Bağışçılar Konferansı: Depremlerin Ardından AB’den Aday Ülke Türkiye için Güçlü Dayanışma
6 Şubat 2023 tarihinde, Türkiye’nin güneyindeki 11 ili ve Suriye’yi etkileyen çifte deprem, yakın geçmişimizde meydana gelen en yıkıcı felaket olarak tarihe geçti. Türkiye’de 50 bin ve Suriye’de 8 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiği depremlerden yaklaşık 13,5 milyon kişi etkilendi.
Depremler, Türkiye’nin geniş bir coğrafyasını etkilerken, yıkımın kaspamı ve şiddeti nedeniyle, yerel ve ulusal afet müdahale ekiplerinin müdahale kapasitesinin yetersiz kaldığı bir süreç yaşandı. Depremlerden etkilenen bölgelerde altyapı, elektrik ve mobil iletişim hatları kesilirken, deprem kaynaklı olarak kullanılamaz hâle gelen havalimanları ve otoyollar nedeniyle de arama-kurtarma ve yardım çalışmaları büyük ölçüde sekteye uğradı. Ulusal Afet Müdahale Planı’na göre AFAD ile birlikte tüm kapasitesini harekete geçiren Türkiye, yıkımın boyutunun netleşmesinin hemen ardından acil durumlarda kritik bir rol oynayan AB Sivil Koruma Mekanizması’ndan yardım talebinde bulundu. Alanında uzman kişilerden oluşan özel bir AB Sivil Koruma ekibi, gelen yardım ve arama-kurtarma ekiplerinin koordinasyonu ile yerel ve ulusal makamları desteklemek için Türkiye’ye geldi. Avrupa ülkeleri, toplamda 1750 arama-kurtarma uzmanı ve 111 arama-kurtarma köpeğini hızlı bir şekilde devreye sokarak hayat kurtarma çabalarına çok önemli bir destek sağladı. Yalnızca arama-kurtarma değil, aksayan sağlık hizmetlerine destek sağlamak için Sivil Koruma Mekanizması kapsamında Arnavutluk, İtalya, İspanya, Fransa, Almanya ve Belçika sağlık hizmetlerini ve sahra hastanelerini bölgeye konuşlandırdı.
Felakete Karşı AB Yanıtı: Uluslararası Camiayı Bir Araya Getirmek
İlk günden itibaren Türkiye ve Suriye’de depremden etkilenen bölgeler için AB, Konsey ve Komisyon düzeyinde destek taahhüdünde bulundu ve aktif bir şekilde her aşamada desteğini hissettirdi. 8 Şubat tarihinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Komisyonu ve İsveç AB Dönem Başkanlığı'nın "Türkiye ve Suriye Halkı için Uluslararası Bağışçılar Konferansı" düzenlemeyi planladığını duyurdu.
AB’nin bu hızlı dayanışma örneği bir ilk değil. Daha önce de afet, insani yardım ve kalkınma sorunlarına yardım etmek için bağışçıların bir araya gelerek bu sorunların üstesinden gelinmesi için belirli miktarda fon, yardım ve kredi desteği sözü verdikleri diplomatik ve kamuya açık etkinlikler olarak bağışçılar konferansları düzenlendi (2020’de Venezuela’daki göçmen ve mülteciler, 2022’de savaştaki Ukrayna halkı ve Ocak 2023’te sel felaketi yaşayan Pakistan için bağışçılar konferansları gerçekleştirildi). Metodolojisi 1970’lerden bu yana BM tarafından geliştirilen bağışçılar konferansları hasar, kayıp ve ihtiyaç değerlendirmeleri temelinde ilerliyor. Bu değerlendirmeler de konferanstan birkaç gün önce yayımlanıyor.
