İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

AB GÜNDEMİ: 11’inci Üçlü Dönem Başkanlığı’nın Sonuna Yaklaşırken: İsveç Dönem Başkanlığı

AB Dönem Başkanlığı’nı Çek Cumhuriyeti’nden devralan İsveç, görevi “daha çevreci, daha güvenli ve daha özgür” sloganıyla üstlendi.
AB GÜNDEMİ: 11’inci Üçlü Dönem Başkanlığı’nın Sonuna Yaklaşırken: İsveç Dönem Başkanlığı

11’inci Üçlü Dönem Başkanlığı’nın Sonuna Yaklaşırken: İsveç Dönem Başkanlığı

AB Konseyi Dönem Başkanlığı görevini 1 Ocak 2023 tarihinde Çek Cumhuriyeti’nden devralan İsveç, 2023’ün ilk yarısında hem üçlü dönem başkanlığının hem de kendisinin programındaki öncelikler doğrultusunda AB Konseyi gündemini altı aylığına belirleyecek. 2001 ve 2009’dan sonra dönem başkanlığını üçüncü kez yürüten İsveç, Fransa ve Çek Cumhuriyeti’nden oluşan 11’inci Üçlü Dönem Başkanlığı’nın 18 aylık programını 30 Haziran 2023 tarihinde sonlandıracak. 1 Temmuz 2023 itibarıyla İspanya, Belçika ve Macaristan’dan oluşan 12’nci Dönem Başkanlığı göreve başlayacak.

Yakın zamanda gerçekleşen hükümet değişikliği ve Üye Devletler arasında birliği sağlamanın tüm güçlüklerine rağmen, İsveç etkili bir dönem başkanlığı yürütmeyi hedefliyor. Ayrıca İsveç Ukrayna’daki savaşla ve Avrupa’daki enflasyonla mücadele ederken, enerji arzının güvence altına alınması gibi zorluklarla birlikte AB’nin mevcut önceliklerini yerine getirmesi gerekiyor.

Dönem Başkanlığı Hazırlıkları

Mayıs 2021’de Magdalena Andersson yönetimindeki eski Sosyal Demokrat hükümet, Rikstag’daki istişarelerin ardından İsveç Dönem Başkanlığı için beş odaktan oluşan genel bir yönelim belirlemişti. Bu genel yönelim ise AB’nin dünyadaki rolünü güçlendirmeyi amaçlarken AB vatandaşlarının güvenliğinin sağlanmasını, organize suçun önüne geçilmesini, iklim geçişinin hızlandırılmasını, AB rekabet gücünün artırılmasını ve AB temel değerlerinin korunmasını içeriyordu.

Eylül 2022’de yapılan genel seçim sonucunda muhafazakâr-sağ ittifakın kazanmasıyla göreve gelen yeni Başbakan Ulf Kristersson’un İsveç’in dönem başkanlığı için yeni bir yönelim belirleyip belirlemeyeceği merak ediliyordu. Ancak Kristersson, 18 Ekim 2022 tarihinde yaptığı hükümet açıklamasında, partiler arası dönem başkanlığı hazırlıklarına atıfta bulunarak bu yönelimin devamlılığına işaret etti. Özellikle, AB vatandaşlarının güvenliği ve Ukrayna'ya ortak destek, enerji güvenliği, iklim geçişi ve Avrupa Tek Pazarı’nın rekabet gücünün ve dayanıklılığının artırılması ihtiyacı ile ilgili konuların da altını yeniden çizdi. Kristersson’un, 14 Aralık 2022 tarihinde sunduğu İsveç Dönem Başkanlığı’nın öncelikleri ve çalışma programında da bu konuların öne çıktığı görülüyor. Ayrıca öncelikler ve program, İsveç’in savunduğu geleneksel pozisyonlarını yansıtırken, Birliğin karşı karşıya olduğu mevcut ekonomik ve jeopolitik zorluklara yanıt veriyor.

