İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-30 EYLÜL 2022

AB GÜNDEMİ: Birliğin Durumu 2022: Savaşın Etkilerine Karşı AB Kamuoyuna Güven Verme Çabası

Birliğin Durumu 2022: Savaşın Etkilerine Karşı AB Kamuoyuna Güven Verme Çabası

2010 yılından bu yana, her yeni yasama yılının başında Komisyon Başkanı tarafından Avrupa Parlamentosu (AP) genel kurulunda gerçekleştirilen Birliğin Durumu konuşması, Komisyonun yeni yasama yılı önceliklerine ve sunmaya hazırlandığı girişimlere ışık tuttuğu için AB politika çevrelerince merakla beklenen en önemli olaylardan biri kabul ediliyor. Rusya’nın Ukrayna’ya 24 Şubat’ta başlattığı müdahaleyle, savaşın Avrupa kıtasına geri döndüğü olağanüstü bir döneme rastlayan 2022 Birliğin Durumu konuşması ise Komisyonun Ukrayna-Rusya savaşının etkilerini ele almak üzere atmayı planladığı adımlara ilişkin vereceği ipuçları nedeniyle merakla beklenmekteydi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in 14 Eylül 2022 tarihinde gerçekleştirdiği üçüncü Birliğin Durumu konuşmasının ana teması, Ukrayna-Rusya savaşı ve savaşın neden olduğu etkilerdi. Komisyon Başkanı von der Leyen’in (ve diğer bazı Komisyon Üyelerinin) Ukrayna bayrağının renklerindeki kıyafet seçimi ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin eşi Olena Zelenska’nın AP genel kurul oturumuna onur konuğu olarak davet edilmesi, AB’nin Ukrayna’ya desteği konusunda muazzam bir sembolizm içeriyordu. Ukrayna’ya AB’nin desteğinin aynı kararlılıkla süreceği mesajının, Kremlin’e ise saldırganlığının sonuçlarını yaşamaya devam edeceği yönündeki uyarıların geniş yer bulduğu 2022 Birliğin Durumu konuşması, aynı zamanda AB kamuoyunu yüksek enflasyon ve artan enerji fiyatları gibi savaşın tetiklediği şok dalgalarına karşı rahatlatma amacını taşıyordu.

Rusya’nın Müdahalesi Karşında Ukrayna ile Dayanışma Mesajı

Konuşmasına “Parlamento şimdiye kadar, Avrupa topraklarında bir savaş sürerken hiç Birliğin Durumunu tartışmamıştı” sözleriyle başlayan von der Leyen, AB’nin Kremlin’in Ukrayna’ya müdahalesi karşısında benzeri görülmemiş bir hızla ve tereddütsüz şekilde harekete geçtiğinin altını çizdi. AB’nin geçmişte karşı karşıya kaldığı varoluşsal sınamalardan örnekler veren von der Leyen, ortak bir tutum belirlemenin; Avro Alanı borç krizi karşısında yıllar, Avrupa küresel salgının merkez üssü olduğunda yalnızca haftalar aldığını hatırlatırken Rus birlikleri Ukrayna’ya girdiğinde ise Birliğin en ufak tereddütte düşmeksizin, bütüncül ve kararlı bir duruş sergilediğini vurguladı. AB’nin, Kremlin’in müdahalesinin ilk gününden itibaren devreye soktuğu benzeri görülmemiş yaptırımların Rusya ekonomisini ciddi şekilde sıkıntıya soktuğunu belirten von der Leyen, yaptırımların kalıcı olduğu mesajını verdi. Böylece von der Leyen, AB’nin, pek çok önemli konuda karar alınmasını sekteye uğratan geleneksel ayrılıklara düşmeden, Rusya’ya yönelik yaptırımlar konusunda bugüne dek başarıyla sergilediği bütüncül tutumu sürdürme kararlılığını ortaya koydu.

