İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

AB GÜNDEMİ: İklim Krizi ile Mücadelede Önemli Bir Adım: AB’den Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğü

Küresel anlamda iklim krizi ile mücadele konusunda lider bir konumda olan AB, orman tahribatı ve ormansızlaşma sorunlarına karşı bir ilki gerçekleştirerek Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğünü hayata geçirdi.
AB GÜNDEMİ: İklim Krizi ile Mücadelede Önemli Bir Adım: AB’den Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğü

İklim Krizi ile Mücadelede Önemli Bir Adım: AB’den Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğü

Ormansızlaşma ve orman tahribatı, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybının önde gelen etkenlerinden bazıları olarak karşımıza çıkıyor. Nitekim Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre, 2007-2016 yılları arasındaki toplam sera gazı emisyonunun %23'ünün tarım, ormancılık ve diğer arazi kullanımlarından kaynaklandığı tahmin ediliyor. Bu oranın yaklaşık %11'i ormancılıktan ve çoğunlukla diğer arazi kullanımlarından; kalan %12'si ise hayvancılık ve gübre gibi tarımsal üretim sonucu ortaya çıkan doğrudan emisyonlardan kaynaklanıyor. Ancak ormansızlaşmanın durdurulması ve ekosistemlerin restore edilmesi, rüzgâr ve güneş enerjisinin hızla yaygınlaştırılmasından sonra CO2 seviyelerini düşürmenin en etkili yolu olarak görülüyor.

Yaklaşık 1 milyar 600 milyon insanın geçimini ormanlardan sağladığı tahmin ediliyor. Bu doğrultuda ormanların tahrip edilmesinin, büyük ölçüde orman ekosistemlerine bağımlı olan yerel topluluklar üzerinde yıkıcı etkileri bulunuyor. Orman tahribatı ayrıca yabani hayvanlar, çiftlik hayvanları ve insanlar arasındaki temas olasılığını artırarak yeni hastalık ve salgınların yayılma riskini de arttırıyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, 1990 ile 2020 arasında, AB Üye Devletlerinin yüzölçümü toplamından daha büyük bir alan, 420 milyon hektar orman, ormansızlaşma nedeniyle kaybedildi. Bu kayıpların yaklaşık %10’u, AB Üye Devletlerinin tüketim alışkanlıklarından kaynaklandı. İşte tam bu noktada, orman tahribatı konusundaki sorumluluğunu kabul eden AB, bu durumu tersine çevirmek ve küresel ormansızlaşma üzerindeki etkisini azalmak için Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğünü hayata geçirdi.

Sürece bakılacak olursa, Komisyon, 17 Kasım 2021 tarihinde, ormansızlaşmadan arındırılmış ürünlere ilişkin AB Tüzüğü teklifini yayımladı. Teklife ilişkin AB Konseyi ve AP arasındaki uzlaşı metni, AP Genel Kurulu’nun 19 Nisan 2023 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda onaylanırken; AB Konseyi tarafından 16 Mayıs 2023 tarihinde onaylandı. Nihayetinde ilgili Tüzük, 9 Haziran 2023 tarihli ve L 150 sayılı AB Resmî Gazetesinde yayımlandı.

Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğü Ne Getiriyor?

Ormansızlaşma ve orman tahribatı ile alakalı belirli mal ve ürünlerin AB piyasalarında bulunması ve AB’den ihraç edilmesi ile ilgili Tüzük; AB Tek Pazar’ına sığır eti, kereste, soya, palm yağı, kauçuk, kakao ve kahvenin yanı sıra deri, çikolata, mobilya, basılı kâğıt ürünleri ile palm yağı bazlı türev ürünler gibi belirli yan ürünleri süren, bulunduran veya ihraç eden tüm operatörler için belirli zorunlu gereken özen yükümlülüğü (due diligence) kuralları getiriyor. Bu doğrultuda tüm operatörler, piyasaya sürecekleri ürünlerin, 31 Aralık 2020 tarihinden sonra ormansızlaşmış veya tahribata uğramış alanlarda üretilmediğini, insan hakları da dâhil olmak üretim ülkesindeki yürürlükteki ilgili yasalara uygun olduğunu ve bu üretim sürecinden etkilenen yerli halkların haklarına uygun davranıldığını doğrulamak zorunda olacak.

