüksel’in yetkilerini kötüye kullanımının bir başka örneği” şeklinde yorum yaptı ve kararın Macaristan’a yönelik siyasi intikamın bir parçası olduğu belirtti. Hükümet yetkililerinin yanı sıra Macaristan’daki iktidar partisi Fidesz’in de karara yönelik oldukça sert açıklamalar yaptığı görüldü. İktidar partisinin özellikle kararın 3 Nisan’da Macaristan’da gerçekleştirilecek seçimlerle bağlantılı olduğuna inandığı görülüyor. Fidesz Partisi, AB’yi seçim öncesi muhalefeti birleştirme ve iktidarı zor durumda bırakmaya çalışmakla suçladı.

Polonya ve Macaristan’ın ABAD kararına yönelik önümüzdeki dönemlerde iklim, enerji ve dış politika gibi oy birliği gerektiren alanlarda AB kararlarını engelleyerek misilleme yapacakları ifade ediliyor.

ABAD’ın Kararının AB’nin Geleceği Açısından Önemi

Söz konusu karar, Brüksel’in Birliğin değerleri ve hukukun üstünlüğü konusundaki katı tutumunun bir yansıması olarak görülmeli. Brexit kararından ötürü Birleşik Krallık’a yönelik ağır fatura çıkararak benzer girişimlerin önünü kesmeye çalışan AB’nin, Polonya ve Macaristan konusunda da benzer bir strateji izlemeye çalıştığı görülüyor. ABAD’ın kararı sonucu AB bütçesinden yararlanmanın koşullu hale getirilmesiyle, Birlik içinde AB değerleriyle çatışacak adımlar atan ülkelere ağır fatura çıkarılarak bu değerlerden uzaklaşmanın  önüne geçilmesine  çalışılıyor. Zira bu ülkelerin attığı adımların Birliğin değerlerini içerden yıpratma ve zarar verme anlamına geldiği biliniyor. AB’nin üye ve aday ülkelere sunduğu en büyük gücü olan “ekonomik refahını” koşullu hale getirmesi, birçok meydan okumayla karşı karşıya kalsa da normatif güç unsurlarından kolayca vazgeçmeyeceği anlamına geliyor.

Ayrıca söz konusu kararın AB’nin derinleşme perspektifini korumaya ve sürdürmeye yönelik çabası olduğunun da altı çizilmeli. Özellikle Polonya’nın geçtiğimiz aylarda AB yasalarının üstünlüğünü (primacy of EU law) kabul etmeyerek AB yasalarının ulusal hukukuna uyumsuzluğunu vurgulaması ve bunu tartışmaya açması Birliğin derinleşme çabalarına yönelik ciddi bir meydan okumaydı. Bir AB ülkesi tarafından AB’nin kurucu değerlerinin tartışmaya açılması, AB açısından muhtemel “exit” senaryolarından daha ciddi bir krizin kapısını aralamıştı. Bu yönleriyle ABAD’ınPolonya ve Macaristan’a yönelik hukukun üstünlüğü konusundaki keskin kararı, söz konusu krizin dallanıp budaklanmasını önleyecek önemli bir adım oldu.

Son olarak verilen kararın muhtemel yansımaları, özellikle Doğu Avrupa’da siyasi krizin zirve yaptığı döneme denk gelmesi bakımından dikkatle takip edilmeli. Rusya ve Ukrayna arasında sıcak bir çatışmanın başladığı zaman dilimine denk gelen tartışmaların, Birliğin Rusya’ya yönelik tutumu açısından bir bölünmeyi beraberinde getirme ihtimali doğuruyor. Zira Polonya, Çekya, Macaristan gibi Doğu Avrupa ülkelerinin Rusya ile yaşanan krizin gölgesinde AB ile tartışma içinde olması, Birlik açısından zayıf bir görüntünün ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Oğuz Güngörmez, İKV Uzmanı

Diğer Yazılar