Üçlü Dönem Başkanlığının Sonuna Yaklaşırken

Fransa, Çek Cumhuriyeti ve İsveç’ten oluşan 11’inci Dönem Başkanlığı’nın Aralık 2021’de açıklanan Üçlü Programı’nda, ana ekseninin “Avrupa vatandaşlarının özgürlüklerini korumak, sürdürülebilir yeşil büyüme ve dijital egemenlik ekseninde yeni bir büyüme modeli kurmak ve yeşil bir Avrupa inşa ederek Avrupa halklarının sağlığını muhafaza etmek” gibi ilkelerden oluşacağı ifade edilmişti. Ancak, AB gündeminin Şubat 2022’de Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve Avrupa’da yaşanan güvenlik endişesi ve enerji kriziyle şekillenmesinin ardından Fransa ve Çek Cumhuriyeti, yayımladıkları önceliklerde bu endişe ve krizlere odaklanmayı tercih etti.

1 Ocak 2022 tarihinde AB Dönem Başkanlığı’nı üstlenen Fransa, 24 Şubat’ın hemen ardından Ukrayna’daki savaşta aktif bir tutum benimseyerek, Birliğin “hızlı, birleşik ve güçlü” bir yanıt vermesi için ciddi bir efor sarfetti. Bu kapsamda, Fransa Dönem Başkanlığı Rusya’ya karşı eşine az rastlanan bir birliktelik ortaya koydu. Rusya’ya yönelik yaptırımların yanı sıra Ukrayna’ya askerî destek, mülteciler için geçici korumayı etkinleştirme, doğrudan ve dolaylı mali yardım ve Ukrayna elektrik şebekesini Avrupa şebekesi ile senkronize etme gibi Ukrayna halkını destekleme amacıyla çeşitli acil önlemleri hayata geçirdi. Avrupa savunma ve güvenliğine yönelik milat olarak kabul edilebilecek Stratejik Pusula’nın liderler tarafından kabul edilmesi yine Fransa Dönem Başkanlığı’nın önemli bir başarısı olarak tarihe geçti.

1 Temmuz 2022 tarihinde, Fransa’dan görevi devralan Çek Cumhuriyeti için dönem başkanlığı, jeopolitik konumundan dolayı bir teste dönüştü. Bu yüzden dönem başkanlığı, Çek Cumhuriyeti'nin güvenilirliğini ve inandırıcılığını diğer Üye Devletler nezdinde kanıtlaması açısından oldukça önemliydi. Ukrayna işgalinin başlamasından itibaren ve görevi süresince Çek Cumhuriyeti, Rus işgaline karşı ortak AB bir yanıtından yana olurken, dönem başkanlığına ise Brüksel sahnesini etkileyen açık dayanışma sembolleri ve pragmatik tavizlerle damga vurdu.

11’inci Dönem Başkanlığı’nın son ülkesi olarak İsveç’in de program ve önceliklerini şaşırtıcı olmayacak şekilde Ukrayna işgalinin ardından oluşan AB gündemine paralel oluşturduğu görülüyor.

İsveç’in Dönem Başkanlığı’nın Öncelikleri

“Daha çevreci, daha güvenli ve daha özgür” sloganıyla İsveç, Avrupa’da yaşanan savaşın getirdiği çoklu krizlerin gölgesinde hem kendi üçlü başkanlık döneminden kalan hem de kendi önceliklerinden oluşan dönem başkanlığı programını tamamlamayı amaçlıyor. Ancak İsveç, yoğun bir yasama gündemiyle karşı karşıya görünüyor ve hedeflerini gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği merak ediliyor. Yakın zamanda gerçekleşen hükümet değişikliği ve Üye Devletler arasında birliği sağlamanın tüm güçlüklerine ek olarak NATO üyesi olabilmek için de Türkiye ve Macaristan’ın şartlarını yerine getirmesi gereken İsveç’in, tüm bunları yaparken bir de hâlihazırda AB’nin önceliklerini yerine getirmesi gerekiyor.

