İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-29 NİSAN 2022

AB GÜNDEMİ: Rusya-Ukrayna Savaşının AB’nin Göç Politikasına Etkileri

Rusya-Ukrayna Savaşının AB’nin Göç Politikasına Olası Etkileri

Rusya’nın Ukrayna’ya 24 Şubat 2022 tarihinde açtığı savaş binlerce insanın hayatını kaybetmesine, yaralanmasına ve güvenlik, enerji ve küresel gıda krizi  gibi ciddi sorunlar oluşmasına sebep oldu. Savaşın neden olduğu diğer önemli bir sorun ise milyonlarca insanın Ukrayna’yı terk etmesiyle oluşan göç sorunu. BM’ye göre, 44 milyonluk nüfusa sahip Ukrayna’da, işgal başladığından beri 11 milyondan fazla kişi Ukrayna'daki evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu sayının 5,3 milyonu komşu ülkelere göç ederken, Uluslararası Göç Örgütü (International Organisation for Migration-IOM) tarafından 9-16 Mart 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilen araştırmaya göre, 6,5 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiği tahmin ediliyor. Araştırmanın yapıldığı tarihten bugüne geçen bir aylık süre ve savaşın seyri baz alındığında ise bu sayının çok daha ciddi boyutlarda olması muhtemel gözüküyor.

IOM'nin Ukrayna’da görüştüğü iki bin kişiden elde edilen verilere göre yerini terk etmek zorunda kalanların yaklaşık %30'u Kiev'den gelirken, %36'dan fazlası Ukrayna'nın doğusundan kaçtı, %20'si ise kuzeyden geldi. IOM’e göre, ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin yarısından fazlasının kadın olduğunu ve çoğunluğun ise hamilelik, fiziksel engeller veya şiddet mağduriyeti gibi sorunlar nedeniyle özellikle savunmasız olduğu tahmin ediliyor.

Ukraynalı Mülteciler Nereye Gidiyor?

Ülkeden kaçmayı başarabilen mülteciler ülkenin batısındaki komşu ülkelere ve çoğunlukla AB üyesi Polonya'ya geçiyor. BM kaynaklı verilere göre 26 Nisan 2022 tarihi itibariyle 5,3 milyondan fazla insan Ukrayna'yı terk etmiş bulunuyor. Polonya 2 milyon 944 bin 164 mülteciyi kabul ederek en fazla Ukraynalı mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda bulunuyor. Ukrayna’yı diğer bir AB üyesi olan Romanya 793 bin 420 mülteci ile takip ederek ikinci sırada yer alıyor. Ukraynalı mültecilere ev sahipliği yapan diğer ülkeler ise sırasıyla 627 bin 512 ile Rusya, 502 bin 142 kişi ile Macaristan, 437 bin 362 kişi ile Moldova, 360 bin 458 ile Slovakya ve 24 bin 719 ile Belarus olarak belirtiliyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 21 Mart 2022 tarihinde yaptığı açıklamaya göre Türkiye’de toplam 58 bin Ukraynalı mülteci bulunuyor.

AB Mülteciler İçin Ne Gibi Çalışmalar Yaptı?

AB, savaştan kaçan Ukraynalılara sosyal yardım, barınma, tıbbi tedavi ve okullara erişim hakkının yanı sıra 27 üye ülkesinde üç yıla kadar kalma ve çalışma hakkı verdi. AB mart ayında oybirliğiyle Ukrayna'dan kaçan mülteciler için bir Geçici Koruma Yönergesi (Temporary Protection Directive) kabul etti. Bu önlem, savaşın başladığı tarih olan 24 Şubat 2022’den önce Ukrayna'da yasal olarak ikamet eden herkese, resmi olarak sığınma talebinde bulunmadan kendi seçtikleri bir AB ülkesinde sığınma, çalışma, eğitim ve sosyal yardıma erişim hakkı veriyor. AB, 20 yıldan uzun bir süre önce eski Yugoslavya'daki savaşların ardından oluşturulan bu yönergeyi ilk kez uyguluyor.

AB'nin sığınma konusuna yaklaşımı, Üye Devletler arasında uzun süredir hararetli tartışmaların konusu oldu. 2015'teki mülteci krizi gibi durumlarda AB, ortak karar almak ta zorlanmıştı. Ancak Rusya'nın Ukrayna'ya karşı açtığı savaş, Avrupa hükümetleri ve vatandaşlarının Ukrayna ile daha önceden görmediğimiz eşsiz bir dayanışma göstermesine yol açtı. Öyle ki, uzun süredir yer değiştirme kotalarına ve diğer dayanışma mekanizmalarına karşı çıkan ve Birliğin sorunlu üyeleri olarak bilinen Polonya ve Macaristan gibi üye ülkeler bile Geçici Koruma Yönergesini kabul ettiler.

AB ayrıca 4 Nisan 2022 tarihinde Ukraynalı mültecilere yardım amacıyla 17 milyar avroluk bir paket açıkladı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de yaklaşık on milyon Ukraynalının ya ülke içinde yerinden edilmiş olduğunu ya da yurt dışına sığındığını belirterek mültecilerin acil olarak AB’nin yardımına ihtiyacı olduğunu ve Birliğin Ukrayna'da insani yardım sağladığını ifade etti.

