İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 NİSAN 2024

NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı Brüksel’de Düzenlendi

NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı Brüksel’de Düzenlendi


75’inci yılını kutlayan ve önümüzdeki aylarda yeni genel sekreterini belirleyecek olan NATO, 3-4 Nisan 2024 tarihlerinde NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı için Brüksel’de bir araya geldi. Temmuz ayında Vaşington’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi hazırlıklarına ek olarak Ukrayna’ya verilen desteğin artırılarak daha uzun vadeli bir plan çerçevesine oturtulması toplantının ana gündemini oluştururken, Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Yeni Zelanda temsilcileriyle “bölgesel değil; küresel güvenlik” anlayışı kapsamında gerçekleştirilen görüşmeler dikkat çekti. 


İkinci yılını dolduran Ukrayna savaşı, Gazze’de devam eden çatışmalar ve insani dram, küresel belirsizlikler ve tahmin edilemezlikler arasında birliğini korumayı ve ortak güvenliğini garanti etmeyi önceleyen NATO, 75’inci yılını kutluyor. 75’inci yıl kutlamasının yanı sıra Ukrayna’ya verilecek desteğin geleceğini tartışmak ve temmuz ayında gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’nin hazırlıkları için NATO ülkeleri dışişleri bakanları, 3-4 Nisan tarihleri arasında Brüksel’de bir araya geldi.

Özellikle Rusya-Ukrayna savaşının başlattığı ve son dönemde Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerle birlikte etkisini kuvvetlendiren, coğrafi olarak uzak partnerlerle de ilişkileri güçlendirme pratiğine örnek teşkil edecek şekilde NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda Avustralya, Güney Kore, Japonya ve Yeni Zelanda temsilcileri ile de görüşüldü. Asya-Pasifik bölgesinden NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’na gerçekleşen bu katılımı, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in “Güvenliğimiz bölgesel değil; küreseldir” sözüyle birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Ukrayna Gündemi

Ukrayna’nın NATO’nun bir parçası olup olmayacağı tartışmaları sürerken, en azından savaş sürdüğü sürece bunun gerçekleşmeyeceği söylenebilir. NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda da günlük siyasi tartışmalara malzeme vermek yerine Ukrayna’ya verilecek desteği sürdürülebilir ve öngörülebilir bir zemine oturtmak konusu esas mesele olarak ele alındı. Genel Sekreter Stoltenberg, NATO’nun bu savaşın bir parçası olmadığını ve olmayacağını ifade etti; bununla birlikte NATO tarafından Ukrayna’ya verilmekte olan desteğin BM Şartı uyarınca kendi egemenliğini ve topraklarını müdafaa eden bir ülkeye verilen destek kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Bununla birlikte Ukrayna’ya hâlihazırda verilmekte olan desteğin artırılması ve desteğin Ukrayna’ya ulaştırılmasının hızlandırılmasının önemine dikkat çeken Stoltenberg, mevcutta savaş sahasındaki durumun oldukça kritik olduğunun; ancak gerekli destek verildiği taktirde Ukrayna’nın topraklarını savunmaya devam edebileceğinin ve Ukrayna’daki ilerlemesi NATO için de tehdit teşkil eden Rusya’nın durdurulabileceğinin altını çizdi.

Toplantıda, NATO’nun gündeminde olan beş yıllık bir süre için 100 milyar avroluk değerindeki yardım paketi, Genel Sekreter’in işaret ettiği büyük ve sürekli desteğin önemli bir parçasını oluşturuyor. Stoltenberg, yardım paketinin beş yıl gibi bir süre için planlanmış olmasının sebebini, NATO’dan Ukrayna’ya aktarılacak desteğin “NATO üyesi ülkelerde yaşanabilecek siyasi değişimler” gibi sebeplerle desteğin aksamasının önüne geçilmesi ve devamlılığın garanti altına alınması olarak açıkladı. Bu bağlamda Stoltenberg’in esas olarak işaret ettiği siyasi değişimin, ABD’de önümüzdeki kasım ayında gerçekleşecek başkanlık seçimlerini sonucunda yaşanması muhtemel “ikinci Trump dönemi” olduğu iddia edilebilir.

