İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
2-8 MAYIS 2011

İKV, “TURKEY: PAST, PRESENT AND FUTURE” BAŞLIKLI YAYININI AVRUPA PARLAMENTOSU’NDA TANITTI

İKV uzmanları tarafından İngilizce hazırlanan “Turkey: Past, Present and Future” kitabının tanıtımı ve Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri üzerine bir toplantı,  İKV tarafından Avrupa Muhafazakar ve Reformcu Grubun  (European Conservatives and Reformist’s Group) katkılarıyla 3 Mayıs 2011 tarihinde Avrupa Parlamentosu’nda gerçekleştirildi.  Toplantı,  İKV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu ve Avrupa Parlamentosu üyesi Geoffrey van Orden tarafından yönetildi. Geniş bir katılımla gerçekleştirilen toplantıya Türkiye’den İKV Yönetim Kurulu Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu, İKV Yönetim Kurulu Üyeleri Tamer Kıran ve İlhan Soylu,  Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nurcan Baç, Adalet eski Bakanı Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Öztek, Ulaştırma eski Bakanı Oğuz Tezmen, Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feroz Ahmad, yazar Nedim Gürsel, İstanbul Sanayi Odası Genel Sekreteri Mete Meleksoy, MÜSİAD Genel Sekreteri Eyüp Vural Aydın, Marmara Üniversitesi Avrupa Birliği Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sait Akman, İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas, İKV Brüksel temsilcisi Haluk Nuray, İKV Kıdemli uzmanları Zeynep Özler, Can Mindek, İKV Uzmanı İlke Toygür ve İKV Uzman Yardımcısı Selen Akses katıldı. 

Toplantının açış konuşmaları İKV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu ile Avrupa Parlamentosu üyeleri Geoffrey Van Orden (Avrupa Muhafazakar ve Reformcu Grubu üyesi), Jan Zahradil (Avrupa Muhafazakar ve Reformcu Grubu Başkanı),  Marietje Schaake (Avrupa Liberal ve Demokratlar İttifakı üyesi) ve Emine Bozkurt (Sosyalist ve Demokratlar İlerici İttifakı Grubu üyesi) tarafından yapıldı. Avrupa Parlamentosu Muhafazakâr ve Reformcular Grubu Genel Sekreteri Adela Kadlecova İKV yayını “Turkey: Past, Present and Future” adlı kitabı tanıtan bir sunum gerçekleştirdi. İKV Araştırmacıları tarafından İngilizce olarak hazırlanan kitap Türkiye ile ilgili olarak merak edilen, yanlış veya eksik bilinen bazı konulara ışık tutmayı amaçlıyor. Bu konular arasında Türkiye ile ilgili tarihi perspektifler ve imajlar, Türkiye’de din ve laiklik, hak ve özgürlükler, demokrasi ve sivil toplum, siyasal katılım, eğitim, iyi komşuluk ilişkileri, siyasi reformlar ve Türkiye’nin Avrupalılığı gibi konular bulunuyor.

Toplantının ikinci bölümünde Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Türkiye tarihi uzmanı Prof. Dr. Feroz Ahmad, yazar Nedim Gürsel, Adalet eski Bakanı Prof. Dr. Selçuk Öztek ve Ulaştırma eski Bakanı Oğuz Tezmen birer konuşma yaptı. Toplantı daha sonra soru cevap bölümü ile devam etti.