Ukrayna’ya verilen desteğin AB gündeminin en üst sıralarında olmayı sürdüreceğini teyit eden von der Leyen, Birliğin bugüne dek Avrupa Takımı girişimi kapsamında ülkeye 19 milyar avro mali yardım sağladığını belirtti. Ukrayna’nın yeniden inşasının muazzam bir kaynak gerektireceğini söylerken AB’nin, Rusya’nın saldırılarında hasar gören 70’i aşkın okulun yeniden inşası için 100 milyon avro yardım sağlayacağını duyurdu. Ukrayna’nın yeniden inşasının yanında potansiyelinin açığa çıkarılmasını da AB’nin destekleyeceğini kaydeden Komisyon Başkanı, bu doğrultuda Tek Pazar’ın tüm olanaklarının ülkede büyümenin hızlandırılması ve yeni fırsatların yaratılması amacıyla seferber edilmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda, Ukrayna’nın uluslararası mobil dolaşım (roaming) ücretlerinin kaldırıldığı ülkeler arasına dâhil edileceğini duyuran Komisyon Başkanı, ülkenin Avrupa Tek Pazarı’na kesintisiz erişiminin sağlanması amacıyla çalışmalara başlanacağını açıkladı.

Muhtemel Enerji Krizine Karşı Önlemler

Von der Leyen, AB’nin Ukrayna’ya desteğini güçlü şekilde teyit ettikten sonra AB kamuoyuna dönerek, savaşın enerji konusundaki etkilerinden duyulan endişelerin giderilmesi için Birliğin atmakta olduğu adımları sıraladı. Fosil yakıtlarda Rusya’ya bağımlılığın sonlandırılmasının elzem olduğunun altını çizen von der Leyen; ABD, Norveç ve Cezayir gibi güvenilir tedarikçilere yöneldiklerini ve Rus doğal gazının Birliğin toplam gaz ithalatındaki payının geçen yıl %40’tan bugün boru doğal gazında %9’a düştüğünü belirtti.

İklim krizinin de etkisiyle enerji fiyatlarında yaşanan olağanüstü artışa dikkat çeken von der Leyen, Üye Devletler tarafından elektrik tüketiminin azaltılması için yeni tedbirlerin devreye sokulacağını açıkladı. Von der Leyen ayrıca hedef odaklı tedbirlere ihtiyaç duyulduğunu belirterek, Komisyonun düşük maliyetle elektrik üreten şirketlerin gelirlerine üst sınır getirilmesini önereceğini duyurdu. Bu şirketlerin savaştan yarar sağlamak suretiyle tüketicinin sırtından elde ettikleri rekor kârların paylaşılması ve en çok ihtiyacı olan kesimlere kanalize edilmesi gerektiğini savunan von der Leyen’e göre, böylece Üye Devletlere krizin etkisini hafifletmek için 140 milyar avrodan fazla kaynak sağlanacak. Rekor kâr elde eden doğal gaz, petrol ve kömür şirketlerinin de adil bir kriz katkı payı ödemeleri gerektiğinin altını çizen Komisyon Başkanı, fiyat sınırıyla birlikte pek çok acil tedbir üzerinde çalıştıklarını söyledi. Bir yandan arz güvenliğinin sağlanmasını diğer yandan da küresel rekabet gücünün korunmasını amaçladıklarını belirten von der Leyen, Üye Devletlerle birlikte AB’nin münferit tedarikçi ülkelerle ilişkilerinin niteliğini dikkate alan bir dizi önlem belirleyeceklerini duyurdu. Piyasanın boru hattı gazından giderek sıvılaştırılmış doğal gaza (LNG) yönelmesi sebebiyle referans kabul edilen TTF (Title Transfer Facility) değeri yerine yeni bir göstergeye ihtiyaç duyulduğunu söyleyen von der Leyen, Komisyonun yeni bir gösterge geliştirilmesi için çalışacağını belirtti. Öte yandan enerji şirketlerinin nakite erişim konusunda yaşadıkları sıkıntılardan söz eden von der Leyen, geçici devlet yardımı çerçevesini ekim ayında bu şirketlere eşit şartlar altında devlet teminatı verilmesine imkân tanıyacak şekilde tadil edeceklerini açıkladı.

Elektrik piyasasının da mevcut düzeniyle tüketiciye hak ettiğini vermediğini belirten von der Leyen’e göre, elektrik üretiminde fosil yakıtlardan uzaklaşılıp düşük maliyetli yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılması elzem. Özellikle doğal gazın elektrik fiyatları üzerindeki başat etkisinin kırılması gereğine dikkat çeken von der Leyen, bunun için elektrik piyasasının derin ve kapsamlı şekilde reforme edilmesi gerektiğini vurguladı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının öne çıkarılmasında hidrojenin oyunun kurallarını değiştirebilecek önemde olduğunu belirten von der Leyen, hidrojenin niş bir alan olmaktan çıkıp yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi ve bir Avrupa Hidrojen Bankası kurulacağını duyurdu. Böylece, geleceğin hidrojen piyasasının inşasına 3 milyar avroluk yatırım yapılmasının mümkün olacağını kaydetti.