Von der Leyen ayrıca mültecilere kapılarını açan Polonya, Slovakya, Macaristan ve Romanya gibi AB ülkelerine teşekkür etti. İnsani yardım konvoylarının güvenli geçişini sağlamak için de aktif olarak çalıştıklarını belirten von der Leyen, 17 milyar avro tutarındaki paketin 3,4 milyar avroluk kısmının, mültecilere ev sahipliği yapan üye ülkelere verilmesini sağlamaya çalıştıklarını ifade etti.

En fazla Ukraynalı mülteciye ev sahipliği yapan Polonya’da hükümet, ülkelerine gelen insanları ağırlamak için AB'nin şu anda sunduğundan daha fazla paraya ihtiyacı olacağını belirtti. Kişi başına düşen en büyük mülteci yoğunluğuna sahip olan Moldova da gelen mültecilerle başa çıkabilmek için uluslararası yardım çağrısında bulundu.

AB’nin Mültecilere Eşit Olmayan Yaklaşımı Konusundaki Eleştiriler

AB ülkeleri savaştan kaçan insanları karşılamak, yiyecek, giysi, ilaç ve diğer gerekli ihtiyaçları toplamak ve savaştan zarar gören bölgelere insani yardım konvoyları göndermek için kabul merkezleri kurarak hızlı bir dayanışma gösterdi. Ukraynalılara gösterilen bu dayanışmada tarihsel, kültürel ve coğrafi yakınlık duygusuyla oluşan bağ veya kurulan empati inkâr edilemez. Ancak Ukraynalılara gösterilen bu yakınlık, dayanışma ve hoşgörünün savaştan veya benzeri zor durumlardan kaçmaya çalışan diğer ülke vatandaşlarına uygulanmaması eleştirilere yol açtı.

Ukrayna'daki savaştan kaçarken bile Ukraynalılar haricindeki insanlar farklı muamelerle karşılaştılar. Milyonlarca Ukraynalı Polonya, Romanya, Moldova ve diğer Avrupa ülkelerine sığınırken, ülkede eğitim gören ve yine savaştan kaçmak isteyen Afrikalı ve Asyalı öğrencilerin trenlere ve otobüslere binmelerine ve Ukrayna dışında güvenlik bulmalarına izin verilmemesi Özel Raportörler ve BM uzmanları tarafından da tespit edilerek kınandı.

Ukraynalıları karşılamak için bu kadar hızlı kabul merkezleri kuran AB, 2021'de AB üye ülkelerinin Belarus ile sınırlarında mahsur kalan Afgan ve Iraklıları kendi ülkelerine kabul etmeyi reddetmişti. Belarus sınırında en az 17 ölü bulunmuş ve bu insanlara kış ayları olmasına rağmen herhangi bir yiyecek, giyecek ve ilaç yardımı yapılmamıştı. Ancak bu krizde AB’nin tutumunun ötesinde, Belarus lideri Lukaşenko’nun göçmen ve mültecileri AB’ye baskı aracı olarak kullanması ve zor koşullar altında kalacaklarını bile bile Ortadoğu’dan gelen göçmenleri sınıra sevk etmesinin esas rolü oynadığını hatırlamakta yarar bulunuyor. 

Akdeniz’den yapılmaya çalışılan girişlerde de mültecilerin yasadışı olarak geri itilmeleri, ve AB sınır ajansı Frontex’in de bu duruma ilişkin rolü ve  yine diğer bir Birlik üyesi Yunanistan’ın mültecileri geri itme iddiaları ve mülteci kamplarındaki insanlık dışı kötü koşullarının  birçok kez eleştirildiği biliniyor. 

Tüm bu eleştirilerde haklılık payı bulunsa da, uluslararası hukuk ve BM kurallarını hiçe sayan bir devlet tarafından toprakları işgale uğrayan Ukrayna halkının içine düştüğü durum tüm Dünyada olduğu gibi Avrupa’da da halkın Ukraynalılara sempatisini artırırken dayanışma duygularını güçlendirdi. Kültürel ortaklıklar ve dayanışma duygusunun yanında, Ukrayna’nın AB ülkeleri olan Polonya, Macaristan, Slovakya ve Ukrayna ile doğrudan kara sınırı bulunmasının da etkisi yadsınamaz.

AB'nin Ukraynalılara verdiği desteğin, sığınma politikasında etkili reformlara dönüşeceğine dair herhangi bir garanti yok. Bazı AB ülkeleri, diğer mültecilere ev sahipliği yapmamak veya ortak bir göç politikasına katılmamak için Ukraynalılara verdikleri mevcut desteklerini kullanmaya çalışabilir. Bu sonuçtan kaçınmak için AB'nin, Üye Devletler üzerinde gelecekteki etkisine, özellikle de mültecileri barındırma konusundaki istek ve kapasitelerine değinen ve mültecilerin nerede geldiğine yönelik farklı yaklaşımlar içermeyen aksine herkesi kapsayan ve herkes için geçerli kurallardan oluşan bir göç politikası geliştirmesi gerekecek.

Ukrayna'daki savaşın AB üye devletlerinin göç ve sığınma konusundaki genel yaklaşımını kökten değiştirebilme imkânı çok gerçekçi bir senaryo değil.  Ancak, savaşın zaten savunma ve enerji gibi diğer alanlarda radikal değişikliklere yol açtığı baz alındığında, ileri de göç konusunda Birlik içinde yeni bir takım tartışmalar ve değişiklikler yaşanabilmesi olası gözüküyor.

Zafer Can Dartan, İKV Uzman Yardımcısı