İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 OCAK 2024

AB GÜNDEMİ: AB’den İsrail-Hamas Çatışmasının Sona Ermesi İçin Barış Planı

AB’den İsrail-Hamas Çatışmasının Sona Ermesi İçin Barış Planı

7 Ekim 2023 tarihinde Aksa Tufanı Operasyonu olarak adlandırılan Hamas’ın İsrail’e karşı düzenlediği saldırının ardından bölgedeki çatışmalar halen devam ediyor. Çatışmalarda çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “mutlak bir zafer” elde edene kadar İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında geri adım atılmayacağını ifade etti.

22 Ocak 2024 tarihinde AB Dışişleri Bakanları İsrail ve Filistin’in üst düzey diplomatlarıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Gazze’deki durumu tartışmak ve olası bir barış anlaşması oluşturabilmek için Arap ülkelerinden temsilciler de toplantıda yer aldı. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Lübnan’da Hamas liderlerinden birinin öldürülmesinin İsrail-Hamas çatışmasını daha da tırmandıracağını vurgularken, iki devletli çözüm mekanizmasının (two-state solution mechanism) hem İsrail ve Filistin’i hem de küresel düzeni korumak için en iyi çözümlerden biri olduğunu belirtti. Buna karşın Borrell, çatışmaların seyri bu şekilde devam ettiği müddetçe tüm Orta Doğu coğrafyasının ateş altında kalacağı endişesini de dile getirdi. İsrail ise iki devletli çözüme sıcak bakmıyor. Filistin Dışişleri Bakanı Riyad al-Maliki, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun iki devletli çözümü reddetmesinin karşısında durduğunu ve ateşkes dışında hiçbir durumun kabul edilemez noktada olduğunu belirtti. Netanyahu ise 18 Ocak’ta yaptığı açıklamasında Hamas yok edilmediği ve rehineler serbest bırakılmadığı sürece Gazze’deki askerî harekâta devam edeceğini söylemişti.

22 Ocak’ta gerçekleştirilen ve iki devletli çözüm sürecinin konuşulması planlanan AB Dışişleri Bakanları toplantısına İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz da katıldı. Katz, toplantı esnasında iki devletli çözümü konuşmak yerine video ile desteklediği Gazze açıklarında oluşturulabilecek yapay bir adadan bahsetti. Bakan Katz’ın Gazze’deki sorunlar ve barış sürecini konuşmak yerine, video eşliğinde yapay bir adadan bahsetmesi AB’de hayal kırıklığı yarattı. Yüksek Temsilci Borrell, İsrail Dışişleri Bakanı Katz’ın tartışılan konularla ilgisi olmayan videolar göstermesinin hoş karşılanmadığını ve zamanını daha verimli kullanabileceğini dile getirdi. Ayrıca Borrell, İsrail katılmasa dâhi iki devletli çözümü esas alan kapsamlı bir barış planının ortaya koyulması konusunda uluslararası temaslarına devam edeceği mesajını verdi.

AB içerisinde iki devletli çözüme genel bir destek görülse de İsrail’i destekleyen Almanya, İspanya ve İrlanda gibi AB üye ülkeleri acil ateşkes talebini reddetti. Dolayısıyla, ortak bir ateşkes kararına varmak AB içerisinde şu an için gerçekleşmesi zor bir olasılık gibi görünüyor.

AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Borrell, Filistin ve Gazze halkının karşı karşıya kaldığı ölüm, yıkım ve zorlukların Hamas ve ideolojisini yenilgiye uğratamayacağını vurguladı. Borrell, ABD’nin de desteklediği temelde bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını ifade eden 10 maddelik yol haritasını hazırladı ve çatışmanın taraflarına sundu.

Bahsi geçen yol haritası, potansiyel bir barış planı olmanın yanı sıra son 70 yıldır durmaksızın devam eden İsrail-Filistin çatışmasını körükleyen temel nedenleri de ele alıyor. Yol haritası, Gazze Şeridi’ne barışın getirilmesini ve Filistin’in bağımsız olmasına yönelik maddeleri içeriyor. Ayrıca, İsrail ve Arap ülkelerindeki çatışma hâlini sona erdirerek bölgede uzun vadeli bir güvenlik ortamını garanti edebilecek bir atmosferin ana hatlarını oluşturuyor. Nitekim bu güvenlik ortamının oluşması AB’nin kendi sınır güvenliği için de önem arz ediyor.

Borrell’in Yol Haritası Neleri İçeriyor?