Bahsi geçen ürünlerin AB pazarına sunulmasına ilişkin koşulları belirleyen Tüzük, aslında AB üyesi olmayan üreticilere veya ihracatçılara doğrudan yükümlülük getirmeyecek. Tüzük, bahsi geçen ürünlerin ormansızlaştırma içermediğini ve yasal olduğunu gösteren bilgi, belge ve verilerin kapsamlı bir şekilde izlenebilirliği ihtiyacını doğurduğundan dolayı, AB operatörlerini ilgili emtia ve ürünleri AB pazarına sunmadan önce gerekli özeni göstermekle yükümlü kılacak. Bu doğrultuda bir AB operatörünün, ilgili emtia ve ürünlerden birini AB pazarına sokmadan önce, üretim yapılan ülke veya ülkeleri ve tüm arazilerin coğrafi konumunu içeren bir özen yükümlülüğü beyanı (due diligence statement) düzenlemesi gerekecek. İlgili özen yükümlülüğü gereklilikleri, büyük AB operatörleri için 30 Aralık 2024; mikro ve küçük AB operatörleri için ise 30 Haziran 2025 tarihinden itibaren geçerli olacak.

Tüzük, üçüncü ülkeler ve AB Üye Devletlerinde ormansızlaşma ve orman tahribatı konusunda düşük, standart veya yüksek risk düzeyleri tanımlayan bir kıyaslama sistemi (benchmarking system) oluşturuyor. Bu bağlamda düşük riskli ülkelerden ürün ticareti yapan operatörlerin %1’i, standart riskli ülkelerden ticaret yapan operatörlerin %3’ü ve yüksek riskli ülkelerden ürün ticareti yapan operatörlerin % 9’u Üye Devletler tarafından denetlenecek.

Üye Devletler, Tüzük kapsamında sorumlulara etkili, orantılı ve caydırıcı cezalar uygulanmasını sağlayacak. Operatörlerin ödeyeceği ceza oranı, AB'deki yıllık cirosunun en az %4'ü düzeyinde olacak ve ceza alan operatörler kamu alım süreçlerinden ve kamu fonlarına erişimden geçici olarak hariç tutulacak.

Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğüne Gelen Tepkiler

Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğü büyük tartışmaları da beraberinde getirdi. Nitekim Tüzük bazı ülkeler tarafından ilerici olarak nitelendirilirken, bazı ülkeler tarafından da korumacı olduğu gerekçesiyle eleştirildi.

DTÖ'nün 22 Kasım 2022 tarihli tarım komitesi toplantısında, AB ilgili Tüzüğü tartışırken, ABD ve diğer gelişmiş ülkeler bu duruma karşı sessiz kaldı. Ancak gelişmekte olan ülkeler Tüzüğü ciddi bir şekilde eleştirdi. Nitekim 29 Kasım 2022 tarihinde, Tüzüğün taslak metninin onaylanmasından kısa bir süre önce, Endonezya ve Brezilya hükümetleri, diğer DTÖ üyesi ülkelerden Arjantin, Kolombiya, Gana, Guatemala, Fildişi Sahili, Honduras, Ekvator, Malezya, Nijerya, Bolivya, Paraguay ve Peru'nun imzasını taşıyan bir mektubu AB Konseyi Başkanı, Komisyon ve AB Dönem Başkanı Çekya'ya iletti. İmzacı ülkeler, mektupta, AB'nin Paris Anlaşması ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde yansıtılan iklim değişikliği ile mücadele ve ormanların korunması gibi ortak hedefleri karşılamak üzere “uluslararası katılım yerine tek taraflı bir mevzuata" yönelmesinden duydukları üzüntüyü dile getirdi. Tüzük konusunda kendilerine yeterince danışılmadığını belirten bu ülkeler, ürünlerin kapsamının belirsiz olduğu, mevzuatın ayrımcı, maliyetli ve pratik olmayan izlenebilirlik gereklilikleri barındırdığı hususunda eleştirilerde bulundu.

