İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
21 KASIM-4 ARALIK 2011

11 ÜLKENİN EUOBSERVER’DA YAYIMLANAN MAKALENİN İKV TARAFINDAN YAPILAN TÜRKÇE TERCÜMESİ

AB, şu anda Avro Alanı’ndaki bunalıma odaklanmış durumda. Bu durum, bizim ülkelerimizde ekonomik büyümeyi ciddi şekilde tehdit ediyor. Ancak, yaşanan ekonomik ve siyasi çalkantılar AB’nin komşu olduğu bölgeye sırtını dönmesine yol açmamalıdır.

Özellikle Türkiye, Tek Pazar bakımından yeni bir ekonomik bir üs ve ortak dış politika alanındaki müşterek çabalarımıza katkıda bulunabilecek büyüyen bir bölgesel güçtür. Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin hem AB hem de Türkiye için yarar getirdiğine ve bu sürecin ekonomik rekabet edebilirlik, enerji güvenliği ve bölgesel istikrar gibi ortak amaçlara yönelik ilerleme kaydedilmesinde önemini sürdürdüğüne yürekten inanıyoruz.

Yeni binyılın başlangıcıyla, Türkiye’nin Batı Balkanlar, Orta ve Güney Asya ile Afrika Boynuzu’ndaki etkisi ve bölgesel güç olarak otoritesi artmıştır. Türkiye’nin Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, geçtiğimiz ay İstanbul’daki Afganistan toplantısında kişisel katkılarıyla, anahtar bir aracı rolü oynamıştır. İlk kez Türkiye’nin ev sahipliğiyle, Afganistan’ın komşuları uzlaşmayı sağlamaya yönelik, siyasi ve güvenliğe dair önlemler almaya onay vermişlerdir. “Arap Baharı”, AB ve Türkiye’nin bölgenin daha iyiye gitmesi için birlikte çalışmalarında güçlü menfaatleri bulunduğunu göstermektedir. Türkiye’nin AB dış politika tartışmalarına giderek daha fazla katılıyor olmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Türkiye’nin öngörü ve etkisi, küresel belirsizlik zamanlarında AB’nin küresel rolünün Türkiye’nin katılımıyla nasıl güçlenebileceğini göstermiştir.

Türkiye ekonomisi hızla büyüyor. Türkiye, dünyanın en büyük 16’ıncı ekonomisidir ve 2015 yılında G20 Başkanlığı’nı devralacaktır. Türkiye, AB’nin en önemli 7’nci ticaret ortağıdır. Bu büyüme, AB ile yakın ekonomik ilişkilerle desteklenmektedir. Türkiye’nin dış ticaretinin yüzde 46’sı AB ile gerçekleşmektedir. Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımın üçte ikisinden fazlasının kaynağı AB’dir. Yılın ilk yarısında ekonomide kaydedilen yüzde 10’luk büyüme, Türkiye-AB ekonomik ilişkilerinin derinleşmesi açısından büyük bir potansiyel olduğunu göstermektedir.

Türkiye aynı zamanda, yönetişim, toplum ve demokrasi alanında da dönüşüm geçirmiştir. Askerin sivil denetim altına alınması yerleşmiştir ve yargı reformu devam etmektedir. Azınlık hakları, son olarak dini azınlık vakıflarının 1930’larda el konulan mülkleri için tazminat alabilmelerini sağlayan yasa ile giderek iyileşmiştir. Türkiye şimdi, 1980’de ordu tarafından hazırlanan mevcut Anayasa’nın değiştirilmesinin tartışıldığı yeni bir dönüşüm hamlesi başlatmaktadır.