1.Güvenlik – Birlik

İsveç, hem Rusya’ya olan coğrafi yakınlığı hem de NATO ile ilişkisi konusundaki tartışmalar nedeniyle Rusya’nın Ukrayna’daki savaşından en fazla etkilenen ülkelerden birisi oldu. Son 200 yıldır askerî olarak tarafsız ve bağlantısız kalan İsveç, ülke içinde yaşanan uzun ve hararetli tartışmaların ardından Mayıs 2022'de NATO üyeliği için başvuruda bulundu. Bu girişimle savunma ve güvenlik politikasında ciddi bir dönüşüm geçiren İsveç, dönem başkanlığı boyunca güvenliği bir öncelik olarak belirleyerek, Birliğin ve AB vatandaşlarının güvenliğini sağlamlaştırmayı hedefliyor. Bunun için de AB’nin ortaklarıyla mevcut güvenlik iş birliklerinin daha güçlü bir zemine oturtulması ve daha sağlam bir ortak Avrupa güvenlik ve savunma politikasının oluşturulmasını amaçlıyor. Ayrıca, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığına karşı AB ortak tavrının ve eylemlerinin devam ettirilmesini ve Stratejik Pusula ve diğer girişimlerin de hızlı bir şekilde uygulamaya geçirilmesini planlıyor. Ukrayna savaşı dışında ise sınır ötesi örgütlü suçlarla mücadele ve iç/dış tehditlerden korunma için sunulacak meşru taleplere yanıt vermeyi hedefliyor.

2.Dayanıklılık – Rekabet Gücü

İsveç Dönem Başkanlığı, bir yandan Avrupa’nın dayanıklılığını ve rekabet gücünü artırmayı büyüme ve refahın ön koşulu olarak görürken, diğer yandan da iklim değişikliklerine karşı Avrupa’nın uyumlu bir geçişi gerçekleştirmesinin kritik bir mesele olduğunun altını çiziyor.

Her ne kadar kısa vadeli öncelikleri zorunlu olarak Ukrayna’daki savaşın sonuçlarına kaymış olsa da İsveç, ekonomik büyümeyi sürdürme, COVID-19 salgınında görüldüğü üzere krizler karşısında Tek Pazar’ı güçlendirerek daha dayanıklı hâle getirme ve derinleştirme ve küresel ticarette AB’yi küresel bir lider hâline getirme gibi uzun vadeli öncelikleri de hayata geçirmeye çalışacak. Bu bağlamda da AB’nin, tek taraflı bağımlılıklarını azaltmayı -Rus enerjisi ve Çin madenleri örneklerinde olduğu gibi- ve ticaret ortaklarını çeşitlendirmeyi planlıyor. Ayrıca, AB’nin yapacağı yeni ticaret anlaşmalarının, mevcut AB dijital düzenlemelerine uyumlu ve dijital hizmetleri de içerecek şekilde hazırlanmasını amaçlıyor.

3. Refah – Yeşil Enerjiye Geçiş

Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğine yaptığı büyük yatırımlarla geleneksel olarak yeşil enerjinin savunucusu olan İsveç, Avrupa’nın petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlar açısından Rus enerjisine olan bağımlılığını azaltmak için yenilenebilir ve daha yeşil enerji kaynaklarına doğru enerji dönüşümünü hızlandırmayı, yeşil hedefleri sürdüren ve mevcut enerji krizine yanıt veren bir enerji dönüşümünü hedefliyor. Bu doğrultuda da enerji piyasası reformunu gerçekleştirmeyi, yüksek ve dalgalı enerji fiyatlarıyla mücadeleyi ve 55’e Uyum Paketi’ni hayata geçirip enerji geçişini hızlandırmayı planlıyor. Ayrıca, "önce hareket eden kazanır" mantığıyla yeşil sanayi ve teknolojiye geçişin, Avrupa refahının temelini oluşturan Tek Pazar’a ve döngüsel ekonomiye sunacağı katkının altını çiziyor.