Açış konuşmasında Geoffrey van Orden, Türkiye’nin AB katılım müzakerelerindeki durumuna dikkat çekti. Türkiye’nin Asya ve Avrupa arasındaki özel konumunu yorumlarken, van Orden Türkiye’nin AB üyeliğine yürekten inandığını ekledi. İKV Başkanı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu açış konuşmasında, İKV’nin 22 Nisan 2011 tarihinde 81 sivil toplum temsilcisi ile gerçekleştirdiği AB için sivil toplum platformu toplantısını gündeme getirdi ve bu toplantıda kabul edilen ortak bildirgenin sivil toplumun Türkiye’nin AB üyeliği hedefine verdiği güçlü desteği ifade ettiğini bildirdi. Prof. Dr. Kabaalioğlu Türkiye-AB ilişkilerinde yaşanan bazı sorunlardan söz etti. Bunların arasında başta gelen sorunlardan biri olarak AB’nin üçüncü ülkeler ile imzaladığı ticaret anlaşmalarında gümrük birliği içinde olduğu Türkiye’nin söz hakkı olmamasını ve bu anlaşmaların Türkiye ile söz konusu üçüncü ülke arasında imzalanmasında gecikmeler olmasını vurguladı. Bu tür anlaşmaların Türkiye ile de AB ile paralel olarak müzakere edilmesi, aynı anda imzalanması ve yürürlüğe girmesi gerekliliğine dikkat çekti. Bunun yanı sıra, Prof. Dr. Kabaalioğlu, Avrupa Adalet Divanı’nın Soysal kararı ve bunu takiben Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde mahkemelerce alınan kararlara rağmen Türk vatandaşlarına uygulanan vize konusunda ilerleme olmaması konusu üzerinde durdu. Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu’ndan sonra söz alan Jan Zahradil Türkiye’nin demokrasi, laiklik ve Müslümanlığı bağdaştıran ve bu özellikleri ile bölgesinde rol modeli olan bir ülke olduğunu ifade etti. Türkiye’nin Müslüman dünyası için bir deniz feneri olduğunu söyleyen Zahradil, Türkiye’nin hiç bitmeyen AB katılım sürecinin yerine getirilemeyen sözler ve beklentilerle dolu olduğunu vurguladı. Zahradil bazı ülkelerin Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıktığını ve bunu ideolojik ve kültürel savlara dayandırdığını ifade etti. Ancak gerçeğin bundan daha basit olduğunu ve AB üyesi olması halinde AB Konseyi’nde belirleyici oy hakkına sahip olacak ve AP’ye en fazla sayıda vekil gönderecek olan Türkiye’nin AB içindeki büyük ülkeleri endişelendirdiğini vurguladı. Zahradil özellikle Lizbon Antlaşması ile getirilen oylama sisteminin nüfusu fazla olan Üye Devletlere avantaj sağladığını dile getirdi.  

Zahradil’i takiben söz alan Hollandalı AP üyesi Marietje Schaake, Türkiye’de yaşanan bazı sorunlara dikkat çekti ve Türkiye’de hala “kazanan her şeyi alır” zihniyetinin var olduğunu söyledi. Türkiye’nin AB sürecini canlandırmanın yolunun insanlar arası temas ve iletişimi artırmaktan geçtiğini ifade etti. Bu çerçevede, sivil toplum diyaloğunun önemine dikkat çekti. Schaake, liberal bir AP üyesi olarak Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediğini ifade etti. Ancak Türkiye’de son günlerde ifade özgürlüğü, basın ve internet özgürlüğü alanlarında yaşanan sorunların da kendisini endişelendirdiğini ifade etti. Schaake, yapılan seçimlerin sonuçları olduğunu söylerken Türkiye’nin son dönemde bazı Ortadoğu ülkelerine vize açılımının da AB ile yakınlaşmasını etkileyecek olumsuz sonuçları olabileceğini belirtti. Schaake, gelecek yılın Hollanda ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin başlamasının 400’üncü yılı olacağını ve bunun vize konusunda bir ilerleme sağlamak için uygun bir zaman olacağını vurgulayarak sözlerini bitirdi.

Türk kökenli Hollandalı AP üyesi Emine Bozkurt ise sözlerine bu bilgilendirici toplantıyı düzenlediği için İKV’ye teşekkür ederek başladı. Emine Bozkurt, 2004 yılında Türkiye ile müzakerelerin açılması yönünde alınan kararı ve bunun yarattığı iyimser ortamı hatırlattı. Nisan ayında Türkiye’de olduğunu ve yaşanan olumsuzluklara rağmen hala sivil toplumun sürece desteğinin devam ettiğini belirtti. Türkiye’de çoğunluğun AB projesinin bir parçası olmanın önemine inandığını söyledi. Bozkurt Türkiye’de AB’nin gücü ve etkinliğine yönelik bir güvenin var olduğunu belirtirken “AB de hala kendi gücüne inanıyor mu” sorusunu sordu. Özellikle seçim süreci yaşayan bazı AB ülkelerinde tolerans ve özgürlüklerin yara aldığını ve zayıfladığını ve hal böyle iken Türkiye’den özgürlüklerini genişletmesini istemenin iki yüzlülük olabileceğini belirtti. Bozkurt, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkan bazı ülkelerin aynı zamanda Türkiye’ye en fazla yatırım yapan ülkeler arasında yer almasını da paradoksal bir durum olarak ortaya koydu. Türkiye’nin AB üyesi olması halinde yaşanacak bir göç akınından korkulduğunu ifade eden Bozkurt, kendisinin de yıllar önce Hollanda’ya göç eden bir Türk ailesinin çocuğu olduğunu vurguladı.

