AB-Afrika Birliği Zirvesi Odağında AB ve Afrika İlişkilerinin Geleceği
Altıncı AB-Afrika Birliği Zirvesi, sıcak Ukrayna gündeminin gölgesi altında 17-18 Şubat 2022’de Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleştirildi. AB ve Afrika Birliği üyesi devletlerin cumhurbaşkanı ve başbakan düzeyinde katıldığı Zirve, COVID-19 salgını nedeniyle ilk planlandığı tarih olan Ekim 2020’den ancak bir buçuk yıl sonra toplanabildi. Zirveye Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ve Afrika Birliği Dönem Başkanı olan Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall başkanlık etti. Zirvenin temel amaçları dayanışma, güvenlik, sürdürülebilir ekonomik kalkınma, insan hakları, kadın hakları, çevre, iklim, biyo-çeşitliliğin korunması, hukukun üstünlüğünün tesisi ve eşitsizliklerle mücadele oldu. Bu kapsamda gündemler, ortaklığın güncellenmesi ve çok taraflılık, Afrika’ya aşı tedarikinin sağlanması, Küresel Geçit Yatırım Paketi dâhilinde Afrika-Avrupa Yatırım Paketi’nin hayata geçirilmesi, enerji dönüşümü, dijital dönüşüm, göç, güvenlik, eğitim ve inovasyondu. Liderler toplantının son gününde Altıncı AB-Afrika Birliği Zirvesi’nin “2030 İçin Ortak Bir Vizyon” isimli sonuç bildirisini kamuoyuyla paylaştılar.
AB-Afrika Birliği Zirvelerinin Geçmişi
1999 yılında kurulan Afrika Birliği, 55 Üye Devlet ile kıtanın en gelişmiş uluslararası örgütü konumundadır. Askeri darbeler ile yönetilen Burkina Faso, Gine, Mali ve Sudan’ın üyelik haklarını askıya alan Afrika Birliği, hâlihazırda 51 ülkenin üyelik haklarının devam ettiği bir uluslararası örgüttür. AB’ye benzer bir şekilde bir Parlamento’ya, Adalet Divanı’na sahip olsa da, Afrika Birliği’nin Avrupa kadar ekonomik ve siyasi anlamda bütünleşebildiğini iddia etmek oldukça güç.
İlki 2000 yılında Mısır’ın başkenti Kahire’de gerçekleşen iki Birlik arasındaki Zirve toplantısı, 2007 yılında Portekiz’in başkenti Lizbon’da düzenlenen ikincisi ile resmi bir ortaklık ilişkisine dönüşmüş ve Afrika-AB Ortak Stratejisi ile Eylem Planı uygulamaya geçirilmişti. En son 29-30 Kasım 2017 tarihlerinde "Kalıcı Bir Gelecek için Gençliğe Yatırım Yapmak" temasıyla Fildişi Sahili’nin eski başkenti ve en büyük şehri olan Abidjan’da toplanan AB-Afrika Birliği Zirvesi’nin 2020’de yapılması planlanan altıncı toplantısı COVID-19 salgını nedeniyle ancak Şubat 2022’de gerçekleştirebildi.
Gündem Başlıkları ve Alınan Kararlar
AB-Afrika Birliği Zirvesi için iki Birlik Üyesi Devletlerin liderleri, Ukrayna krizi, “aşı apartheid”ı ve “ayrımcı” seyahat kısıtlamalarının gölgesinde bir araya geldiler. İki Birliğin de ortak amacı, salgından dolayı bölgesel ilişkilerde yaşanan duraksama sürecini sona erdirmek, Sahel Bölgesi’nde yaşanan gelişmelerden dolayı gerilen ortama ortak bir ses çıkarmak ve ortaya çıkan yeni fırsatları ortaklık bağlamında değerlendirecek bir fikir birliğine ulaşmaktı. Alınan kararlar Afrikalı liderlerin birçoğu tarafından kabul görse de, Afrika ülkelerinden gelen bazı taleplerin tam olarak karşılanabildiğini iddia etmek zor görünüyor.