4. Demokratik Değerler ve Hukukun Üstünlüğü – AB’nin Temeli

Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve AB temel değer ve ilkeleri, İsveç için önem taşıyan konuların en başında geliyor. Çünkü İsveç, Üye Devletlerde demokratik değerlerin ve hukukun üstünlüğünün ihlal edilmesini, temel değerlerin ve ortak çıkarların korunması ve sürdürülmesindeki en büyük engel olarak görüyor. Bu yüzden de YeniNesilAB (NextGenerationEU) kurtarma paketine ilişkin müzakereler sırasında İsveç, AB Antlaşması’nın 2’nci Maddesi’nde yer alan hukukun üstünlüğü ilkelerinin ihlal edilmesi durumunda fon aktarılmasını önlemeye yönelik koşulluluk mekanizmasının getirilmesinin güçlü bir savunucusu olarak karşımıza çıkmıştı.

İsveç’in endişeleri hem Üye Devletlerde hem de aday ülkelerde artan yolsuzluk faaliyetleri, zedelenen demokratik değerler ve ihlal edilen hukukun üstünlüğü ilkesi karşısında giderek artıyor. Geleneksel olarak AB genişlemesini ve Komşuluk Politikası’nı destekleyen İsveç’in Batı Balkanlar, Ukrayna ve Moldova’nın AB ile bütünleşme sürecinde bu endişeler etrafında hareket edeceği öngörülüyor.

Aşırı sağ ve Avrupa şüphecisi İsveç Demokratları’nın desteklediği merkez sağ Ilımlı Birlik Partisi tarafından kurulan bir hükümet ve NATO’ya üyelik perspektifi gibi bir arka bahçeye sahip olan İsveç, -bu dört öncelik ışığında- Brüksel ve Lüksemburg’da yaklaşık 2.000 resmî toplantı ve İsveç’te de 150 kadar resmî/gayriresmî toplantı düzenlemeyi planlıyor.

1995 yılında AB’ye üye olmasından itibaren birçok politika alanında iz bırakan İsveç’in, hem Çek Cumhuriyeti Dönem Başkanlığı’ndan kalan hem de kendi programında yer alan yasama girişimleri için AB ülkeleri arasında geniş bir uzlaşı arayışında olacağı ve gerçek çözümler için pragmatizm çağrısında bulunacağı öngörülüyor. İsveç’in özellikle; Göç ve İltica Paktı kapsamındaki dosyaların müzakerelerine öncelik vermenin yanı sıra, iklim politikalarının amiral gemisi olarak görülen 55’e Uyum Paketi, DTÖ’nün reformu konusunda AB liderliği, ABD ile daha geniş ticari ilişkiler, üçüncü ülkelerle daha iddialı serbest ticaret anlaşmaları ve Tek Pazar Acil Durum Aracı’nın hayata geçirilmesi gibi gündemleri dönem başkanlığı boyunca gündeminin üst sıralarında tutacağı tahmin ediliyor.

İklim ve Dijital Hedefi Olmayan AB Konseyi Dönem Başkanlığı

İsveç, AB Üye Devletleri arasında en çevre dostu ülkelerden birisi ve iklim değişikliğine uyum politikaları konusunda oldukça başarılı bir ülke olarak biliniyor. Üstelik, AB’nin 2050 yılına kadar iklim nötr bir birlik olma hedefini beş yıl öne çekerek 2045 yılına kadar iklim nötr bir ülke olmak istiyor. Ayrıca, Avrupa Komisyonu tarafından önerilen 2030 yılına kadar %55'lik emisyon azaltımından daha yüksek bir azaltım çağrısı yapıyor. Tüm bunlara rağmen iklimle ilgili bir öncelik belirlememesi nedeniyle İsveç, kendi gündemini AB gündemine taşımaktan kaçındığı için eleştiriliyor. Bunda, seçimleri kazanan muhafazakâr-sağ ittifakın içinde yer alan, iklim değişikliğini inkâr etme eğilimindeki aşırı sağ parti İsveç Demokratları’nın etkisinin olup olmadığı sorgulanıyor.

Dijital gündem de tıpkı iklim gibi İsveç Dönem Başkanlığı’nın öncelikleri arasında ayrı bir öncelik olarak yer almıyor. Bu yüzden, dönem başkanlığı boyunca AB düzeyinde hâlihazırda tartışılmakta olan dijital öneriler ve AB Konseyinde devam eden dosyalar üzerinde çalışacağı tahmin ediliyor.