Ekonomi Yönetişiminde “Maastricht Ruhu” Yeniden Keşfediliyor

Enerjiden sonra ekonomiyi odağına alan von der Leyen, sözlerine AB’nin COVID-19 sonrası toparlanmada sergilediği başarılı performansı överek başladı. Von der Leyen, salgın sonrasında İkinci Dünya Savaşı’ndan beri en derin daralmadan geçmesine rağmen, AB ekonomisinin rekor denecek hızda toparlanmasının COVID-19 kurtarma fonu Yeni Nesil Avrupa sayesinde mümkün olduğuna dikkat çekti. Yeni Nesil Avrupa kapsamındaki fonlardan sadece 100 milyar avronun aktarıldığına değinen von der Leyen, kalan 700 milyar avronun AB ekonomisine rahatlama ve yenilenme getireceği mesajını verdi.

Yüksek kamu borcunun ekonomide yeni realite hâline geldiğinin kabul edilmesi çağrısında bulunan von der Leyen, “Maastricht ruhunu yeniden keşfetmeliyiz” diyerek İstikrar ve Büyüme Paktı kurallarının bu gerçekliği yansıtacak şekilde güncellenmesi gerektiğine dikkat çekti. Von der Leyen’e göre, mali kurallar herkesin uyabileceği şekilde basitleştirilmeli, Üye Devletler borç azaltım süreçlerinde daha fazla esnekliğe sahip olmalı ancak mutabık kalınan kurallara uyumdaki hesap verebilirlikleri artırılmalı. Von der Leyen “mali sürdürülebilirliği gözetirken stratejik yatırımlara imkân sağlayan mali kurallara ihtiyacımız var” diyerek, Komisyonun ekim ayında ekonomi yönetişimi konusunda bir dizi yeni fikir ortaya koyacağının sinyalini verdi.

Ekonomide teşvik edici bir iş yapma ortamı, doğru becerilerle donatılmış iş gücü ve sanayinin ihtiyaç duyduğu ham maddeye erişimin öneminin altını çizen von der Leyen, KOBİ’lere yönelik önlemler açıkladı. Dijital ve yeşil dönüşümün ekonominin belkemiği olan KOBİ’lerden başlaması gerektiğini belirten von der Leyen, “BEFIT” adı altında AB’de iş yapmaya yönelik tek tip vergi kuralları belirlenmesine ilişkin bir teklifi de içeren KOBİ Yardım Paketi önereceklerini duyurdu. Bunun yanında, her dört iflastan birinin zamanında ödenmeyen faturalardan kaynaklanmasının kabul edilemez olduğunu belirterek Komisyonun, Geç Ödemeler Yönergesi’nin revize edilmesi için de harekete geçmeye hazırlandığını açıkladı.

Konuşmasını AB’nin; TIR şoförü, havaalanı görevlisi, hemşire ve IT teknik elemanı bulmada yaşadığı sıkıntılara değinerek sürdüren von der Leyen, üçüncü ülke vatandaşlarının niteliklerinin tanınmasının hızlandırılarak, AB’nin kalifiye işçiler için daha cazip hâle getirilmesi gerektiğini belirtti. Becerilerin önemine dikkat çeken von der Leyen, bunu vurgulamak amacıyla 2023’ün Avrupa Beceriler Yılı ilan edilmesini önerdi.

İkiz dönüşümle birlikte ham maddelerin öneminin arttığını hatırlatan Komisyon Başkanı, ekonominin kalbindeki petrol ve doğal gazın yerini almaya aday nitelikteki lityum ve nadir toprak elementlerine yönelik talebin 2030’a kadar beş kat artacağını belirtti. Bunlarda, petrol ve doğal gaz örneğinde Rusya’ya olduğu gibi, AB’nin tek bir tedarikçiye (Çin’e) bağımlı hâle geldiği bir senaryonun önüne geçilmesi gerektiğini vurgulayan von der Leyen, arz güvenliğini sağlamanın yeterli olmadığının altını çizdi. Bunların çıkarılmasından işlenmesine ve geri dönüştürülmesine kadar bütün tedarik zinciri boyunca kritik projeler belirleyerek arzın riskte olduğu bölgelerde stratejik rezervler kuracaklarını duyuran von der Leyen, Avrupa Pil İttifakı ve Avrupa Çip Yasası’nda uygulanan iş birliği modelini bu alanda tekrarlayacak Avrupa Kritik Ham Maddeler Yasası girişimini açıkladı.

