2023 Yılı Birliğin Durumu Konuşması: Tarihin Çağrısına AB’nin Cevabı
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 2024’te gerçekleştirilecek olan Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde Komisyon Başkanlığının dördüncü ve son Birliğin Durumu konuşmasını, 13 Eylül 2023 tarihinde AP üyelerine hitaben gerçekleştirdi. Komisyonun bir önceki yılda yaptıklarının bir değerlendirmesi ve bir sonraki yılda yapmayı planladıklarına bir mercek tutan Birliğin Durumu konuşmaları bu açıdan gerek AB gerekse diğer ülkeler tarafından önemle izlenen AB olayları arasında yer alıyor.
“Tarihin Çağrısına Cevap” başlıklı konuşmada öne çıkan konular kadar değinilmeyen ya da çok az üzerinde durulan konular da incelemeye değer oluyor. Bir diğer deyişle, AB’nin yönünü tam olarak anlayabilmek için satır aralarını okumak çok önemli. Konuşma metni yayınlandıktan sonra neredeyse geleneksel hâle gelen konuşma içinde hangi anahtar kelimelerin kaç kere kullanıldığının bir listesinin tutulması tam da bunu yansıtıyor. Komisyon Başkanı von der Leyen’in 2023 konuşmasında Ukrayna’ya 22, sanayiye 19, yeşil ve iklime 18, genişlemeye dokuz ve Çin’e yedi gönderme yaptığı görülüyor.
Genişleme
Tam da bu istatistiği yansıtacak şekilde gerçekten de konuşmanın en can alıcı noktasını von der Leyen’in, konuşmanın en sonunda AB’nin genişlemesine ilişkin söyledikleri oluşturdu. Avrupa’nın, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra olduğu gibi yine “büyük düşünmesi” ve kendi kaderini belirlemesi gerektiğini söyleyen von der Leyen, AB’nin bir dönüm noktasında olduğunu ve Avrupa’nın stratejik ve güvenlik çıkarlarının Birliği tamamlamakla mümkün olduğunu ifade etti. Ukrayna başta olmak üzere Batı Balkanlar ve Moldova’yı dâhil içine alacak şekilde genişlemesi ile Avrupa’nın tamamlanacağı düşüncesini vurguladı. Aday ülkelerin gösterdiği kararlılığa eşit bir kararlılıkla AB’nin, Avrupa’nın ilerlemesine katkı yapacak bu genişleme için hazırlanması gerektiğine değindi. Tartışmalı bir konu olan Anlaşma değişikliğine dahi başvurulabileceğine değinen von der Leyen, giderek genişleyen ve 30’dan fazla üyeye sahip bir AB’nin iyi bir şekilde işleyebilmesi için neler yapılması gerektiğini anlamak amacıyla bir dizi genişleme öncesi politika değerlendirmeleri yaparak söz konusu politikaların nasıl adapte edilebileceği üzerine Komisyonun bir çalışma yapacağını söyledi. AB’nin kurumlarından bütçesine kadar bu adaptasyonun nasıl olması gerektiğine ilişkin çalışmalar yapılacağına dikkat çekti.
Yeşil Dönüşüm
Von der Leyen, dört yıl önce gezegenin karşı karşıya kaldığı sorunlara AB’nin cevabının Avrupa Yeşil Mutabakatı olduğunu, iklim hedeflerinden sonra ekonomiye yöneltilmesiyle büyüme, yatırım ve inovasyonun yeşil dönüşüm hedeflerine uyumlu ilerlemesi sonucuna yol açtığına değindi. Avrupa Sanayi Stratejisi kapsamında yeşil dönüşümü gerçekleştirirken, Avrupa sanayine her zaman destek vermeye devam edileceğini ifade eden von der Leyen, her sektörün karbonsuzlaşması için bir iş modeli oluşturmasına yardım amacıyla bir dizi Temiz Geçiş Diyaloglar çerçevesinin başlatılacağını ifade etti. Hedeflerinin temiz teknoloji sektörlerinin Avrupa’da büyüyüp gelişmesi olduğunu, zor zamanlardan geçen rüzgâr enerjisi sektörü için sanayi ve Üye Devletlerle birlikte çalışarak Avrupa Rüzgâr Gücü paketi oluşturma yönünde çalışmalar yaptıklarını vurguladı.
