İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

AB GÜNDEMİ: AB Yapay Zekâ Yasası Üzerinde Zorlu Müzakereler Devam Ediyor

Almanya, Fransa ve İtalya, Yapay Zekâ Yasası’nın temel modellere yönelik yaklaşımı için fikir birliğine varsa da üye ülkelerin ve AP’nin yapay zekâya ilişkin farklı tutum göstermesi yasama sürecini çıkmaza soktu.
AB GÜNDEMİ: AB Yapay Zekâ Yasası Üzerinde Zorlu Müzakereler Devam Ediyor

AB Yapay Zekâ Yasası Üzerinde Zorlu Müzakereler Devam Ediyor

AB’nin Yapay Zekâ Yasası’nın sonuçlandırılmasına ilişkin Brüksel’deki tartışmalar tüm hızıyla sürüyor. Şu ana kadar üçlemede (Avrupa Komisyonu, AB Konseyi ve AB) ön plana çıkan ve fikir birliğine varılamayan konular şu şekilde:

  •     •Temel modellere yönelik düzenleyici yaklaşım;
  •     •Kamusal alanlarda biyometrik tanımlamaya izin verilip verilmeyeceği;
  •     •Yasanın üye ülkeler düzeyinde mi yoksa AB düzeyinde mi uygulanacağı ile ilgili.

Yasama tartışmalarındaki son kriz, yapay zekânın temel modellerinin düzenlenmesine nasıl yaklaşılacağıyla ilgili oldu. Aslında, bir önceki müzakere tartışmasında taraflar, bu modellerin kademeli bir yaklaşımla daha sıkı kontrole tabi olacağı konusunda ortak bir zeminde buluşmuşlardı. Ancak, son oturumda Fransa, Almanya ve İtalya “denenmemiş düzenlemeleri uygulamak yerine özdenetimli bir yaklaşımın oluşturulması ve yapay zekâ temel modellerinin ya çok az düzenlenmesini ya da hiç düzenlenmemesi” teklifini sunması sonrasında, bu teklif AP üyeleri tarafından reddedildi. Teklife karşı çıkan ve bu teklifi bir “U” dönüşü olarak tanımlayan AP üyeleri Almanya, Fransa ve İtalya’nın önerisinin yapay zekâ şirketlerinin baskısıyla verildiği eleştirisinde bulundu ve yapay zekâya dair denetimin artırılması çizgisinden taviz vermeyeceklerini açıkça vurguladı.

Tarafların fikir birliğine varmakta zorlanmaları nedeniyle yasanın müzakereleri duraksamış görünürken, Avrupa Komisyonu, kademeli yaklaşımı koruyan ancak genel olarak yapay zekânın temel modelleri üzerinde düzenlemeyi zayıflatan bir uzlaşma metni önerdi. Bu metnin, özellikle AP’den direnç göreceği tahmin edilse de ilerideki müzakereler için bir temel oluşturacağı düşünülüyor. Yasa ile ilgili bir sonraki görüşmenin 6 Aralık’ta yapılması beklenirken, Yapay Zekâ Yasası’nın yasama sürecinin gecikeceği kesin. AB ise yapay zekâ düzenlemeleri konusunda kendisini küresel bir öncü olarak tanımlasa da küresel gelişmeler ve yaklaşan AP seçimlerinin gölgesinde nasıl bir çözüm bulması gerektiğiyle ilgili bir baskı altında kalmış durumda.

Yapay Zekânın Temel Modelleri Nedir?

Temel modeller (veya üretken modeller), insan kalitesinde metin oluşturabilen, dilleri çevirebilen, farklı türlerde yaratıcı içerikler yazabilen ve sorularınızı bilgilendirici bir şekilde yanıtlayabilen büyük, önceden eğitilmiş yapay zekâ modelleri olarak karşımıza çıkıyor. Genellikle metin, görüntü veya kod gibi büyük miktarda etiketlenmemiş veri üzerinde eğitilen bu modeller, çok çeşitli görevler için kullanılabiliyor. Temel modeller karmaşık görevleri yerine getirme, yapay zekânın benimsenmesini hızlandırma ve üretkenliği artırma kapasitesine sahip.

Temel modellerin düzenlenmesi, yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi (fayda üzerine odaklı) ve potansiyel risklerin önüne geçilmesi (zarar üzerine odaklı) için esas olarak görülüyor. Geçtiğimiz seneden beri çığır açan ChatGPT gibi temel modeller, birbirinden farklı birçok görevi (metin, görsel ve video oluşturma gibi) yerine getirme yeteneğine sahip. Bu gibi yapay zekâ sistemleri, yapay zekânın daha fazla geliştirilmesi için çok yönlü araçlar olarak karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte, temel modellerin öngörülemeyen gelişimi potansiyel gizlilik ihlalleri, kötüye kullanım ve kamu güvenliği ve küresel güvenlik gibi ciddi riskler oluşturabilecek tehlikeli sonuçların ortaya çıkma ihtimali, yapay zekâ hakkındaki endişeleri artırıyor. Yapay Zekâ Yasası müzakerelerindeki son tartışma da temel modellerin düzenlenmesinde “aşırı kısıtlayıcılığın”, inovasyonu ve yapay zekânın gelişimini engelleyebileceği ve “gevşek düzenlemelerin” istenmeyen sonuçlara neden olacağıyla ilgili endişelerden oluşuyordu.

