İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

AB GÜNDEMİ: AB Konseyi, AB`nin İstanbul Sözleşmesi`ne Katılımına İlişkin Kararı Onayladı

AB’nin İstanbul Sözleşmesi’ne katılması, Birliğin kadın ve kız çocuklarına karşı gösterilen şiddetin her türü ile mücadele etme ve önleme konusundaki kararlılığını gösterirken, kadın-erkek eşitliğini sağlamak için attığı adımlara da destek olacağı öngörülüyor.
AB GÜNDEMİ: AB Konseyi, AB`nin İstanbul Sözleşmesi`ne Katılımına İlişkin Kararı Onayladı

AB Konseyi, AB'nin İstanbul Sözleşmesi'ne Katılımına İlişkin Kararı Onayladı

AB, 1 Haziran 2023 tarihinde kabul ettiği iki Konsey Kararı ile Avrupa Konseyi’nin kadınlara karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek ve yenmek hedefini taşıyan İstanbul Sözleşmesi’ne katılma kararını onayladı. İstanbul Sözleşmesi, Avrupa’da özellikle cinsiyet temelinde şiddeti önlemek, şiddete maruz kalanları korumak ve şiddet uygulayanları cezalandırmak konusunda yasal bağlayıcılığı olan ilk araç.

Kız çocukları ve kadınlara karşı şiddetin tüm dünyada en sistematik ve yaygın insan hakları ihlalleri arasında olduğu gerçeği AB ülkeleri için de geçerli. COVID-19 salgını ile bu konuda artış yaşandığı, özellikle kadınları hedef alan çevrimiçi şiddetin arttığı, her üç kadından birinin fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığı ve işyerinde cinsel tacizin ciddi bir sorun olduğu bir dönemde, İstanbul Sözleşmesi’nin tüm taraf ülkelerde olduğu gibi AB’de de kadınlara sağladığı güvencenin önemi daha da ön plana çıkıyor. İstanbul Sözleşmesi’ne katılmanın AB açısından bir diğer önemi de Birliğin kadın-erkek eşitliğini sağlama yönündeki çabalarına destek olacağı yönünde. Kadına yönelik şiddetin suç olmasının yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayanan ayrımcılığın en uç örneklerden biri olduğu ve kadına yönelik şiddetin de yine bu eşitsizlikleri artırdığı görüşü hâkim.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB tarafından atılan bu adımın kadın ve kız çocuklarına karşı gösterilen şiddetin her türü ile mücadele etmek ve önlemek konusunda AB’nin kararlılığının güçlü bir göstergesi olduğunu söylerken, Avrupa Komisyonunun Değerler ve Şeffaflıktan Sorumlu Komisyon Başkan Yardımcısı Vera Jourová, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin Avrupa değerleri ile uyumlu olmadığını ve buna göz yumulamayacağını ifade etti.

İstanbul Sözleşmesi’nin Kapsamı

2011’de imzalanarak 2014’te yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi, bu alanda uluslararası standart oluşturan bir anlaşma olma zemini oluşturuyor. Konusu toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadele olan diğer uluslararası anlaşmalardan farklı olan İstanbul Sözleşmesi; önlemek, cezalandırmak ve korumakla görevli hükümet kurumları ve ulusal kurumlar arasında kapsamlı ve koordineli politikaların uygulanmasına imkân tanıyor. İstanbul Sözleşmesi kapsamına giren konular arasında, toplumsal cinsiyeti cinsiyetten farklı olarak tanımlamanın ve suç teşkil eden şiddet türlerini belirlemenin yanı sıra Sözleşmenin taraflarını soruna ilişkin farkındalık yaratmak, eğitim ve tedavi programları aracılığıyla önleyici tedbirler almak; şiddet kurbanlarını destek programları ile korumak; iltica ve göçün toplumsal cinsiyete dayalı şiddet boyutunu ele almak; toplumsal cinsiyete dayalı şiddete ilişkin veri toplamak konularında taraf ülkeleri yükümlü tutmak; yargıya ilişkin sınırları aşan ve erkek çocuklarını ve erkekleri de olası ev içi şiddet mağdurları olarak kabul eden bir yaklaşımın benimsenmesini sağlamak yer alıyor.