Türkiye ve Suriye Halkı için Uluslararası Bağışçılar Konferansı ile deprem bölgesinin yeniden toparlanması ve inşası için fon toplamayı, kaynakları harekete geçirmek ve bölgeye yönelik yardımı koordine etmek amacıyla önemli bir girişimde bulunan Avrupa Komisyonu ve İsveç AB Konseyi Dönem Başkanlığı, 20 Mart 2023 tarihinde konferansa ev sahipliği yaptı. Konferansa AB ve Üye Devletleri, AB’ye aday, komşu ve ortak olan ülkeler, Rusya hariç G20 üyeleri, Körfez İşbirliği Konseyi üyeleri, BM Kalkınma Programı ve diğer BM örgütleri, Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Yeniden İmar ve Kalkınma Bankası gibi kuruluşlar ve birçok ülke katılım sağladı (Yaklaşık 65 ülke, 26 uluslararası teşkilat ve finans kuruluşu).
Konferanstan hemen önce yayımlanan ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından AB, BM ve BM Kalkınma Programı desteğiyle hazırlanan "Türkiye Deprem Sonrası Toparlanma ve Yeniden İmar Değerlendirmesi (Türkiye Earthquakes Recovery and Reconstruction Assessment- TERRA) adlı ön hasar tespit raporu doğrultusunda bağışçılara bilgi verilirken, katılımcıların TERRA kapsamında ortaya konulan yol haritası çerçevesinde yardım etmeleri istendi. Raporda, kamu altyapısı ve hizmet binaları ile konut binalarındaki hasarlar dâhil toplam hasarın 100 milyar doların üzerinde olduğu belirtiliyor.
Komisyon Başkanı von der Leyen ve AB Konseyi Dönem Başkanı İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’un konuşmaları ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın video mesajıyla başlayan konferansta, İnsani Yardım ve Kriz Yönetiminden Sorumlu Avrupa Komisyonu Üyesi Janez Lenarcic, BM Genel Sekreter Yardımcısı ve BM Kalkınma Politikası İdarecisi Achim Steiner ve BM Suriye Mukim ve İnsani Yardım Koordinatörü adına Mustafa Benlamlih sunum yaptı. Avrupa Komisyonunun Komşuluk ve Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olivér Várhelyi ve İsveç Kalkınma ve Dış Ticaret Bakanı Johan Forssell ise bağışların yapıldığı taahhüt oturumunu birlikte yönetti. Bu oturumun sonunda bir konuşma gerçekleştiren Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, dayanışma ve duyarlılıklarından dolayı AB’ye ve uluslararası topluma teşekkür etti.
Konferansta, Türkiye ve Suriye’de depremden etkilenen bölgelerin yeniden inşası ve toparlanma ile ilgili ilkeler ve öncelikler belirlenirken, bu yeniden yapılanma çabalarının bölgenin sismik özelliklerine göre, uluslararası standartlar dâhilinde ve Yeşil Mutabakat öncelikleri çerçevesinde olmasının destekleneceği (yenisini daha iyi inşa et ilkesine göre) açıklandı.
Konferansın kapanışında konuşan Kristersson, Türkiye ve Suriye’deki depremzedeler için yaklaşık 7 milyar avro tutarında hibe ve kredi taahhüdü yapıldığını bildirdi. Sonrasında Komisyon tarafından yapılan açıklamada, Türkiye için hibeler (1.705 milyar avro) ve krediler (4.292 milyar avro) dâhil olmak üzere taahhüt edilen miktarın 5.997 milyar avro, Suriye için ise yalnızca hibe olarak 911 milyon avro olduğu kaydedildi. Toplanan miktarın %52’si Avrupa Takımı ve %59’u ise Avrupa’daki finansal kuruluşlardan sağlandı (Komisyon 1 milyar avro, Almanya önceki yardımlarıyla birlikte toplamda 240 milyon avro, Hollanda, İsveç ve Fransa gibi önde gelen AB Üye Devletleri ortalama 50 milyon avro civarında bağışta bulundu). Konferansta toplanacak hibe ve kredi beklentisinin 10 milyar avronun üzerinde olacağı tahmin ediliyordu. Bu yüzden bazı çevrelerce toplanan hibe ve kredi miktarı yeterli bulunmadı.
