İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-13 MART 2011

AVRUPA KONSEYİ`NDEN KADIN VE AİLE İÇİ ŞİDDETLE İLGİLİ ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ

Avrupa Konseyi, kadınları her türlü fiziki, manevi, psikolojik ve ekonomik şiddete ve ayrımcılığa karşı korumayı hedefleyen, kadına karşı ve aile içi şiddetle ilgili yaptırım gücü olan sözleşme taslağı ile ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Söz konusu sözleşme taslağının, bu yıl sonbahar aylarında Avrupa Konseyi’nin karar organı olan Bakanlar Komitesi tarafından onaylanarak Üye Devletlerin imzasına açılması bekleniyor. Kadınları her türlü fiziki, manevi, psikolojik ve ekonomik şiddete ve ayrımcılığa karşı korumayı hedefleyen taslak sözleşme, kadına karşı ve aile içi şiddet konusunda sözleşmeye taraf devletlere anayasal ve yasal temelde politikalar üretme yükümlülüğü getiriyor.

Sözleşme, kadına yönelik şiddeti bir “insan hakkı ihlali” olarak tanımlarken, “aile içi şiddet” sözleşmede “aile içinde fiziki, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddetle ilgili tüm eylemler” olarak tanımlanıyor. Sözleşme, taraf ülkelerin kadın-erkek eşitliği, kadına yönelik şiddet ve karşılıklı saygı konularını, her düzeyinde eğitim müfredatına eklenmesini de içeriyor. Sözleşmede kadınların şiddete maruz kalmadan ve şiddet kurbanı olduktan sonra korunmasıyla ilgili düzenlemeler de mevcut. Sözleşme kapsamında ayrıca kadına karşı ve aile içi şiddetle ilgili bir "denetim mekanizması" oluşturulması öngörülüyor. “Kadına Yönelik ve Aile İçi Şiddete Karşı Mücadelede Uzmanlar Grubu” (Group of Independent Experts-GREVIO) adı altında Avrupa Konseyi bünyesinde oluşturulacak denetleme mekanizması, taraf devletlerin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerine ne derece yerine getirip getirmediklerini denetleyecek. Avrupa Konseyi'ne üye ülkelerin, insan hakları, kadın hakları ve kadına yönelik şiddetle mücadele uzmanlarından oluşacak grup, sözleşmenin yürürlüğe girmesinin ardından taraf devletler hakkında düzenli denetim raporları hazırlayacak ve bu raporlarda Üye Devletlere, kadına yönelik ve aile içi şiddetle mücadelede önerilerde bulunulacak.

Hatırlanacağı üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 9 Haziran 2009 tarihinde verdiği Opuz v. Türkiye kararı ile bir davada, aile içi şiddeti engelleyemediği ve kadına karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmak için gerekli önlemleri hayata geçirmediği gerekçesiyle, ilk kez bir devleti suçlu bulmuştu. Avrupa Konseyi üyesi 47 ülke için de emsal niteliğinde olan ve aile içi şiddet konusuyla ilgili uluslararası mekanizmaların kullanılmasına bir örnek oluşturan bu kararda AİHM, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) yaşam hakkı; işkence ve kötü muamele yasağı ve ayrımcılık yasağı konusundaki maddeleri ihlal ettiğine hükmetmiş ve Türkiye'yi davacı Opuz'a 36 bin 500 Avro tazminat ödemeye mahkum etmişti. Opuz ayrıca, kendisine yakın koruma verilen ilk kadın olmuştu.

Karara neden olan dava, Diyarbakır'da yaşayan davacı tarafından 15 Temmuz 2002 tarihinde Devlet makamlarının annesini ve kendisini, annesinin ölümü ve kendisinin kötü muameleye maruz kalmasıyla sonuçlanan aile içi şiddetten korumak konusunda başarısız olduğu iddiasıyla açılmıştı. Dava sonucunda verilen kararın hükümleri, kadına karşı ve aile içi şiddetle ilgili sözleşmenin temelini oluşturuyor.

Söz konusu sözleşme ile ilgili, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından hazrılanan ve Avrupa Konseyi’nin karar organı olan Bakanlar Komitesi'ne sunulması beklenen taslağa, şu bağlantıdan ulaşılabilir:

http://assembly.coe.int//main.asp?link=http://assembly.coe.int/Documents/WorkingDocs/doc11/edoc12472Add.htm