İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

AB GÜNDEMİ: Fransa’da Gerçekleştirilen Protestolar Toplumda Kutuplaşmalara Yol Açıyor

Fransa’da 27 Haziran tarihinde bir polisin Cezayir kökenli bir vatandaşı öldürmesiyle başlayan protestolar, sosyo-ekonomik açıdan oldukça büyük bir hasara neden oldu.
AB GÜNDEMİ: Fransa’da Gerçekleştirilen Protestolar Toplumda Kutuplaşmalara Yol Açıyor

Fransa’daki Protestolar Toplumda Kutuplaşmalara Yol Açıyor

27 Haziran tarihinde Fransa’da bir polis, üç kişinin bulunduğu araca dur emrine uyulmadığı gerekçesiyle ateş açtı. Aracın sürücüsü olan 17 yaşındaki Cezayir kökenli Nael M. hayatını kaybetti. Olayın ardından, Fransa’nın başkenti Paris başta olmak üzere Marsilya, Lyon ve daha pek çok şehirde protestolar baş gösterdi.

Nael M.’nin ölümünün ardından, Paris’in banliyösü olan Nanterre’de yaşayan Afrika ve Arap kökenli vatandaşlar polisten gördükleri şiddet ve ırkçı tutumlar hakkındaki şikâyetlerini daha yüksek bir sesle konuşmaya başladı. Vatandaşlar polisin bu tutumunun yıllardır süregeldiğini dile getiriyor. Bölgede yaşayan insanların neredeyse tamamı kendisini güvende hissetmiyor.

Fransa Başbakanı Elisabeth Borne, olaya dair açıklamalarında polisin müdahale şeklinin açıkça hukuka aykırı olduğunu ve Nael için adaletin sağlanacağını dile getirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Nael’in ailesine baş sağlığı dileyerek olayın takipçisi olacaklarını duyurdu. Ayrıca Macron, “hiçbir sebep 17 yaşındaki bir gencin öldürülmesini meşru kılmaz" şeklinde bir ifadede bulundu. Ancak bu açıklamalar, metropollerin kenar mahallelerinde ve banliyölerde yaşayan vatandaşları yatıştırmakta oldukça yetersiz kaldı. Fransa İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamalara göre protestolarda ortaya çıkan hasarın boyutundan da anlaşılacağı gibi Nael’in ölümü toplumda büyük bir öfkeye dönüştü. Nitekim protestoların yapıldığı günlerde, 5 bin araç ve 10 bin civarında çöp konteyneri ateşe verildi, bin binada hasar meydana geldi ve 250 polis karakoluna saldırı düzenlendi. Olayların başlamasının ardından bir hafta içerisinde yaş ortalaması 17 olan 3243 kişi gözaltına alındı.

Fransa’da yer alan siyasi partilerin de bulunduğu 90 kuruluş, 8 Temmuz için kitlesel bir gösteri çağrısında bulunmuştu. Bu kuruluşlar, protestoları süresince “ülkemiz yasta ve öfkeli” başlığıyla ortak bir açıklama yaptı.

Protestolara Karşı Aşırı Sağda Tansiyon Yükseliyor

Aşırı sağcılar, “mavi, beyaz, kırmızı, Fransa, Fransızların” sloganları atarak protestolara tepki gösterdi. Bu kişilerin Fransa’daki bazı kentlerde protestolara karşı ırkçı gösteriler yapması toplumda büyük bir kutuplaşma yaratıyor. Fransa’nın 2015 sonrasında yaşandığı terör saldırıları, 2018 Sarı Yelekliler Hareketi ve 2019 emeklilik reformu ağır grevi gibi hâlihazırda yaşadığı sorunlar da sosyolojik olarak olumsuz izler bırakmıştı. Bu izlerin üzerine Cezayir kökenli bir vatandaşın öldürülmesi ise siyasi istikrar açısından kötü bir tablo çiziyor.

Olayların ardından Fransa’da sokağa çıkma yasağının uygulandığı kent sayısı 10’u buldu ve ulaşım araçlarının kullanılması konusunda da kısıtlamalar koyuldu. Fransa, son yıllarda grev ve protestolara pek çok kez şahit olunan bir ülkeydi. Öte yandan, basın ve sosyal medyada Nael’in öldürülmesinin ardından yaşananların diğer protesto ve eylemlere kıyasla çok daha şiddetli ve farklı olduğu söyleniyor. Bu eylemleri farklı kılan ise geçmişteki eylemler gibi doğrudan siyasi bir taleple ilişkili olmaması olarak yorumlanıyor. Protestolarda görülenler toplumda biriken büyük bir öfkeyi gösteriyor. Fransız polisi, 2022 yılında sadece trafik kontrolleri kapsamında 178 kez araçlara ateş açtı ve bu olaylarda 13 kişinin de hayatını kaybettiği kayıtlara geçti. Bu istatistik ise Avrupa ülkeleri içerisinde Fransa’nın polis şiddeti konusunda oldukça olumsuz ve sert bir tablo çizdiğini gösteriyor. Ayrıca, Fransa’daki polis şiddetinin yer aldığı olayların yine istatistiklere dayalı olarak Afrika ve Arap kökenli vatandaşlara yapıldığı görülüyor. Yaşananların ardından Fransa İslam Konseyi, Fransa’daki Müslüman gençlerin günlük yaşamda ayrımcılığa uğradığına dair açıklamalarda bulundu. Protestocular, Fransa’da polis şiddetinin sistematik bir hâl aldığını ve sürekli Afrika ve Arap kökenli bireylerin hedef alındığını dile getiriyor.

