İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 NİSAN 2024

31 Mart 2024 Yerel Seçimleri Sonrası Türkiye-AB İlişkilerindeki Potansiyel Fırsatlar

31 Mart 2024 Yerel Seçimleri Sonrası Türkiye-AB İlişkilerindeki Potansiyel Fırsatlar


31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi, 1977 yılından sonra ilk defa bir seçimde birinci parti konumuna yükselirken; AK Parti 22 yıldır iktidarında ilk kez bir seçimi ikinci sırada tamamladı. 2028 yılında gerçekleşecek olan cumhurbaşkanlığı seçimine kadar Türkiye’de dört yıl boyunca yeni bir seçimin yapılması beklenmiyor. AB tarafında ise önümüzdeki haziran ayında AP seçimleri yapılacak ve Avrupa Komisyonunda görev değişiklikleri yaşanacak. Bu bağlamda önümüzde seçimsiz geçecek 4-5 yıl boyunca, Türkiye-AB ilişkilerinin tekrardan değerlere dayanan bir temele oturtulması için önemli fırsatlar bulunuyor. Öncelikle böyle bir ortamda üyelik sürecinin canlandırılması, Türkiye’nin tekrardan AB’ye uyum süreci yolunda önemli demokratik adımlar atmasını teşvik edebilir. Bunun yanında gümrük birliğinin güncellenmesi meselesi, her iki tarafa da önemli faydalar getirerek, ekonomik bir alanda güçlendirilen ilişkilerin aşamalı bir şekilde siyasi alanlara da sıçramasına neden olabilir. Son olarak Yeşil Mutabakat sonrasında AB’nin başlattığı yeşil dönüşüm sürecinin, önemli iş birliği fırsatlarını da beraberinde getirdiği söylenebilir.


Türkiye, 31 Mart 2024 tarihinde yerel seçimler için sandık başına gitti. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye genelinde %37,77 oy oranına ulaşarak (2019 yerel seçimlerindeki oy oranı %30,12) 1977 yılından sonra ilk defa bir seçimde birinci parti konumuna yükseldi. %35,49’luk bir oy oranı alan (2019 yerel seçimlerindeki oy oranı %44,33) AK Parti ise 22 yıldır iktidarında ilk kez bir seçimi ikinci sırada tamamladı. Yeniden Refah Partisi’nin aldığı oy oranı seçimlerin en büyük sürprizlerinden biriydi. Nitekim Yeniden Refah Partisi, Türkiye genelinde %6,19 oy oranına ulaşarak ilk defa girmiş oldu bir yerel seçimde üçüncü parti oldu.

Katılım oranının %78,55 olduğu ve 61 milyon 430 bin seçmenin oy kullandığı seçimlerde, Cumhuriyet Halk Partisi büyükşehir belediye sayısını 11’den 14’e il belediyesi sayısını 10’dan 21’e çıkarttı. AK Parti’nin büyükşehir belediyesi sayısı 15’ten 12’ye, il belediye başkanlığı sayısı ise 24’ten 12’ye indi. Bu tablo, Cumhuriyet Halk Partisi’nin önümüzdeki beş yıllık süreçte ülke ekonomisinin %66,5’ini oluşturan büyükşehirleri yöneteceği anlamına geliyor.

31 Mart 2024 Yerel Seçim Haritası

Kaynak: Anadolu Ajansı

Hem iktidar hem de muhalefet partisi liderleri, seçim sonuçlarına yönelik oldukça ılımlı açıklamalarda bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, “bu galibiyetin bir kaybedeni yoktur. Bizim başarımız kimsenin hezimeti olmayacaktır, kimsenin hezimeti değildir. Bugün hangi partiye oy vermiş olursa olsun kimsenin kaybetmiş hissetmesini istemiyoruz” dedi. Partililerinin sevinçlerini mümkün olduğunca sessiz yaşamalarını talep eden Genel Başkan Özel, “bu başarıyı bize oy vermeyen seçmenlerimizle de paylaşmak üzere sevincimizi içimizde ve mümkün olunduğu kadar sessiz yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise siyasi parti fark etmeksizin iradesini serbestçe sandığa yansıtan tüm vatandaşlara teşekkür etti ve seçimleri “AK Partiye ve Cumhur İttifakı'na oy verenlerle birlikte, demokratik haklarını kullanarak sandığın gücüne güç katan herkes kazanmıştır” dedi. Seçilen büyükşehir belediye başkanlarını; il, ilçe, belde belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, il genel meclisi üyelerini, muhtarları ve azaları tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümet olarak “milletimizin oyuyla seçilmiş tüm yerel yöneticileri şehirlerinin hayrına yapacakları işlerde desteklemeye devam edeceğiz” açıklamalarında bulundu.

