İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
12-18 EYLÜL 2011

BAŞBAKAN ERDOĞAN MISIR, TUNUS VE LİBYA’YA ZİYARETLERDE BULUNDU

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz hafta önce Mısır’da (12-13 Eylül), sonra Tunus’ta (14 Eylül) ve Libya’da (15 Eylül) resmi temaslarda bulundu.

Başbakan Erdoğan Mısır’ın başkenti Kahire’de yaptığı açıklamalarda bölgedeki değişim rüzgârları, İsrail ve Filistin üzerine görüşlerini bildirdi. Başbakan, Ortadoğu’daki gelişmelere Türkiye’nin kayıtsız kalamayacağını belirtti. Demokrasi ve insan haklarının tüm katılımcı devletlerin ortak şiarı olması gerektiğinin altını çizen Başbakan, halkların meşru taleplerinin mutlaka meşru yöntemlerle paylaşılması gerektiğini vurguladı. Filistin’le ilgili olarak da, Filistin davasının sadece Filistinlilerin değil adaletten yana olan herkesin davası olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, Filistin bayrağının artık Birleşmiş Milletler’de (BM) dalgalanma zamanının geldiğine işaret etti. Erdoğan, Mısır Başbakanı İssam Şerif ile yaptığı görüşme sonrasında verdiği mesajlarda da her kutlu doğumun sancılı olduğunu, Türk milleti olarak Mısır halkının bu süreci başarıyla atlatacaklarına inandıklarını belirtti. Ayrıca, Başbakan’ın Mısır’da “laik anayasa”ya yönelik mesajları Müslüman Kardeşler tarafından tepkiyle karşılandı.  Müslüman Kardeşler’in konu ile ilgili yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın veya ülkesinin tek başına bölgeye önderlik edip geleceği şekillendiremeyeceği ve Arap Devletlerinin dışarıdan projelere ihtiyacı olmadığı vurgulandı.

Başbakan Erdoğan Tunus’ta Tunus Geçici Hükümet Başkanı Beji Caid Essebsi tarafından resmi törenle karşılandı. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da Tunus’taki ziyareti kapsamında Başbakan’a eşlik etti. Gezi turunu Libya’ya yaptığı ziyaretle tamamlayan Erdoğan burada halka seslendi ve “Halka zulmedenler ayakta kalamayacak; artık halkın iktidarı geliyor. Libya, Libyalılarındır.” ifadelerini kullandı. Başbakan Libya’da Ulusal Geçiş Konseyi Başkanı Mustafa Abdülcelil ile temaslarda bulundu.

Ziyaret yarışı …

Başbakan’ın Libya ziyaretini ilginç kılan nokta ise, bu ziyaretin gerçekleştireceği tarih önceden bilinirken, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve İngiltere Başbakanı David Cameron’un ani bir kararla Libya’ya bir resmi ziyaret gerçekleştirmeleri oldu. Sarkozy ve Cameron böylece, Libya’da vuku bulan olaylardan sonra bu ülkeye resmi ziyaret gerçekleştiren ilk Batılı liderler oldu. Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy, Ulusal Geçiş Konseyi yetkilileriyle yaptığı görüşmelerden sonra Libya’da intikam ve hesaplaşma olmaması gerektiğine dikkati çekerken İngiltere Başbakanı Cameron da Libya’nın tekrar toparlanması için yardımcı olma sözü verdi. Sarkozy ve Cameron’un bu ani ziyaretlerinin Başbakan Erdoğan’ın Libya’ya gideceğin günün hemen öncesinde olması Batılı liderlerin nüfuz oluşturma kaygısı nitelendirmelerine yol açtı.

Filistin BM’ye başvurmaya hazırlanıyor

Halihazırda BM’de gözlemci statüsünde bulunan Filistin’in lideri Mahmut Abbas’ın Birleşmiş Milletler’e tam üyelik için başvuracaklarını açıklaması yakın bir gelecekte İsrail-Filistin sorununa yönelik önemli gelişmeler yaşanacağı görüşünü kuvvetlendirdi. Daha önce Filistin’in bu statünün “üye olmayan devlet”e yükseltilmesi için başvuracağı iddia edilmişti. ABD’nin bu girişime çok sıcak bakmadığı söyleniyor.

İsrail gündemdeki yerini koruyor

Başbakan Erdoğan İsrail’e yönelik söyleminde sert bir üslup kullanmaya devam ederken, AB Bakanı Egemen Bağış’ın Ukrayna’nın Yalta kentinde gerçekleştirilen “Ukrayna ve Dünya: Ortak Tehditler, Ortak Bir Gelecek” adlı konferansta İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres konuşurken Genel Kurul salonunu terk etmesi basında yankı uyandırdı. Bilindiği üzere Mavi Marmara gemisine yapılan saldırıyla ilgili hazırlanmış olan Palmer Raporu Türkiye tarafından ciddi bir şekilde eleştirilmiş, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun açıklamaları ile Türkiye-İsrail ilişkileri gündemin ilk sırasına oturmuştu. İsrail’in Gazze’ye yönelik uyguladığı ablukayı “meşru” olarak nitelendiren Palmer Raporu’ndan sonra bu hafta içinde BM İnsan Hakları uzmanları tarafından BM İnsan Hakları Konseyi’ne sunulan raporda ise bu ablukanın uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtildi. Uzmanlar tarafından yapılan açıklamada  “Palmer Raporu’nun, ablukanın yasal olduğunu bildirirken, deniz ablukasının İsrail’in Gazze’ye yönelik, sivillerin insan hakları üzerinde aşırı etkisi olan kapalılık politikasının ayrılmaz parçası olduğunun ayrımına varmadığı” vurgulandı.