İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 TEMMUZ 2022

AB GÜNDEMİ: Avrupa Ekonomisinde Son Gelişmeler: 2022 Yaz Ekonomik Tahmin Raporu ve Avrupa Merkez Bankası’nın Faiz Kararı

Avrupa Ekonomisinde Son Gelişmeler:  2022 Yaz Ekonomik Tahmin Raporu ve Avrupa Merkez Bankasının Faiz Kararı

COVID-19 salgını ile yaşanan daralmalar, Ukrayna işgaliyle ortaya çıkan enerji piyasasındaki dikkat çekici fiyat artışı, tedarik zincirlerindeki aksamalar ve gıda krizi, tüm dünyada olduğu gibi Avrupa’da da etkilerini hissettirmeye devam ediyor. Çoğunlukla salgın kaynaklı kapanmalar ve arz ile tüketimde yaşanan ciddi düşüşlerle karşı karşıya kalan AB ekonomisi, 2021 yılında salgın öncesi büyüme rakamlarına ulaşmayı başarmıştı. Ancak Ukrayna krizinin yoğunlaşarak entegre küresel pazarlara da sirayet etmesi ile büyüme oranlarında yakalanan ivmenin kaybedildiği, özellikle enerji ve emtia fiyatlarında enflasyon oranlarının kontrol edilemez bir biçimde artmaya başladığı ve hatta en temel ihtiyaç olan gıdaya erişimde dahi aksamaların yaşandığı bir tablo karşımıza çıktı. Bunların üzerine Mayıs 2020’de kurulan “Borç Askıya Alma İnisiyatifi”nin (Debt Service Suspension Initiative DSSI) Ocak 2022 itibariyle sona ermesi ile geri ödemelerde sorun yaşanmaya başlaması da eklenince meydana gelen koşullar, ciddi bir şekilde 1970’lerdeki durgunluk dönemini anımsatıyor.

Avrupa Komisyonu, Bastille Baskını’nın yıl dönümü olan 14 Temmuz 2022 tarihinde 2022 Yaz Ekonomik Tahmin Raporu’nu yayımladı. 2022 yılı sonuna kadar öngörülen büyüme oranı AB için %2,7, Avro Alanı için %2,6; 2023 yılı için öngörülen büyüme oranı AB için %1,5 olarak belirlendi. 2023 yılı için ise enflasyon oranı %4 olarak öngörüldü.

Ayrıca avro/dolar paritesi 2002’den bu yana ilk kez 1’in altına indi. Bunun yaşanmasındaki faktörlerden birinin ABD Merkez Bankalar Sistemi’nin (FED) alışılmışın dışında bir düzeyde faiz oranlarını artıracağı bilgisinin kulislerde yayılması olduğu düşünülüyor. Nitekim FED, 27 Temmuz’da, faizleri 75 baz puan artırırken, Avrupa Merkez Bankası da (AMB), 21 Temmuz’da, faizleri 50 baz puan artırdığını açıkladı.

2022 Yaz Ekonomik Tahmin Raporunda Dikkat Çeken Noktalar

“Rusya’nın Savaşı Görünümü Kötüleştiriyor” başlıklı 2022 Yaz Ekonomik Tahmin Raporu’nda ilkbaharda yayımlanan raporda ilk olarak ortaya koyulan potansiyel risklerin hayata geçmeye başladığından bahsediliyor. Bu riskler, ilkbahardaki raporda, enerji piyasalarındaki öngörülemeyen değişimlerle yaşanan şoklar, tahminlerin arka planındaki olumsuz koşulların beklenmedik ölçüde sıkılaşması, ABD ekonomisinin çok daha keskin bir biçimde durağanlaşması ve Çin’de salgın nedeniyle alınan yeni kapanma kararları ile ekonomik aktivitelerin düşmesi olarak sıralanmıştı. 2022 Yaz Ekonomik Tahmin Raporu’nda bu risklerin büyük ölçüde hayata geçtiğinden söz ediliyor. AB ve Rusya arasındaki ilişkilerin gerilmesi nedeniyle, özellikle de enerji fiyatları üzerindeki enflasyonist baskının arttığının altı da çiziliyor. Nitekim Brent ham petrolün fiyatı 13 Haziran’da 117 dolara, gösterge gaz fiyatı ise haziran ayı sonunda, bir yıl önceki aynı döneme göre altı katından daha yüksek bir değere ulaştı.