Kredi ve Hibenin Kullanım Senaryoları
Toplanan hibe ve kredilerin nasıl kullandırılacağına ilişkin henüz detaylı bir metodoloji açıklanmasa da, toplanan miktarın uzun vadeli ihtiyaçların sağlanması ve bölgenin yeniden yapılanması için etkili bir yönetim şeklinin belirlenmesi gerekiyor. Dahası, yapılan yardımların ve kullanılan kredilerin, tüm şeffaflığıyla nerelere ve hangi amaçla aktarıldığına dikkat edilmesi hem bölgenin geleceği ve halkı için hem de Türkiye’nin itibarı için oldukça önemli.
Toplanan hibe ve kredilerin nasıl kullanılacağına dair üç farklı senaryo üzerinde duruluyor.
Birinci senaryoya göre izlenecek yol şu şekilde:
• Yeniden yapılanma için çok bağışçılı bir güven fonunun kurulması;
• Dünya Bankası veya BM tarafından bu fonun yönetilmesi;
• Bağışçıların, toplanan miktara daha sonrasında da katkıda bulunabilmesi;
• Yönetişim yapısının desteklenmesi;
• Bağışçıları içeren politika komiteleri ile bağışçıları ve ulusal makamları içeren finansman komitelerinin kurulması;
• Proje inceleme ve denetleme mekanizmalarının kurulması.
İkinci senaryoda:
• Hükümet için bütçe desteğinin sağlanması;
• Bağışçıların, Afet Yeniden Yapılandırma Fonu’na daha sonrasında da finansman sağlayabilmesi;
• Yurtdışından gelen hibe ve kredilerin hızlı ve etkili bir şekilde kullanılmasının yolunun açılması;
• Toplanan miktarın, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ve altı bakanlık tarafından yönetilmesi;
• Fon yönetiminde, Sayıştay denetimi ve diğer dış denetimlerin desteklenmesi,
• Bağışçıların, bağışlarının kullanılmasında şartlılık sunabilmesi ve politika yapım süreçlerine girebilmesi, öngörülüyor.
Üçüncü senaryodaki muhtemel yol haritasında ise:
• Türkiye’deki mülteciler için kurulan AB Mali Yardım Aracı (The EU Facility for Refugees in Turkey-FRIT) gibi bir aracın kurulması ve hibe ve kredilerin bu kanal aracılığıyla dağıtılması ve denetiminin sağlanması;
• Uluslararası bağışçılar tarafından kredi ve hibe sağlanmaya devam edilmesi;
• Genel ihtiyaçlar ve önceliklere, bağışçılar ve Türk hükümeti tarafından birlikte karar verilmesi;
• Uygulamaların, uluslararası ortaklar ve Türk hükümeti tarafından ortaklaşa gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Dayanışma Ruhunun, Türkiye-AB İlişkilerine Yansımaları
Bağışçılar Konferansı, deprem felaketlerinin ardından Türkiye’nin ve Türk halkının yalnız olmadığını gösterirken, farklılıkların bir kenara bırakıldığında nasıl bir birlik ve dayanışma ruhuna sahip olunabileceğinin güzel bir örneğini sergiledi. Türkiye’nin, AB ile olan adaylık sürecinin ve müzakerelerinin uzun ve tıkanık doğası bir kenara koyulacak olursa, AB’nin böyle bir inisiyatifi alması ve ev sahipliği yapması, gelecek Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir sayfa açılması için önemli bir umudu temsil ediyor. Özellikle ilişkilerin ve atılacak adımların, uzun süredir karşılıklı olarak seçim sonrasına ötelendiği düşünüldüğünde, AB tarafından atılan bu adımın, ilişkilerin ve üyelik sürecinin canlanması için önemli bir anı temsil temsil ettiği söylenebilir. Bu doğrultuda Türkiye’nin, yalnızca deprem bölgesinin yeniden yapılanması ve inşası bağlamında değil, ayrıca AB ile ilişkileri bağlamında da yeniden yapılanma ve inşa iradesini göstermesi gerekiyor.
Sema Nur Yeniyıldız, İKV Uzman Yardımcısı