Geoffrey Van Orden, Türkiye’nin stratejik önemi, genç ve dinamik nüfusu ve büyüklüğüne dikkat çekti. Türkiye’nin laik cumhuriyet ve Müslüman kimliği arasında bir ikilem yaşadığını ifade etti. Van Orden bugün yaşadığımız durumu hazırlayan bazı önemli olaylara dikkat çekti. 11 Eylül 2001 saldırılarının İslam’a bakışı etkilediğini ve radikal İslam’dan duyulan endişeyi artırdığını ifade etti. Bunun yanında AKP gibi güçlü İslami kökenlere sahip bir partinin 2002’de iktidara gelmesi, 2003’deki Irak Savaşı’nın ABD ile Türkiye arasında bir ayrılığın ortaya çıkmasına yol açması, Türkiye’nin bölgesel politikalarının ve bölgedeki ülkeler ile artan bağlarının Batı’da şüpheyle karşılanmasından söz eden Van Orden, tüm bu gelişmeler ve sorunların Türkiye AB ilişkilerinde yaşanan duraklamaya yol açtığını ifade etti. 

Avrupa Parlamentosu Muhafazakâr ve Reformcular Grubu Genel Sekreteri Adela Kadlecova İKV yayını “Turkey: Past, Present and Future” adlı kitabı tanıtan bir sunum gerçekleştirdi. Kadlecova, Avrupa’da medyada Türkiye ve AB üyeliği konusundaki söylem ve tartışmaların büyük ölçüde önyargılar ve yanlış anlamalar çerçevesinde şekillendiğini söyledi. Türkiye’ye ilişkin algının geçmişten gelen mitler, söylenceler ve inanışlar çerçevesinde oluştuğuna değindi ve kendisinin de çocukken, çocukları canlı canlı yiyen korkunç Türk imgesinin yer aldığı masalları dinlediğini hatırlattı.  Bu imajın hala AB politikacıları tarafından Türkiye’ye karşı bir korku ve karşıtlık oluşturmak için kullanıldığını belirtti. Türkiye ile ilgili algıyı yansıtan çeşitli karikatür vs gibi örnekler sunan Kadlecova, bugün Avrupa’da Türkiye’nin imajının neredeyse Atatürk hiç yaşamamış gibi olduğunu ifade etti. Kadlecova, İKV yayını olan “Turkey: Past, Present, Future” adlı kitabın genel kamuoyu yanında özellikle AB ve Üye Devletler düzeyinde Türkiye ile ilişkileri yürüten bürokratlar için de temel bir rehber niteliğinde olduğunu belirtti. Toplantının ikinci bölümünde ilk konuşmayı Türkiye yakın tarihi uzmanı Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feroz Ahmad yaptı. Ahmad, tarih ve imajların Avrupa’da önemli bir sorun teşkil ettiğini özellikle okullarda öğretilen tarihin yazımının üzerinde dikkatle durulması gereken bir konu olduğunu söyledi. Ahmad, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi ile iki Roma’nın birleştiğini ve kendi portresini yaptıran Fatih’in din anlayışının Osmanlı’da devam ettiğini ifade etti. Osmanlı İmparatorluğu’nun görünüşte bir şeriat yönetimi olmasına rağmen aslında devletin devamlılığının en önemli konu olduğunu ve şeriatın her zaman uygulanmadığını vurguladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun Almanya’nın etkisi ile Birinci Dünya Savaşı’nda cihad ilan ettiğini ancak, bundan önce cihad çağrısı yapmadığını hatırlattı. Osmanlı’da toleransın aslında modern anlamda bir hoşgörü olmadığını emperyal yönetimlerin başvurduğu ve çok etnisiteli bir toplumu yönetme modeli olduğunu ekledi. Osmanlı’nın 19. Yüzyılda dünya ekonomisine entegre olduğunu ve bunun 1996 yılında gerçekleşen gümrük birliği ile karşılaştırılabileceğine değindi. Ahmad, Osmanlı’nın yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin dinin kötüye kullanılmasını engellemek ve din özgürlüğünü tam anlamıyla sağlamak için laikliği benimsediğini ifade eden Ahmad, bunun din dışı olmak anlamına gelmediğini vurguladı.

Prof. Dr. Feroz Ahmad’dan sonra söz alan ulaştırma eski Bakanlarından Oğuz Tezmen, Türkiye’nin 1959’dan başlayan AB ile ilişkilerine değindi. Kendisinin gümrük birliği kararı alındığında Parlamento’da olduğunu ifade eden Tezmen, o tarihte birçok kesimin gümrük birliğine karşı çıktığını ancak kendilerine “birkaç yıl sonra AB üyesi olacağız” denildiğini hatırlattı. Gümrük birliğinin Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunduğunu ve özellikle yabancı yatırım çekmekte etkili olduğunu ifade etti. 2023’te Türkiye’nin dünyanın onuncu büyük ekonomisi olmasının beklendiğini vurgulayan Tezmen, Türkiye’de AB üyeliğine duyulan inancın ve desteğin kaybolmaya başladığına ve artık Türkiye’nin üye olarak alınıp alınmayacağının kesin bir dille ortaya konulmasının gerektiğine dikkat çekti. Tezmen “Gerçeklerden değil korkunun kendisinden korkmalıyız” diyerek, Türkiye’nin AB üyeliğinin iki tarafın da yararına olacağını belirtti.