Haziran ayındaki verilerle birlikte yıllık enflasyonun, Avrupa İstatistik Ofisi’nin kayıtlarını tutmaya başladığı yıl olan 1997’den beri, hem AB hem de Avro Alanı’nda en yüksek değere ulaşarak rekor kırdığı 1 Temmuz’da açıklandı. Buna göre, AB içinde mart ayında % 7,8 bandına ulaşan yıllık enflasyon, mayıs ayında % 8,8’e kadar çıktı. Ekonomik tahmin raporunda ise Avro Alanı için martta %7,4’e ulaşan yıllık enflasyonun haziran ayında %8,6’ya çıktığı gözlemlendi. 29 Temmuz’da Avrupa İstatistik Ofisi’nin yayımladığı veriye göre, temmuz ayında Avro Alanı’ndaki enflasyon oranının %8,9’a çıkacağı bekleniyor. Avro Alanı’nda enflasyonun ana bileşenleri arasında en yüksek yıllık enflasyon %41,9 ile enerjide ortaya çıkarken, gıda, alkol ve tütün ürünlerinde %8,9; enerji dışı sanayi ürünlerinde %4,3; hizmetlerde ise %3,4 düzeyinde seyrettiği görüldü.

Mayıs ayında kamuoyuyla paylaşılan İlkbahar Ekonomik Tahmin Raporu’nda AB için %6,8; Avro Alanı için %6,1 olarak belirlenen yıl sonu yıllık enflasyon oranları, sırasıyla %8,3’e ve %7,6’ya yükseltildi. 2023 yılı için yapılan yıllık enflasyon tahminleri ise yine aynı sıraya göre, %4,6 ve %4,0 olarak revize edildi. 2022 yılının üçüncü çeyreği için sunulan projeksiyona göre enflasyonun Almanya’da %8,2; Fransa’da %6,8; İtalya’da %8,1; Hollanda’da %10,5; Belçika’da %10,9 olarak seyredeceği ön görüldü. En yüksek enflasyon oranı ise %20,1 ile Letonya; %19,7 ile Litvanya; %19,0 ile Estonya’da görüldü.

Öte yandan Komisyon, 2022 ve 2023 yılları sonu için belirlediği büyüme oranları için olumlu bir tablo sunuyor. 2020 yılında %5,9 oranında küçülen AB ekonomisi, 2021 yılını %5,4’lük bir büyüme oranıyla kapatmıştı. 2021 Sonbahar tahminlerinde 2022 yılı için belirlenen %4,3’lük büyüme oranı, ilkbahar tahminlerinde %2,7’ye düşürülmüştü. Yaz tahminlerinde 2022 için aynı beklenti korunmakla birlikte 2023 yılı için öngörülen büyüme oranları epey düşürülmüş durumda. Bu bağlamda 2023 yılında AB’nin büyüme oranı tahminlerinin %2,3’ten %1,5’e; Avro Alanı için 2,3’ten %1,4’e düşmesi oldukça dikkat çekici.

Komisyon’un 2022 yılı büyüme tahminleriyle ilgili hâlâ umutlu olmasının temel nedenleri, işgücü piyasasındaki gelişmeler, istihdam oranlarının artması, turizmin yeniden canlanması ve buna bağlı bir şekilde tüketici güven endeksinde tablonun olumlu yöne dönmesi olarak ifade ediliyor. Ekonomi tahmin raporu hakkında basın toplantısı yapan Avrupa Komisyonunun Ekonomiden Sorumlu Üyesi Paolo Gentiloni, gelecekte işgücüne duyulan talebin sanayi, inşaat ve perakende sektörlerinde yumuşayacağını, hizmet sektöründe ise güçlü seyrini –en azından yakın vadede- sürdüreceğini beklediklerini belirtti. Öte yandan 2022 yılı için ücret artışlarının mevcut enflasyon oranları altında kalacağını öngördüklerini ve ilk çeyreğe ilişkin verilere göre ücretlerin belirli bir düzeyde arttığını, fakat 2022 yılında reel ücretlerin ve satın alma gücünün düşeceğini söyledi. Gentiloni, 2023 yılı için ise reel ücretlerin bu yıl yaşanacak kayıpların bir kısmını telafi edeceğini beklediklerini de ekledi.

Ancak raporda ve Gentiloni’nin açıklamalarında, sorunların dışsal koşullar ve dışsal krizler bağlamında ele alındığı dikkat çekerken aslında AB için belirgin olan durumun bir sürpriz olmadığını ifade etmekte fayda var. Devletlerin yetkisi ve emri altında olmayan, bankalar başta olmak üzere finansal kurum ve kuruluşlar tarafından yaratılan endojen bir ilişki biçimi olan para, emtia üretim süreci içerisinde bir değeri temsil eder ve ondan asla bağımsız olarak değerlendirilemez. Bu nedenle enflasyonun “ceteris paribus" bir yöntem ile değerlendirilmesi, içinden geçilen durumun somut bir analizinin yapılmasını ve somut çözüm önerileri geliştirilmesini engelleyecektir.