Yapay Zekâ Yasası Neyi Amaçlıyordu?

Yapay zekâ, özünde, insan zekâsının makinelerle taklit edilmesi. Önceden tanımlanmış kuralları takip eden geleneksel sistemlerin aksine yapay zekâ, verilerden öğrenebilir, değişen koşullara uyum sağlayabilir ve insan bilişini gerektiren görevleri yerine getirebilir.

Tıbbi teşhis, kişiselleştirilmiş tedavi planları, finansal sihirbazlık, kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimleri, otonom araçlar, sanal asistanlar, sohbet botları ve dahası. Yapay zekânın faydalarının yanı sıra sunduğu birçok risk ve tehdit de mevcut. Ön yargı ve adalet muamması, gizlilik endişeleri, siber tehditlere açıklık… AB de aynı şekilde yapay zekânın önyargı, ayrımcılık ve gizlilik ihlalleri gibi potansiyel risklerinden endişe duyuyor ve yapay zekânın yasal çerçeveler dâhilinde düzenlenmesi için ön saflarda yer alıyor. Bu amaçla Avrupa Komisyonu, dünyanın ilk kapsamlı Yapay Zekâ Yasası teklifini 21 Nisan 2021 tarihinde sundu. Askerî sektörler hariç tüm sektörleri kapsayan ve yapay zekâ için ortak bir düzenleyici ve yasal çerçeveyi oluşturmayı amaçlayan yasa, AB üye ülkelerinde yapay zekâ sistemleri için tutarlı standartlar belirleyerek AB ekonomisine ve Avrupa vatandaşlarına fayda sağlamasını hedefliyor.

Yapay Zekâ için Yasal Düzenlemeler Hazırlamak Neden Zor?

Yapay zekâ teknolojisi sürekli gelişmekte, yeni yetenekler ve uygulamalar hızla ortaya çıkmakta. Bu durum, kapsamlı ve geleceğe dönük yapay zekâ yasalarının hazırlanmasını zorlaştırıyor. Çünkü yapay zekâ teknolojisi, yasalar uygulanmadan önce bile önemli ölçüde değişebiliyor. Ek olarak, yapay zekânın gelişen doğası, yapay zekânın tüm potansiyel risklerini ve faydalarını öngörmenin zor olduğu anlamına geliyor ve bu da uygun yasal güvencelerin oluşturulmasını zorlaştırıyor. Ayrıca, yapay zekânın hayatımıza girmesi önyargı, adalet, şeffaflık ve hesap verilebilirlik gibi -nasıl ele alınacağı belirsiz- bir dizi etik hususu da beraberinde getiriyor.

Tüm bunların dışında, Yapay Zekâ Yasası ile ilgili üye ülkeler arasında ortak pozisyon belirlemek oldukça zor görünüyor. Üye ülkeler, yapay zekâ ile ilişkili potansiyel riskler ve faydalar konusunda farklı algılara sahip. Almanya ve Fransa, yapay zekânın sunduğu ekonomik ve sosyal faydalarını dönüştürücü bir güç olarak görürken, yeniliği teşvik eden dengeli bir düzenleyici yaklaşıma duyulan ihtiyacı vurguluyor.

Buna karşılık, Danimarka ve Hollanda gibi diğer üyeler, potansiyel iş kayıpları, algoritmik önyargı ve gizlilik ihlalleri ile ilgili endişelerini dile getirerek yapay zekâya karşı daha temkinli davranıyor. Ayrıca, bu üyeler hızlı benimseme yerine risk azaltmaya öncelik vermek için daha sıkı bir düzenleyici çerçeveyi savunuyor.

AB'nin Yapay Zekâ Yasası ile ilgili devam eden müzakereleri, üye ülkelerin farklı bakış açılarını ve önceliklerini uzlaştırmaya çalışırken bu zorlukları yansıtıyor. Ortak bir pozisyon elde etmek için öncelikle ortak bir vizyon yaratmak ve uzlaşma sağlamak şart gibi görünüyor. Avrupa’nın rekabet gücü ve finansal istikrarı, büyük ölçüde Avrupalı şirketlerin ve vatandaşların yapay zekâyı yeşil teknoloji, sağlık, üretim ve enerji gibi kilit alanlarda kullanma becerisine bağlı olduğu için AB’nin elinden gelenin daha fazlasını yapması gerekiyor.

Sema Nur Yeniyıldız, İKV Uzman Yardımcısı

Diğer Yazılar