İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
11-17 NİSAN 2011

AB ADALET VE İÇİŞLERİ BAKANLARI KONSEYİ’NDE GÖÇMEN AKIŞI VE İTALYA’NIN DURUMU TARTIŞILDI

11 Nisan 2011 tarihinde Lüksemburg’da AB Dönem Başkanı Macaristan’ın başkanlığında gerçekleştirilen Adalet ve İçişleri Konseyi toplantısında, Ben Ali rejiminin dağılması ve Libya’daki şiddet olaylarının tetiklediği göçmen akışlarına karşı Birliğin “dayanışma” ilkesinin nasıl hayata geçirebileceği tartışıldı.

İtalya İçişleri Bakanı Roberto Maroni’nin Lampedusa Adası’na gelen göçmen akını karşısında, 2001/55 sayılı AB Yönergesi’ni devreye sokma önerisine Avrupa Komisyonu ve 26 üye ülke karşı çıktı. Ret gerekçesinin temelinde, İtalya’ya gelen kişilerin çoğunluğunun yasadışı göçmen olduğu ve Yönerge’nin uygulanması için temel kriterlerden biri olan uluslararası korumaya ihtiyaç duymadıkları belirtildi. Avrupa Komisyonu’nun Adalet ve İçişleri’nden Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström tarafından yapılan açıklamada, İtalya’nın “ciddi baskı” altında olduğu, ancak “yoğun bir akın”ın söz konusu olmadığı belirtildi.

Libya’dan kaçan mültecilerin geldiği Malta’nın daha kötü bir durumda olduğunu belirten AB yetkilileri, halihazırda yürütülen bir pilot projenin genişletilmesini ve üye ülkelerin mültecilere evsahipliği yapmasını kararlaştırdı. Bu kapsamda, Almanya, 100 mülteciye barınma imkanı sunarken, İsveç, Belçika, Macaristan, Norveç ve İspanya da diğer gönüllü ülkeler arasında yer aldı.

Bunlara ek olarak, Frontex (Avrupa Dış Sınırlar Ajansı)  bünyesinde yürütülecek operasyon ve Tunus başta olmak üzere bölgedeki kaynak ülkelerle imzalanacak Geri Kabul Anlaşmaları kapsamında çözüm önerileri üretilebileceği belirtildi. Bu çerçevede, Haziran ayı Zirvesi’nde, Frontex’in teknik, mali ve insan kaynakları açısından imkanların artırılması öngörülüyor. Ayrıca, Frontex aracılığıyla, bölgedeki ülkelerle müzakerelerin artırılarak, sınır yönetimine ilişkin anlaşmalar imzalanmasının ve göçmenlerin kendi ülkelerine dönmelerinin hızlandırılması amaçlanıyor.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Fransa İçişleri Bakanı Claude Guéant, AB Konseyi toplantısında iki önemli mesajın ön plana çıktığını vurguladı. Bunlar, “sığınma hakkı”na saygı gösterilmesi ve yasadışı göçün kabul edilmeyeceği yönündeydi. Toplantı, İtalya’nın bazı göçmenlere geçici olarak yasal statü tanıyarak Schengen Alanı’nda serbest dolaşmalarının önünü açacaklarına ilişkin açıklamaları nedeniyle gergin bir ortamda başladı.  Almanya’nın yeni bakanı Hans-Peter Friedrich, İtalya’ya dikkatli hareket edilmesi ve Schengen ülkelerinin sınır kontrollerini yeniden koymak zorunda bırakılmaması çağrısında bulunurken, İngiltere ve Avusturya daha sert tepki verdi.