Bu doğrultuda, AB ticaret politikasının da benzer düşünen ortaklar ve hızlı büyüyen bölgeler ile bağların güçlendirilmesi amacıyla araçsallaştırılması gerektiğini vurgulayan von der Leyen; Şili, Meksika ve Yeni Zelanda ile imzalanan serbest ticaret anlaşmalarının (STA) onay sürecini başlatma ve Avustralya ve Hindistan gibi kilit ortaklarla STA müzakerelerinin ilerletme hedeflerini ortaya koydu.

İçeride ve Dışarıda Demokrasi Vurgusu

Demokrasiyi odağına alan von der Leyen, Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesinin AB’nin dış politika gündeminin gözden geçirilmesini zorunlu kılan bir dönüm noktası teşkil ettiğini belirterek, “demokrasilerin gücüne yatırım yapma zamanının geldiğini” ilan etti. “Bu işe benzer düşünen ortaklarla başlamalıyız” diyen von der Leyen, güçlü demokrasiye giden yolun AB’ye giden yolla aynı olduğunu belirterek Batı Balkan ülkeleri, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’a; geleceklerinin AB içerisinde olduğu ve AB’nin bu ülkeler olmadan eksik kalacağı mesajını verdi. Von der Leyen’in genişleme politikası kapsamındaki ülkelere değinirken, müzakere yürüten aday ülke statüsündeki Türkiye’den söz etmemesi, önemli bir eksiklik olarak dikkat çekti. Komisyon Başkanı von der Leyen’in genişleme gündeminde yer alan diğer ülkelere gösterdiği bu yapıcı ve teşvik edici yaklaşımın, Türkiye söz konusu olduğunda yerini sessizliğe bırakması son derece düşündürücüydü.

Avrupa ülkeleriyle genişleme sürecinin ötesine geçen bir ilişki geliştirme ihtiyacının da aşikâr olduğunu belirten von der Leyen, bu kapsamda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un fikir babası olduğu Avrupa Siyasi Topluluğu girişimine desteğini açıkladı. Daha sonra dikkatini uzak coğrafyalara çeviren von der Leyen, AB’nin geleceğinin aynı zamanda, çağın sınamaları karşısında birlikte çalışmada ortak çıkarının bulunduğu ülkelerle iş birliğine bağlı olacağının altını çizerek, Komisyonun Kasım 2021’de kabul ettiği Küresel Geçit girişiminin önemini vurguladı. Aynı yaklaşımı, daha geniş bir strateji çerçevesinde Latin Amerika’da da hayata geçireceklerini açıklayan von der Leyen, AB’nin küresel ölçekte yatırım gerektirecek bu girişim için ABD ve diğer G7 ülkeleriyle birlikte hareket edeceğini ve bu kapsamda, ABD Başkanı Joe Biden ile birlikte bir liderler zirvesi düzenleyeceklerini duyurdu.

Konuşmasını, dışarıdaki demokrasilerden AB’nin içerisinde demokrasiyi hedef alan tehlikelere değinerek sürdüren von der Leyen, bu kapsamda dış müdahale ve dezenformasyon gibi tehditlerden söz etti. Komisyonun, vatandaşları kötü niyetli dış müdahaleden korumak üzere “Demokrasiyi Savunma Paketi” adı altında bir dizi önlem açıklayacağını belirtti. Komisyonun, hukukun üstünlüğünü koruma sorumluluğunu da vurgulayan von der Leyen, yargının bağımsızlığı ve koşulluluk mekanizması aracılığıyla AB bütçesinin korunması konularında ısrarcı olmayı sürdürecekleri mesajını verdi. AB içerisinde yolsuzluğun tüm şekilleriyle mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizen von der Leyen, Komisyonun; bu yıl içerisinde yolsuzlukla mücadele yasal çerçevesinin güncellenmesi için bir dizi önlem sunacağını ve yolsuzluğun, Birliğin insan hakları yaptırım rejimine entegre edilmesi için harekete geçeceğini bildirdi.