Sanayinin Karşı Karşıya Olduğu Sorunlar ve Rekabet Gücü
Konuşmada en çok kullanılan ikinci kelime olan sanayi de oldukça önemli bir yer tuttu. Von der Leyen, sanayinin rekabet gücünü koruyup artırmak için AB olarak sanayiye nasıl destek verecekleri konusunda birtakım noktalara değindi. Sanayinin karşı karşıya olduğu sorunları yetersiz ve kalifiye işgücü eksikliği, enflasyon ve iş ortamını şirketler için daha kolaylaştırmak gereği olarak özetleyen von der Leyen, Avrupa’da yeterli iş olduğuna ancak işgücünün yetersiz olduğuna dikkat çekti. KOBİ’lerin %74’ünün kalifiye işgücü bulmakta zorlandığını söyledi. Gençleri, kadınları ve kalifiye göçmenleri işgücü piyasasına dâhil etmenin önemli olduğunu ifade eden von der Leyen, toplumda, teknolojide ve demografik yapıdaki değişikliklerin işletmeler ve sendikaların uzmanlığına başvurularak dikkate alınması için yaklaşık 40 yıl önce düzenlenen Avrupa sosyal diyaloğunun “Avrupa Sosyal Partner Zirvesi” kapsamında yeniden ele alınacağını açıkladı.
Von der Leyen, enflasyonla mücadele kapsamında enerji fiyatlarındaki düşüşün olumlu olduğunu, bu modeli kritik hammaddeler ve temiz hidrojen sektörlerinde de gerçekleştirmenin yollarının aranması gerektiğini vurguladı. Von der Leyen ayrıca İş ortamını Avrupalı şirketler için daha kolay hâle getirmek amacıyla şirketlerin sorunlarını doğrudan Komisyon Başkanına rapor edecek bir AB KOBİ elçisi atanacağını ve şirketlerin raporlama yükümlülüklerini %25 oranında azaltacak bir yasanın hazırlıklarının yapıldığı işaretini verdi.
Komisyon Başkanı von der Leyen’in, Avrupalı şirketlerin rekabet gücünün arttırılması için vurguladığı gerekli şartlar arasında şirketlerin önemli teknolojilere erişimlerinin bulunması ve kritik hammaddeler konusunda tek bir tedarikçiye bağımlılığı azaltmak yer alıyor. von der Leyen’in kritik önemdeki yeni teknolojiler ile kritik önemdeki hammaddeleri ekonomik ve ulusal güvenliğin vazgeçilmez unsurlarından olarak nitelendirdiği konuşmasında, bu iki konuya çözüm olarak Komisyonun önerdiği STEP platformu ile yeni teknolojilere mali destek sağlanacağı ve Kritik Hammaddeler Kulübü’nün ilk toplantısını gerçekleştirmek suretiyle çalışmalara başlanacağına dikkat çekildi. Von der Leyen ayrıca Mario Draghi’ye Avrupa rekabetinin durumu ve geleceğine ilişkin bir rapor hazırlama görevini verdiğini de konuşmasında ifade etti.
Dijital Teknolojiler ve Yapay Zekâ
Dijital teknolojiler ve yapay zekâ konusu da beklendiği gibi konuşmanın ana temalarından birini oluşturdu. Von der Leyen, dijital teknolojiler ve yapay zekânın yararlarına karşılık yarattığı riskler ve sorunlar nedeniyle oluşan güvensizlik ortamının ortadan kaldırılması için hızlıca yeni bir küresel çerçeve oluşturulması gerektiğinin üzerinde durdu. Bu çerçevenin yapay zekânın sınırlarının belirlenmesi, yönetişimi ve inovasyonu yönlendirici olmasının önemini vurguladı. Yapay zekânın insan merkezli, şeffaf ve sorumlu bir şekilde gelişmesinin sağlanmasının ilk öncelik olduğu ve AB’nin buna karşı hazırlamış olduğu dünyadaki ilk yasal çerçeve olan Yapay Zekâ Yasası’nın bir an önce kabul edilip yürürlüğe girmesi gerektiği üzerinde durdu. Yapay Zekâ için Avrupa’da tek bir yönetişim sistemi oluşturma çalışmalarını yürüttüğünü açıkladı. Son olarak da yapay zekâyı geliştiren ve kullanan şirketlerle açık bir diyalog içinde bulunmanın yapay zekânın güvenli ve etik kullanımı için minimum küresel standartların oluşturulması açısından bu diyaloğun önemine vurgu yaptı.
Tarımın Geleceği
Bir yandan Avrupa kıtasında bulunan çeşitli bölgelerdeki farklı doğal özelliklerin, biyoçeşitliliğin ve ormanların korunurken diğer yandan tarımın doğayla uyum içinde yapılmasının gıda güvenliği açısından önemine vurgu yapan von der Leyen, tarımın geleceği açısından da bir diyalog süreci başlatmak istediklerini ifade etti.