Bu bağlamda toplumsal cinsiyet tanımını yapan ilk uluslararası bir belge olması, zorla evlendirme, zorla kürtaj gibi uygulamaları suç teşkil eden şiddet kapsamına alması, kadınlara yönelik şiddeti bir insan hakları ihlali ve ayrımcılık olarak sayması ve bu tür şiddet olayları karşısında yeterli önlem almayan devletleri de sorumlu tutması, İstanbul Sözleşmesi’nin öne çıkardığı ilklerden.

AB’nin İstanbul Sözleşmesi Süreci

2014 tarihinde yürürlüğe girmesinin ardından AB, 2015 yılında Komisyonun oluşturduğu yol haritası doğrultusunda süreci başlatmış bulunuyor. AB’nin İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olması için çıkarılan 2016’daki iki Konsey Kararını takiben 13 Haziran 2017 tarihinde AB tarafından da imzalanan anlaşma, Kasım 2018 itibarıyla tüm AB ülkeleri tarafından imzalanmış ancak bugün itibarıyla sadece 21’i tarafından onaylanmış durumda. Hâlihazırda AP’nin uyarılarına karşılık İstanbul Sözleşmesi’nin AB ülkelerinden Bulgaristan, Çekya, Macaristan, Latviya, Litvanya ve Slovakya tarafından henüz onaylanmadığı görülüyor. ABAD’ın tüm Üye Devletlerin anlaşmasına gerek olmadan AB’nin İstanbul Sözleşmesi’ni onaylayabileceği yönündeki 6 Ekim 2021 tarihli kararının ardından, AB Konseyi’nin talebi üzerine AP’nin Mayıs 2023‘te büyük çoğunlukla AB’nin katılımını onaylaması, süreci bugüne kadar getirdi. AB’nin İstanbul Sözleşmesi’ni onaylamış olması henüz bunu gerçekleştirmemiş altı Üye Devletin onayını mecbur kılmasa da bu durumu gereksiz hâle de getirmiyor. Bundan sonraki aşamada AB Konsey Kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından AB’nin imzalı katılma metninin Avrupa Konseyi’ne sunulması gerekiyor.

İtirazların Temelinde Ne Yatıyor?

Polonya'nın Sözleşmeyi onaylamasına rağmen mevcut hükümet tarafından çekilmeye yönelik tartışmaların sürmesi ve hâlihazırda altı AB Üye Devletin Sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi bu farklı görüşlerin altında yatan nedenlere bakmayı gerekli kılıyor. Sözleşmede toplumsal cinsiyete ilişkin yer alan tanım, kadın-erkek eşitliğine dayanan ayrımcılık üzerine dayandırılan görüşlere ilişkin ideolojik farklılıklar, ulusal bağımsızlık ve AB yetki alanı konuları tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Sonuç Yerine…

Bazı Üye Devletlerin İstanbul Sözleşmesi’ni henüz onaylamamasına rağmen AB’nin bu konuda kararlılık göstererek harekete geçmesi, Avrupa değerleri doğrultusunda kadına şiddetle mücadele ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması konusunda ortaya koyduğu çabayı sürdürme kararlılığını ve aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi’nin belirlediği ilklere uluslararası düzeyde verdiği desteği de yansıtıyor. Altı üyesinin İstanbul Sözleşmesi’ni onaylama konusundaki çekincelerini aşarak diğer AB Üye Devletleriyle iş birliği içinde kadına yönelik şiddetle mücadeleye katılıp katılmayacaklarını ise zaman gösterecek.

Şehnaz Dölen, İKV Kıdemli Uzmanı

Diğer Yazılar