Liderler, Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukuk normları etrafında birlikte hareket etme konusundaki taahhütlerini yenilediler. Çok taraflılık vurgusu etrafında, küresel eşitsizliklerinin azaltılması, dayanışmanın güçlendirilmesi, uluslararası işbirliğinin sağlanması, iklim değişikliğine karşı mücadele, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma ve “Afrika Birliği Gündem 2063” hedeflerinin yerine getirilmesi için ortaklaşa çalışacaklarının işaretini verdiler. Afrika’nın enerji dönüşümünün hayata geçirilmesinin kıtanın sanayileşmesi ve enerji açığının karşılanması için taşıdığı önem vurgulanırken AB, 2022 yılında Mısır’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı nezdinde Afrika’nın çabalarının destekleneceğini ifade etti. Öte yandan, Afrika Barış ve Güvenlik Mimarisi’nin çizdiği çerçeve dâhilinde 2018 yılında kararlaştırılan AB-Afrika Birliği Barış, Güvenlik ve Yönetişim Mutabakat Beyannamesi’ne hâlâ bağlı kalındığı da teyit edilen unsurlar arasında yer aldı. Bu kapsamda AB, terörizm, istikrarsızlık ve çatışmalar ile mücadele için Afrika merkezli savunma ve güvenlik güçlerinin özgül barış operasyonlarını güçlendirmek amacıyla yeterli eğitim, kapasite geliştirme, ekipman desteği ve kolluk kuvvetlerine destek vereceğini taahhüt etti. Son olarak, Barışı Destekleme Operasyonları’nın BM Güvenlik Konseyi tarafından yetkilendirileceği, uluslararası korumaya ihtiyaç duyan sığınmacılar, mülteciler ve savunmasız göçmenler için kalıcı çözümler bulma yolunda iş birliğinin güçlendirileceği ve Afrika Birliği-AB-BM Üçlü Görev Gücü’nün çalışmalarının yeniden canlandırılacağına dair mutabakat sağlandı.
Zirve’nin belki de en tartışmalı gündemi, Afrika’nın COVID-19 salgını ile mücadelesi ve yaşadığı “aşı” sorunuydu. Aşı tedariki konusunda Afrika’nın salgın ile yalnız mücadele etmek durumunda kaldığını, ayrımcı bir yaklaşımla seyahat kısıtlamalarına maruz bırakıldığını ifade etmek için Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Batı tarafından Afrika’ya “aşı apartheid”ı uygulandığını sık sık ifade etmişti. Afrikalı liderlerin aşının gelişmiş ülkelerde yaygın kullanılmaya başladığı andan itibaren şirketlerin COVID-19 aşıları üzerindeki patent haklarından feragat etmeleri yönündeki talebi henüz sonuç vermedi. Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (Africa Centers for Disease Control and Prevention-Africa CDC) Direktörü John Nkengasong, 25 Şubat 2021 tarihinde The Guardian gazetesine verdiği demeçte patent hakları ve teknoloji transferi gibi konuların, küresel sağlık sistemindeki eşitsizliğe çözüm olabileceğini ve Afrika’nın HIV ilaçlarına erişiminde yaşanan 10 yıllık gecikme nedeniyle ölen milyonlarca insandan ders çıkarılması gerektiğini ifade etmişti. Hâlihazırda Avrupa’da aşılama oranı nüfusun %71’iyken bu oran, Afrika için nüfusun sadece %12’sidir. Nitekim COVID-19 kaynaklı ölüm oranları Avrupa’nınkinden düşük olsa da, aşıya yetersiz erişim nedeniyle oluşan ekonomik hasar ve yeterli düzeyde sağlanamayan mali yardım nedeniyle Afrika’da 40 milyona yakın insan, aşırı yoksullukla mücadele ediyor. Afrika Birliği tarafından AB’den Zirve öncesinde de Zirve'de de patent haklarının kaldırılması yönünde yapılan talep karşısında AB yine “sessiz” kaldı ve alternatif çözüm yolları sundu.
