Avrupa Bankacılık Birliği için Önemli Adım: Bankacılık Kriz Yönetimi ve Mevduat Sigortası için Güçlendirme Teklifi
Komisyon, 18 Nisan 2023 tarihinde, AB’nin mevcut bankacılık kriz yönetimi ve mevduat sigortası/garantisi (Crisis Management and Deposit Insurance-CMDI) çerçevesini özellikle küçük ve orta ölçekli bankaları göz önünde bulundurarak güçlendirmek amacıyla bir öneri kabul etti. Avrupa Ekonomik ve Parasal Birliği’nin tamamlanması için son adım olan Avrupa Bankacılık Birliği, 2014 yılında oluşturulmuştu. Oluşumun iki dayanağı olan Tek Denetim Mekanizması (Single Supervisory Mechanism-SSM) ve Tek Çözüm Mekanizması (Single Resolution Mechanism-SRM) başarılı bir şekilde uygulanmaya başlanmış ancak Bankacılık Birliği tamamlanmamıştı. Söz konusu reform önerisi ile tam da bu amaca yönelik bir uygulamanın kabul edilmesi gündeme geliyor.
Teklifin Arka Planı
Küresel finans piyasalarında 2008 krizinin ardından, genel kabul gören merkez bankacılığı politikaları uygulamaları neticesinde, piyasalara tarihte görülmemiş miktarda likidite enjekte edilmeye başlanmıştı. Dönemin FED Başkanı Ben Bernanke tarafından önerilen ve diğer merkez bankaları tarafından da kabul gören parasal genişleme (quantitative easing) uygulamalarının temel amacı ekonomideki varlık fiyatlarını artırmak ve ekonomik durgunluğu önlemek için talebi canlı tutmak idi.
Bugün gelinen noktada, artan enflasyonist baskıları kontrol altına almak için uygulanan yeni FED politikasının, piyasalara verilen likiditenin kontrollü olarak geri çekilmesi ve aynı zamanda faizlerin artırılması olarak uygulamaya koyulduğu görülüyor.
Finansal piyasalarda oyunun kurallarının değişmesi sonucunda buna ayak uyduramayan finansal piyasa aktörleri için yeni bir risk unsuru ortaya çıkmış durumda. Bir örnek vermek gerekirse; neredeyse sıfır seviyesine inmiş devlet tahvillerine yatırım yapan kurumsal ve bireysel yatırımcılar, faizlerin %2-4 seviyelerine çıkmasıyla ciddi bir likidite problemi ile karşı karşıya kaldı. AMB, FED ve diğer merkez bankalarının yaptığı stres testleri neticesinde ve yeni uygulamaya geçen Basel kuralları gereği bankalar, sermaye yapılarını bir miktar güçlendirmiş olsalar da değişen makro dengelere adaptasyonları oldukça güç görünüyor.
Bu noktada AB’nin bir süredir uygulamaya çalıştığı Avrupa Bankacılık Birliği ve bununla ilgili uygulamaların önemini arttırarak ön plana çıktığı görülüyor. Her finansal kriz beraberinde yeni uygulamalar ve kurallar getirdiği gibi, Avrupa Bankacılık Birliği fikri de 2012 Avro Alanı krizinden sonra ortaya çıktı. “Giderek yakınlaşan Birlik” (ever closer Union) felsefesinin parasal ayağının tamamlanmasının Avrupa Bankacılık Birliği’nin oluşumu ile güçlendirileceğine inanan AB, bu çerçevede Tek Denetim Mekanizması ve Tek Çözüm Mekanizması gibi bir dizi uygulamayı hayata geçirdi. SSM, AMB’ye bankacılık gözetim ve denetleme yetkisi verirken SRM zor duruma düşen kurumlar için bir kurtarma mekanizması olarak çalışıyor.
Bu uygulamaların yanı sıra gerçek manada bir Bankacılık Birliği’nin oluşabilmesi için klasik finans mekanizmaları gereği mevduat sahiplerinin korunması ile ilgili bir uygulamanın hayata geçirilmesinin önemini vurgulamak gerekiyor. Bu nedenle Avrupa Bankacılık Birliği, yarım kalmış bir uygulama olarak bugünlere geldi.
2012 krizinden sonra denetim ve kurtarma mekanizmalarının kabulü, AB karar alma mekanizması sürecine göreli olarak belli ölçüde rahatlama getirmiş olsa dâhi, genel bir mevduat sigorta sisteminin kabul edilebilmesinin daha zor olduğu anlaşılıyor. Komisyon, 2015 yılında, bir Avrupa Mevduat Sigorta Sistemi teklifi hazırladıysa da bu teklife rağbet edilmediği, 2017 yılında revize edilen teklifin de aynı akıbete uğramasıyla bu konudaki çalışmaların geciktiği görülüyor.
