İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 OCAK 2024

TÜRKİYE-AB GÜNDEMİ: Türkiye’nin AB Coğrafi İşaretli Ürün Sayısı Artıyor: Karabük Safranı AB Tarafından Tescillendi

Türkiye’nin AB Coğrafi İşaretli Ürün Sayısı Artıyor: Karabük Safranı AB Tarafından Tescillendi

Karabük'ün Safranbolu ilçesinde yetişen Safranbolu Safranı, 17 Ocak 2024 tarihinde AB'den coğrafi işaret tescili aldı. Böylece Türkiye’nin AB coğrafi işaret tescili alan ürün sayısı 19’a yükseldi. Konu ile açıklamalarda bulunan Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, “AB tescili Türkiye ve ötesinde bu safranın tanınırlığını artıracak ve hem üreticiler hem de tüketiciler için çok önemli bir rol oynayacak. Tüketiciler logoyu gördüklerinde gerçek Safranbolu safranı aldıklarını anlayacaklar” ifadesini kullandı. Başvuru sahibi Safranbolu Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Muammer Dumaner ise “AB tescili, hakiki safranın dünyada tanınacağı anlamına geliyor. Ürünümüzün değeri daha çok artacak” dedi.

AB coğrafi işareti alan diğer 18 Türk ürünü; Antakya Künefesi (2023), Suruç Narı (2023), Çağlayancerit Cevizi (2023), Gemlik Zeytini (2023), Edremit Zeytinyağı (2023), Milas Yağlı Zeytini (2023), Ayaş Domatesi (2023), Edremit Körfezi Yeşil Çizik Zeytini (2023), Maraş Tarhanası (2023), Ezine Peyniri (2023), Giresun Tombul Fındığı (2022), Bayramiç Beyazı (2021), Taşköprü Sarımsağı (2021), Aydın Kestanesi (2020), Milas Zeytinyağı (2020), Malatya Kayısısı (2017), Aydın İnciri (2016) ve Gaziantep Baklavası (2013) olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye’de Coğrafi İşaret

Türkiye, sınırları içerisinde üretilen ürünlere, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) aracılığıyla kendi coğrafi işaretlerini veriyor. Türkiye’de gıda, tarım, maden, el sanatları ve sanayi ürünleri coğrafi işaret tescili alabiliyorken; coğrafi işaretler “menşe adı” ya da “mahreç işareti” olarak tescil ediliyor. Bunlara ek olarak menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen bir ürünü tarif etmek için geleneksel olarak en az otuz yıl süreyle kullanıldığı kanıtlanan adlar, “geleneksel ürün adı” olarak tanımlanabiliyor. Bu kavramların ne anlama geldiğine bakmak gerekirse:

  • Menşe Adı: Bir ürünün, tüm veya esas nitelikleri belirli bir coğrafi alana ait doğal ve beşerî unsurlardan kaynaklanıyorsa bu durumdaki ürünlere menşe adı verilebiliyor.
  • Mahreç İşareti: Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibarıyla belirli bir coğrafi alan ile özdeşleşmiş olan; üretim, işleme ya da diğer işlemlerinden en az birinin belirlenmiş coğrafi alan içinde gerçekleşen ürünler mahreç işareti alabiliyor.
  • •Geleneksel Ürün Adı: Geleneksel olarak en az otuz yıl süreyle kullanıldığı kanıtlanan, geleneksel olarak üretilen veya geleneksel bileşim, hammadde veya malzemeden üretilen ürünler geleneksel ürün adı alabiliyor.

 

Tablo 1: Türkiye’nin AB Coğrafi İşareti Başvurusu Yaptığı Ürünler

Kaynak: Avrupa Komisyonu

 

AB Coğrafi İşaret Başvurusu

Sınai mülkiyet haklarının korunması ile ilgili bir konu olan coğrafi işaretler, dünyanın her yerinde tescil gerçekleştirilen ülkede geçerli oluyor. Farklı ülkelerde bu korumayı elde edebilmek için ya o ülkelerin mevzuatı çerçevesinde tescil başvurusunda bulunmak ya da uluslararası koruma sağlayan sistemler kapsamında başvuru yapmak gerekiyor. Bu bağlamda coğrafi işaretlerin AB boyutunda, Üye Devletlerin tamamında geçerli olan AB coğrafi işaretini alabilmek için tarımsal ürünler ve gıda maddeleri için kalite planlarına ilişkin 21 Kasım 2012 tarihli ve 1151/2012/AB sayılı Tüzük kapsamında Avrupa Komisyonuna başvuru yapılması gerekiyor. Türkiye tarafından başvurular 2019 yılından beri TÜRKPATENT aracılığı ile Komisyona gönderiliyor ve TÜRKPATENT başvuru sahiplerine teknik destek sağlıyor. AB nezdinde başvuru yapılmadan önce ürünün Türkiye’de coğrafi işaret tescilini alması gerekiyor. Mahreç işaretinin, menşe adının ve geleneksel ürün adının AB’deki karşılığı sırasıyla “Protected Geographical Indication (PGI)”, “Protected Designation of Origin (PDO)” ve “Traditional Speciality Guaranteed (TSG)” olarak karşımıza çıkıyor. Tablo 1’de verildiği üzere, Türkiye’nin coğrafi işaret alan 19 ürünün ötesinde 40’tan fazla farklı ürün başvurusunda bulunduğu görülüyor.

Sonuç ve Değerlendirme

Piyasadaki ürünler için ayırt edici bir pazarlama aracı olarak kullanılabilen coğrafi işaretlerin; kalite göstergesi, yerel üretimi ve kırsal kalkınmayı destekleme, turizme katkıda bulunma ve ürün taklitçiliği ile mücadele etme gibi işlevleri bulunuyor. Bu bağlamda kendi coğrafyasında yetiştirilen ürünlerin korunması konusunda uzun bir geçmişe ve kapsamlı bir hukuki dayanağa sahip olan AB’nin coğrafi işaretine sahip olmanın Türk ürünlerinin daha geniş bir pazarda daha iyi temsil edilmesi anlamına geliyor.

Veriler AB’nin dünya genelinde 10 binden fazla bulunan coğrafi işaretli ürünün yaklaşık üçte birine sahip olduğunu ve yine dünya genelinde 200 milyar doların üzerinde katma değer getiren bu pazarda yaklaşık 75 milyar avro gelir elde ettiğini gösteriyor. Bu doğrultuda coğrafi işaretli ürünlerin önemli bir ihracat potansiyeli de bulunuyor. Örneğin küresel anlamda Fransa’nın Bourge-en-Bresse bölgesinde yetiştirilen Bresse tavuğu, diğer ürünlere göre yaklaşık beş kat, İtalya’nın Toskana bölgesinde üretilen Toskana yağı diğer ürünlere göre yaklaşık %20 daha yüksek fiyattan alıcı bulabiliyor. Tablo 1 incelendiğinde, özellikle 2020 sonrasında Türkiye’nin daha fazla ürün için AB coğrafi işaretini almaya yönelik bir hamle yaptığı ve 2023 yılında 27 ürün başvurusuyla bunun zirveye ulaştığı görülüyor. Ancak Türkiye’nin bulunduğu coğrafi konumu, farklı iklim ve kültürel yapısı nedeniyle coğrafi işaret alabilme potansiyeli bulunan ürün bakımından oldukça zengin bir ülke olduğu dikkate alındığında; bu potansiyelini daha fazla kullanması, mevcut başvuruların olumlu sonuçlanması için gerekli prosedürleri hızla tamamlaması ve yeni ürün başvurularında bulunması gerekiyor.

Ahmet Emre Usta, İKV Uzmanı