  1. İsrail ile yan yana olan bağımsız bir Filistin devleti olmalı ve İsrail ve Arap ülkeleriyle ilişkiler tamamen normalleşmeli.
  2. Uluslararası aktörler taraflar için bir barış ortamı hazırlanması konusunda destekçi olmalı.
  3. Uluslararası aktörler şiddetle süren İsrail-Hamas çatışmalarına son verilmesi için barış konferansı düzenlemeli.
  4. Barış konferanslarında ülkelerin dışişleri bakanları ve uluslararası aktörlerin temsilcileri bir araya gelmeli.
  5. Konferans bir yıl içerisinde çalışma grubu oluşturmalı ve barış için bir taslak ortaya koyulmalı.
  6. Barış planı, önceki BM kararları ve arabuluculuk çabalarına dayandırılarak mümkün olduğunca pratik ve kapsamlı bir şekilde oluşturulmalı.
  7. Plan gelecekte hem İsrail hem de Filistin için sağlam zemine dayalı bir barış ortamı sunmalı.
  8. Barış konferansıyla beraber hazırlanan barış planında her adımda ve her zamanda çatışan taraflara danışılmalı ve taraflardan biri çekilmeye karar verirse, çalışma yine de devam etmeli.
  9. Barış planı hazır olduğunda İsrail ve Filistin’e sunulmalı ve çatışan taraflar bu nihai karar üzerine müzakere etmeli.
  10. Sürece paralel olarak, konferansa katılanlar diğer hedeflerin yanı sıra, devam eden insani krizi bitirmek veya hafifletmek, İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak, bölgesel istikrarsızlıkları ve huzursuzlukları önlemek, Filistin’in demokratik meşruiyetini güçlendirmek ve Gazze'nin yeniden inşasını desteklemek için çaba göstermeli.

Gelecek Günler Ne Gösteriyor?

Borrell bu krizi İkinci Dünya Savaşı öncesindeki siyasi duruma benzeterek dünyanın büyük bir jeostratejik risk yaşadığını ifade ediyor. Çatışan tarafların kendi hallerinde bir mutabakata ve ateşkese varamayacağını düşünen AB Yüksek Temsilcisi, ABD ve BM’yi iki devletli çözüm mekanizmasını teşvik etmeye davet ediyor. Bu daveti ve mücadeleyi AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi’nin gerçekleştiriyor olması AB’nin bölgedeki duruşuna net bir çerçeve çiziyor. Her ne kadar AB üye ülkelerince tam anlamıyla ortak bir karar oluşturulmamış olsa da AB’nin İsrail-Hamas çatışmasına bakış açısının başta iki devletli -yani Filistin için bağımsız bir devlet statüsünü uygun gören- çözümü desteklediği görülüyor. Bu da AB’nin çatışmalar karşısındaki tutumunun en bariz göstergesini oluşturuyor.

Ayrıca Borrell, İsrail’in El Fetih liderliğindeki Filistin yönetimini zayıflatmak maksadıyla Hamas’ı uzun yıllarca desteklemesine eleştirilerde bulunuyor. Borrell, Kızıldeniz’de yaşanan gelişmelere de değinerek önceliğin bölgedeki çatışmaların yayılmasını önlemek ve deniz güvenliğini sağlamak olduğunu belirtiyor. Bu çatışmaların önüne geçilemezse herhangi bir olayın tüm dünya için büyük tehlikelere yol açacak bir duruma sebep olabileceğini de ifade ediyor.

Sonuç

AB adına İsrail-Hamas çatışmalarına çözüm bulmak için bir barış planı öne süren Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in iki devletli çözüm üzerine yoğunlaştığı yol haritası, çatışmanın taraflarının da yer aldığı üst düzey yetkililerle paylaşıldı. Borrell’in böyle bir girişimde bulunması AB’nin bölgede barışı inşa eden güç (peace-building) olma isteğini gösteriyor ancak, AB üye ülkelerinin bu konuda tek sesli bir şekilde hareket edebileceğine garanti verilemiyor. Üye ülkelerin bazıları İsrail’i destekleyici söylemler öne sürerek AB’nin oluşturmak istediği insan haklarını temele alan barış ortamı karşısında taraflı bir tutum sergiliyor.

AB’nin ABD ve BM’yi de desteklemeye davet ettiği iki devletli çözüm mekanizmasının çatışmalarda ateşkesi sağlayıp sağlayamayacağı ilerleyen günlerde görülecek. AB tarafından başlatılan bu önemli girişimde üye ülkelerin ortak bir karar çatısı altında hareket edememesi Birliğin dış politikadaki etkililiği açısından bir başarısızlık olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, daha büyük felaketlere sebep olabileceği düşünülen ve 7 Ekim’den bugüne pek çok sivilin hayatını kaybetmesine neden olan çatışmaların iki devletli çözümün benimsenmesiyle son bulması durumunda ise barışı tesis edebilmiş olması açısından AB’yi bölgede önemli bir aktör hâline getirebilir. Altını çizmek gerekir ki, her ne kadar bölgede barış ortamını oluşturmaya çalışan politikalar ortaya koyma gayretinde bulunsa da, AB’nin bu adımları yalnızca bölgedeki sorunların sona ermesi için değil aynı zamanda bölgedeki istikrarsızlıkların kendi sınırlarına yansımasını engellemek için attığı görülüyor.

Nagehan Nur Uysal, İKV Uzmanı