İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 MART 2023

AB GÜNDEMİ: AB’den Ulaştırma Sektörü Emisyonlarını Azaltmaya Yönelik Yeni Adımlar

AB’den Ulaştırma Sektörü Emisyonlarını Azaltmaya Yönelik Yeni Adımlar

Artış hızı bir önceki on yıla kıyasla yavaşlamış olsa da küresel sera gazı emisyonları günümüzde hâlen yükselmeye devam ediyor. COVID-19 salgını esnasında alınan kapanma ve kısıtlama kararları kısa süreli olarak emisyonlarda azalmaya neden olsa da salgının etkilerinin hafiflemesinin ardından tüm dünyada ekonomik faaliyetlerin yeniden başlamasıyla emisyonlar COVID-19 öncesi döneme döndü.

Küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık dörtte biri ulaştırma sektöründen kaynaklanıyor. Dünya çapında ulaştırma sektöründe kullanılan enerjinin %95’i fosil yakıtlardan karşılanırken, bu sektör ülkelerin %45’inde enerjiye bağlı emisyonların en büyük kaynağı oldu. Ulaştırma sektöründen kaynaklanan emisyonlar, 1990 yılından 2021’e kadar her yıl ortalama olarak %1,7 artarak en fazla artış gösteren nihai kullanım sektörü oldu. COVID-19 kısıtlamalarının kaldırılmasının ardından ulaştırma faaliyetlerinin yeniden artışa geçmesiyle, 2021 yılında bir önceki seneye kıyasla ulaştırmadan kaynaklanan CO2 emisyonlarında %8’lik bir artış gerçekleşti. Uluslararası Enerji Ajansı tarafından yapılan analizlere göre, 2050 yılına kadar net sıfır emisyon senaryosunu gerçekleştirmek için 2030 yılına kadar her yıl ulaştırma sektöründe CO2 emisyonlarının %3 azaltılması gerekiyor.

AB’de Artan Ulaştırma Emisyonlarını Ele Almak

AB içindeki ulaştırma emisyonları, yolcu taşımacılığı ve ülke içi taşımacılık hacimlerindeki büyüme nedeniyle 2013 ile 2019 arasında istikrarlı bir şekilde artış gösterdi. 2020 yılında COVID-19 kısıtlamaları nedeniyle ulaştırma faaliyetleri ve bununla bağlantılı olarak emisyonlar da azalırken, kısıtlamaların kaldırılmasıyla 2021 yılında yaklaşık %7,7 artış yaşandı. AB’de ağır vasıta araçları (kamyonlar, otobüsler vs), toplam karayolu taşımacılığının yaklaşık dörtte birini oluştururken, bu araçlardan kaynaklanan sera gazı emisyonları 2014 yılından beri 2020 yılı hariç her yıl artış gösterdi. Özellikle de yük taşımacılığı sektörüne bakıldığında, emisyonların önemli bir ölçüde arttığı görülüyor. Öyle ki, 2019 yılında yük taşımacılığından kaynaklanan emisyonlar, havacılık sektöründen kaynaklanan emisyonlardan %55, deniz taşımacılığı sektöründen de %37 fazla ölçüldü. AB’deki ağır vasıta araçların neredeyse %99’unun içten yanmalı motorlar ve ağırlıklı olarak dizel gibi fosil yakıtlar ile çalıştığı düşünülürse, hem AB’nin enerji bağımlılığının artabileceği hem de iklim değişikliği ile mücadelenin zorlaşabileceği söylenebilir. Bu durumu ele almak için Avrupa Komisyonu, 14 Şubat 2023 tarihinde, 2030 yılı sonrasında AB’nin toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık %6’sına neden olan ağır vasıta araçların karbonsuzlaştırılmasına yönelik yeni yasa teklifi yayımladı.

Komisyon yeni yasa teklifiyle, sertifikalandırılmış CO2 emisyonlarına sahip neredeyse tüm ağır vasıta araçlar için daha güçlü CO2 emisyon standartları ortaya koydu. Buna göre, ağır vasıta araçlardan kaynaklanan emisyonların 2019 yılına kıyasla 2030 yılına kadar %45; 2035 yılına kadar %65; 2040 yılına kadar da %90 oranında azaltımının sağlanması amaçlanıyor. Komisyon ayrıca, şehirlerde sıfır karbonlu otobüslerin kullanımını yaygınlaştırmak için 2030 itibarıyla şehirlerdeki tüm otobüslerin sıfır karbonlu olmasını teklif ediyor.