Macron’un Çözüm Talebi

Cumhurbaşkanı Macron, Fransa İçişleri Bakanlığı’nın acil kriz merkezinde üst düzey bakanlar ve güvenlik yetkilileriyle bir araya geldi. Macron, Fransa’da düzen ve sükûnetin yeniden tesis edilmesi için tedbirlerin alınması gerektiğini ve bu olaya sebebiyet veren nedenlerin tespit edilerek uzun soluklu çalışmaların acilen başlaması gerektiğini ifade etti.

Fransa’da 1977 yılından bugüne, banliyölerde yaşayan gençlere yönelik farklı çalışmalar ve hatta belirli maddi destekler gerçekleştirmek için 10 ayrı çözüm paketi açıklandı. Öte yandan, 1995, 2005 ve bugün yaşanan sorunların aynı şekilde sirayet etmesi Fransa’nın bu konuyu çözüme kavuşturmakta ve toplumda huzuru sağlamakta çok da başarılı olmadığını gösteriyor. Macron, 2017 yılında iktidara geldiğinde banliyöde yaşayan gençlere yönelik oldukça iddialı projeler sunmuştu. Bugün bakıldığında ne geçmişteki hükümetler ne de Macron hükümetinin etkili bir adım attığı ve bahsedilen projeleri eksiksiz hayata geçirebildiği görülmüyor. Fransa için temel bir sosyolojik sorun olan banliyö konusuna fiziksel bir sorun olarak bakılıyor. Bölgede yaşanan sorunlar, orada yaşayan vatandaşların fiziki koşullarıyla ilişkilendiriliyor ancak, sosyo-ekonomik problemlere kalıcı çözümler bulunmuyor. Oysaki bu bölgede yer alan en büyük sorun kimlik mücadelesi ve bundan dolayı yaşanan entegrasyon problemi sebebiyle ortaya çıkıyor. Fransız hükümetinin banliyö bölgesinde yaşanan sorunların temeline odaklanarak çözümler sunması gerekiyor.

Bağış Kampanyası, “Utanç Fonu” Olarak Nitelendiriliyor

Fransa’da Nael’in ölümüne sebep olan polisin ailesi için bir bağış kampanyası başlatıldı. Beş günden kısa sürede yaklaşık 45 bin kişinin katıldığı 1,6 milyon avroya ulaşan bağışın yasal olup olmadığına dair tartışmalar yaşanıyor. Nael’in ailesinin avukatı ise toplanan bağışı utanç fonu olarak nitelendirdi. Nael’i öldüren polisin hüküm giymesiyle ailesi için toplanan bağışın geri ödenmesi talep edilebilir.

Olası Senaryolar

Fransa’da yaşanan protestoların diğer Avrupalı ülkelere de sıçraması konusunda endişeler yaşanıyor. Nitekim, Belçika ve İsviçre’de de protestolar yapıldı. Macron, Fransa’daki olaylar nedeniyle diğer Avrupa ülkelerine yapacağı ziyaretleri erteledi. Fransız İçişleri Bakanlığı’nın aldığı önlemlerle yükselen tansiyon bir haftanın ardından düşmeye başladı.

Öte yandan, Fransız hükümetinin protestolar karşısındaki sert müdahalelerine rağmen, emeklilik reformu, artan işsizlik ve enflasyon gibi olumsuz seyreden koşullar gelecek zamanda Fransa için olumsuz senaryoların yaşanabileceğine dair sinyaller veriyor. Bütün bu sorunlara eklenen Nael M.’nin ölümü ise yeni ayrımcılıklara ve aşırı sağın daha da güçlenmesine neden olabilir. Potansiyel olumsuzluklar, Fransa’ya giriş-çıkışları ve Fransız vatandaşlığı almayı daha zor duruma sokarak bu konudaki denetimlerin de sıkılaştırılacağını işaret ediyor.

Nagehan Nur Uysal, İKV Uzman Yardımcısı

Diğer Yazılar