AB, Türkiye’deki reform sürecine yol göstererek, yeni binyılın başından beri bu dönüşümün kalbinde yer almıştır. Türkiye’deki reformları desteklemek için, AB; teknik destek vermektedir ve demokratik kurumların desteklenmesi, temel hakların korunması ve sivil toplumun desteklenmesi yönündeki çalışmalar da dâhil olmak üzere Türkiye’ye 2011 yılı için 750 Milyon Avro’nun üzerinde mali yardım sağlamayı taahhüt etmiştir. Katılım müzakerelerinde son zamanlarda elde kaydedilen gelişme hayal kırıklığı yaratacak ölçüde yavaştır. Ancak, Türkiye, mevzuatını AB müktesebatıyla uyumlu hale getirmek için reformları gerçekleştirmeye devam etmektedir. Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Štefan Füle’nin Türkiye-AB ilişkileri için sunduğu “yenilenmiş pozitif gündem”i memnuniyetle karşılıyoruz. Bu, ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi; diyalogun derinleştirilmesi; Türkiye’nin iç reform gündeminin desteklenmesi ve yasadışı göçle mücadele ederken; bir yandan da Türkiye ile AB arasında seyahati kolaylaştırmak için fırsatlar sunmaktadır. Katılım sürecini tamamlayan ve destekleyen bu gündem üzerinde Türkiye ile birlikte çalışmayı arzu ediyoruz.

Katılım süreci, doğal olarak Türkiye’ye reformlar bakımından yükümlülükler getirmektedir. Türkiye’nin temel haklar da dâhil olmak üzere AB standartlarını karşılamak için daha fazla yol alması gerekmektedir. Avrupa Komisyonu, son raporunda, yargısal sürecin basın özgürlüğünü nasıl etkilediği konusundaki kaygılarını dile getirmiş ve azınlık haklarının güvence altına alınması için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini kaydetmiştir. Kürt sorununun çözümüne yönelik de bir çerçeve sunacak yeni Anayasa, Türkiye’nin dönüşümü için önemli bir fırsattır. Başbakan Erdoğan’ın tüm vatandaşların taleplerini yansıtan bir Anayasa hazırlama taahhüdünü memnuniyetle karşılıyoruz. Türkiye, şiddetle kınadığımız PKK tarafından gerçekleştirilen vahşi bir terör dalgasıyla mücadele etmektedir.

Türkiye’nin aynı zamanda Kıbrıs meselesinin çözümü için çaba göstermesi ve taahhüt ettiği gibi, limanlarını GKRY’ye[1] açması gerekmektedir. Kıbrıs meselesinin çözümü; uçuş güvenliğinden, AB-NATO işbirliğine kadar adanın ötesine geçecek faydalar sağlayacaktır. Kapsamlı bir çözüme yönelik müzakereler şuan itibarıyla yoğun bir döneme girmiştir. Hristofyas ve Eroğlu’nun[2] BM çerçevesinde başarılı bir sonuca yönelik çaba göstereceklerine dair taahhütlerini memnuniyetle karşılıyoruz.

Türkiye’nin üyelik süreci, hem AB hem de Türkiye için hayati stratejik ve ekonomik öneme sahiptir. Türkiye’nin AB hedefi doğrultusunda reformları sürdürüyor olmasından memnuniyet duyuyor ve Türkiye’ye tam desteğimizi sunuyoruz. Mevcut küresel ekonomik ve siyasi fırtınaların içinde, AB ve Türkiye birlikte daha güvenli bir yolda ilerleyebilecektir.

Audronis Azubalis, Litvanya Dışişleri Bakanı

Carl Bildt, İsveç Dışişleri Bakanı

Edgars Rinkevics,Letonya Dışişleri Bakanı

Erkki Tuomioja, Finlandiya Dışişleri Bakanı

Guido Westerwelle, Almanya Dışişleri Bakanı

Giulio Terzi, İtalya Dışişleri Bakanı

János Martonyi, Macaristan Dışişleri Bakanı

Karel Schwarzenberg, Çek Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı

Samuel Zbogar, Slovenya Dışişleri Bakanı

Urmas Paet, Estonya Dışişleri Bakanı

William Hague; İngiltere Dışişleri Bakanı

 

Makalenin İngilizce orijinal metnine şu internet adresinden ulaşılabilir; http://euobserver.com/7/114473

 


[1]Türkiye, Kıbrıs’ta adanın tamamını temsil eden meşru bir hükümet bulunmadığı için, metinde “Republic of Cyprus” olarak anılan yapıyı tanımamaktadır.

[2] GKRY Lideri Dimitris Hristofyas ve KKTC Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu