İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-10 NİSAN 2011

İKV’DEN HAFTAYA BAKIŞ

Libya operasyonu ardından, 2012 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleri için umduğu oy artışını sağlayamayan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, kimi yorumculara göre sağ seçmenden alacağı oyları artırmak için laiklik, İslam ve göç politikaları konusunda daha sert bir pozisyon alacak. Bu yorumun yansımalarını bu hafta iki gelişme ile gözlemleme şansı bulduk. Öncelikle, Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleşen ve Sarkozy’nin liderlik ettiği iktidardaki UMP partisi tarafından düzenlenen laiklik ve İslam konferansı, partinin önde gelen isimlerinin muhalefetine rağmen gerçekleşti. İktidar partisine mensup 12 bakanın katıldığı toplantı, laiklik konusunu ve Müslüman inancına ait uygulamaları Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce tartışmaya açtığı gerekçesiyle geçtiğimiz hafta Fransa’daki dini liderler tarafından eleştirilmiş ve insan hakları dernekleri tarafından da yabancı düşmanlığını körükleyeceği gerekçesiyle boykot edilmişti. Fransa’daki bir diğer gelişme ise Tunus’tan ve daha sonra Libya’dan gelen ve İtalya’nın başta Lampedusa Adası’nda olmak üzere güney sahilindeki birçok ada ve beldeye çıkmaya çalışan kontrol dışı göç dalgası karşısındaki göçmen kabul etmeyen tutumu oldu. İtalya’nın AB içerisinde çözülemeyen kontrol dışı göç sorununa cevaben göçmenlere tüm AB üye ülkelerinde serbest dolaşıma izin veren Schengen vizeleri tanzim edebileceği bilgisine karşılık Fransa, İtalya ile olan sınırındaki güvenlik önlemlerini tekrar gözden geçirme kararı aldığını açıkladı. Hem İslam hem de göçmen sorunu ile ilgili tutumu, Sarkozy’nin güçlenen Marine Le Pen’in Milli Cephe (Front National – FN) ile yapacağı seçim mücadelesinde daha sert bir çizgi izleyebileceği yönünde sinyaller veriyor.          

Her ne kadar Sarkozy, göçmenlerin geleceğini ve İslam’ı tartışmaya açsa ve buna mukabil AB’nin genişleme süreci ile ilgili şüpheler artsa da, önemli bir Müslüman nüfusa sahip Makedonya’nın üyelik müzakerelerine başlamasının yakın tarihte gerçekleşebileceği yapılan yorumlar arasında.  Ancak yine de bültenimiz haberleri arasında okuyacağınız Makedonya ile ilgili yayımlanan AP raporu, aslında Makedonya’nın insan hakları ve demokrasi alanında oldukça uzun bir mesafe kat etmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Türkiye ise kendi “ileri demokrasi” hedefiyle gireceği seçim sonrası başlayacak yeni Anayasa sürecine hazırlanıyor. Farklı kurum ve kuruluşların Anayasa taslakları için çalışmalar başlattığına dair haberler gelirken, aynı zamanda yurtdışından Türkiye’nin demokrasi karnesini değerlendiren kuruluşların raporları da bu sürece katkı sağlar nitelikte içeriğe sahip oluyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yayımladığı 2010 İnsan Hakları Raporu’nun Türkiye kısmında özellikle basın özgürlüğüne ilişkin son dönemde yaşanan gelişmelerin kaygı verici olduğu ve hükümetin ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı politikaları değiştirme yönünde bir irade göstermediği belirtiliyor. Her siyasi partinin günümüzde mevcut Anayasa’nın değişmesi yönünde bir irade gösterdiğini göz önüne alırsak, yurtdışından objektif bir şekilde Türkiye demokrasisi ve insan hakları siciline ilişkin benzer yorumları ve raporları da çalışmalarında dikkate almalarının bu yöndeki girişimlere büyük bir zenginlik katacağı kanaatindeyiz.

Tüm okuyucularımıza iyi bir hafta diliyoruz.