İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
14-20 KASIM 2011

AVRUPA KOMİSYONU ÜYELERİ FÜLE VE DE GUCHT 17-18 KASIM 2011’DE TÜRKİYE’Yİ ZİYARET ETTİ

Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden ve Komşuluk Politikasından Sorumlu Üyesi Štefan Füle ile Ticaretten Sorumlu Üyesi Karel De Gucht 17-18 Kasım 2011 tarihlerinde İstanbul’u ziyaret ettiler. Ziyaretin ana konusunu Avrupa Komisyonu’nun Ekim 2011’de müzakere sürecindeki tıkanıklığı gidermek ve AB-Türkiye ilişkilerine ivme kazandırmak için ortaya koyduğu  “yeni pozitif gündem” oluşturdu. Komisyon üyeleri, ziyaretleri kapsamında birçok bakan ve iş dünyası temsilcisiyle biraraya geldiler.

Füle Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile yaptığı ikili görüşmeden sonra De Gucht ile birlikte AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile bir araya geldi.

Füle ve De Gucht, Egemen Bağış, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın da katılımıyla 17-18 Kasım tarihlerinde Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) ve Avrupa Politikalar Merkezi (EPC) tarafından düzenlenen “Türkiye-AB: Ortak Çıkarları Yeniden Değerlendirmek” konulu konferansta konuşma yaptılar.

Anayasa reform sürecini Türkiye için tarihi bir fırsat olarak değerlendiren Füle, yeni anayasanın bireysel özgürlükleri ön plana çıkarması gerektiğini belirtti. Füle, bunun yanı sıra ifade özgürlüğü ve Kürt sorunu gibi konularda da ilerleme kaydedilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye-AB ilişkilerinin sağlam temellere dayandığını, ancak AB açısından reformların yavaşlamış olması; Türkiye açısından ise AB’nin taahhütlerini yerine getirmemesi algısının hayal kırıklığı yarattığını söyleyen Füle, ilişkinin bu gibi düşüncelere esir olmaması gerektiğini belirtti. İlişkilerdeki durgunluğu aşmanın “(yenilenen) pozitif gündem” ile mümkün olacağını belirten Füle, bunun katılım sürecine bir alternatif değil; müzakere sürecini tamamlayıcı bir unsur olduğunu belirtti. (Avrupa Komisyonu’nun 2011 Ekim ayında sunduğu pozitif gündem; Türkiye ve AB arasında politik diyalog, vize ve göç konularında işbirliği, dış politika, enerji ve terörle mücadele alanlarında diyalog gibi birçok alanda işbirliği öngörüyor.)  Füle, Türk vatandaşların vize almasını kolaylaştıran uygulamalar başlatacaklarını, Gümrük Birliği’nin daha etkin bir şekilde çalışabilmesi ve Türkiye’nin AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı STA’lardan kaynaklanan endişelerini gidermeye yönelik önlemler alacaklarını ve terörle mücadele alanında işbirliğini güçlendireceklerini belirtti.

Avrupa Komisyonu’nun Ticaretten Sorumlu Üyesi De Gucht,  ekonomik ilişkilerinin giderek güçlendiğini ve krize rağmen AB’nin Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımdaki payını korumuş olduğuna dikkat çekti. De Gucht AB-Türkiye ekonomik ilişkilerinin Türkiye’nin üyeliği ile ilgili politik iklimden etkilenmediğini ve iş dünyasının Türkiye’nin AB üyeliğinin en güçlü destekçisi konumunda olduğunu belirtti. AB-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki tartışmaya gerçekçi bir çözüm bulunması gerektiğini dile getiren De Gucht, Gümrük Birliği’nde yaşanan sorunları ele aldı.

Ekonomi Bakanı Çağlayan, Avrupa'nın Türk yatırımcılara uyguladığı vizeyi insan hakları ihlali olarak değerlendirdi. Vizelerde Türkiye'ye kolaylık tanınmasını öneren Füle'ye Avrupa’nın 6'ncı büyük ekonomisi ve Avrupa sermayesinin yüzde 80'inin adresi olan Türkiye ile vizenin tamamen kaldırılması çağrısında bulundu. AB Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Yunanistan ve İtalya’da gerçekleşen hükümet değişikliklerini kast ederek, "geçmişte Türkiye’ye demokrasi konusunda tavsiyelerde bulunan bazı ülkelerde, demokrasi ile iktidara gelmiş yönetimler yerine atanmış teknokratlar hükümetlerinin görev başına gelmesinin düşündürücü olduğunu” belirtti. Bağış ayrıca, Türkiye’nin krizden çıkmaktaki başarısında ve son yıllarda gösterdiği ekonomik büyümede istikrar ve güven ortamının önemine dikkat çekti. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, AB’nin geçirdiği ekonomik bunalıma rağmen bir değişim motoru olduğunu ve halen Türkiye için önemini koruduğunu, buna karşılık AB’nin de Türkiye’nin dinamizmine ihtiyaç duyduğunu belirtti. Şimşek, Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu değerlendirirken, krize karşı bir ‘”B planı” olarak ihtiyatlı bir orta vadeli program uygulandığını, mali disiplinin sürdürüldüğünü ve mali bir manevra alanı oluşturulduğunu belirtti.