AB Tarafında Ön Plana Çıkan Açıklamalar

31 Mart 2024 yerel seçimlere ilişkin AB tarafından üç ismin yaptığı açıklamalar oldukça dikkat çekiciydi. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, seçimlerin sakin ve profesyonelce yapılmasının Türkiye’yi onurlandırdığını ve vatandaşlarının yerel demokrasiye bağlılığını gösterdiğini belirten AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "temel haklar ve demokrasi, ilişkilerimizin merkezinde yer alıyor. Reformlar üzerinde birlikte çalışarak, Türkiye’yi AB’ye daha da yakınlaştırmak için sabırsızlanıyorum" dedi. AP Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, “seçilmiş tüm belediye başkanları ve özellikle seçimin kesin kazananı CHP’yi kutluyorum” paylaşımında bulundu. Avrupa Parlamentosu'ndaki en büyük siyasi grup olan muhafazakâr Avrupa Halk Partisi'nin (EPP) Başkanı Manfred Weber ise daha fazla açılım sergilediği takdirde Türkiye ile Gümrük Birliği ve ortaklığı derinleştirmeye hazır olduklarının altını çizdi ancak Türkiye'nin AB üyeliğinin her iki tarafa aşırı yük getireceğine vurgu yaptı. Weber daha önce de Türkiye'nin AB üyelik hedefine son verilmesi gerektiğini savunmuştu.

Sonuç: İlişkilerin Değerlere Dayanan Bir Temele Oturtulması Mümkün

Olağan takvimin işlemesi hâlinde, 2028 yılında gerçekleşecek olan cumhurbaşkanlığı seçimine kadar Türkiye’de dört yıl boyunca yeni bir seçimin yapılması beklenmiyor. AB tarafında ise önümüzdeki haziran ayında AP seçimleri yapılacak ve Avrupa Komisyonunda görev değişiklikleri yaşanacak. Bu doğrultuda Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğinin yaz sonrasında, AP ve Komisyon içerisindeki görev değişimlerinin ardından tekrardan ciddi bir şekilde ele alınabileceği söylenebilir. Türkiye’de AB konusunun, AB’de ise Türkiye konusunun siyasi bir karşılığının olduğu dikkate alındığında, tarafların seçimlerin olmadığı 4-5 senelik dönemi çok iyi değerlendirmesi gerekiyor.

Uluslararası gerilimlerin hiç olmadığı kadar arttığı bir dönemde, Türkiye ve AB’nin birbirine her zamankinden fazla ihtiyacı olduğu bir gerçek. Nitekim her iki taraf, COVID-19 krizinin hemen ardından patlak veren Rusya-Ukrayna savaşının ve başta İsrail-Filistin savaşı olmak üzere Orta Doğu’da artan gerilimin hem jeopolitik hem de ekonomik sonuçlarıyla yüzleşiyor. Ancak özellikle 18 Mart Mutabakatı’ndan beri pragmatik ve çıkara dayalı “transaksiyonel” bir boyuta evrilen ikili ilişkilerde, bir kez daha konjonktürün zorlamasıyla bu eğilimin devam ettirilmesinin, günü kurtarmaktan başka bir şey olmayacağının altını çizmek gerek. Buna karşın ikili ilişkilerin tekrardan değerlere dayanan bir temele oturtulması için büyük fırsatlar da bulunuyor.

Demokratik değerlerin en büyük savunucularından biri olduğunu ileri süren AB’nin, 31 Mart 2024 yerel seçimlerini, seçimlerin Türk demokrasisi üzerindeki potansiyel etkilerini ve Türk halkının sandığa verdiği önemi doğru değerlendirmesi gerekiyor. Nitekim Türk halkı ve demokrasisi, bunun mümkün olmayacağını düşünenlerin aksine, Türkiye’de sandık yoluyla bir değişimin olabileceğini bütün dünyaya gösterdi. Bu bağlamda genişleme konusunun AB gündeminin en üst sıralarına yerleştiği bir dönemde, durma noktasına gelen üyelik sürecinin yeniden canlandırılması, Türkiye’nin tekrardan AB’ye uyum süreci yolunda önemli demokratik adımlar atmasını teşvik edebilir. Bunun yanında gümrük birliğinin güncellenmesi meselesi, her iki tarafa da önemli faydalar getirerek, ekonomik bir alanda güçlendirilen ilişkilerin aşamalı bir şekilde siyasi alanlara da sıçramasına neden olabilir. Son olarak Yeşil Mutabakat sonrasında AB’nin başlattığı yeşil dönüşüm sürecinin, önemli iş birliği fırsatlarını da beraberinde getirdiği söylenebilir.

Ahmet Emre Usta, İKV Uzmanı