Avro-Dolar Paritesi 1’in Altına Düştü

13 Temmuz günü, 2002 yılından beri ilk kez dolar, avrodan daha fazla değerlendi. ABD’de de tıpkı Avrupa’da olduğu gibi yüksek seyretmekte olan enflasyon, özellikle benzin, gıda ve barınma fiyatlarındaki artışlar ile de yoğunlaşarak varlık fiyatlarını yükseltmeye devam ediyordu. Haziran ayında, mayıs ayı rakamlarına kıyasla %1,3, yıllık bazda da %9,1 artış gösteren TÜFE’nin ardından uzmanlar, FED’in temmuz ayı toplantısında faiz oranlarını 75 baz puan artıracağına yönelik tahminlerin güçlendiğini belirttiler. Bir yandan Avrupa borsalarındaki düşüş, %1,0’ı aşmışken bir süredir satış eğilimine sahip olan avro-dolar paritesi, 0,9998 ile geçici bir süre de olsa son 20 yıldır en düşük seviyeye indi. Benzer bir gelişme, tahvil piyasalarında da yaşanıyor. Satış baskılarının arttığı ABD’de iki yıllık tahvil faizi ile 10 yıllık tahvil faizi arasındaki fark, 16 baz puana yükseldi.

AMBden Faiz Artırımı Kararı ve Aktarım Güvence Enstrümanı

21 Temmuz’da, AMB, Yönetim Konseyi’nin 50 baz puanlık faiz artırımı için karar aldığını ilan etti. Böylelikle AMB’nin bir süredir tasarruf etme yerine piyasada talebi artırmaya yönelik izlediği negatif enflasyon politikası, şimdilik askıya alındı. AMB Başkanı Christine Lagarde, basın açıklamasında, enerji maliyetlerinin enflasyondaki payının yüksek olmasının enflasyondaki yükselişin kaynağı olduğunu fakat fiyat artışının ciddi şekilde tüm sektörlere yayılma eğiliminin de bulunduğunu ifade etti. Ayrıca Lagarde açıklamasında, salgın sonrası dönemde yaşanan tedarik sorununun ilerleyen dönemlerde azalacağını, öte yandan devam eden savaş nedeniyle enerji fiyatlarının bir müddet daha yüksek seyredebileceğini beklediklerini ilave etti. Kulisler, ekim ayında en az 25 baz puanlık bir artış daha beklendiğini söylese de Lagarde, bir sonraki toplantıda faiz oranlarının normalleştirileceğini ve enflasyon için belirlenen %2 hedefine ulaşmak amacıyla tüm araçların kullanılacağını belirtti.

Politico’dan Johanna Treeck’in belirttiği gibi, faiz kararı öncesinde AMB’nin karşısında iki ciddi riskli hamle bulunuyordu. Bunlardan birincisi, kredibilitesini tehlikeye atacak şekilde yeterli düzeyde kararlı davranamamaktı. Nitekim bu durumun risk payı, AMB’nin gelecek dönemlerde daha sert ve sancılı bir yeniden düzenlemeye gitme ihtimâli nedeniyle de oldukça yüksekti. Bir diğer riskli hamle ise ilerleyen dönemde bir siyasi U-dönüşüne zemin hazırlayacak agresif bir müdahalede bulunarak 2008 ve 2011’de yürürlüğe koyulan hatalı politikaların sonuçları gibi Avro Alanı’nı yine bir durgunluğa maruz bırakmaktı. FED veya herhangi bir devletin merkez bankası ile kıyaslandığında AMB’nin karşısında özgül bir tehdit bulunuyor. Bu tehdit de Avro Alanı’nın bölünmüş bir para piyasasına sahip olmasından kaynaklanıyor. Aynı para birimini kullanan İspanya, Portekiz ve Yunanistan gibi Üye Devletlerin tahvil getirileri ile Almanya’nın 10 yıllık tahvilleri arasındaki fark, bir yandan riskleri daha da görünür kılarken diğer yandan büyümeyi olumsuz etkiliyor. Henüz alevlenmeyen ama sancılı olan bir dönemde bile etkileri hissedilen mevcut ortam, ödeme planlarında yaşanabilecek bir aksama ile yeniden ciddi bir krize dönüşebilir.

Böyle bir ihtimalin önüne geçebilmek amacıyla AMB, yeni bir enstrüman daha geliştirdiğini kamuoyuyla paylaştı. Aktarım Güvence Enstrümanı (Transmission Protection Instrument TPI) ile AMB, kriz önleyici bir tahvil satın alma mekanizması kurmak istiyor. Aktarım Güvence Enstrümanı, Avro Alanı genelinde tahvil piyasalarına ciddi bir tehdit oluşturacak teminatsız ve düzensiz piyasa dinamikleriyle mücadele için etkinleştirilebilecek. AMB tarafından yapılan açıklamaya göre, satın almalar önceden planlanan işlemlerle sınırlandırılmayacak; bu enstrüman ile fiyat istikrarının sağlanabilmesi için Yönetim Konseyi’ne destek sağlanacak. Ancak bu mekanizma, daha şimdiden itirazlarla karşılaşmış durumda. Örneğin, Avrupa Halkları Partisi’nin AP Milletvekili Markus Ferber, bu enstrümanın “devlet para fonu” gibi bir uygulamaya benzediğini ve AB Adalet Divanı’nın mümkün olan en kısa sürede bu karara “bir göz atacağını” söyledi.

Sonuç: Krizden Fırsat Yaratmak mümkün olacak mı?

Komisyon tarafından yayımlanan 2022 Yılı Yaz Ekonomik Tahmin Raporu’ndaki veriler ve Rusya ile daha da gerilmesi beklenen ilişkiler dikkate alındığında, Avrupa vatandaşları için gelecekte görülen tablo, raporda öngörülen beklentilerden daha vahim olabilir. Nitekim Gentiloni de bölye bir olasılığa dikkat çekiyor. Kısa vadede sınırlı ikame olanaklarıyla Rusya’dan temin edilen gazın tam olarak kesilmesi ihtimaline dair model tabanlı olarak ilkbahar raporunda oluşturulan simülasyona atıfta bulunan Gentiloni, böyle bir durumda AB ekonomisinin 2022’nin ikinci yarısında durgunluk evresine girebileceğinden ve hatta 2023’te ekonomik faaliyetlerin daha da fazla etkilenebileceğinden bahsediyor. Buna karşın, Avro krizi sonrasındaki önlemlere benzer enstrümanların geliştiriliyor olması, yeni bir “ne pahasına olursa olsun” sürecini başlatabilir. Böylesi bir durumda raporda dillendirilmese de, Komisyonun ağustos ayından mart ayına kadar bütün Üye Devletlere %15 oranında bir doğal gaz kısıtlaması yapılması önerisine ek olarak, talep düşürmeye yönelik daha ileri önlemlerin alınması ve hatta kemer sıkma politikalarına başvurulması ihtimalleri yeniden gündeme gelebilir.

AMB’nin faizleri 50 baz puan düzeyinde artırması bu ihtimallerden kesinlikle bağımsız bir şekilde düşünülmemeli. Avro-dolar paritesindeki durum ise AB açısından belirsizliğin bu denli yüksek olduğu bir ortamda doların güçlü kalacağı, avronun ise kırılgan bir şekilde var olma mücadelesi vereceği bir ortamı hazırlayabilir. Uzun vadeye bakıldığında ise, tekrardan hatırlanmalıdır ki, krizler fırsatları da beraberinde getirir.

Rusya’nın doğal gazı bir silah olarak kullanıyor oluşu nedeniyle Avrupa’nın önümüzdeki kış aylarında daha da yoğunlaşacak bir doğal gaz kriziyle mücadelede başarılı olup olamayacağı da merak konusu. Diğer yandan AMB’nin faizleri 50, FED’in 75 baz puan artırdığı ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın politika faizini sabit tuttuğu bir ortamda Avro-Türk Lirası ve Dolar-Türk Lirası paritelerinde de orta vadede bir dalgalanma yaşanması ihtimaller arasında yer alıyor. Komisyon ve AMB’nin de dile getirdiği tüm faktörler hesaba katıldığında, üretim süreçlerinin yeşil ve dijital dönüşümü ve stratejik özerklik süreci uzun vadeli projeler olduğu için, Avrupa’nın şu anda bir geçiş aşamasının sancılarını yaşadığını söylemek mümkün. Bu sancılı geçiş sürecinin ne kadar zamanda aşılacağını ise kestirmek oldukça zor.  Ancak AB için bu dönüşümü mümkün olan en kısa zamanda başarmak, Rusya ve Çin gibi ülkelere olan bağımlılığı stratejik özerklik yoluyla minimize etmek ve yeşil ve dijital ekonomiye geçişte lider bir blok olmaktan başka bir model de ümit vadetmiyor.

Erdem TEKÇİ, İKV Uzman Yardımcısı