Göç
Çatışma, iklim değişikliği ve istikrarsızlıklar nedeniyle artan göç hareketlerinin yönetilmesinin ve bu bağlamda üye ülkelerle birlik hâlinde hareket etmenin önemine vurgu yapan von der Leyen, sınırları korumakla insanları korumak arasında, bağımsızlıkla dayanışma, güvenlik ve insanlık arasında denge kurmak amacıyla hazırlanan Göç ve İltica Üzerine Yeni Pakt konusunda bir an önce anlaşmaya varılması gereğini vurguladı.
Çin
Konuşmada değinilen konulardan biri de Çin ve Çin’in verdiği teşvikler ve bazı kritik hammaddelerin ihracatına getirdiği yasakların AB sanayisinin ve Avrupalı şirketlerin rekabeti üzerindeki olumsuz etkisi oldu. Von der Leyen, AB’nin Çin’e olan yaklaşımının ayrışmak yerine riskleri azaltmak üzerine dayandırıldığını ve yakın gelecekte gerçekleşecek olan AB-Çin Zirvesi’nde bu yaklaşımın temel alınacağını ifade etti. Çin’in verdiği devlet yardımları ve teşvikler nedeniyle elektrikli arabaları çok ucuza satarak Avrupa’daki elektrikli araba üreticilerinin haksız rekabete uğramasına neden olması nedeniyle Komisyonun Çin’den ithal edilen elektrikli arabalara ilişkin bir teşvik soruşturması başlatacağını açıkladı.
AB’nin Uluslararası İlişkileri
Takım Avrupa kapsamında AB’nin küresel alandaki çalışmalarına atıfta bulunarak Ukrayna'ya karşı gösterilen birliğin Afrika’ya karşı da gösterilmesi gerektiğini ve karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklık kurulması amacıyla bir sonraki AB-Afrika Birliği Zirvesi’ne kadar AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı Josep Borrell ile birlikte yeni bir stratejik yaklaşım üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Von der Leyen ayrıca AB’nin Hindistan ile imzaladığı Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru projesinin Hindistan, Körfez ve Avrupa’yı doğrudan bir tren hattı ile birbirine bağlayarak ticareti %40 daha hızlı hâle getireceğini, temiz enerji ticaretini artıracağını ve yüksek hızlı veri kablosu aracılığıyla dünyanın en inovatif dijital ekosistemlerini birbirine bağlayacağını söyledi.
Değinilmeyen Konuların Düşündürdükleri
Birliğin Durumu konuşmalarında satır aralarını okumanın ve değinilmeyen konuların önemi düşünüldüğünde bu konuların neler olduğuna bakmak gerekiyor. Macaristan ve Polonya’da hukukun üstünlüğü ile ilgili sorunlar, savunma ve güvenlik, Rusya’nın dondurulan varlıkları, sağlık, Brexit ve Birleşik Krallık ile ilişkiler konuşmada yer almayan konulardan. Bu konuların konuşmada yer almaması, AB’nin güncel öncelikleri arasında olmamasına delalet edebilir. Bunun yanında, siyasi açıdan tartışmalı olan konuların da diplomatik bir refleksle dışarda bırakılmış olmaları mümkün. Bir sonraki dönem Avrupa Komisyon Başkanlığı için adaylığını koyup koymayacağına da konuşmasında değinmeyen von der Leyen’in, kariyer planları da izlenmesi gereken kritik bir konuyu oluşturuyor. Von der Leyen Birliğin Durumu konuşmasını bir seçim platformu olarak kullandığı ve konuşmasını bu doğrultuda gerekli kesimlere mesaj vermeye alet ettiği yönünde eleştirilere de maruz kaldı.
Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen’in görevi sona ermeden önce yaptığı son Birliğin Durumu konuşmasındaki en önemli vurgu, AB’nin yine bir dönüm noktasında olduğu ve tarihin akışı içinde ortaya çıkan gelişmeler karşısında başta Ukrayna olmak üzere Batı Balkanlar ve Moldova’yı içine alacak bir genişleme ile Avrupa’yı tamamlamak misyonunu taşımasıydı. Diğer konularla ilgili olarak geçen yılın kazanımları ve ileriye dönük hedefler AB’nin politikalarına bir mercek tutarken Komisyon Başkanının, ‘Doğa ile barışık ve yeni teknolojilerde öncülük eden, özgürlük ve barışta birleşmiş bir kıta vizyonu’ için Avrupa’nın harekete geçilmesi gerektiğine dikkat çektiği görülüyor.
Şehnaz Dölen, İKV Kıdemli Uzmanı