Aşı ve sağlık alanında Zirve’de birçok konuda uzlaşı sağlandı. Bunlardan birincisi, AB’nin Afrika Aşı Tedarik Görev Ekibi (Africa Vaccine Acquisition Task Team-AVATT) ile iş birliği halinde Afrika’ya tedarik etmeyi taahhüt ettiği 450 milyon aşının 2022 ortasından itibaren teslim edilmesi oldu. Bu tedarikin AB tarafından Covax’a bağışlanan ve yaklaşık 400 milyon doz aşı değerinde olan 3 milyar dolarlık fon ile sağlanacağı belirtiliyor. Aynı zamanda Team Europe’un aşılama hızının artırılması, aşıların verimli bir şekilde dağıtımı ve tıbbi ekiplerin eğitimine destek sağlanması için 425 milyon avronun da Afrika’ya transfer edileceği ifade edildi. Ama Zirve’de sağlık alanında kaydedilen en önemli gelişme, ilaç şirketlerinin aşılar üzerindeki patent haklarının kaldırılmasına yönelik Afrika ülkelerinin talebine olumlu bakmamakla birlikte, AB’nin mRNA aşı teknolojilerinin Afrika’ya transfer edilmesini kararlaştırması oldu. Dünya Sağlık Örgütü tarafından da desteklenen ve planlaması ilk olarak 2021 yılında yapılan aşı üretim merkezleri, Güney Afrika, Mısır, Kenya, Nijerya, Senegal ve Tunus’ta kurulacak. Ayrıca AB, bilgi-birikim (know-how), kalite kontrol ve insan sermayesi için eğitim ve mali destek sağlayacak ve gerektiğinde gerekli lisanslar için yardımcı olacak.
Afrika kıtasında COVID-19 kaynaklı krizin makroekonomik etkilerini azaltmak için AB ve Afrika Birliği liderleri, borç yönetimini askıya alma girişiminin ilerisine geçen iyileştirmeler için ortak bir çerçeve hazırlanmasını desteklediler. Ayrıca, ihtiyacı olan ülkelere en az 100 milyar dolar tutarında likidite desteği sağlamak hedefi ile AB Üye Devletleri tarafından daha fazla gönüllü katılımın gerçekleştirilmesine dönük çağrıda bulundular. Afrikalı liderler, 13 milyar dolarlık finansmanı AB ülkelerinden gelecek ve Afrika’ya tahsis edilecek 55 milyar dolar değerindeki özel çekme haklarından (SDR) duydukları memnuniyeti de paylaştılar. Ortak bildiride daha fazla AB Üye Devleti’nin bu küresel çabaya katkıda bulunması için çağrıda bulundular.
Zirve’nin bir diğer önemli konusu ise 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve 2063 Afrika Birliği Gündemi kapsamında, Afrika’nın sürdürülebilir kalkınması için AB tarafından sunulan araçların ilan edilmesiydi. Çin’in Kuşak-Yol Projesi’ne karşı geliştirilen Küresel Geçit Programı’nın bir parçası olan ve en az 150 milyar dolar değerinde bir girişim olarak planlanan Afrika-Avrupa Paketi yatırım, sağlık ve eğitim alanlarını kapsıyor. Paket, şu alanlarda yatırım yapılmasını hedefliyor:
- Afrika Altyapı Geliştirme Programı İçin Öncelikli Eylem Planı II (PIDA PAP II) ile uyumlu olarak enerji, ulaşım ve dijital altyapı alanlarına yatırım,
- Elektriğe erişimle ilgili belirli ve çeşitli yönelimleri dikkate alan adil, eşitlikçi ve hakkaniyetli bir enerji dönüşümü,
- Paris Anlaşması kapsamında yeşil dönüşüm,
- Dijital girişimciliği ve becerileri artırmaya yönelik dijital dönüşüm,
- Afrika’daki genç girişimciliğin geliştirilmesi, gençler tarafından kurulacak işletmelerin yatırım olanaklarının artırılması, sürdürülebilir büyüme ve istihdam olanaklarının çeşitlendirilmesi,
- Ulaşımın kolaylaştırılması ve bağlantılı ulaştırma ağlarının etkililiğinin sağlanması.