Bu yasa teklifinin Avrupa Yeşil Mutabakatı ve RePowerEU hedefleri doğrultusunda enerji dönüşümü üzerinde olumlu bir etki yaratacağı düşünülüyor. Böylece, fosil yakıtların ithalatına yönelik talep azalırken, ulaştırma sektöründe enerji tasarrufunun ve verimliliğinin artacağı öngörülüyor. Ayrıca, başta şehirlerde olmak üzere hava kirliliğini azaltarak AB vatandaşlarının sağlığını iyileştirmeyi, daha inovatif yaklaşımları teşvik ederek AB’nin temiz teknoloji sanayisini ve uluslararası rekabet edebilirliğini desteklemeyi amaçlıyor.

AB’de ulaştırma sektöründeki emisyonlara yönelik atılan adımlar ağır vasıta araçları ile sınırlı kalmadı. 12 Şubat 2023’te, 55’e Uygun Paketi’nin parçası olarak daha önce sunulan ve yeni binek otomobiller ve hafif ticari taşıtların 2035 yılına kadar sıfır karbonlu hâle gelmesini amaçlayan ve daha önceden AB Konseyi ile üzerinde uzlaştığı metni AP kabul etti. Bunun yanında, 2030 yılına kadar otomobiller için %55, kamyonetler için %50 emisyon azaltımı hedefi de kabul edildi.

Anlaşmazlıklar Devam Ediyor

AB’nin ulaştırma sektöründen kaynaklanan emisyonları azaltma çabalarının arka planında bazı anlaşmazlıklar da ortaya çıktı. Pek alışılagelmemiş bir durum olarak, Almanya ve İtalya, Konsey ve Parlamentonun yeni binek otomobillerin ve hafif ticari taşıtların 2035 yılına kadar sıfır karbonlu hâle gelmesi üzerinde anlaştığı metne karşı çıktı. Almanya otomotiv sanayisini korumak amacıyla e-yakıt olarak da bilinen iklim nötr sentetik yakıtların kullanıldığı araçların da kapsam dâhiline girmesini talep ederken, İtalya, Macaristan, Bulgaristan ve Polonya bu düzenlemeye tamamen karşı çıkıyor. AB’nin otomotiv sektöründe başlıca bir rolü olan Almanya’nın, e-yakıtların yer almadığı bu düzenlemeyi kabul etmeyeceğini açıklamasının yanı sıra İtalya, yenilenebilir yakıt kullanımına ilişkin teşvik sağlamaksızın 2035 yılına kadar emisyon azaltma hedefini %100 olarak belirlemenin teknoloji tarafsızlığı ilkesi ile bağdaşmadığını, ancak Komisyonun AB’nin çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için “sağ duyulu” alternatifler sunması hâlinde itirazından vazgeçeceğini söylüyor. Almanya ve İtalya’nın düzenlemeye karşı olan diğer AB ülkeleriyle birlikte süreci sekteye uğratabileceği düşünülüyor. Almanya’nın bu tutumu yalnızca bu düzenlemenin geleceğine yönelik endişeleri artırmakla kalmıyor. Başta Polonya olmak üzere diğer AB Üye Devletlerinin Almanya’nın tutumundan etkilenerek istemedikleri diğer çevre politikalarını sekteye uğratmak için benzer taktikler kullanabileceği düşünülüyor.

Mevcut durumda, Almanya’nın ikna edilmesi çok zor görünüyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile görüşmesinin sonuçları da Almanya’nın fikrini değiştirme niyeti olmadığını gösteriyor. Ayrıca düzenlemeye karşı çıkan ve AB nüfusunun %42’sini oluşturan Almanya, İtalya, Polonya ve Bulgaristan’ın bu düzenlemeyi engellemek için yeterli çoğunluğa sahip olduğu görülüyor. 23-24 Mart 2023 tarihlerinde gerçekleştirilecek AB Liderler Zirvesi’ne kadar yasayı destekleyenlerle karşı çıkanların konuya yönelik yürüteceği çalışmalar sonucunda hangi tarafın galip geleceği soru işareti oluşturuyor.

N. Melis BOSTANOĞLU, İKV Uzmanı