Türkiye-AB İlişkilerinin Geleceği: İsveç’in NATO Üyeliği ve Türkiye

İsveççede "Ruslar geliyor" anlamına gelen "Ryssen kommer" deyimini gerçeğe dönüştüren savaş, İsveç dış politikasında bir paradigma değişikliğine yol açtı. Son 200 yıldır askerî olarak tarafsız ve bağlantısız kalan İsveç, ülke içinde yaşanan uzun ve hararetli tartışmaların ardından Mayıs 2022'de Finlandiya ile birlikte NATO üyeliği için başvuruda bulunmuştu. Ancak Türkiye’nin, iki ülkenin de terör örgütlerini desteklediği ve silah/askerî malzeme ambargosu uyguladığı gerekçesiyle İsveç ve Finlandiya’nın üyelik başvurularını onaylamayacağını açıklaması, İttifak içinde kaygı yaratmıştı. 28 Haziran 2022’de, NATO Madrid Zirvesi’nde Türkiye, Finlandiya ve İsveç’in aralarında imzaladıkları Üçlü Muhtıra’nın ardından İsveç, Türkiye’nin hassasiyetlerinin göz önüne alınacağını açıklamış ve terörle mücadele ile ilgili bir anayasa değişikliği de yapmıştı. Ancak yaptığı son açıklamada Kristersson’ın, Türkiye’nin tüm taleplerinin karşılanamayacağını söylemesinin ardından Türkiye’nin nasıl bir hamle yapacağı merak ediliyor.

İsveç’in yayımladığı çalışma programında, AB’nin Doğu Ortaklığı ve Batı Balkan ülkeleriyle ilişkisinin güvenlik konularını da içerecek şekilde genişletilmesi ve derinleştirilmesinin yanında Türkiye ile Doğu Akdeniz’de istikrarlı ve güvenli koşulların birlikte yaratılması için iş birliğini artırmak da dâhil, karşılıklı faydaya dayalı ilişkinin geliştirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Buradan da anlaşılacağı üzere, gerek İsveç’in dönem başkanlığında gerekse AB’nin genel gündeminde, Türkiye’nin AB’ye katılımı veya müzakerelerin yeniden başlamasıyla ilgili bir görüşün yer almadığı görülüyor.

Henüz sonuç vermemiş bir diyalog içinde bulunan İsveç ve Türkiye’nin, ikili ilişkileri İsveç Dönem Başkanlığı süresince nasıl sürdüreceği ve Türkiye – AB ilişkilerinin bundan nasıl etkileneceği büyük bir soru işareti. Türkiye’nin ayrıca TBMM ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini de gerçekleştireceğini düşündüğümüzde çok faktörlü bir zeminde ilerleyecek ikili ilişkilerin bir sonuca varmaması durumunda, İsveç ve Finlandiya’nın katılımını destekleyen NATO, farklı bir çözüm arayacaktır.

Yine de yeni İsveç hükümetiyle Türkiye arasında son dönemde artan temasların ve iş birliği vurgusunun, Türkiye-AB ilişkilerine olumlu yansımaları olabileceğine işaret ediyor. İsveç’in öncelikleri arasında yer alan enerji konusunda, Yunanistan ve GKRY’nin engel koyduğu “enerji” konulu diyalog toplantısının isminin “yeşil dönüşüm” olarak değiştirilerek yapılması hedefleniyor. Türkiye, İsveç Dönem Başkanlığı’nda Haziran 2023’te Moldova’da yapılması planlanan Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nde, aday ülkeler ve genişleme sürecindeki ülkelerden oluşan on ülke ile özel bir genişleme zirvesinin yapılmasını talep ediyor. Ancak, İsveç Dönem Başkanlığı’nın böyle bir zirvenin yapılması için alacağı inisiyatif yeterli görünmüyor. AB içinde genişleme konusunda görüş ayrılıkları hâlâ sürerken, Yunanistan ve GKRY, Türkiye ile AB arasında stratejik iş birlikleri ve diyalogların önündeki en büyük engeller olmaya devam edecek gibi duruyor.

Sema Nur Yeniyıldız, İKV Uzman Yardımcısı

Diğer Yazılar