İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
11-17 NİSAN 2011

AVRUPA KOMİSYONU’NUN AB ADAY VE POTANSİYEL ADAY ÜLKELER RAPORU YAYIMLANDI

Avrupa Komisyonu, AB üyelik sürecindeki aday ve potansiyel aday ülkelerin 2010 yılı ve son çeyreğindeki ekonomik verilerini değerlendirdiği raporu, 8 Nisan 2011 tarihinde açıkladı. Raporda özel tüketim ve yatırımlar aracılığıyla Türkiye ekonomisinin gelişmeye devam ettiği bildirilirken, aday ve potansiyel aday Balkan ülkelerindeki ekonomik istikrarsızlıklara dikkat çekiliyor. Balkan ülkeleri ekonomilerinin Arnavutluk (yüzde 5,6) dışında önemli bir gelişme gerçekleştiremediği ve hatta Hırvatistan’ın bölgede yaşanan krizden önemli derecede etkilendiği Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’da (GSYİH) yüzde -0,6 oranında bir düşüş yaşadığı belirtiliyor. İzlanda’da ise kayda değer bir ekonomik gelişme yaşanmadığından bahsediliyor. Diğer yandan, Türkiye dışındaki aday ülkelerde 2010 yılında işsizlik oranlarının çok yükseldiği, düzelmekte olan ekonomik durumun ise henüz işgücü piyasalarına fayda sağlamadığı belirtiliyor.

 

Raporun Türkiye ekonomisinin değerlendirildiği bölümünde, yeni kabul edilen Türk Ticaret Kanunu ve Torba Yasa’nın önemli mevzuat düzenlemeleri olduğu belirtiliyor. Reel sektör gelişmelerine ilişkin olarak, raporda Türkiye’nin 2010 yılı son çeyreğinde yüzde 9,6 oranında beklenmedik bir büyüme gerçekleştirdiği ve bunun da yıllık 8,9 olan büyüme oranına önemli ölçüde katkı sağladığı vurgulanırken, bu güçlü toparlanmanın iç tüketim, yatırım ve stok kaynaklı olduğu belirtiliyor.

Geçen yılki güçlü büyüme sayesinde işsizlik oranının son bir yılda yüzde 14’den yüzde 12’ye gerilediğine dikkat çekilen raporda, bu dönemde 1,2 Milyonun üzerinde istihdam yaratıldığı ve işgücüne katılım oranının yüzde 49’a çıktığı ifade ediliyor. Ancak raporda, erkekler arasında yüzde 70 olan işgücüne katılım oranının kadınlar arasında yüzde 27’ye kadar düşmesinin önemli dengesizliğe işaret ettiği kaydediliyor. Cari açık konusunda, geçen yıl dış ticaret açığının toplam ekonomik büyüklüğe oranının yüzde 4’ten yüzde 7,7’ye yükselirken, cari açığın da yüzde 2,3’ten yüzde 6,6’ya çıktığına ve dış açıkların finansmanında doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının payı azalırken, sermaye hareketlerinin ağırlık kazanmasına dikkat çekiliyor. Komisyon, raporunda, bir yıl önce yüzde 10 düzeyindeki enflasyonun Mart ayı itibariyle yüzde 4’e kadar gerilemesinin büyük oranda güçlü baz etkisi ve gıda fiyatlarındaki dalgalanmadan kaynaklandığı, buna karşın canlı iç taleple birlikte Türk Lirası’ndaki değer kaybının, küresel enerji ve gıda fiyatlarındaki yükselişin gelecek aylarda enflasyonu kayda değer şekilde hızlandırabileceği kaydediliyor.

2010 yılında yaşanan büyümenin bankacılık sektörüne de yansıdığının belirtildiği raporda sektörün toplamda kârını yüzde 8,5 artırırken, geçen yılki kredi ve aktiflerin sayısının yüzde 30 ve yüzde 20 oranında artış gösterdiği belirtiliyor. Merkez Bankası’nın aldığı önlemlerin bu kâr payını olumsuz etkilemekle birlikte bankacılık sektörünün yine bu büyümeden payını alacağı ifade ediliyor.

Raporda, 2010 yılında Türkiye ekonomisinin beklenenin çok üzerinde bir performans sergilediği ve 2009 yılında GSYİH’nin yüzde 5,7’sine ulaşan merkezi bütçe açığının 2010 yılı için yüzde 4,7 olan program hedeflerinin de altında yüzde 3,3’e gerilediğine işaret ediliyor.

Söz konusu rapora aşağıdaki linkten ulaşılabilir:

http://ec.europa.eu/economy_finance/db_indicators/cpaceq/documents/cceq_2011_q1_en.pdf