Türkiye’nin İvme Kazanan Yeşil Gündeminin Son Halkası: İklim Şûrası
2021 yılı kayda geçen en sıcak yıllardan biri olurken, tüm dünyada aşırı sıcaklıklar, orman yangınları, seller ve fırtınalar başta olmak üzere aşırı hava olayları da etkilerini artarak göstermeye devam etti. İklim değişikliği, yalnızca hâlihazırda kırılgan grupları olumsuz etkilemekle kalmayarak tüm dünyada daha fazla yoksulluk, açlık ve güvenlik tehditlerini de beraberinde getiriyor. Küresel ısınmayı Paris Anlaşması hedefleri doğrultusunda 1,5°C ile sınırlandırmaya yönelik ulusal hedefler günümüzde çok daha ciddiye alınsa da hâlen olması gerekenle yapılanlar arasında önemli bir uçurum bulunuyor. BM’nin yakın zamanda yayımladığı 2021 Emisyon Açığı Raporu, birkaç on yıl içinde 1,5°C sınırının aşılması olasılığının %50 olduğunu hatırlatırken, hâlihazırda “zayıf” olarak saptanan iklim hedeflerinin bile yerine getirilmemesini eleştiriyor. Çok sayıda ülke net sıfır hedefi ortaya koymaya devam etse de eski ve güncellenmiş 2030 ulusal katkı beyanlarının net sıfır hedefine ulaşma yolunda yetersiz olduğu göze çarpıyor.
Türkiye, 2021 yılında iklim değişikliği ile mücadele konusunda kısa sürede önemli yol kat eden ülkelerden biri oldu. AB’nin 55’e Uygun Paketi’nin yayımlanmasının birkaç gün ardından, 16 Temmuz 2021’de, Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nı yayımlayarak Yeşil Mutabakat Çalışma Grubu’nu kuran Türkiye, bu eylem planıyla Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum konusunda atılacak adımları ortaya koyan bir yol haritası oluşturmayı hedefledi. Yeşil Mutabakat Eylem Planı, sınırda karbon düzenlemeleri, yeşil ve döngüsel bir ekonomi, yeşil finansman, temiz, ekonomik ve güvenli enerji arzı, sürdürülebilir tarım, sürdürülebilir akıllı ulaşım, iklim değişikliği ile mücadele, diplomasi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetlerinden oluşan dokuz ana başlık altında toplam 32 hedef ve 81 eylem içeriyor.
Türkiye-AB Pozitif Gündemi kapsamında 16 Eylül 2021’de, gerçekleştirilen ilk Türkiye-AB Yüksek Düzeyli İklim Diyaloğu ve Dünya Bankası, Almanya, Fransa, BM ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile varılan mutabakata bağlı olarak Türkiye’ye yaklaşık 3,2 milyar dolarlık bir finansman sağlanması, Türkiye’nin iklim hedeflerinde etkili oldu. Zira bu gelişmelerin ardından Türkiye, Paris Anlaşması’nı onaylayarak 2053 yılı için net sıfır hedefi de ortaya koydu. 2021 Türkiye Raporu da bu gelişmeyi memnuniyetle karşıladığını not etse de Türkiye'nin “Paris Anlaşması kapsamında iyileştirilmiş ulusal katkı beyanı, uzun vadeli stratejik karbonsuzlaştırma ve uyum planları ve bunları ülke içinde yansıtacak uygun mevzuat ortaya koyması” gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin Son Dönemdeki Yeşil Dönüşümü
Türkiye, ayrıca çevre ve iklim değişikliği konularında bazı yapısal düzenlemelere de gitti. 11 Ekim 2021’de kabine toplantısı ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ismi, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı” olarak değiştirildi. Bu bakanlığa bağlı olarak “İklim Değişikliği Başkanlığı” kurulurken, bu kapsamda Tarım ve Ormancılık Bakanlığına bağlı olan Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü de Çevre, Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığına bağlandı. Uzun bir zamandır İklim Kanunu’nun oluşturulması çalışmaları da devam ediyor.