17 Nisan tarihinde ise Ventimiglia (İtalya) ile Menton (Fransa) arasındaki yolcu tren seferlerini geçici olarak durduran Fransa’nın tutumu tartışmalara yol açtı. Ulusal sınırların yeniden inşa edilerek, Schengen Alanı’nın ihlal edildiğini savunan İtalya’nın aksine, Avrupa Komisyonu, ihlal olmadığı yönünde açıklama yaptı. Bu kapsamda, Fransız Bakan Guéant sınırlarında “sistematik kontroller” gerçekleştirmediğini, bunun Schengen sistemine aykırı olacağını, ancak “kamu güvenliği” gerekçesiyle  belirli noktalarda sıkı kontroller bulunduğunu belirterek, bu uygulamanın Avrupa hukuku ile uyumlu olduğuna dikkat çekti.  Oturum izni konusunda İtalya’nın sahillerinden giriş yapan göçmenlere oturma izni verilebileceğini bunun yasal olduğunu belirten Guéant, başta yeterli maddi kaynaklar ve meşru bir gerekçe olmak üzere, Schengen kurallarında ortaya koyulan oturum kriterlerini karşılamayan kişilerin İtalya’ya geri gönderileceğini belirtti. Claude Guéant, ayrıca, Fransa’nın bugüne kadar, yasadışı konumda bulunan 2,800 göçmeni yakaladığını, 1,700’ünü İtalya’ya, 200’ünü ise doğrudan Tunus’a geri gönderdiğini belirtti.

Bu gelişmeler doğrultusunda, Haziran ayında Schengen konusunun gündeme geleceği ve serbest dolaşım alanında yaşanabilecek krizlere nasıl müdahale edileceğinin tartışılacağı belirtildi.

Diğer taraftan, yaşanan göçmen akışı karşısında diğer AB ülkelerinin tutumunu ve AB yardımını yetersiz bulan İtalya’da AB üyeliği hakkında tartışmalar başlatıldı. Sağda yer alan Kuzey Ligi Partisi üyesi İçişleri Bakanı Roberto Maroni, İtalya’nın Birliğe katılmakla doğru bir şey yapıp yapmadıklarını sorguladıklarını söyledi. İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini ise yetkililere sakin olma çağrısında bulunurken, Avrupa olmadan İtalya’nın kendi sorunlarını çözmede yetersiz kalacağını belirtti. Buna karşın, Fratttini, AB’nin siyasi bir birlik olarak hareket etmemesini eleştirerek, Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Barroso’nun konuyu sahiplenmesi ve bir Avrupa tepkisi geliştirmesi önerisinde bulundu.

Hatırlanacağı gibi, 9 Nisan tarihinde Lampedusa’yı ziyaret eden İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, İtalya’nın AB üyeliği hakkındaki tartışmayı başlatmış ve gerçeklerin görülmesi gerektiğini söylemişti. Berlusconi, “AB ya gerçek ve somut birşeydir, ya da değildir. Değilse, ayrılmamızın ve kendi politikalarımızı uygulamamızın vaktidir” diyerek, göçün bir Avrupa sorunu olduğunu, Fransa ve Almanya’nın, “insan tusunamisi” ile baş etmede birlikte hareket etmekten başka bir seçenekleri olmadığını görmeleri gerektiğini belirtmişti. 10 Nisan tarihinde, İtalya Cumhurbaşkanı Napolitano, sağ partiler tarafından desteklenen söz konusu uslübu eleştirerek, hükümet ve bakanları, sağdulu olmaya ve AB karşıtı ifadeler kullanmamaya davet etmişti. 

13 Nisan 2011 tarihinde, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjørn Jagland, Avrupa’da mevcut göç krizine ilişkin eşgüdüm eksikliğinden endişe duyduğunu, bu durumun insan hakları açısından sakıncalı bir durum doğurabileceğini belirtti. Başta çocuklar olmak üzere göçmen ve sığınmacıların hassas gruplar olduğunu vurgulayarak, belirsizlik, güvencesizlik içerisinde gözaltında bulundurulmamaları gerektiğini söyledi. Avrupa Konseyi, halihazırda, göçmen alımları hakkında yönlendirici ilkeler belirlenmesi üzerinde çalışıyor. Diğer taraftan, 11 Nisan 2011 tarihli AB Konseyi toplantısında, mülteciler ve uluslararası korumadan  yararlanan kişilerin beş yıldan fazla süreyle AB topraklarında yaşayan üçüncü ülke vatandaşlarıyla aynı haklardan yararlanmalarının önünü açan yeni kurallar kabul edildi. 2003/109 sayılı AB Yönergesi’nin tadil edilmesiyle, uluslararası korumadan yararlananlar, Birlik içinde serbest dolaşım, herhangi bir AB ülkesinde oturum izni ve bazı koşullara tabi olmakla birlikte eğitim, işgücü piyasasına erişim ve sosyal güvence haklarından yararlanabilecekler. Söz konusu Yönerge, Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan “sığınma paketi” kapsamında yer alıyor.