Bir diğer Zirve gündemi, kara para aklama ile mücadele kapsamındaydı. Buna göre, Yasa Dışı Mali Akımlar (IFF) ile mücadele edileceği, yerel vergi matrahı aşındırma ve kâr aktarımının (BEPS) kontrol altına alınacağı ve vergi şeffaflığı konusunda iş birliğinin güçlendirileceği kararlaştırıldı. Dolayısıyla AB, kara para aklama, terörizmin finansmanı, mali yönetim sistemleri ve fonlara el koyma gibi yasadışı mali akım türlerine karşı mücadelede stratejik kapasiteyi geliştirmek için Afrika Birliği’ne destek olacağını resmen açıkladı.
Son olarak, Ortak Afrika Birliği-AB Yatırım Gündemi’nin amaçları üzerinde duruldu. Buna göre, teknoloji ve bilgiye dayalı uzmanlığın transfer edilmesi ve ortak teknoloji geliştirilmesi için araştırmacılar arasında bilimsel bir iş birliğinin destekleneceği belirtildi. Bu bağlamda, people-to-people iş birliğinin geliştirileceği ve geleceği şimdiden inşa etmek için üniversiteler arasındaki ortaklıkların sayısının ve kapasitesinin artırılacağı ve Afrika ülkelerinin de Erasmus+ kapsamına dâhil edilerek değişim programlarından yararlanmalarının sağlanacağı konusunda mutabık olundu. Eğitim sisteminde ise bölgesel düzeyde mesleki eğitim ve öğretimin teşvik edilmesi de dâhil olmak üzere, kapsayıcı ve eşitlikçi bir “kaliteli eğitime” ulaşılması için yatırım yapılacağı ifade edildi.
AB-Afrika Birliği’nin Geleceği ve Türkiye
Dünya Bankası tarafından yayımlanan Groundswell Raporu’na göre 2050 yılına kadar, çoğunluğu Afrika’dan olmak üzere, 216 milyon insanın su kıtlığı, toprak verimsizliği, deniz seviyesinin yükselmesi ve bir bütün olarak küresel ısınma nedeniyle göç etmek zorunda kalacağı tahmin ediliyor. Yeşil ve dijital dönüşüme olduğu kadar Afrika’nın yerel ve bölgesel sorunlarına da odaklanılması ve dahası “insanlar arasındaki eşitsizliğin tersine dönüşümü” için de çaba gösterilmesi, insanlığın gelecekte yaşaması muhtemel sorunların erken çözümü için önemli adımlardır. Bu kapsamda Zirve’de alınan kararlar, bugünden geleceğe bir köprü görevi görebilecek kapasitede olsa da, aşı patentlerinin kaldırılmaması için AB’nin diretiyor ve hatta kulaklarını tıkıyor olması, umudu azaltan faktörlerden biri.
Son olarak, Türkiye’nin son yıllarda geliştirmeye çalıştığı ve özellikle de Ekim 2021’den bu yana yoğunlaştırdığı Afrika ile ilişkilerine dayanarak, Zirve’den çok önce bu yönde önemli adımlar attığını belirtmekte fayda var. Bunlardan en önemlileri, şüphesiz ki İstanbul’da gerçekleştirilen 3. Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu ile salgının ilk gününden beri Türkiye’nin 45 ülkeye sağladığı destekti. Türkiye, Afrika’da kullanılmak üzere 10 milyon doz aşıyı hibe ettiğini ve 25 Afrika ülkesi ile sağlık alanında 37 iş birliği anlaşması gerçekleştirdiğini 3. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi Sağlık Oturumunda açıklamıştı. Dolayısıyla Zirve’de alınan kararların Türkiye’nin Afrika açılımıyla paralel bir şekilde ilerlediğini ifade etmek mümkünken, söz konusu kararların Türkiye ile Afrika arasındaki iş birliğini destekleyecek veya iş birliği düzeyini düşürecek bir muhtevaya sahip olup olmayacağı gelecekte incelemeye değer bir konu olacaktır.
Erdem Tekçi, İKV Uzman Yardımcısı