Türkiye’nin İlk İklim Şûrası
İklim değişikliği konusunda yaşanan ulusal ve uluslararası gelişmeler, kurumsal örgütlenme ve yapılanma ve yeni mevzuat düzenlemeleri kapsamında İklim Şûrası düzenlenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştı. 2012 yılında yürürlüğe giren Çevre ve Şehircilik Şûrası ile Çalışma Gruplarının Oluşumu ve Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin hükümleri çerçevesinde düzenlenen İklim Şûrası, hem Türkiye’yi hem de tüm dünyayı etkileyen iklim değişikliğini tüm açılardan ele almayı, iklim değişikliği özel çalışma gruplarının oluşturulmasını, orta ve uzun vadeli strateji hedeflerinin belirlenmesine katkı sağlamayı, paydaş görüş ve önerilerinin alınmasını ve sonuç olarak tavsiye kararlarının ortaya çıkmasını hedefliyor.
21-25 Şubat 2022 tarihlerinde Konya’da gerçekleştirilen ilk İklim Şûrası, Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadele ve uyumunu, 2053 net sıfır emisyon hedefini, yeşil kalkınma devrimini, küresel çapta değişen paradigmaları ve yeni şartları, yeni arayışlar çerçevesinde kamu ve özel sektörden birçok paydaş ile belirlemeyi amaçladı.
Şûranın ilk gününün açılış oturumunda konuşma yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, beş gün boyunca Türkiye’nin iklim değişikliği mücadelesindeki yol haritasının ve öncelikli politikalarının belirleneceğini ve bu beş gün sonunda ulaşılan mutabakatlara göre 2022 yılında Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı ile Uzun Dönem Strateji ve Eylem Planı’nın hazırlanıp BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası’na sunulacağını açıkladı. Kurum ayrıca, 2023 yılına kadar TBBM’den geçeceğini öngördüğü Türkiye’nin ilk İklim Kanunu’nun Türkiye’nin önündeki 100 yılını şekillendirecek çerçeve bir belge olacağını da sözlerine ekledi.
Şûra sırasında, sera gazı azaltımı, bilim ve teknoloji, yeşil finansman ve karbon fiyatlama, iklim değişikliğine uyum, yerel yönetimler ve göç, adil geçiş ve diğer sosyal politikalarına ilişkin yedi komisyon toplantılarında şûra öncesinde yapılan çevrim içi toplantılarda belirlenen taslak metinler üzerinde çalışmalar yapıldı. Bu yedi alanda ortaya koyulan değişik bakış açılarının İklim Kanunu için bilimsel bir altlık görevi göreceği söylenirken, Türkiye’de karbon fiyatlama mekanizması kurulmasına dair temel unsurların da şekillendirileceği özellikle belirtildi. İklim Kanunu ve yerel yönetimlerin etkinliğinin Türkiye’nin iklim mücadelesinin iki temel meselesi olduğu da şûrada Bakan Kurum tarafından dillendirilen önemli bir açıklama oldu.
Şûrada yalnızca yerli değil, yabancı paydaşlarla da iklim değişikliği ile mücadele konusunda daha fazla iş birliği yapılması üzerinde mutabık kalındı. Şûraya katılan yabancı paydaşlar arasında BM Türkiye Mukim Koordinatörü Alvaro Rodriguez, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton, Birleşik Krallık’ın Ankara Büyükelçisi Dominick Chilcott, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Direktör Yardımcısı Ovais Sarmad ve AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut da vardı. Bakan Kurum ile Büyükelçi Landrut’un görüşmesinde Türkiye ile AB ilişkilerinin önemi vurgulanırken, Türkiye ile AB'de iklim değişikliği ile mücadele konusunda yürütülen projelere ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Bakan Kurum bu görüşmede ayrıca Türkiye’nin Emisyon Ticaret Sistemi’nin AB’ye uyumlu olarak geliştirilmesinin planlandığını paylaştı. Avrupa Komisyonunun Avrupa Yeşil Mutabakatı'ndan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Frans Timmermans'ın bahar aylarında Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Diyalog toplantılarını yapmak için Türkiye’yi ziyaret edeceği de açıklandı.
