İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

AB GÜNDEMİ: AB’den OECD Üyesi Olmayan Ülkelere Plastik Atık İhracatı Yasağı

AB, OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatını yasaklamaya hazırlanırken, OECD üyelerine yapılacak ihracatı da daha katı koşullara tabi tutmayı planlıyor.
AB GÜNDEMİ: AB’den OECD Üyesi Olmayan Ülkelere Plastik Atık İhracatı Yasağı

AB’den OECD Üyesi Olmayan Ülkelere Plastik Atık İhracatı Yasağı

AP ve AB Konseyi, 16 Kasım 2023 tarihinde, atık ihracatına ilişkin AB prosedürleri ve kontrol tedbirlerinin gözden geçirilmesi konusunda geçici bir anlaşmaya vardı.

Uygun bir şekilde işlenmediğinde ciddi sorunlara yol açabilecek olan atığın, doğru yönetildiğinde önemli bir ekonomik ve çevresel değeri olduğunu unutmamak gerekiyor. Özellikle geri dönüşüm süreciyle atıkların yeniden kullanılması, doğal kaynakların korunmasına katkıda bulunuyor. Dolayısıyla, atıkları dönüştürme ve yeniden kullanma çabaları, daha sürdürülebilir bir gelecek için oldukça önemli. Ancak atıkların ihracat yoluyla nasıl işlendiğine bakılmaksızın gelişmemiş ülkelere gönderilmesi, önemli çevresel sorunlara yol açabiliyor. Bu doğrultuda Avrupa Yeşil Mutabakatı, Döngüsel Ekonomi Eylem Planı, Sıfır Kirlilik Eylem Planı ve 2021-2025 Organize Suçla Mücadeleye Yönelik Yeni AB Stratejisinin önemli taahhütlerinden biri olan plastik atığın ihracatının yasaklanması, iklim nötr bir dünyaya ulaşma yolunda önemli bir adım.

Plastik Atık İhracatının İzleri

Batı Avrupa, kişi başına 150 kg ile yıllık plastik tüketiminin en yüksek bölge. Küresel ortalamanın 60 kg olduğu düşünüldüğünde, bu oldukça yüksek bir oran.

AB, 2022 yılında, üçüncü ülkelere 1,1 milyon tondan fazla plastik atık ihraç etti ve bunun yarısı Malezya, Vietnam, Endonezya ve Tayland gibi OECD üyesi olmayan ülkelere giderken %33'lük önemli bir kısım Türkiye'ye gönderildi. Bahse konu bu tüketim ve ihracat seviyesinin, ciddi çevresel sonuçlarının olduğunu belirtmek gerek. Nitekim veriler incelendiğinde, 1990 ve 2019 yılları arasında, küresel olarak üretilen plastiklerin %39’u zehirli atık sahalarına atılırken, %10’u yakıldı ve yalnızca %4'ü geri dönüştürebildi.

Atıkların, özellikle de plastik atıkların yakılmasının doğurduğu kötü sonuçlar artık herkes tarafından bilinen ve son yıllardaki iklim olayları gözlemlenerek de tecrübe edilebilecek bir gerçek. Plastiklerin yakılması, endokrin, bağışıklık ve üreme sistemlerine uzun vadede zarar verebilecek zehirli gazları serbest bırakırken, denizler ve toprak da bu zehirden etkilenmekte. 2022’de yapılan bir araştırma da bu durumu kanıtlar nitelikte. Araştırmaya göre, ABD’den Hindistan’ın kuzeyinde yer alan bir köye ihraç edilmiş olan plastiklerden çıkan toksik gazlar sebebiyle köy halkında astım ve bronşit gibi hastalıklarda %30’luk bir artış gözlemlenmiş. Malezyalı sivil toplum kuruluşu Basel Action Network’ten Pui Yi Wong, OECD üyesi olmayan ülkelerde plastik geri dönüşüm tesislerindeki yasadışı boşaltım, açık yakma ve mikroplastik kirliliği ile karşı karşıya olunduğunu fakat AB'nin şikayetleri duyması ve aşırı plastik tüketimi ile atık ihracatının yol açtığı kötü yöndeki etkileri kabul etmesinin olumlu yönde bir ilerleme olduğunu belirtirken, ABD, Birleşik Krallık, Japonya gibi diğer yüksek gelirli ülkelerin de sorumluluk almasının zamanı geldiğini söyledi.

AB Atık Sevkiyatı Yönetmeliğinde Güncelleme

Basel Sözleşmesi, mevcut uluslararası düzenlemeler arasında, tehlikeli atıkların sınır ötesi hareketlerinin ve imhasının kontrolünü düzenlemekte. Benzer şekilde, OECD'nin atık yönetimini düzenleyen yasal sistemi, üye ülkeler arasındaki atık hareketlerini kontrol altında tutmak ve geri dönüşümü kolaylaştırmak amacıyla oluşturulmuş durumda. AB’nin Atık Sevkiyat Tüzüğü ise atık ticaretini hem AB içinde hem de dışında düzenleyen temel bir mevzuat niteliği taşıyor. Yeni anlaşmanın resmen onaylanması hâlinde, yürürlüğe girmesinden iki buçuk yıl sonra OECD üyesi olmayan ülkelere de plastik atık ihracatı yasaklanmış olacak.

Ayrıca, AB dışındaki OECD ülkelerine yapılan plastik atık ihracatı da daha katı koşullara tabi olacak. Bu koşullar arasında önceden yazılı bildirim ve onay prosedürünün uygulanması ve daha yakın uyumluluk denetimleri bulunacak. AB içinde imha edilmeye yönelik olan tüm atıklara da yasak getirilecek. Yalnızca geçerli gerekçelerle ve önceden yazılı bildirim ve onay prosedürünün sıkı koşulları altında izin verilen istisnai durumlar hariç tutulacak.

Bu kararların gerçekleştirilebilmesi için katı planlar belirlendi. AB'nin atık ticaretiyle mücadelesini güçlendirmek amacıyla, AB üye ülkeleri arasında daha güçlü iş birliği sağlanacak ve yasa dışı atık ticaretinde yer alan suçlulara karşı caydırıcı yaptırımlar uygulanacak. Komisyon, atık ticaretiyle bağlantılı uluslararası suçları araştırmak için üye ülkelerin çalışmalarını desteklemek üzere sahada hareket edebilecek ve bu konularda AB'nin Dolandırıcılıkla Mücadele Ofisi (OLAF) doğrudan dâhil olacak. Atık ticareti, günümüzde çevrenin en ciddi tehditlerinden biri hâline gelmiş durumda. Sadece doğaya zarar vermekle kalmayıp aynı zamanda adil rekabet ortamını da bozarak meşru işletmeleri etkilemekte. Ayrıca, atık ticaretiyle organize suçlar arasında belirgin bir ilişki de bulunmakta. Yapılan tahminlere göre tüm atık sevkiyatlarının üçte birine kadarının yasa dışı olduğu düşünülüyor ve bu durum yıllık olarak önemli miktarda yasa dışı kazanç sağlanmasına yol açıyor.

Türkiye Nasıl Etkilenecek?

Türkiye, atık ithalatında önde gelen ülkelerden biri olduğu için düzenlemeden nasıl etkileneceğini incelemekte fayda var. Öncelikle yeni düzenleme, atık ihracatının sadece OECD üyesi olmayan ülkelere yasakladığı için bir OECD üyesi olan Türkiye’yi etkilemeyecek. Ancak OECD ülkelerine yapılan plastik atık ihracatına daha katı kuralların getirilmesinin öngörüldüğü dikkate alındığında, Türkiye’ye atık ihracatının sınırlandırılması tamamen AB ülkelerinin elinde olacak. Bu doğrultuda çevresel konulara dair artan bilinç ve sivil toplum baskısının, AB ülkelerinin kararlarını etkileyebileceğinin altını çizmek gerek. Çukurova Üniversitesi'nde mikroplastik konusunda araştırmalara yapan Dr. Sedat Gündoğdu, konu ile ilgili, "Plastik atık ihracatının OECD dışındaki ülkelere yasaklanması önemli bir karar, ancak Türkiye gibi hem AB'nin en büyük plastik atık ithalatçısı hem de OECD üyesi olan bir ülkeye tehlikeli ve karışık plastik atık gönderimlerine tam bir ihracat yasağının olmaması hayal kırıklığı yarattı" dedi.

Atık yönetiminin, çevresel ve sosyal etkileri göz önünde bulundurarak ele alınması gerekiyor. Yeni düzenlemeler, atık ihracatı ve geri dönüşüm gibi konularda önemli hedefleri içerse de kısıtlamalar getirmek yerine, daha kapsamlı ve sürdürülebilir bir atık yönetimi sistemine geçiş oldukça önemli. Bu, atık üretimini azaltmaya yönelik çalışmalar, geri dönüşümü teşvik etmek ve atıkların doğaya zarar vermesini engellemek için iş birliği ve daha etkin politikalar gerektiriyor.

Bared Çil, İKV Uzman Yardımcısı

Diğer Yazılar