İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
18-24 NİSAN 2011

İRLANDA ESKİ LONDRA BÜYÜKELÇİSİ O’CEALLAIGH “AB İÇİN SİVİL TOPLUM GİRİŞİMİ” TOPLANTISINDA KONUŞTU

İrlanda’nın eski Londra Büyükelçisi, Uluslararası ve Avrupa İlişkileri Enstitüsü Genel Direktörü Daithi O’Ceallaigh, 22 Nisan 2011 tarihinde İKV ve Türkiye Avrupa Vakfı öncülüğünde düzenlenen AB için Sivil Toplum Girişimi toplantısına katılarak, sivil toplum kuruluşu temsilcilerine hitaben bir konuşma gerçekleştirdi.

Konuşmasında O’Ceallaigh, AB’de yaşanan mevcut sorunlar, İrlanda’nın AB üyeliği ve Türkiye’nin AB üyeliği konularına değindi.

Konuşmanın özeti şöyle:

“Bugün AB’nin en önemli sorunları arasında Avro alanında yaşanan kriz yer almaktadır. Yunanistan, Portekiz ve İrlanda IMF, Avrupa Merkez Bankası ve Avrupa Komisyonu tarafından kurtarılmıştır. Bu kurtarma paketleri başarıya ulaşmış mıdır? Avro’nun geleceği nasıl olacaktır? İrlanda için söylemem gerekirse, büyük ihtimalle başarıya ulaşacaktır. İrlanda borç olarak aldığı yüksek miktardaki parayı geriye ödeyecektir. Yüksek borç oranlarına ve bankacılık sistemindeki krize rağmen, ekonominin temelleri sağlamdır. Avro alanının geleceği için AB’de önemli değişikliklere gidilmesi zorunludur. Şu anda bir para birliğimiz var ancak mali birliğimiz henüz oluşmadı. Bu krizini sonucunda 3-4 yıl için de bir mali birliğin temellerinin atıldığını görebiliriz.

İkinci önemli mesele Lizbon Antlaşması sonrasında gerçekleşen kurumsal değişikliklerdir. Şu anda AB konseyi Başkanlığı müessesesi oluşturulmuş olup, işlemektedir. Yeni bir dış işleri bakanına sahibiz. Avrupa Parlamentosu’nun güçleri artmıştır. AP’nin çalışma biçimi AB’nin diğer organlarından farklıdır. Burada bulunan çok uluslu siyasi partiler milliyete göre değil, siyasi görüşe göre örgütlenmiştir. AB giderek önemini artırmaktadır. Türkiye gibi aday ülkelerin de AP ile ilişkilerini güçlendirmelerin tavsiye ederim. AB’nin en önemli kurumlarından biri olan Avrupa Komisyonu kurumsal sistem içinde zayıflamıştır. Örneğin Avro alanı ile ilgili değişiklikler Avrupa Komisyonu tarafından önerilmemiştir. Fransa ve Almanya liderleri, Nicolas Sarkozy ve Angela Merkel’den gelmiştir. Komisyon’un zayıflaması üzerinde durulması gereken bir konudur.

Üçüncü önemli mesele AB’nin genişleme sürecidir. İkibinli yıllarda AB en kapsamlı genişlemesini gerçekleştirmiştir. Bugün karşı karşıya olduğumuz mesele yeni üye olan 12 devletin AB’ye etkili bir şekilde entegre olması ve AB sisteminde uyumlu bir şekilde yerlerini almalarıdır. Bu süreçte genişleme de eskiye oranla daha yavaş gerçekleşmiştir. Balkanlar ve Türkiye’nin üyeliğinin daha da uzun sürmesi muhtemeldir.

Dördüncü önemli mesele bugün AB ülkelerinde iktidarda olan politikacıların vizyonları ile ilgilidir. Avrupa entegrasyonu kurucu liderlerini uzak görüşlülüklerine ve gösterdikleri vizyoner liderliğe dayanmaktadır. 1980’li yıllarda da Jacques Delors, François Mitterand ve Helmut Kohl gibi liderler Avrupa entegrasyonunu yeni bir aşamaya taşıyan adımları atabilmişlerdir. Bugün ise farklı bir durum mevcuttur. Sarkozy ve Merkel iç politika meselelerine gömülmüştür. Bu yıl Almanya’da yerel düzeyde 7-8 seçim yapılacaktır. Fransa’da ise Sarkozy gelecek yıl seçimlere girecektir. İç politika AB hedeflerinin önüne geçmiştir.

Şimdi İrlanda’nın AB üyeliğinden söz etmek istiyorum. İrlanda İngiltere ve Danimarka ile birlikte 1973 yılında AT’ye katıldığında yoksul ve içe kapalı bir ülkeydik. Dış ilişkilerimiz büyük ölçüde İngiltere ileydi. O gün AT ortalamasının yüzde 60’ından az olan ortalama gelir düzeyimizi bugün AB ortalamasına yakındır. O gün 1 milyondan az kişi çalışıyorken, bugün istihdam oranı 1.800.000 kişiye ulaşmıştır. O gün toplam ihracatımızın yüzde 70’i İngiltere’ye iken bu gün ihracatımızda İngiltere’nin oranı yüzde 20’den azdır. En büyük değişiklik de zihniyetlerde olan değişimdir. Artık dünyaya İngiltere’nin değil kendi eksenimizden bakmayı öğrendik. AB üyeliğinin kazandırdığı güven, 300 yıllık Kuzey İrlanda gibi sorunlarımızı da çözmemizi kolaylaştırmıştır. Doğmuş olduğum ülke bugün AB üyeliği nedeniyle her açıdan çok daha iyi durumdadır.

Son olarak Türkiye’nin AB üyeliği konusuna değinmek isterim. İrlanda’nın deneyiminden yola çıkarak şunu söyleyebilirim. Biz AT üyesi olmadan hukuk düzenimizi ve rejimimizi AT’ye adapte etmeyi hedefledik. Bu şekilde üye olur olmaz, sorunsuz bir şekilde AT sistemine uyum sağlamamız mümkün oldu. Türkiye’de sizler, müzakerelerin bu kadar uzun sürmesinden dolayı hayal kırıklığı hissediyorsunuz. Şunu unutmamak gerek. Üye olmadan önce AB müktesebatına uyum sağlamanız müzakere sürecini kolaylaştıracaktır. Ben Türkiye’nin AB üyesi olacağına inanıyorum. Siz AB’ye başka hiçbir üyede olmayan bir şey getireceksiniz. Ben Finlandiya’da büyükelçilik yapmıştım. Finlandiya’nın AB’de başka hiçbir üye devlette olmayan bir özelliği vardı: Rusya bilgisi. Yüzyıllar boyunca Rusya ile temasta olmuş ve müzakere etmişti. Aynı şekilde Türkiye de hiçbir üye devletin sahip olmadığı bir özelliğe sahiptir: İslam, İslam ülkeleri ve Ortadoğu hakkında bilgi. Bunu daha fazla vurgulamalısınız. AB’ye girmeniz sadece bir zaman meselesidir. İrlanda üyeliğinizi desteklemektedir. Türkiye’nin üye olması ile AB daha güçlü olacaktır.”