Göç konusundaki tartışmalara damgasını vuran dayanışma ve kararlılık eksikliğine değinen von der Leyen, AB’nin Ukraynalı mültecilere yönelik sergilediği tutumun istisna değil, daha da ileri taşınacak bir referans noktası olması gerektiğini belirtti. Göç ve sığınma konusunda; adil ve hızlı prosedürlere, krize dayanıklı ve hızlı konuşlandırılabilen bir sisteme ve dayanışmayı güvence altına alan kalıcı ve hukuken bağlayıcı bir mekanizmaya öte yandan da dış sınırların temel haklara saygı temelinde etkin kontrolüne ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Von der Leyen; göçü itibar ve saygıyla yöneten, tüm Üye Devletlerin ortak sınamalar konusunda sorumluluğu paylaştığı ve AB’nin Üye Devletler ile dayanışma gösterdiği bir Birlik hayalini dile getirdi. Göç ve sığınma paktı konusunda bir yol haritası çizdiklerini kaydeden von der Leyen, bunu hayata geçirmek için tek gerekenin siyasi irade olduğunu vurguladı.

AB’nin geleceği konusunda, Avrupa’nın Geleceği Konferansı kapsamında düzenlenen vatandaş panellerinin demokratik hayatın olağan bir parçası hâline getirileceğini belirten von der Leyen, Konferans’ın çıktılarından bazılarının hayata geçirilmesi için girişimde bulunduklarını da açıkladı. Von der Leyen, sözlerine son verirken AB’nin işleyişinin, geleceğin dünyasının gereklilikleri doğrultusunda iyileştirilmesinin ve karar alma süreçlerinde kapsamlı bir reform ihtiyacının kaçınılmaz olacağı mesajını verdi. “Daha geniş bir Birlik konusunda ciddi olduğumuz ölçüde, reform konusunda da ciddi olmalıyız” diyen von der Leyen, bir Avrupa Konvansiyonunun toplanmasının zamanının geldiğini ilan etti.

Sonuç

AB’nin COVID-19 salgınının etkilerinden sonra şimdi de Ukrayna-Rusya savaşının tetiklediği zorlu sınamalara çare aradığı bir dönemde AP’ye seslenen von der Leyen’in üçüncü Birliğin Durumu konuşması; Ukrayna’ya desteğin süreceği, AB kamuoyuna ise savaşın enerji piyasası ve ekonomi üzerindeki etkilerine karşı Birliğin hazırlıklı olduğu yönünde güvence vermeyi amaçlıyordu. Enerji ve ekonomi temalarını kapsamlı şekilde ele alan von der Leyen’in dış politikaya yüzeysel bir biçimde yalnızca genişleme, Avrupa Siyasi Topluluğu ve Küresel Geçit girişimi bağlamında değinmesi dikkat çekti. Avrupa güvenlik mimarisinin temellerinden sarsıldığı ve AB’nin jeopolitik uyanışını zorunlu kılan olaylara tanıklık edilen bir dönemde, von der Leyen’in güvenlik ve savunma alanındaki girişimler konusunda tamamen sessiz kalması, Birliğin Durumu konuşmasında dikkat çeken önemli eksikliklerdi. 2019’da “jeopolitik bir Komisyon” vaadiyle göreve gelen von der Leyen’in, Birliğin Durumu konuşmasında, hem aday ülke hem de savaşın şekillendirdiği Avrupa jeopolitiğinde AB’nin küresel aktörlüğü açısından kritik bir aktör hâline gelen Türkiye’ye yer vermemesi, önemli bir eksiklik olarak kayda geçti.

Von der Leyen’in konuşmasının en çarpıcı noktası ise kurucu antlaşmalarda ve karar alma süreçlerinde değişiklikle sonuçlanabilecek bir reform sürecine yönelik Avrupa Konvansiyonunun toplanması önerisinde bulunması oldu. Von der Leyen’in bu çağrısı, Almanya Şansölyesi Olaf Scholz tarafından 29 Ağustos tarihinde Prag Üniversitesi’nde verilen konferansta dile getirilen daha geniş ve reforme edilmiş bir AB vizyonu ile birtakım paralellikler içeriyordu. Özellikle Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte daha sık telaffuz edilmeye başlanan AB’nin reforme edilmesi tartışmalarının, önümüzdeki süreçte daha da derinlik kazanacağını öngörmek mümkün.

Yeliz Şahin, İKV Kıdemli Uzmanı