Bildirgede Fosilden Çıkışa Yer Yok
Greenpeace Türkiye’ye göre, komisyonların üç gün süren ve uzlaşma esasıyla gerçekleşen çalışmaları 23 Şubat tarihinde tamamlanırken, yuvarlak masa heyetleri kararların son hâlini vererek Genel Kurul ile paylaştı. Ancak, Greenpeace Türkiye de dâhil olmak üzere birçok çevre örgütü, komisyonlardan çıkan kararların yuvarlak masa heyetleri tarafından büyük oranda değiştirilerek Genel Kurula sunulduğuna ilişkin açıklamalar yaptı. Bu durumun yuvarlak masa heyetinde komisyon katılımcılarının bulunmaması ve heyette STK temsiliyetinin çok zayıf olmasından kaynaklandığı belirtildi. Şûra ardından 217 maddelik tavsiye kararı oybirliği ile kabul edilirken, normalde 25 Şubat’ta yayımlanması öngörülen sonuç bildirgesi kamuoyuyla paylaşılmadı. Bu sonuç bildirgesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından duyurulacağı söylense de bunun ne zaman gerçekleşeceğine dair bir tarih verilmedi.
Oybirliğiyle kabul edilen 217 maddelik tavsiye kararı henüz kamuoyuyla paylaşılmamış olsa da birçok örgüt ve kuruluş komisyonlardan çıkan kararların bu tavsiye kararına yeterince yansımamış olmasını eleştiriyor. Şûranın Sera Gazı Azaltımı Komisyonu’nda “kömür kullanımının azaltımı”nın görüşüldüğünü ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının kömürden çıkış hedefi için çalıştığını söyleyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Orhan Solak, şûranın sonuç bildirgesinde bu konuya ilişkin kararların görüleceğini söylese de tavsiye kararları arasında kömürden çıkışa yönelik hükümlerin yer almaması eleştirilerin odağına oturdu. Zira kabul edilmeyen 2030’da kömürden çıkış hedefi, İklim Elçilerinin en net ve en önemli talebiydi. Söylenenlere göre, kömürden çıkış ile birlikte kömürün aşamalı olarak azaltılması da komisyonun katkılarının yer aldığı metinden çıkarılan önemli taleplerden biriydi. Kararda, bunun yerine kömürden elektrik üretiminde karbon yakalama, kullanma ve depolama teknolojilerine destek ve termik santral kaynaklı ısının kullanılması önerilirken, doğal gaz ve nükleer enerjiye destek de ifade edildi.
Şûranın eleştirilen yanlarından biri de meslek odalarından ve milletvekillerinden katılımın olmamasıydı. Çevre Mühendisleri ve Meteoroloji Mühendisleri Odası İklim Şûrası’na katılma taleplerini iletmelerine rağmen davet edilmediklerini söylerken, TBMM Çevre Komisyonu ile İklim Araştırma Komisyonu üyelerinin de şûraya davet edilmediği ortaya çıktı. İklim değişikliği ile mücadelede kritik role sahip olan aktörlerin şûrada yer almamaları ve şûraya katılabilen paydaşların da görüşlerinin büyük ölçüde göz ardı edilmesi sonuç bildirgesinin geçerliliğini sorgulatan gelişmelerden biri olarak göze çarptı.
Sonuç olarak, tüm kurumlara, özel sektöre ve uzmanlara yol gösterici olması hedeflenen İklim Şûrası sonuç bildirgesi gerek demokratik katılım konusunda gerek de daha iddialı iklim ve enerji hedeflerinin koyulması konusunda sınıfta kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sonuç bildirgesini kamuoyu ile paylaşmasının ardından bu bildirgenin Türkiye’nin İklim Kanunu’na ve Paris Anlaşması kapsamındaki hedeflerine ne ölçüde katkı sağlayacağını göreceğiz.
N. Melis Bostanoğlu, İKV Uzmanı