100 milyar avroluk paket için müzakereler, temmuz ayında gerçekleşecek NATO Zirvesi de dâhil olmak üzere devam edecekmiş gibi görünüyor. Zira bahsedilen miktar, üzerinde kolayca uzlaşı sağlamak için oldukça yüksek. Ayrıca bu miktarın nasıl temin edileceği ve hangi koşullarla yönetilip dağıtılacağı da taraflarca tartışılıp karara bağlanmayı bekleyen önemli maddeler olarak masada duruyor.

“Bölgesel Değil; Küresel Güvenlik”

Ukrayna savaşının başlamasından bugüne dek geçen süre içinde NATO, Finlandiya ve İsveç’i de kabul ederek 32 üyeli bir ittifak hâline geldi. İsveç’in de katıldığı ilk NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı olan 3-4 Nisan 2024 görüşmelerinden, ittifakın güvenlik ve tehdit algısına yönelik önemli çıkarımlar da yapmak mümkün.

Avustralya, Güney Kore, Japonya ve Yeni Zelandalı yetkililer, Brüksel’e gelerek NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı kapsamında ittifakla bazı görüşmelere katıldı Bu Asya-Pasifik ülkelerinin resmen bir üyesi olmadıkları NATO ile kurdukları yakın ilişki pek tabii ki bu ülkelerin coğrafi olarak batıda olmasalar da küresel siyasette kendilerini Batı’da konumlamalarıyla ve NATO ile kurdukları ortaklık ilişkileriyle alakalı. Öyle ki Ukrayna’ya yapılacak yardımlar ve hatta NATO’nun yeni genel sekreterinin belirlenmesi süreci gibi yoğun bir gündemde dahi ittifakla olan etkileşimleri üst düzeyde. Aslına bakılırsa bu yakın temasın, Ukrayna savaşıyla beraber iyiden iyiye görünür hâle gelen “tarafını belli etme” ihtiyacının ve zorunluluğunun bir parçası olduğu söylenebilir. Nitekim NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, toplantıda yapmış olduğu bir açıklamasında Kuzey Kore, Çin ve İran’ın farklı şekillerde Rusya’yı desteklediğine; dolayısıyla NATO için güvenliğin bölgesel değil küresel olduğuna ve Asya-Pasifik’teki ortaklarla beraber çalışmanın önemine değinmişti. Bu ifadelerden ve ittifakın daha önceden yayımlamış olduğu stratejik konsept belgelerinden anlaşılacağı üzere NATO için tehdit unsuru olarak yalnızca Avrupa topraklarında devam etmekte olan Ukrayna savaşının Avrupa’da yarattığı istikrarsızlık ortamı görülmüyor ve “öteki” açık bir şekilde tanımlanıyor.

Ajandadaki bu zorlu maddelere ek olarak, NATO yeni bir genel sekreter belirlemenin arifesinde. Önümüzdeki temmuz ayında gerçekleşecek Vaşington Zirvesi’nde belirlenmesi ve Ekim 2024 tarihi itibarıyla görevine başlaması beklenen yeni genel sekreterin Hollanda Başbakanı Mark Rutte olması kuvvetli bir ihtimal olarak değerlendirilirken, Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis’in geçtiğimiz ay yapmış olduğu adaylık açıklamasıyla genel sekreterlik yarışı dikkatleri üzerine çekti. Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda da bu konunun en azından kulislerde çokça konuşulmuş olduğunu düşünebiliriz. Ukrayna’ya desteği sürdürmek, küresel hibrit tehditlere karşı kolektif güvenliğin sağlanması ihtiyacına cevap vermek, ittifakı bu zor konjonktürde bir arada tutmak gibi zorlu görevleri yüklenecek olan yeni genel sekreterin önünde bulunan işin pek de kolay olmadığını iddia etmek yanlış olmaz. Değişen iç ve dış dengelerin hüküm sürdüğü bir dünyada, karmaşık ve iç içe geçmiş tehditlere karşı ittifakın bir bütün olarak hareket edebilir ve cevap verebilir olması için çalışmak -özellikle de Ukrayna savaşıyla oldukça azalmış olsa da ittifakın varoluş sebebinin sorgulandığı bir ortamda- yeni genel sekreterin yegâne görevi olacak.

Tunç İbrahim Ceylan, İKV Uzman Yardımcısı