Yukarıda bahsedilen ve belli ölçüde finans piyasalarında oyunun kuralını değiştiren FED politikalarının etkisi ile 2023 yılı içinde ABD’de yaşanan bankacılık krizi, mevduat sahiplerinin mevduatlarının korunmasının önemini bir kez daha ortaya koydu. Amerika’da yerel bir banka olan SVB Bank’ın batışı ve bu durumun diğer yerel bankalara sıçraması tehlikesi, güçlendirilmiş bir mevduat garanti sisteminin gerekliliği konusundaki yorumlar ve girişimler, Komisyonun AB bankacılık kriz yönetimi ve mevduat sigortası çerçevesinin güçlendirilmesi için elini güçlendirdi. Komisyon, 16 Haziran 2022 tarihinde Eurogroup’un Avrupa Bankacılık Birliği’nin tamamlanması için harekete geçme kararı doğrultusunda yürüttüğü çalışmaları hızlandırdı ve Kriz Yönetimi ve Mevduat Sigortası çerçevesini güçlendirecek bir teklif hazırlayarak AP’ye ve ardından da Konseye sunulması için harekete geçti.
AB’nin Bankacılık Kriz Yönetimi ve Mevduat Sigortasını Güçlendiren Teklifi Neleri İçeriyor?
Hazırlanan teklifin temel amacı, Avrupa Bankacılık Birliği’nin üçüncü ayağını tamamlamak ve 2015 yılından beri beklenen Avrupa Mevduat Sigorta Sistemi’ni hayata geçirebilmek olarak belirtiliyor. Bu amaç doğrultusunda 16 Haziran 2022 yılında Avro Alanı’na geçen üye ülke maliye bakanlarının oluşturduğu Eurogroup tarafından alınmış olan bir karar ile henüz tamamlanmamış olan Avrupa Bankacılık Birliği’ni bir an önce tamamlamak üzere Kriz Yönetimi ve Mevduat Sigorta Sistemini hayata geçirecek adımların atılmasına karar verilmişti.
Bu bağlamda, Komisyonun hazırladığı yeni teklifin felsefesi; finansal istikrarı, mevduat sahiplerini ve vergi mükelleflerini korumak. Her ne kadar Tek Denetim Mekanizması ve Tek Çözüm Mekanizması genel olarak finansal sistemi ve özellikle de bankacılık sistemini korusa da mevduat sahiplerini koruyan bir mekanizmanın olmayışı Avrupa Bankacılık Birliği için bir eksiklik sayılıyor. Yeni teklif bu amaç dâhilinde küçük ve orta ölçekli banka iflaslarını yönetme konusunda, yukarıda belirtilen felsefe dâhilinde koruyucu bir mekanizmayı hayata geçirmeyi hedefliyor.
Finansal istikrar ve vergi mükelleflerinin paralarını korumak amacı ile reform, mevduat sigorta sisteminin finanse edilmesi açısından vergi mükelleflerinin paraları ile özel kesim kaynakları arasında bir ayrım öngörüyor. Teklif bir bankanın işlevinin ne kadar kritik önem taşıdığına dair verilecek kararın, bölgesel düzeyde verilmesi gereğini ortaya koyuyor. Önerilen reformun özellikle zor durumdaki bir bankanın mevduatları dâhil olmak üzere işlerini düzenli bir şekilde bir alıcıya devretmesini sağlayan çözüm stratejilerinin uygulanmasını kolaylaştırması bekleniyor. Yeni değişikliklerle birlikte sistem gerçek kişilerin mevduatlarını korumanın yanı sıra, işletme ve kurumların da mevduatlarını garanti kapsamına almayı hedefliyor. Böylece, küçük ve orta ölçekli bankaların sistemde oluşturabilecekleri riskin diğer bankalara sıçramasının önlenmesi ve ekonomilerin de bu tarzda iflaslardan korunması amaçlanmakta. Mevduatların garanti altına alınması dâhilinde 2024 yılına kadar 55-80 milyar avro tutarında bir fonun Bankacılık Birliği’nde toparlanması amaçlanıyor. Mevduat sahipleri de bu teklif dâhilinde mevduatlarının 100.000 avroya kadar olan kısmını garanti altına alacak. Bu uygulamanın tüm AB mevduatları için geçerli olması hedefleniyor.
Yeni düzenleme teklifinin 2014 yılından itibaren verilen tekliflerin tam manası ile uygulamaya geçirilmesinin önündeki ekonomik ve siyasi engelleri tamamı ile ortadan kaldırıp kaldırmadığı henüz bilinmiyor. AP’de ve ardından da AB Konseyinde yapılacak görüşmelerde bu konunun netleşmesi bekleniyor.
Bu sefer, klasik bankacılık uygulamalarında bulunan mevduatın garanti altına alınması anlayışının AB ve Avrupa Bankacılık Birliği için başarılı olma ihtimali, içinde bulunduğumuz ekonomik konjonktür gereği daha fazla gibi görünüyor. AB’deki küçük ve orta ölçekli banka sayısı ve bunların mudi bazı dikkate alındığında, Komisyonun oluşabilecek riskleri öngörmek suretiyle proaktif davrandığını söylemekte fayda var. Avrupa’daki siyasi sistemin de dünya ekonomisindeki gelişmeleri göz önünde bulundurarak finansal istikrar açısından oluşabilecek risklere karşı bu tarzda bir düzenlemeyi hayata geçirmenin elzem olduğunu öngördüğüne ve geçmiş tecrübelerden ders alarak olası krizler karşısında hazırlıklı olmak amacıyla harekete geçtiğine işaret ediyor.
Şehnaz Dölen, İKV Kıdemli Uzmanı