Yazar Nedim Gürsel, Fransız kamuoyuna seslenmek için Fransızca olarak kaleme aldığı ve Türkçe’ye “Yaşlı Avrupa’ya Genç Damat” ismiyle çevrilen kitabında, özellikle kimlik konusuna değindiğini belirtti. Kitabında yer alan bir anekdottan söz eden Gürsel, Türkiye’nin Helsinki’de aday olarak ilan edilmesinden bir gün sonra Otranto’da yapılacak bir yazarlar toplantısına davet edildiğini belirtti. Otranto’ya gittiğinde belediye başkanının şehirdeki bir kiliseye gezi düzenlediğini ve burada konferans katılımcılarına 5 yüzyıl önce Otranto’ya çıkan Türklerin yaptıkları katliamın gösterildiğini ifade etti. O dönemde Fatih Sultan Mehmet’in dini yasağa rağmen kendi portresini yaptırdığına dikkat çeken Gürsel, kimliklerin çatışmalar ve etkileşimler sonucunda şekillendiğini ifade etti. Türkiye’nin yakın tarihinde üç askeri darbe yaşadığına değindi ve kendisinin de Maksim Gorki hakkında yazdığı bir makale yüzünden askeri mahkemede yargılandığını anlattı. Türkiye’nin AB süreci sayesinde bu alanda önemli ilerlemeler yaşandığını ifade eden Gürsel, özellikle demokrasi ve ifade özgürlüğü alanında hala reformlara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Son olarak yayımladığı kitabı yüzünden de hakkında dava açıldığını ve Türkiye AB’ye girdiğinde artık bu tür davaların ortadan kalkacağını belirtti. Daha önce 12 Eylül darbesine atfen “yazılmamış kitaplar mezarlığı” adlı bir öykü yazdığını ve son olarak yayımlanmamış bir kitabın toplatılması olayının kendisine bu öyküyü hatırlattığını belirten Gürsel, “bu durumda gerçek, kurguyu taklit etti” dedi.

Adalet eski Bakanı ve Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Öztek, 1982 anayasasının bir darbe sonucunda ortaya çıktığını ve anayasayı tadil etmektense yeni bir anayasanın yapılması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin AB sürecine bazı Üye Devletler tarafından kilit vurulduğunu ifade eden Öztek, bu durumun Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları alanında ilerleme sağlamasını da engellediğini ve bunun hiçbir meşru gerekçesinin olmayacağını ekledi. Prof. Dr. Öztek, AB’ye, insan haklarına saygılı ve AB müktesebatına uyumlu olan demokratik bir Türkiye’nin AB’de yerinin olduğu yönünde bir açıklama yapması çağrısında bulundu. Türkiye’nin müzakere sürecini tıkayan mevcut yaklaşımın çözümsüzlüğü getirdiğini hatırlatan Öztek, Türkiye’nin başarılı dış politikası ve diplomatik girişimlerinin AB’yi de memnun etmesi gerektiğini belirtti.

Daha sonra söz alan katılımcılardan Marmara Üniversitesi AB Enstitüsü öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Sait Akman, Türkiye’nin müzakere sürecinde üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğini ve müzakerelerin kesilmesi ihtimalinin her iki taraf için de ciddi sonuçları olacağını vurguladı. Katılımcılardan Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nurcan Baç ise, Türkiye’nin AB katılım sürecinin bu kadar uzun sürmesinin şaşırtıcı olduğunu ve Türkiye’nin AB üyeliğinin doğuracağı etkilerin önyargılardan uzak ve rasyonel bir şekilde analiz edilmesi gerektiğini ifade etti.

Toplantı Türkiye’nin AB sürecinin canlandırılmasına yönelik dilek ve öneriler ile sona erdi.

Toplantı ile ilgili kapsamlı bilgiye www.ikv.org.tr adresinden, fotoğraf ve ses kayıtlarına ise aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir.

http://www.ecrgroup.eu/policy-turkey.asp

Toplantının ardından ise İKV heyeti, Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Türkiye masası Başkanı Jean Christoph Filori ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’nun siyasi danışmanlarından oluşan  (Bureau of European Policy Advisers) (BEPA) ekipten, Başkan Yardımcısı Margaritis Schinas,  J. Marques de Almeida ve Hugo Sobral ile temaslarda bulundular.