Tüzüğe karşı en büyük tepki Endonezya ve Malezya’dan geldi. Küresel palm yağı ihracatının %85’ini birlikte gerçekleştiren bu iki ülke, bugüne kadar palm yağı yetiştiriciliğini küçük çiftçilerin geçim kaynaklarını iyileştirmek için bir araç olarak kullandı. Ancak Endonezyalı ve Malezyalı yetkililere göre bu ilerleme ormansızlaşma yasası nedeniyle artık tehdit altında. Bu doğrultuda iki ülke yeni Tüzük nedeniyle AB’yi küçük çiftçileri haksız yere cezalandırmakla suçladı ve Tüzüğün karmaşık gerekliliklerinin, bunu karşılayabilecek durumda olmayanları mali açıdan zorlayacağını ileri sürdü. İki ülkenin öncülük ettiği Palm Yağı Üreten Ülkeler Konseyi (CPOPC) ise Tüzüğü "doğası gereği ayrımcı ve cezalandırıcı" olarak nitelendirdi.

İlgili Tüzüğe büyük şirketlerin uyum sağlamasının oldukça kolay olduğunu ifade eden Endonezya Ekonomik İşler Koordinasyon Bakanı Airlangga Hartarto, ek masrafların maliyetini Avrupa’daki tüketicilerin değil küçük çiftçilerin üstleneceğinin altını çizdi. Hartarto, Tüzüğün izlenebilirlik gerekliliklerinin yeni teknolojilere yatırım gerektiğini vurguladı ve bunun da ciddi bir ek maliyet getireceğini ifade etti. "Bize ormansızlaşmamamızı söylemek Avrupa'ya düşmez" diyen Hartarto ayrıca Endonezya'daki ormanlık arazi seviyesinin Avrupa'nın çok üzerinde olduğuna dikkat çekti.

EURACTIV'e açıklamalarda bulunan bir Komisyon sözcüsü ise Tüzüğün hedefinin çiftçiler değil, düzenleme kapsamında ürünlerini AB pazarına sunan operatörler olduğunu ifade etti. Ayrıca Komisyon sözcüsü, izlenebilirlik gerekliliklerinin basit bir akıllı telefon ile yerine getirilebilir ve karmaşıklık düzeyinin düşük olduğunu ifade eti.

Sonuç olarak küresel anlamda ormansızlaşma ile mücadelede konusunda dünyada bir ilki gerçekleştiren AB’nin yeni Tüzüğü, büyük tartışmaların merkezine oturdu. Operatörlerin 30 Aralık 2024 gibi yakın bir tarihe kadar ilgili düzenlemenin gerekliliklerine uyum sağlayıp sağlayamayacağı büyük bir soru işareti. Nitekim uyum sağlama konusunda yeterli kapasiteye sahip olmayan gelişmemiş ülkelerin ve bu ülkelerde üretim yapan küçük çiftçilerin AB Tek Pazar’ına ürünlerini sokamamaları mevcut sorunları daha da karmaşık bir hâle getirebilir. Ancak her şeye rağmen iklim krizi ile mücadelede öncülük eden AB’nin böyle bir süreci başlatması, küresel orman tahribatı ve ormansızlaşmanın önlenmesi konusunda bir mihenk taşı. Bu doğrultuda AB’nin atması gereken yegâne adım, sürece uyum sağlamada zorlanacak olan üçüncü ülkeler ile iş birliğini geliştirmek ve gerekli desteği sağlamak.

Ahmet Emre Usta, İKV Uzman Yardımcısı

Diğer Yazılar