İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
17-23 OCAK 2011

İKV’DEN HAFTAYA BAKIŞ

AB’ye üyelik sürecinde Kıbrıs sorunu ile birlikte Türkiye’nin başını en fazla ağrıtan konulardan biri kuşkusuz Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin üyeliğe karşı oluşu ve Fransa’nın müzakerelerde toplam beş başlığın açılmasını engellemesi. Ancak bu durum 2012 yılındaki seçimlerin ardından değişebilir, zira Fransa’da Sarkozy’e olan destek hızla azalıyor. BVA şirketi tarafından geçtiğimiz hafta yapılan araştırmanın sonuçları, bu hafta seçim olsa Cumhurbaşkan Sarkozy’nin sosyalistlerin iki muhtemel adayı Dominique Strauss Kahn ve Martine Aubry’e karşı kesin bir mağlubiyet yaşayacağı, hatta oyların yüzde 40’ından bile daha az destek alacağını ortaya koydu. Ancak 2012 yılında yapılacak Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sosyalist Parti’nin Cumhurbaşkanı adayı henüz belli değil. Adaylık için IMF Başkanı Dominique Strauss Kahn ve Fransa’da sendikal hareketin destekçisi ve haftalık çalışma saatini 39’dan 35’e indiren yasanın mimarı Martine Aubry öne çıkıyor. İki adayın Türkiye açısında en önemli ortak noktası ise Türkiye’nin AB üyeliğine verdikleri destek. Bu açıdan 2012’deki Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye’nin AB üyeliği süreci için büyük önem taşıyor. Fransa siyasetinde bu hafta Türkiye karşıtı cephede de önemli bir gelişme yaşandı. Yabancı düşmanlığı ve Türkiye’nin AB üyeliğine karşıtlığı ile öne çıkan aşırı sağcı Ulusal Cephe Partisi (Front National – FP) lideri Jean Marie Le Pen, liderliği kızı Marine Le Pen’e bıraktı. Yeni liderlik altında FP politikalarında daha ılımlı bir üslubun hakim olacağı ve bu nedenle de FP’nin popülaritesini artırarak oylarını yükseltebileceği ve Sarkozy’ye oy veren sağ seçmeni kendi saflarına çekebileceği belirtiliyor.

Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde Fransa ile birlikte büyük sorunlar yaşadığı Kıbrıs ile ilgili olarak bu hafta Türkiye dostu iki İngiliz siyasetçiden samimi açıklamalar geldi. Türkiye – AB Karma Parlamento Komisyonu üyesi Andrew Duff Financial Times gazetesinde yayınlanan makalesinde, Türkiye ile AB’nin büyük bir hata yapmak üzere olduklarını ve Kıbrıs konusunda görüşmelerin kopma noktasına geldiğini belirtti. Duff, şayet bu kopuş gerçekleşirse zaten yavaşlamış olan sürecin tamamen durma noktasına gelebileceğini sözlerine ekledi. Duff’ın makalesinde Kemalist’leri AB sürecinin karşısında bir grup olarak resmetmesi ise bundan 88 yıl önce Avrupalılaşma yönünde en kapsamlı reformları gerçekleştiren ulusal lidere ve ideolojik çarpıtmalara prim vermeden onun izinde giden Türkiye halkına karşı büyük bir haksızlık oluşturuyor.  İngiliz Lordlar Kamarası’ndan ve Kıbrıs sorununun çözümü için geçmişte önemli roller üstlenen Lord David Hanney de, sorunun çözümü için Türkiye’nin AB üyeliğinin büyük katkı sağlayacağını ancak eğer üyelik ve çözüm gerçekleşmezse, sorunun her iki taraf için de ayak bağı olacağını vurguladı.

Bu hafta aynı zamanda Agos Gazetesi genel yayın yönetmeni Hrant Dink’in katledilişinin de yıl dönümü. Dört yıl önce katledilen Dink’le ilgili AİHM geçtiğimiz yıl eylül ayında Türkiye’yi Dink’in yaşam hakkının korunmadığı ve öldürülmesi ile ilgili etkili bir soruşturma yürütmediği gerekçesiyle mahkum etmişti. Geçen aylara rağmen, henüz AİHM kararına istinaden dava ile ilgili daha etkin bir soruşturma yürütülemiyor, yargı süreci yeterince hızlı ilerlemiyor. AİHM’de 2010 yılında en fazla mahkum olan ülkeler arasında 278 mahkumiyetle ilk sırada yer alan Türkiye, eğer hem yargı reformunu gerçekleştiremez hem de yaşam hakkının korunması ile ilgili AB mevzuatına uyumlu düzenlemeleri uygulamaya koyamazsa, 2011 yılında da ilk sırayı kimselere kaptırmayacak gibi gözüküyor.